1 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : D3/1/Y.K.-99/6
Karar Sayısı : 99-21/171-90
Karar Tarihi : 28.04.1999
Toplantıya Katılan
İkinci Başkan : Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU,
Üyeler : Mehmet Zeki UZUN, Sadık KUTLU, Dr. Kemal EROL,
Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK, Ali Ersan GÖKMEN,
R. Müfit SONBAY, Kubilay ATASAYAR.
Toplantıya Katılmayan Üye (mazeretli): İsmet CANTÜRK.
Bildirimde Bulunan: Tezsan Pazarlama A.Ş. adına Ali Tamer KAVALALI ve
Mete ALPAY
Taraflar: - Strojimport Foreign Trade Company
130 00 Praha 3, Vinohradska, 184 ÇEK CUMHURİYETİ
- Tezsan Pazarlama A.Ş.
Barbaros Bulv. No:125, Beşiktaş/İSTANBUL
Dosya Konusu: Strojimport Foreign Trade Company (SFTC) adlı Çek firması ile
Tezsan Pazarlama A.Ş. (TEZSAN) arasında imzalanan yetkili acentalık
sözleşmesine menfi tespit/muafiyet verilmesi talebi.
Raportörlerin Görüşü: Söz konusu teşebbüsler arasında imzalanan yetkili acentelik
sözleşmesinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'a aykırı hükümler
içermesi nedeniyle menfi tespit verilemeyeceği, bununla birlikte; sözleşmenin takım
tezgahlarının dağıtımı alanında iyileşme ve teknik gelişmelerin elde edilmesine yol
açtığı, böylelikle tüketicinin seçim hakkının arttığı ve düzenli servis bulabilme imkânı
ve ürün tedarikinin düzenli hale gelmesi gibi bazı faydalar elde edildiği, rekabetin bu
gelişme ve faydaların ortaya çıkması için gerekli olandan fazla sınırlanmadığı, buna
ilaveten ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkması gibi bir
durumun doğmadığı, böylelikle de 4054 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde sayılan
bireysel muafiyet için gerekli dört şartın tamamının yerine getirildiği, anılan madde
gereğince Kanun’un 4’üncü maddesinin uygulanmasından en çok 5 yıl için muaf
tutulabileceği.
Dosya Evreleri: Dosya konusu talep ile Kurum kayıtlarına 05.05.1998 tarih, 1126
sayı ile intikal etmiş olan Ali Tamer KAVALALI ve Mete ALPAY imzalı bildirim
üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 5’inci maddesi
2 REKABET KURUMU
uyarınca, Raportörler Yüksel KAYA ve Meltem BAĞIŞ tarafından düzenlenen
07.04.1999 tarih, D3/1/Y.K.-99/6 sayılı Muafiyet Ön İnceleme Raporu, 07.04.1999
tarih, REK.0.07.00.00/12 sayılı Başkanlık önergesi ile Kurul toplantı gündemine
alınmış olup 99-21 sayılı Kurul toplantısında karara bağlanmıştır
DEĞERLENDİRME
Başvuru formu ve ekinden; menfi tespit belgesi verilmesi talebinde de
bulunulmakla birlikte, bildirimin esasen acentelik sözleşmesinin 1997/3 sayılı “Tek
Elden Dağıtım Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” ile uyumlu olduğunun
tespiti amacıyla yapıldığı, ancak bu istemin kabul edilmemesi halinde Kanun’un
5’inci maddesi gereğince muafiyet verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu sözleşme hükümlerine göre, bir şirket diğerine belirli bir bölgede
belirli ürünler için münhasıran satışa aracılık etme yetkisi vererek, topraksal bir
korumaya neden olmaktadır. Topraksal koruma, bildirim konusu anlaşma
çerçevesinde sözleşme ürünlerinin sadece tek bir teşebbüs tarafından diğer
teşebbüsler dışlanmak suretiyle temsil edilmesine neden olduğu için rekabeti
sınırlamakta, dolayısıyla anlaşma 4054 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi kapsamında
rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma olarak değerlendirilmektedir. Bu haliyle anılan
sözleşmeye Kanun’un 8’inci maddesi uyarınca menfi tespit belgesi verilememesi
nedeniyle başvurunun Kanun’un “Muafiyet” başlıklı 5’inci maddesi kapsamında
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ancak, söz konusu sözleşme, başvuru formunda belirtildiğinin aksine, 1997/3
sayılı “Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” kapsamında
bulunmamaktadır.
Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcının tek satıcıya mamullerinin tamamını veya
bir kısmını belirli bir coğrafi bölgede inhisari olarak satmak üzere sadece tek satıcıya
gönderme, buna karşılık tek satıcının da sözleşme konusu malları kendi adına ve
hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunma
yükümlülüğü üstlendiği bir sözleşmedir.
Bu tip sözleşmelerin belirleyici unsurları süreklilik, kendi adına ve hesabına
hareket etme, tek satış hakkı ve satış artırma faaliyetlerinde bulunmaktır. Anılan
sözleşmelerle yapımcı ve satıcı arasında sürekli bir ilişki kurulur. Çünkü tek satıcı
belirli bir malı bu süre içinde sürekli olarak yapımcıdan alacaktır.
Tek satıcı sözleşme konusu malları yapımcıdan satın alarak kendi
müşterilerine satar, diğer bir deyişle, yapımcıyla yaptığı sözleşme nedeniyle satın
aldığı malların mülkiyeti kendisine geçer, dolayısıyla satıştan elde edeceği kâr da
kendisine aittir. Buna ilaveten, tek satıcı satın alıp sattığı mallarla ilgili her türlü riski
üstlenir ve satıştan elde edeceği kâr veya zarar kendisine ait olur. Tek satıcılık
sözleşmesinin bu özellliği tek satıcıyı acente ve komisyoncu gibi diğer bağımsız tacir
yardımcılarından ayırır. Acente ve komisyoncu daima müvekkilleri hesabına iş yapar,
yani bunların yapacağı işlemlerden doğan hak ve borçlar müvekkillerine ait olur ve
3 REKABET KURUMU
acente ile komisyoncunun risk üstlenmesi söz konusu olmaz. Tek satıcı ise kendi
adına ve hesabına iş yapar. Bu nedenden dolayı, tek satıcı yapımcının temsilcisi
olmayıp ondan ekonomik ve hukuki olarak bağımsız bir tacirdir.
Bu haliyle, söz konusu sözleşmenin, TEZSAN’ın SFTC’den aldığı anlaşma
konusu malların satışını kendi ad ve hesabına değil, SFTC ad ve hesabına yapması,
satışa ilişkin herhangi bir risk üstlenmemesi nedeniyle tek satıcılık sözleşmesi değil,
acentelik sözleşmesi olarak değerlendirilme gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Anılan
acentelik sözleşmesinde yer alan diğer hükümlerden, bu husus haricinde tek satıcılık
sözleşmesinin diğer unsurlarının bu sözleşmede yer aldığı görülmektedir.
Öte yandan, “Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği”
temel olarak iki teşebbüsün taraf olduğu, bir tarafın belirli malları ülkenin tamamında
veya belirlenmiş bir bölümünde yeniden satması amacıyla yalnızca diğer tarafa
sağlamayı kabul ettiği anlaşmaları kapsadığı için, anılan “yetkili acentelik
sözleşmesi”nin söz konusu tebliğ kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna
ulaşılmıştır.
Başvuru son olarak Kanun’un 5’inci maddesi çerçevesinde bireysel muafiyet
yönüyle değerlendirilmiştir.
Dosya mevcudu bilgi ve belgelere göre, anılan sözleşme ile SFTC, TEZSAN’a
anlaşma konusu ürünlerin Türkiye pazarında satışına aracılık etme yetkisi vererek
Türkiye sınırları içindeki bütün faaliyetlerini bu şirket aracılığıyla yürüteceğini taahhüt
etmekte, böylece TEZSAN’a basit tekel olma hakkı sağlamış olmaktadır. Bununla
birlikte, sözleşmede SFTC’nin başka bölgelerde acentelik verdiği teşebbüslerin
birbirlerinin bölgelerine satış yapmalarını veya üçüncü kişilerin Türkiye pazarına
yapacakları satışları engelleyeceğine ilişkin her hangi bir hükmün bulunmaması, bu
tekel halinin mutlak tekel konumundan uzak tutulduğu anlamına gelmektedir. Söz
konusu basit tekel durumu, SFTC şirketine acil durumlar için müşterilerle doğrudan
görüşme yetkisi tanınmak suretiyle de bir anlamda zayıflatılmıştır. Bunlara ilave
olarak, sözleşmenin 9’uncu kısmında yer verilen “sözleşme ürünlerinden biri için
üretim lisansı ile birlikte Çekoslovakya dışına ihraç yetkisi verilmesi halinde SFTC
bu ürünü sözleşmeden silme hakkına sahiptir.” hükmü, verilen basit tekel yetkisine
konu olan ürün sayısını azaltacak mahiyettedir.
