AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 20944/10
Torun SÜLEYMANOĞLU / TÜRKİYE
Başkan
Carlo Ranzoni,
Hâkimler
Egidijus Kūris,
Pauliine Koskelo
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 8 Haziran 2021 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 30 Mart 2010 tarihinde yapılan başvuruyu, davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuran tarafından bu görüşlere cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Torun Süleymanoğlu, Türk vatandaşı olup 1933 doğumludur. Başvuran, Mahkeme önünde Erzurum Barosuna bağlı Avukat Y. Dağaşan tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
2. Başvuru, başvuranın taşınmazının, ilgili idare tarafından başvuranın mülkü kamulaştırılmadan veya zararı tazmin edilmeden, askeri yetkililer tarafından uzun yıllar işgal edilmesi ile ilgilidir.
ŞİKÂYETLER
3. Başvuran, söz konusu durumun Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
4. Mahkeme, başvuran adına başvurunun Mahkemeye 30 Mart 2010 tarihinde yapıldığını kaydetmektedir.
5. Mahkeme, 15 Ekim 2018 tarihinde başvurunun Türk Hükümetine bildirilmesine karar vermiştir.
6.Hükümet, görüşlerinde, Torun Süleymanoğlu’nun, başvurunun Mahkemeye sunulmasından yaklaşık iki yıl önce 2 Nisan 2008 tarihinde vefat ettiği hususunu Mahkemenin dikkatine sunmaktadır. Hükümet, başvuranın avukatının, başvuranın halen hayatta olduğuna inandırarak Mahkemeyi yanılttığını ileri sürmektedir. Hükümet, müteveffa başvuranın avukatının davranışının, başvurunun incelenmesi için önemli bir konuda Mahkemeyi yanıltacak nitelikte olduğu kanaatindedir.
7. Avukat Dağaşan, Torun Süleymanoğlu’nun mirasçılarının, ilgilinin ölümünden sonra kendisine, idare tarafından işgal edilen taşınmaza ilişkin ihtilaf çerçevesinde ikame, temsil ve yardım yetkisi ile genel vekâletname verdiğini belirtmekle yetinmektedir.
8.Mahkeme, bir yandan Torun Süleymanoğlu’nun, başvuru Mahkeme önüne getirilmeden önce gerçekte hayatını kaybettiğini, diğer yandan, başvurunun yapıldığı tarihte dosyanın, ilgilinin mirasçıları tarafından Avukat Dağaşan’a verilmiş, kendileri adına Mahkemeye başvuruda bulunma isteklerini ifade eden herhangi bir yetkiyi içermediğini gözlemlemektedir.
9.Mahkeme bu bağlamda, öncelikle, yerleşik içtihatlarına göre, 34. maddenin “mağdur” ifadesiyle, ihtilaf konusu eylem veya ihmal ile doğrudan ilgili olan kişiyi, yani söz konusu duruma son verilmesini sağlama yönünde doğrudan ve geçerli bir kişisel çıkarı olan kişiyi tanımladığını hatırlatmaktadır (Patoux / Fransa, no. 35079/06, § 51, 14 Nisan 2011).
10.Mahkeme ardından, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 47. maddesinin 7. fıkrası (eski 47. maddenin 6.fıkrası) uyarınca, “başvurularının değerlendirilmesiyle ilgili her türlü olay” hakkında Mahkemeyi bilgilendirmenin, Mahkeme önünde yapılan yargılamayı takip etmek isteyen başvuranların ve mirasçılarının sorumluluğu olduğunu hatırlatmaktadır.
11.Mahkeme son olarak ve özellikle, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendini hatırlatmaktadır. Söz konusu madde aşağıdaki şekildedir:
“Aşağıdaki hallerde Mahkeme, 34. madde uyarınca sunulan bireysel başvuruları kabul edilemez bulur:
a) Başvurunun konu bakımından Sözleşme veya Protokollerinin hükümleriyle bağdaşmaması, dayanaktan açıkça yoksun veya bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olması, veya; (...)”
12.Mahkeme, mevcut davanın ayrıntılarına dönüldüğünde, Avukat Dağaşan’ın ikna edici bir açıklama yapmaması üzerine, Torun Süleymanoğlu’nun Mahkemeye başvuruda bulunma niyetinde olduğuna dair herhangi bir belirti bulunmadığı sonucuna varmaktadır.
13.Ayrıca, müteveffa başvuranın avukatının, başvurunun yapıldığı sırada Torun Süleymanoğlu’nun halen hayatta olduğuna inanılmasına yol açan davranışı, Mahkemeyi yanıltmıştır.
14.Mahkeme dolayısıyla, Hükümetin, şikâyet edilen durumun, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilebileceği yönündeki ilk itirazını kabul etmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında kötüye kullanıldığına ve kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 1 Temmuz 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Carlo Ranzoni
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy