AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 6426/12
İbrahim SÜER/TÜRKİYE
Başkan,
Ksenija Turković,
Yargıçlar,
Jon Fridrik Kjølbro,
Georges Ravarani
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Milan Blaško’nun katılımıyla 17 Mayıs 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
09 Ocak 2012 tarihinde yapılmış olan yukarıdaki başvuruyu göz önünde bulundurarak,
Davalı Devlet tarafından ibraz edilen görüşler ile başvuran tarafından cevaben ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran, İbrahim Süer, 1976 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve Mardin’de tutukludur.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Tarafların ibraz ettiği şekliyle, davaya konu olaylar aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi önünde yasadışı örgüte yardım ve yataklık etmek suçundan hakkındaki ceza yargılamaları kapsamında yargılaması devam ederken 15 Ekim 2008 tarihinde tutuklanmıştır.
5. Başvuran, henüz tutuklu iken, 25 Ekim 2013 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkum edilmiştir.
6. 23 Haziran 2014 tarihinde Yargıtay bu kararı onamıştır.
ŞİKÂYETLER
7. Başvuranlar, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesine dayanarak, tutukluluk halinin uzunluğundan şikâyetçi olmuşlardır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
8. Hükümet, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini, 23 Eylül 2012 tarihinde tutukluluk hali devam ederken Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş olması gerektiğini ileri sürmüştür.
9. Başvuran, Hükümetin ilk itirazı hakkında yorum yapmamıştır.
10. Türk Anayasa Mahkemesi önünde yeni kanun yollarının ana yönlerini inceleyen Mahkeme, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen tüm kararlar bakımından, Sözleşme tarafından korunan hak ve özgürlüklerin ihlaline yönelik Türk Meclisinin Anayasa Mahkemesi’ni esas olarak doğrudan ve hızlı tazmin sağlaması imkanı veren yetkilerle donattığını kaydetmiş ve bunu kullanılacak bir kanun yolu olarak nitelendirmiştir (bkz Hasan Uzun/Türkiye, (k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013)
11. Mahkeme ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin zaman bakımından yetkisinin 23 Eylül 2012 tarihinde başladığını ve bireysel başvuru hakkının getirilmesinden önce başlayan ve o tarihten sonra devam eden bir ihlali içeren durumlarda zaman bakımından yetkisinin uzatılmasını kabul ettiğinin daha önce alınan kararlardan anlaşıldığını kaydetmiştir.
12. Mevcut davada, başvuranın tutukluluğu 15 Ekim 2008 tarihinde başlamış ve hükmünün verilmiş olduğu 25 Ekim 2013 tarihinde sona ermiştir. Buna göre, başvuranın tutukluluğu 23 Eylül 2012 tarihinden önceki süre için bile, Anayasa Mahkemesi’nin geçici yetki alanı içindedir (bkz Koçintar/Turkiye (k.k.), no 77429/12, §§ 15-26, 39, 1 Temmuz 2014, ve Levent Bektaş/Turkiye, no. 70026/10, §§ 40-42, 16 Haziran 2015).
13. Sonuç olarak, Mahkeme Hükümetin ilk itirazı göz ününde bulundurularak, Mahkeme iç hukuk yollarının tüketilmemesi sebebiyle bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 §§ a ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvuruları kabul edilemez olarak nitelendirir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 9 Haziran 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Milan Blaško Ksenija Turković
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Başkan
Full & Egal Universal Law Academy