Bu tür bir basit tekelin oluşturulması, 4054 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinin
(a) bendinde yer alan “malları üretim ve dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni
gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması” hükmü
bakımından değerlendirilirse; TEZSAN, elde ettiği bu yetkiye dayanarak sözleşme
ürünlerini diğer satıcılarla rekabet etmeden tek başına satmak suretiyle çıkar
sağlayacak, bütün enerjisini malların sürümüne yönelterek piyasada etkin bir şekilde
faaliyette bulunacak, SFTC de TEZSAN’ın göstereceği yoğun çabalarla mallarının
daha fazla satılmasını sağlamış olacak, pek çok satıcı ile ticari ilişkiler kurmak
zorunda olmayarak özellikle uluslararası ticarette dil, yabancı yasalar ve diğer
farklılıklardan kaynaklanan dağıtım güçlükleriyle uğraşmak zorunda olmayacaktır. Bu
şekilde, SFTC kendi faaliyetlerinde yoğunlaşma imkanı elde ederken, yetkili acentesi
4 REKABET KURUMU
de pazarlama faaliyetlerinde uzmanlaşarak etkin bir dağıtım mekanizmasına sahip
olacaktır. Bunların yanısıra, TEZSAN’ın pazarın yapısı, rakiplerin faaliyetleri ve rakip
ürünlerin teknik gelişmeleri ile ilgili göndereceği düzenli raporlar sayesinde SFTC,
rakip ürünlerle rekabet edebilecek gelişmişlikte ürünler için çaba harcama ve üretim
faaliyetlerinin yeni gelişmelere göre uyarlanması olanağı bulacaktır. Sonuç olarak,
söz konusu bilgiler çerçevesinde anılan sözleşmenin 4054 sayılı Kanun’un 5’inci
maddesinin (a) bendinde yer alan koşulu yerine getirmeye yönelik işlevinin olduğu
anlaşılmaktadır.
Anılan sözleşme maddelerinden olan, acenteye anlaşma bölgesinde anlaşma
konusu ürünler için müşterilere düzenli servis hizmeti verilmesi hükmünün tüketici
yararına olduğu açıktır. Böylece, ürünleri satın alan tüketiciler bir sorunla
karşılaştıklarında veya ürünle ilgili teknik yardıma ihtiyaç duyduklarında servis
hizmetinden faydalanabileceklerdir. Burada vurgulanması gereken husus garanti
kapsamında verilen satış sonrası hizmetlerin üreticinin nam ve hesabına
yürütülmekte olması, garanti kapsamı dışındaki hizmetlerin ise (periyodik bakım gibi)
normal tarifeli ve bedel karşılığında acente vasıtasıyla yürütülmekte olmasıdır.
Ayrıca, TEZSAN şirketinin aynı grupta yer alan Tezsan Takım Tezgahları Sanayi ve
Ticaret A.Ş. tarafından üretilen takım tezgahları dışında kalan ürünlerin satışına
anılan sözleşme ile aracılık etmesi de pazarda tüketicilerin daha çeşitli ürünler
bulabilmesine olanak tanıyacak, yani tüketicinin seçim hakkı artacaktır. Bunlara ilave
olarak, bu sözleşme ile TEZSAN ve SFTC arasında sürekli bir ilişki kurulduğu için
(sözleşme 1989 yılından bu yana geçerliliğini korumaktadır) ürün tedarikinde belirgin
bir düzenlilik sağlandığı da söylenebilir. Nihayet, şirket tarafından üretilen
bilgisayarlı tezgahlarda mamul fiyatları dolar bazında önemli oranda değişiklik
göstermemiş, ancak TL. bazında enflasyonu takip eden bir seyir izlemiş olup tüketici
aleyhine olarak fiyatlarda aşırı ölçülere varan artışlar gözlenmemiştir. Bu açıklamalar
ışığında, anılan sözleşme ile kurulan acentelik faaliyetleri sonucunda tüketicinin
yarar sağlayacağı, böylece Kanun’un 5’inci maddesinin (b) bendinde yer alan şartın
da sağlandığı anlaşılmaktadır.
Yatırım malları kapsamında olan ilgili ürün pazarına girişi etkileyen önemli
engellerin söz konusu olmadığı, yerli üretilen ürünler aleyhine ve ithalat lehine
pazara girişi olumlu etkileyen bazı unsurların söz konusu olduğu, bildirim formunda
yer alan bilgilerden anlaşılmaktadır. Öyle ki, Türkiye’de üretilen ürünlerin AB
ülkelerine girişinde aranan ve ihracatta uyulması zorunlu olan teknik nitelikler,
belgelendirme düzeni (CE) gibi unsurların ithal edilen ürünlerde aranmadığı, bunun
da yerli sanayi aleyhine haksız rekabet oluşturduğu ifade edilmektedir.
Öte yandan, “en büyük” olarak nitelenen beş rakibin Türkiye Cumhuriyeti
sınırları dahilindeki takım tezgahları pazarı olarak belirlenen ilgili pazardaki
paylarının oldukça düşük olduğu görülmektedir. TEZSAN şirketinin pazar payının
%…-… olduğu da göz önüne alındığında pazarın bölünmüş bir yapıya sahip olduğu,
bazı şirketlerin takım tezgahları içinde belirli tiplerin üretiminde sahip oldukları pazar
paylarının yüksek olmakla birlikte (TEZSAN Takım Tezgahları San. Tic. A.Ş.’nin
üniversal torna tezgahlarındaki pazar payı %…, CNC torna tezgahlarındaki payı ise
5 REKABET KURUMU
%…-… oranındadır) genel olarak takım tezgahları üretiminde rekabetin yoğun olarak
yaşandığını söylemek mümkündür.
Son üç yılda, Türkiye pazarına ilgili ürünler bazında ithalatı özendiren ve
teşvik eden düzenlemeler çerçevesinde yeni giren bir çok teşebbüs olmuştur. Bu
teşebbüsler gerçek ve tüzel kişiler olmakla birlikte genellikle temsilcilik düzeyinde
faaliyet göstermektedir.
Gerek pazardaki en büyük beş müşteri gereksa pazara son üç yıl içinde giren
teşebbüsler hakkında verilen açıklamalar düşünüldüğünde ilgili piyasanın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkmadığı düşünülmektedir. İncelemeye konu olan
sözleşme 1989 yılından beri yürürlükte olmasına rağmen, son üç yılda bir çok
teşebbüsün piyasaya girmiş olması bu görüşü güçlendirmektedir. Son üç yılda
piyasaya giren teşebbüslerin genellikle temsilcilik oldukları göz önüne alındığında,
yerli üreticilerin yabancı üreticilerin yoğun rekabeti ile başbaşa oldukları da açıktır.
Böylece, Kanun’un 5’inci maddesinin (c) bendinde belirtilen koşulun sağlanmış
olduğu ortaya çıkmaktadır.
Nihayet, “d” bendinde ileri sürülen şartın da “a” ve “b” bendlerine yönelik
olarak yapılan açıklamalar ışığında yerine getirildiği düşünülmektedir. Yabancı
firmanın ilgili pazara girmesi, mallarının etkin şekilde dağıtılması ve pazarlanması
için dil, mevzuat, bir çok satıcı ile ilişki kurmak gibi zaman ve para kaybına yol
açacak hususlardan ancak yetkili acentelik tesisi vb. gibi yollar vasıtasıyla
kaçınılabileceği, bunun için de belirli sınırlar içerisinde topraksal koruma verilerek
rekabetin sınırlanmasının zorunlu olduğu, müşteri ihtiyaçlarına yönelik servis hizmeti
verilmesinin de getirilen rekabet sınırlaması içinde olumlu bir yaklaşım olduğu
görülmekte olup sonuç olarak rekabetin gerekli olandan fazla sınırlanmadığı ortaya
çıkmaktadır.
Anılan sözleşmede yer alan reklam yapmaya veya SFTC firmasının yapacağı
reklamlara mali katkıda bulunmaya, SFTC’nin katılacağı fuar ve sergiler için bu
şirkete yardım etmeye ilişkin hükümler, ürünlerin tanıtımına, dolayısıyla da satış
artırmaya yönelik olup anlaşmanın niteliği çerçevesinde gerekli (zorunlu) şartlardır.
Nitekim, 1997/3 sayılı Tebliğ hükümlerinde reklam yapmak satış artırmaya yönelik bir
uygulama olarak nitelenerek muafiyet kapsamına alınmıştır.
Sözleşmede yer alan ve TEZSAN şirketinin sadece SFTC tarafından bildirilen
fiyatlara ve satış koşullarına riayet edeceği yolundaki hüküm de muafiyet
kapsamındadır. Her şeyden önce, söz konusu anlaşma bir acentelik anlaşmasıdır,
yani malların mülkiyeti SFTC şirketindedir, TEZSAN sadece satışa aracılık etmekte,
ürünlerin satışında her hangi bir risk üstlenmemekte ve satılan ürünün parası
SFTC’ye tamamen ödendikten sonra komisyona hak kazanmaktadır. Bu nedenle
acentelik sözleşmesinde yer alan bu hüküm 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin
“Mal veya hizmetlerin alım veya satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi
unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi” şeklindeki (a) bendi
kapsamında değerlendirilemez.
6 REKABET KURUMU
SONUÇ
Ön İnceleme Raporu’nda yer verilen bilgi ve belgeler ile yukarıda özetlenen
değerlendirmeler doğrultusunda;
1) Strojimport Foreign Trade Company ile Tezsan Pazarlama A.Ş. arasında
imzalanan yetkili acentelik sözleşmesine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesine aykırı hükümler içermesi nedeniyle menfi
tespit belgesi verilemeyeceğine;
2) Aynı Kanun’un 5’inci maddesinde yer alan bireysel muafiyet için gerekli
dört şartın tamamının yerine getirilmesi nedeniyle, sözleşmenin anılan madde
gereğince Kanun’un 4’üncü maddesinin uygulanmasından en çok 5 yıl için muaf
tutulmasına;
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy