Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2012-4-349 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 13-09/119-65
Karar Tarihi : 06.02.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Kenan TÜRK
B. RAPORTÖR : Recep GÜNDÜZ, Zeynep ŞENGÖREN, Gülçin DERE GÜNGÖR
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : - Abdulkadir Özcan Otomotiv Lastik San. ve Tic. A.Ş.
- Sumitomo Rubber Industries, Ltd.
Temsilcileri: Dr. Kemal Tahir Su
Turan Güneş Blv. No:100/20 Yıldız/Ankara
(1) D. DOSYA KONUSU: Sumitomo Rubber Industries, Ltd. ile Abdulkadir Özcan Otomotiv
Lastik San. ve Tic. A.Ş. arasında bir ortak girişim kurulması işlemine izin verilmesi
talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 17.12.2012 tarih ve 10545 sayı ile giren başvuru
üzerine düzenlenen 01.02.2013 tarih ve 2012-4-349/MM sayılı Muafiyet/Menfi Tespit Ön
İnceleme raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda,
- Bildirim konusu işlemin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı
Kanun)’un 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak hazırlanan 2010/4 sayılı Rekabet
Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (2010/4 sayılı
Tebliğ)’in 5. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bir ortak girişim işlemi olmadığı,
- Üretim ve dağıtım alanında gerçekleştirilen inceleme konusu işbirliği anlaşmalarına 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek rekabeti kısıtlayıcı etkiler
taşımaları nedeniyle Kanun’un 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceği,
- İnceleme konusu işbirliği anlaşmalarının 2005/4 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca anılan Tebliğ kapsamında yer almadığı,
- İnceleme konusu işbirliği anlaşmalarının 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde öngörülen
şartları sağladığı tespit edildiğinden söz konusu anlaşmalara binek ve hafif ticari araçlar ve
ağır ticari araçlara yönelik lastiklerin üretimi ve dağıtımı pazarında muafiyet tanınabileceği,
- Öte yandan, tarımsal makinelere yönelik lastik üretim ve dağıtımı pazarına ilişkin
anlaşmalara, işbirliği taraflarının pazar payı dikkate alınarak, 5 yıl süre ile muafiyet
tanınmasında sakınca bulunmadığı
ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. İlgili Pazar
(4) Mevcut dosya bakımından ilgili ürün pazarı, her bir motorlu taşıt grubu için ayrı ayrı olmak
üzere, “binek otomobil, hafif ticari araç, kamyon, otobüs ve tarım makineleri lastiği üretimi ve
dağıtımı pazarı”, ilgili coğrafi pazar ise “Türkiye” olarak tespit edilmiştir.
13-09/119-65
2/11
G.2. Bildirim Konusu İşlemin Niteliği
(5) Bildirime konu işlem, Abdulkadir Özcan Otomotiv Lastik San. ve Tic. A.Ş. (AKO) ile Sumitomo
Rubber Industries, Ltd. (SRI) arasında Türkiye’de binek otomobil ve hafif ticari araçlar için
lastik üretiminde bulunacak bir ortak girişim şirketi kurulmasına ilişkindir. Ortak girişim
şirketinin (Sumitomo Rubber AKO Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş.) hisselerinin %80’i SRI’ya,
%20’si ise AKO’ya ait olacaktır.
(6) Ortak Girişim ve Hissedarlar Sözleşmesi (Ortak Girişim Sözleşmesi)’nin 4.1. maddesi
uyarınca ortak girişimin faaliyet konusu “Dunlop”, “Falken” ve “Sumitomo” marka lastiklerin
Türkiye ve ihracat pazarları için Çankırı’da bulunan tesislerde üretilmesidir. Şirket ürettiği
ürünlerin orijinal ekipman üreticisi (OEM) kanalına dağıtımını gerçekleştirecek ve ihracatını
yapacaktır. Ortak Girişim Sözleşmesi kapsamında Çankırı’da yeni bir tesis inşa edilecektir.
Ortak girişim tarafından yapılacak yatırımın 2013 yılında başlaması hususunda anlaşılmış
olup, üretim tesisinin 2015 yılında üretime başlaması beklenmektedir. Bu tesisin 2019 yılı
sonuna kadar günlük (…..) adet lastik üretim kapasitesine sahip olacağı öngörülmektedir.
(7) Ayrıca, bildirimde AKO ile SRI ve AKO ile kurulacak ortak girişim şirketi arasında imzalanması
öngörülen iki ayrı Münhasır Dağıtım Sözleşmesi’ne yer verilmiştir. Anılan sözleşmeler
uyarınca, AKO, hem ortak girişimin üretimini yaptığı ürünlerin, hem de SRI’nın ürünlerinin
Türkiye’de münhasır dağıtıcısı olacaktır. Buna göre, ortak girişim şirketinin yurtiçi satışları
münhasıran AKO’nun distribütörlüğü vasıtasıyla gerçekleştirilecektir. İlaveten SRI’nın
yurtdışındaki üretim tesislerinde üretilecek ve ithalat yoluyla Türkiye’de satılacak ürünlerin
münhasır dağıtıcısı da AKO olacaktır. Bildirim Formu’nda dağıtım sözleşmeleri kapsamında
kurulacak söz konusu distribütörlük ilişkisinin, AKO'nun yapacağı yatırımların geri dönüşü için
önemli olduğu, bu sebeple bu ilişkinin ortak girişim şirketinin kurulması bağlamında bir bütün
olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
(8) Bildirim Formu’nda, SRI’nın dünya çapında faaliyet gösteren bir teşebbüs olmakla birlikte,
Türkiye’de üretim faaliyetinde bulunmadığı, bünyesinde Petlas’ı bulunduran AKO’nun ise
yurtiçi pazar dinamikleri bağlamında önemli bir birikime sahip olduğu belirtilerek, işlemin
ekonomik gerekçesinin teknolojik ve global deneyime sahip Japon şirketinin ülkemizde
üretime başlayacak olması ve bu girişime yerli pazarı bilen bir teşebbüsün de katkı sağlaması
olarak ifade edilmiştir. Ayrıca, ortak girişimin ihracat pazarları bakımından da stratejik bir
işlem olduğu belirtilmiştir.
G.3. Değerlendirme
G.3.1. 2010/4 sayılı Tebliğ’in 5. Maddesi Bakımından Değerlendirme
(9) 2010/4 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, “bağımsız bir iktisadi varlığın
tüm işlevlerini kalıcı olarak yerine getirecek bir ortak girişimin oluşturulması, bu maddenin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında bir devralma işlemidir.”
(10) Anılan tanımdan hareketle, işlemin 2010/4 sayılı Tebliğ kapsamında bir birleşme devralma
sayılabilmesi için “ortak kontrol altında bir teşebbüsün bulunması” ve “ortak girişimin bağımsız
bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkması” şartları aranmaktadır.
G.3.1.1. Ortak Kontrol Altında Bir Teşebbüsün Bulunması
(11) İki veya daha çok sayıda teşebbüs ya da gerçek kişinin başka bir teşebbüs üzerinde
doğrudan ya da dolaylı bir şekilde uzun süreli olarak belirleyici etki uygulama olanağına sahip
oldukları durumlarda ortak kontrolün varlığından söz etmek mümkündür. Belirleyici etki ise
teşebbüsün stratejik ticari davranışlarına engel olabilme gücü olarak ifade edilebilir. Ortak
kontrolün en açık ifadesi ise oy hakkı ve şirketin karar organlarına atanacak kişilerin
belirlenmesi konularında, aralarında eşitlik bulunan iki ana teşebbüs tarafından ortak girişimin
oluşturulmuş olmasıdır.
(12) Dosya mevcudu bilgilerden, çoğunluk hissesinin SRI’nın elinde bulunmasına karşın AKO’nun
13-09/119-65
3/11
da şirketin yönetiminde ve stratejik kararların alınmasında belirleyici etkisinin bulunduğu
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla oluşacak şirket SRI ile AKO’nun ortak kontrolünde olacaktır.
G.3.1.2. Ortak Girişimin Bağımsız Bir İktisadi Varlık Olarak Ortaya Çıkması
(13) Ortak girişimin iktisadi bağımsızlığının ölçütü, kendi pazarında bağımsız bir aktör olarak
davranıp davranmadığıdır. Eğer ortak girişim Ar-Ge, ortak satış, üretim gibi ana teşebbüslerin
sadece bazı fonksiyonlarını yerine getiriyorsa bağımsız bir iktisadi varlık, bir başka deyişle
tam işlevsel olarak kabul edilmemektedir. Ortak girişim, bağımsız bir teşebbüsün işlevlerini,
devamlılık arz edecek şekilde yerine getirmeli ve günlük işleri sürdürebilecek finans, personel
ve varlıkları da kapsayan kaynaklara ulaşma amacını taşıyan bir yönetime sahip olmalıdır. Bu
gereklilik ortak girişimin, aynı pazarda faaliyet gösteren diğer firmaların normal şartlar altında
yerine getirdikleri işlevleri yerine getirebilmesi anlamına gelmektedir.
(14) Ortak girişim şirketinin faaliyet konusu yukarıda da belirtildiği gibi “Dunlop”, “Falken” ve
“Sumitomo” marka lastiklerin üretimi, ihracatı ve OEM kanalına satışıdır. Bununla birlikte,
Ortak Girişim Sözleşmesi’nin 4.2. maddesinde; (…..) hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla ortak
girişim şirketi üretim, ihracat ve OEM kanalına satış faaliyetini gerçekleştirecek, ancak yurt içi
pazara dağıtım faaliyeti münhasıran AKO tarafından yapılacaktır. Ayrıca, ortak girişim şirketi
tarafından üretilen ürünlerin markalandırılmasında ana teşebbüslerin söz hakkı bulunduğu
anlaşılmaktadır.
(15) Ortak girişimin bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkması ile ilgili bir başka koşul da, bu
şirketin anlaşmada yer alan ticari faaliyetlerini sürekli bir biçimde yürütebilmesi için, günlük
faaliyetlerini sürdüren bir yönetime; mali, personel, taşınır ve taşınmaz malvarlıklarını da
içeren yeterli kaynaklara sahip olması gerekliliğidir.
(16) Kuruma gönderilen konuya ilişkin açıklamalarda, ortak girişimin kuruluş sermayesinin (…..) TL
olarak taahhüt edileceği ve 2016 yılı sonuna kadar bu sermayenin tamamlanacağı
belirtilmiştir. Ortak Girişim Sözleşmesi’nin 4. maddesinde de ortak girişime arazi tahsis
edileceği ve doğrudan ortak girişimin menfaati için gerçekleştirilen masraf ve harcamaların
ortak girişim tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.
(17) Ortak Girişim Sözleşmesi’nin 10. maddesine göre her mali yılın başlangıç tarihinden otuz iş
günü öncesinden daha geç olmamak suretiyle yönetim kurulu tarafından kendilerine üç yıl
ileriye yönelik işletme planı hazırlanacak ve hissedarlara sunulacaktır. Ayrıca, ihtiyaç olması
halinde şirket kendisine göre en avantajlı faiz, geri ödeme ve teminatlar çerçevesinde
borçlanabilmektedir.
(18) Sözleşmenin fikri mülkiyet hakkını düzenleyen 11. maddesi ve devamı uyarınca ortak girişime
teknoloji ve know-how ile ilgili olarak lisans vermiş olan SRI'ya (ya da Bağlı Ortaklığına) ait
her türlü fikri mülkiyet hakları ve diğer her türlü hak, sıfat ya da menfaat, her şart ve koşulda
SRI'nın (ya da ilgili Bağlı Ortaklığının) mülkiyetinde olacaktır. Bununla birlikte, bir önceki
cümlede sayılanlar ve Türk hukuk kurallarına göre SRI’nın sahip olmasına izin verilmeyenler
hariç olmak üzere, ortak girişimin faaliyetlerini yürütmesi esnasında ortaya çıkan (patent,
marka, hizmet markları, tescil edilmiş tasarımlar, telif hakları, tasarıma ilişkin haklar, buluşlar
ve gizli bilgiler dahil olmak ve fakat bunlarla sınırlı olmamak üzere) tüm fikri mülkiyet hakları
ortak girişime ait olacaktır. Ayrıca, SRI sözleşme konusu ürünlerin üretimini sağlamak
amacıyla kendisine ait know-how ve teknolojiyi ortak girişime sunacaktır.
(19) Bağımsızlığın tespitinde ortak girişimin faaliyet göstereceği süre de değerlendirilmelidir. Bir
ortak girişimin özel bazı durumlar (işletme sermayesinin erimesi, iflas, vb.) haricinde “kısa bir
süre” sonra ana şirketler tarafından feshedilmesi, şirketin özerk olduğu yolundaki kanaatleri
zayıflatmaktadır. Bununla birlikte, Ortak Girişim Sözleşmesi’nin “Süre ve Fesih” başlıklı 18.
maddesinde ortak girişimin faaliyet süresinin sınırlandırılmadığı görülmektedir.
13-09/119-65
4/11
(20) Ortak girişimin bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkabilmesi için bir diğer husus, ticari
kararlarını özgürce alabilmesi, başka bir ifadeyle pazar stratejilerini kurucularından bağımsız
olarak belirleyebilmesi gerekliliğidir. Ortak girişimin ticari faaliyetlerinin büyük bir kısmını
kurucu şirketlerle gerçekleştirmesi ya da kurucu şirketlerin ortak girişimle aynı pazarda veya
alt/üst pazarlarda faaliyet göstermesi halinde ortak girişimin ticaret politikalarını bağımsızca
belirlemesi söz konusu olamayacaktır.
(21) Sözleşmenin 7.2. maddesinde, Yönetim Kurulunun onayını müteakip hissedarların
Sözleşme’de belirlenen şartlar dahilinde şirkete geçici görevlendirilmiş personel
sağlayabileceği düzenlenmiştir. Ancak yönetim kurulu, bu kişinin görev yapmak üzere uygun
olmadığını iyi niyetli olarak tespit ederse ilgili hissedar bu talebi iyi niyetli olarak dikkate
alacaktır.
(22) Sözleşme’nin 12.3 maddesinde ortak girişimin üreteceği ürünlerin OEM kanalı hariç olmak
üzere tüm alıcılara (…..) formülü ile hesaplanacak fiyattan satılacağı düzenlenmiştir. Bununla
birlikte, Kuruma gönderilen açıklamalarda formülün değişen koşullara uyarlanması ihtiyacı
doğduğunda yönetim kurulu tarafından karar alınabileceği belirtilmiştir.
(23) Sözleşmenin 12.8. maddesi şu şekildedir: (…..)
(24) Yukarıda yer verilen bilgilerden hareketle, ana teşebbüslerden gerek AKO’nun gerekse
SRI’nın ortak girişim ile aynı pazardaki faaliyetlerine devam edecek olması, ortak girişimin
dağıtım faaliyetlerinin yalnızca OE ürünler ve ihracatla sınırlandırılmış olması, OEM kanalı
hariç olmak üzere ortak girişimin üreteceği ürünlerin fiyatına ilişkin formülün ana
teşebbüslerce belirlenmiş olması ve ortak girişim tarafından üretilen ürünlerin yurtiçi pazara
dağıtımının münhasıran AKO tarafından yapılması hususları dikkate alındığında ortak
girişimin tam işlevsel bir yapı sergilemediği, ticaret politikalarını kurucularından bağımsız bir
şekilde belirleyemeyeceği, dolayısıyla bağımsız bir iktisadi varlık olma kriterini karşılamadığı
kanaatine varılmıştır. Bu çerçevede inceleme konusu işlemin ortak girişim sayılabilmesi için
taşıması gereken bağımsız bir iktisadi varlık olma unsurunu karşılamaması nedeniyle, 2010/4
sayılı Tebliğ kapsamında bir ortak girişim işlemi niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır. Bildirim
konusu ortak girişim işleminin Kanun’un 7. maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün
olmadığından, SRI ve AKO arasında üretimde işbirliğini içeren yatay bir işbirliği anlaşması
niteliğinde olduğu, dolayısıyla bu anlaşmanın Kanun’un 4. ve 5. maddeleri kapsamında
değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
G.4. 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 5. Maddeleri Kapsamında Değerlendirme
G.4.1. Münhasır Dağıtım Sözleşmeleri
(25) Dağıtım sözleşmeleri, genel olarak pazarın farklı seviyelerinde faaliyet gösteren teşebbüsler
tarafından yapıldıkları için dikey nitelik arz etmektedirler. Bununla birlikte, dosya konusu Ortak
Girişim Sözleşmesi ve Dağıtım Sözleşmeleri lastik üretimi ve dağıtımı pazarında faaliyet
gösteren iki teşebbüs olan AKO ve SRI arasında yapılmaktadır. Taraflar, Ortak Girişim
Sözleşmesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirttikleri iki adet dağıtım sözleşmesi
imzalamışlardır. Bunlardan ilki Ortak Girişim ile AKO arasında, ortak girişimin ürettiği ürünlerin
AKO tarafından dağıtılmasını düzenlemektedir. Diğer sözleşme ise SRI ile AKO arasında
imzalanmıştır ve AKO’nun SRI’nın ithal ürünlerinin münhasır distribütörü olmasını
düzenlemektedir. Bununla birlikte daha önce de belirtildiği üzere, ortak girişim bağımsız bir
iktisadi varlık olarak ortaya çıkmamaktadır. Bu nedenle taraflar arasında imzalanan Ortak
Girişim Sözleşmesi 4054 sayılı Kanun kapsamında bir işbirliği anlaşması olarak
değerlendirilmektedir. Buradan hareketle, ortak girişim ile AKO arasındaki dağıtım
sözleşmesinin de bağımsız iki şirket arasındaki bir dağıtım sözleşmesinden ziyade AKO ile
SRI arasında gerçekleşen lastik ürünlerinin dağıtımı konulu bir anlaşma olarak
değerlendirilmesi yerinde olacaktır. AKO, Petlas marka lastiklerin üretiminin yanı sıra Petlas,
13-09/119-65
5/11
Starmaxx, Hankook, Toyo ve Maxxis markalı lastiklerin dağıtımını gerçekleştirmektedir.
Benzer şekilde SRI; Dunlop, Falken ve Sumitomo marka lastiklerin üretimi ve dağıtımı
faaliyeti ile iştigal etmektedir. Bu husus, söz konusu dağıtım anlaşmalarının aynı zamanda
yatay bir anlaşma niteliği taşımasına da neden olmaktadır. Dolayısıyla, başvuru konusu
dağıtım anlaşmaları nitelik itibariyle “rakip teşebbüsler arasında yapılan dikey anlaşmalar”dır.
(26) 2005/4 Sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin
Grup Muafiyeti Tebliği (2005/4 sayılı Tebliğ)’nin 2. maddesine göre yeni motorlu taşıtların,
bunların yedek parçalarının ve tamir bakım hizmetlerinin alımı, satımı veya yeniden satımı
konulu dikey anlaşmalar anılan Tebliğ kapsamında değerlendirilmektedir. Anılan Tebliğ’in 3.
maddesinin (p) bendinde bir aracın parçalarını değiştirmek amacıyla aracın üzerine veya içine
takılabilen, yakıt hariç olmak üzere, motorlu taşıtın kullanımı için gerekli olan yağlar gibi
ürünlerin de dahil olduğu mallar yedek parça olarak tanımlanmıştır. Bu çerçevede, motorlu
araçlara monte edilen lastikler de yedek parça olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla binek
otomobil, hafif ticari araç, kamyon, otobüs ve tarım makineleri lastiği dağıtımı konulu dikey
anlaşmaların 2005/4 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bununla
birlikte, anılan Tebliğ’in “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin üçüncü fıkrasında;
“Motorlu taşıtlar sektöründe rakip teşebbüsler arasında yapılan dikey anlaşmalar bu Tebliğ ile
tanınan muafiyetten yararlanamaz. Bununla birlikte, karşılıklılık koşulu bulunmayan rakip
teşebbüsler arası anlaşmalara ve;
a) sağlayıcının malların üreticisi ve dağıtıcısı olduğu, buna karşılık alıcının anlaşma konusu
mallarla rekabet eden malların üreticisi olmayıp dağıtıcısı olduğu veya,
b) sağlayıcının bakım ve onarım işinin çeşitli aşamalarında faaliyet gösterdiği, alıcının ise
anlaşma konusu bakım ve onarım hizmetlerini satın aldığı aşamada rakip hizmetleri
sağlamadığı,
anlaşmalara da muafiyet uygulanır.”
hükmü yer almaktadır.
(27) Yukarıda da belirtildiği üzere, başvuru konusu sözleşmelerde ürünler bakımından hem
sağlayıcı konumda olan SRI hem de dağıtıcı konumda olan AKO, ilgili ürün pazarının üretim
ve dağıtım aşamasında faaliyet göstermektedir. Bu nedenle anılan hüküm uyarınca başvuru
konusu dağıtım sözleşmeleri grup muafiyeti kapsamı dışına çıkmaktadır.
(28) Bu çerçevede, başvuru konusu dağıtım sözleşmeleri hem yatay hem de dikey kısıtlamaları
bakımından 4054 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleri kapsamında incelenmiştir.
G.4.1.1. SRI ve AKO Arasındaki Münhasır Dağıtım Sözleşmesi
(29) SRI ve AKO arasındaki Münhasır Dağıtım Sözleşmesi’nin 2. maddesine göre, AKO, SRI
tarafından üretilen ürünlerin1 satışlarının gerçekleştirilmesi amacıyla, Türkiye’de münhasır
dağıtıcı olacaktır. Bu bağlamda, sözleşmenin 18. maddesinde AKO’nun, SRI’nın ya da bağlı
ortaklıklarının acentesi ya da temsilcisi olmadığı ve ürünleri kendi adı ve hesabına, masraf ve
riskleri kendi üzerinde kalacak şekilde piyasaya arz edeceği düzenlenmiştir. 3. maddede
sözleşmenin süresi, Ortak Girişim Sözleşmesi’nin süresine bağlanmış olup, dolayısıyla
belirsiz süreli olarak akdedilmiştir. Sözleşme’nin “Asgari Alım” başlıklı 9. maddesinde, AKO,
her yıl, SRI ve AKO tarafından yıl başında karşılıklı mutabakatla belirlenecek olan asgari bir
miktarda ürünlerden sipariş etme ve satın alma yükümlülüğü altına girmektedir. Buna göre,
asgari alım miktarının taraflarca kararlaştırılan yıllık hedefin (…..)’ına eşit olması
öngörülmüştür.
(30) Sözleşme’nin “Aktif Satışlar” başlıklı 13. maddesi uyarınca, AKO, Türkiye dışında ürünler için
aktif olarak müşteri arayışında olmayacak veya ürünlerin satışı için Türkiye dışında herhangi
(…..)
13-09/119-65
6/11
bir şube ya da dağıtım deposu kurmayacaktır. Bunun yanı sıra AKO, esaslı ölçüde sadece
Türkiye dışına yönelik olarak herhangi bir reklam vermeyecektir. Türkiye dışında üretilen ve
Goodyear Dunlop Tyres Eurpoe B.V. ve/veya Goodyear tarafından Türkiye’ye ithal edilerek
Türkiye’de satılan “Dunlop” markalı lastikler hariç olmak üzere; SRI, ürünleri Türkiye’de
doğrudan satmayacak, sair bir şekilde piyasaya arz etmeyecek veya ürünlerin Türkiye içinde
üçüncü kişiler tarafından piyasaya arzına izin vermeyecektir. Son olarak, sözleşmenin 17.
maddesinde sözleşmede açıkça izin verilen haller dışında, taraflardan hiç birinin
sözleşmedeki hak ve yükümlülüklerini devir ve temlik etmeyeceği düzenlemesine yer
verilmiştir.
G.4.1.2. AKO ile Ortak Girişim Şirketi (Sumitomo Rubber AKO Lastik Sanayi ve Ticaret
A.Ş.) Arasındaki Münhasır Dağıtım Sözleşmesi
(31) AKO ile Ortak Girişim Şirketi arasındaki Münhasır Dağıtım Sözleşmesi’nde de SRI ve AKO
arasındaki Münhasır Dağıtım Sözleşmesi’ndekine benzer hükümlere yer verilmiştir. Bu
sözleşme, ortak girişimin ürettiği ürünler2 bakımından AKO’nun Türkiye’de münhasır dağıtıcı
olarak atanmasına ilişkindir. Sözleşmenin 18. maddesinde AKO’nun, Ortak Girişim Şirketi ya
da bağlı ortaklıklarının acentesi ya da temsilcisi olmadığı ve ürünleri kendi adı ve hesabına,
masraf ve riskleri kendi üzerinde kalacak şekilde piyasaya arz edeceği düzenlenmiştir.
Sözleşme’nin 3. maddesinde sözleşme süresi Ortak Girişim Sözleşmesi’nin süresine
bağlanmış olup, dolayısıyla belirsiz süreli olarak akdedilmiştir. Sözleşmenin “Asgari Alım”
başlıklı 9. maddesinde, AKO, her yıl, ortak girişim şirketi ve AKO tarafından yıl başında
karşılıklı mutabakatla belirlenecek olan asgari bir miktarda ürünlerden sipariş etme ve satın
alma yükümlülüğü altına girmektedir. Buna göre, asgari alım miktarının taraflarca
kararlaştırılan yıllık hedefin (…..)ına eşit olması öngörülmüştür. Sözleşmenin “İşlem Şartları”
başlıklı 10. maddesinde sözleşme kapsamındaki ürünlerin AKO’ya satışında esas alınacak
fiyatın hesaplanmasına ilişkin formül (…..) şeklinde belirtilmiştir.
(32) Sözleşmenin “Aktif Satışlar” başlıklı 13. maddesi uyarınca, AKO, Türkiye dışında ürünler için
aktif olarak müşteri arayışında olmayacak veya ürünlerin satışı için Türkiye dışında herhangi
bir şube ya da dağıtım deposu kurmayacaktır. Bunun yanı sıra AKO, esaslı ölçüde sadece
Türkiye dışına yönelik olarak herhangi bir reklam vermeyecektir. Türkiye dışında üretilen ve
Goodyear Dunlop Tyres Eurpoe B.V. ve/veya Goodyear tarafından Türkiye’ye ithal edilerek
Türkiye’de satılan “Dunlop” markalı lastikler hariç olmak üzere; Ortak Girişim Şirketi, ürünleri
Türkiye’de doğrudan satmayacak, sair bir şekilde piyasaya arz etmeyecek veya ürünlerin
Türkiye içinde üçüncü kişiler tarafından piyasaya arzına izin vermeyecektir. Son olarak,
sözleşmenin 17. maddesinde, sözleşmede açıkça izin verilen haller dışında, taraflardan hiç
birinin sözleşmedeki hak ve yükümlülüklerini devir ve temlik etmeyeceği düzenlemesine yer
verilmiştir.
G.4.2. 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Çerçevesinde Değerlendirme
(33) İnceleme konusu işlemin 2010/4 sayılı Tebliğ çerçevesinde birleşme ve devralma
sayılabilmesi için taşıması gereken unsurlardan olan bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya
çıkma koşulunu karşılamadığı ve bu nedenle anılan işlemin 2010/4 sayılı Tebliğ kapsamında
Kurulun iznine tabi bir ortak girişim işlemi niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan
incelemeye konu olan sözleşme çerçevesinde kurulacak yeni şirketin; SRI ile AKO arasında
üretim ve dağıtıma ilişkin rakipler arasında gerçekleştirilen bir yatay işbirliği anlaşması olarak
değerlendirilmesi gerekmektedir.
(34) Rakipler arasında bir ekonomik faaliyeti yerine getirmek için yapılan bir ya da birden fazla
anlaşma şeklinde tanımlanabilecek yatay işbirliği anlaşmaları, genel olarak, teşebbüslerin
faaliyet gösterdikleri pazarlarda rekabet güçlerini arttırabilmek ya da tek başlarına
(…..)
13-09/119-65
7/11
gerçekleştirmelerinin zor olduğu faaliyetleri yürütmek amacıyla hayata geçirilen refahı
arttırabilecek anlaşmalardır. Globalleşme ve yeni pazarların oluşması neticesinde karşı
karşıya kalınan yoğun rekabet, şirketlerin etkin şekilde faaliyetlerini sürdürebilmesi için yeni
teknolojileri, daha fazla sermaye gereksinimini, araştırma faaliyetleri için daha fazla kaynak
ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede, artan sermaye ihtiyacı ve Ar-Ge
maliyetleri bir anlamda yatay işbirliklerini ekonomik hayatın vazgeçilmez bir unsuru haline
getirmektedir. Ancak, önemli ekonomik faydalar sağlayabilen işbirliği anlaşmaları, aynı
zamanda çeşitli rekabet sorunlarına da yol açabilmektedir.
(35) Yatay işbirliği anlaşmalarına ilişkin başlıca endişeler tarafların fiyat, üretim, dağıtım veya arz
miktarlarını belirlemek üzere anlaşması ya da işbirliğinin, tarafların pazar gücü elde etmesi,
pazar gücünü koruması ya da arttırmasına ve böylelikle, fiyat, üretim miktarı, ürün kalitesi,
ürün çeşitliliği ya da inovasyon bakımından pazarda olumsuz etkilerin ortaya çıkmasına yol
açmasıdır. Ayrıca yatay işbirliği anlaşmaları gizli bir karteli oluşturmak veya danışıklı
hareketler için kolaylaştırıcı unsur olarak kullanılabilecek ve rakiplerin çıkarlarının ve
motivasyonlarının değiştirilerek önceden var olan bir kartelin sürdürülmesine, yeni bir kartel
oluşturulmasına veya açık anlaşmalar olmaksızın uyumlu eylemlere neden olabilecektir.
(36) Rakip teşebbüsler arasında gerçekleştirilen yatay işbirliği anlaşmalarının yukarıda yer verilen
riskleri doğrudan ve kaçınılmaz olarak doğuracağı yönünde bir anlayış modern iktisat ve
hukuk anlayışından uzaktır. Bununla birlikte olay bazında yapılacak bir inceleme ile dosya
konusu yatay işbirliğinin taraflar arasında rekabeti sınırlayıcı amaç ya da etki taşıyıp
taşımadığı en ufak endişeye mahal vermeyecek biçimde ortaya konulabilecektir.
(37) Belirtilen bu hususlar inceleme konusu dosya bakımından değerlendirildiğinde dikkati çeken
nokta ana teşebbüslerden yatay işbirliğine taraf olan teşebbüslerin işbirliği neticesinde
kurulacak olan teşebbüs ile aynı pazardaki faaliyetlerine devam edecek olmasıdır.
(38) AKO yurt içinde Petlas, Starmaxx, Hankook, Toyo ve Maxxis marka, binek otomobil ve
kamyonet lastiklerinin satışını yapmaktadır. Öte yandan SRI ise ithal edilen lastik markalarının
ülke içinde dağıtımını gerçekleştirmektedir. Yeni kurulan şirketin faaliyet konusu ise “Dunlop”,
“Falken” ve “Sumitomo” marka lastiklerin Türkiye ve ihracat pazarları için Çankırı’da bulunan
tesislerinde üretilmesi, ürünlerin OEM kanalına dağıtımının gerçekleştirilmesi ve ihracatının
yapılmasıdır.
(39) Bu çerçevede, Ortak Girişim’in kuruluş sözleşmesinde yer alan üretilen ürünlerin
markalandırılması ve fiyatların şeffaf biçimde belirlenmesine ilişkin bazı hususlar bahse konu
koordinasyon riski açısından daha yakından incelenmelidir.
(40) Ortak Girişim Sözleşmesi’nin 4.2. maddesinde (…..)
(41) Söz konusu hükümler AKO’nun yeni şirketin yönetiminde de yer alacağı gerçeği ile birlikte
düşünüldüğünde stratejik bazı bilgilerin AKO lehine paylaşımını gündeme getirmektedir. AKO
yeni şirketin fiyatlamaya temel teşkil eden maliyet yapısı hakkında fikir sahibi olmanın
ötesinde dağıtım kanalındaki satış fiyatı bilgisine doğrudan sahip olacaktır. Aynı zamanda
AKO sözleşme hükümleri doğrultusunda belirli hallerde yeni şirketin ürettiği lastiklerin farklı
markalandırılması konusunda da söz sahibi olacaktır. Bu nedenle AKO piyasada faaliyet
gösteren rakiplerinden birinin fiyat düzeyi ve arz dağılımı gibi konularda doğrudan bilgi ve etki
sahibi olacak, AKO ile yeni şirket arasında etkin bir rekabetin tesis edilmesi mümkün
olmayacaktır.
(42) AKO ile SRI arasında üretim alanında gerçekleştirilen yatay işbirliğinin rekabet kısıtı endişeleri
bakımından daha yakından incelenmesini gerektiren önemli bir başka boyutu imzalanan
münhasır dağıtım anlaşmalarıdır. İmzalanan iki ayrı mühasır dağıtım sözleşmesi uyarınca
AKO hem ortak girişimin üretimini yaptığı ürünlerin, hem de SRI’nın ürünlerinin Türkiye’de
münhasır dağıtıcısı olacaktır. Buna göre, Türkiye dışında üretilen ve Goodyear Dunlop Tyres
13-09/119-65
8/11
Eurpoe B.V. ve/veya Goodyear tarafından Türkiye’ye ithal edilerek Türkiye’de satılan “Dunlop”
markalı lastikler hariç olmak üzere; SRI, ürünleri Türkiye’de doğrudan satmayacak, sair bir
şekilde piyasaya arz etmeyecek veya ürünlerin Türkiye içinde üçüncü kişiler tarafından
piyasaya arzına izin vermeyecektir. Bir başka ifadeyle, AKO ve SRI arasında tek elden
dağıtım anlaşması söz konusu olacaktır. Benzer hükümler yeni kurulacak şirket ile AKO
arasındaki dağıtım anlaşması için de geçerli görülmektedir. Yeni kurulacak şirket sadece
OEM ve ihracat kanallarında dağıtım faaliyeti gösterecek, bununla birlikte Türkiye’deki
yenileme pazarında iki teşebbüs arasında bir tek elden dağıtım ilişkisi geçerli olacaktır.
AKO’nun gerek SRI ve gerekse yeni teşebbüs ile imzaladığı dağıtım sözleşmeleri belirsiz
süreli olarak akdedilmiş durumdadır.
(43) Konuya ilişkin belirtilmesi gereken önemli nokta, işbirliği taraflarının işbirliklerinin kapsamı
büyüdükçe bağımsız davranma güdülerinin azalabilecek olması ihtimalidir. Bu durum belli bir
alanda rakipler arasında girişilen işbirliğinin kapsamının büyümesinin yanı sıra belli bir alanda
yapılan işbirliğinin başka bir alanda yapılan işbirliği ile birleşmesini de kapsamaktadır.
Dolayısıyla taraflar arasındaki üretim alanında yürütülen mevcut işbirliğinin münhasır dağıtım
sözleşmeleri ile farklı bir alana genişletilmesinin olası rekabet karşıtı etkilerinin göz önünde
bulundurulması gerekmektedir.
(44) AKO’nun hem SRI’nın hem de ortak girişimin münhasır dağıtıcısı olmasının kaçınılmaz bir
sonucu, AKO’nun sahip olduğu dağıtım kanallarında birbirine ikame/rakip nitelikte çok sayıda
lastiğin birlikte dağıtılacak olmasıdır. Bu durum rekabetçi açıdan hem olumlu hem de olumsuz
bazı sonuçlara yol açabilecektir. Öncelikle bu durum AKO’nun dağıtım kanallarında
tüketicilerin daha fazla markaya erişimini mümkün kılarak tüketici tercihlerine olumlu katkı
sağlayabilecektir. Öte yandan farklı dağıtım kanallarının yaratacağı rekabetçi baskının
azalması ve yeni şirketin şeffaf fiyatlama politikası ve bilgi değişimini mümkün kılan yönetim
yapısı nedeni ile dağıtım maliyetleri ve nihai fiyatlarda yakınsama rekabetçi açıdan
doğabilecek olumsuzluklardır.
(45) Bu tespitler doğrultusunda, AKO ve SRI arasında üretim ve dağıtım alanında gerçekleştirilen
işbirliğinin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek rekabeti
kısıtlayıcı etkilere yol açabileceği, bu nedenle sözleşmelere menfi tespit belgesi
verilemeyeceği, bahse konu işbirliğinin Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde muafiyet
bakımından değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
G.4.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
(46) 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği
kararlarına muafiyet tanınmasına ilişkin koşulları düzenleyen 5. maddesinde iki olumlu ve iki
olumsuz koşul sayılarak, muafiyet verilecek olan anlaşma, eylem ya da kararın söz konusu
dört koşulu birden sağlaması gerektiği hükme bağlanmıştır.
(47) Olumlu koşullardan ilki, malların üretim ve dağıtımında iyileşme ya da ekonomik veya teknik
gelişme sağlama zorunluluğudur. Bu şartı, teşebbüsler arası birlikte davranış sonucu elde
edilecek ekonomik fayda ve iyileşme, rekabetin sınırlanmasından dolayı oluşan zarardan
daha ağır basmalıdır, şeklinde özetlemek mümkündür. Üretim veya dağıtım maliyetlerini
düşüren, kaliteyi arttıran, piyasaya yeni girişleri kolaylaştıran ve yeni üretim tekniklerinin
gelişmesine katkıda bulunan anlaşmaların genellikle bu ilk kriteri sağladığı kabul edilebilir.
(48) SRI küresel otomobil üreticilerine ürün temin eden ve dünya çapında faaliyet gösteren bir
teşebbüs olup, Türkiye'de üretim faaliyetinde bulunmamaktadır. Bununla birlikte, SRI
ürünlerinin Türkiye'de dağıtımı ithalat yoluyla gerçekleşmektedir. İnceleme konusu işbirliği
sayesinde ilgili pazarda teknolojik ve global deneyim bakımından güçlü bir uluslararası
oyuncu, (…..) düzeyinde yatırım gerçekleştirerek yaklaşık (…..) kişiye istihdam sağlayacak bir
tesisle üretim faaliyetinde bulunmaya başlayacaktır. Bu üretim sayesinde ilgili pazarda lastik
13-09/119-65
9/11
arzında bir artış yaşanacağı muhakkaktır. Bunun da ötesinde yeni kurulacak olan teşebbüsün
hedefleri doğrultusunda sektörün ihracat kapasitesinde de artış yaşanması muhtemeldir.
(49) İşbirliğinin üretim alanında yol açması muhtemel olan bir başka gelişme know-how
transferidir. Daha önce belirtildiği üzere, SRI başta Japon üreticiler olmak üzere otomobil
firmalarına OEM ekipmanları sağlayan bir teşebbüstür. Dolayısıyla bu alanda eriştiği bir
üretim kalitesi ve standarda sahip olduğundan bahsetmek mümkündür. İşbirliğinin tarafı ve
yerli girişimci olan AKO da, gerçekleştirilecek işbirliği çerçevesinde lastik üretimi ve teknolojisi
konusunda SRI’nın sahip olduğu tecrübe ve bilgi paylaşımından üretim teknolojisi anlamında
olumlu dışsallıklar sağlayabilecektir.
(50) Yukarıda işaret edilen bazı olası rekabet kısıtlamalarına rağmen AKO ve SRI arasında
akdedilen münhasır dağıtım anlaşmalarının da bir takım etkinlik kazanımları sağlayacağından
bahsetmek mümkündür. Öncelikle, daha sonra yer verileceği üzere AKO’nun lastik üretimi ve
dağıtımı alanında yaklaşık (…..)’luk pazar payı ile pazarın önemli bir oyuncusu olduğu gerçeği
göz önüne alındığında, Türkiye pazarında dağıtım alanında daha geniş bir ağa ve bilgi
birikimine sahip olduğu görülmektedir. Dolayısıyla SRI’nın veya yeni teşebbüsün kendi
dağıtım ağını kurmak yerine AKO’nun mevcut ağından faydalanması önemli bir maliyet
avantajı sağlayacak ve tüketicilerin ürün çeşitliliğinden daha kısa sürede faydalanmasına yol
açabilecektir.
(51) Üretim ve dağıtım alanındaki işbirliğinin yol açmasının beklendiği bu olumlu gelişmeler bir
bütün halinde değerlendirildiğinde işbirliğinin muafiyetin olumlu koşullarından ilki olan,
malların üretim ve dağıtımında iyileşme ya da ekonomik veya teknik gelişme sağlama
zorunluluğunu karşıladığı anlaşılmaktadır.
(52) Bir anlaşmaya muafiyet tanınabilmesi için yerine getirilmesi gereken ikinci olumlu koşul,
malların üretimi veya dağıtımında sağlanan iyileşmeden elde edilen faydanın tüketicilere
yansıtılmasıdır. Muafiyetin bu koşulu esasen anlaşmanın sonuçlarına ilişkin ex ante (öncül)
bir analiz/tahmin yapmayı gerektirmektedir. Bu alanda değişik ekonomik modellemeler ve
varsayımlar kullanılabilmesi elbette mümkündür. Bununla birlikte bu alandaki önemli
karinelerden biri pazar gücünü ya da hakim durumu haiz olmayan teşebbüslerin arz artışı
sağlayan işbirliklerinin ekonominin genel kaideleri uyarınca fiyatlarda düşüş sağlayacağıdır.
(53) Bu bakımdan değerlendirildiğinde SRI ve AKO arasında üretim alanında gerçekleştirilecek
işbirliğinin sonucunda yapılacak üretim tesisinin lastik arzında bir artışa yol açacağı
muhakkaktır. Öte yandan sadece ortak üretim süreci ile değil aynı zamanda ithalat yolu ile de
bir artış sağlanacaktır. Zira işbirliği kapsamında imzalanan sözleşmeler SRI’ya ait bazı
markaların Goodyear tarafından ithaline engel teşkil etmemekte ve fakat AKO’ya da bu
imkanı tanımaktadır. İşbirliği taraflarının pazarda fiyatları rakiplerinden ve tüketicilerden
bağımsız olarak belirlemelerine imkan tanıyacak bir pazar paylarının olmadığı da göz önünde
bulundurulduğunda, arz da yaşanan bu artışın tüketicilere fiyatlarda düşüş olarak
yansıyacağını kabul etmek gerçeklikten uzak bir varsayım olmayacaktır.
(54) Ayrıca işbirliği ile sağlanacak teknolojik iyileşme tüketicilere sunulacak ürünlerde kalite ve
çeşitlilik artışına yol açacaktır. Yine ithalat maliyetlerinin azalması ve kullanılan yaygın dağıtım
ağları sayesinde ürünlerin tüketicilere daha etkin bir biçimde ve uygun maliyetlerle ulaşması
sağlanacaktır. Tüm bu etkiler birlikte değerlendirildiğinde, tüketicinin de bu işbirliğinden fayda
sağlaması beklenmektedir.
(55) Dolayısıyla arz artışı ve fiyat artışı arasındaki bu muhtemel korelasyon ve işbirliği neticesinde
oluşması muhtemel maliyet düşüşü ve ürün kalitesi artışı nedeniyle inceleme konusu
işbirliğinin muafiyet koşullarından ikincisi olan malların üretimi veya dağıtımında sağlanan
iyileşmeden elde edilen faydanın tüketicilere yansıtılması koşulunu yerine getirdiği
anlaşılmaktadır.
13-09/119-65
10/11
(56) Anlaşma, karar veya uyumlu eylem neticesinde ilgili piyasanın önemli bir bölümünde
rekabetin ortadan kalkmaması 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtilen bir diğer
koşuldur. İşbirliğinin, tarafların pazar gücü elde etmesi, pazar gücünü koruması ya da
arttırmasına ve böylelikle, fiyat, üretim miktarı, ürün kalitesi, ürün çeşitliliği ya da inovasyon
bakımından pazarda olumsuz etkilerin ortaya çıkmasına yol açmaması bakımından öncelikle
incelenmesi gereken husus pazar paylarıdır. Bu bağlamda AKO ve SRI’nın işbirliğinin ilk alanı
olan lastik üretim pazarındaki paylarına bakılmıştır. Petlas’ın üretim pazarındaki pazar payı
2011 yılında (…..) olarak gerçekleşmiştir. SRI’nın ise Türkiye’de üretimi bulunmamaktadır.
(57) Üretim adetlerine ilişkin pazar paylarının binek ve hafif ticari, ağır ticari araç ve tarım
makineleri lastikleri açısından dağılımına bakıldığında ise Petlas’ın binek- hafif ticari araçlar
ile ağır ticari araç lastiklerinin üretimi pazarındaki pazar paylarının (…..)’un altında kaldığı
görülmektedir. Bununla birlikte, Petlas’ın tarım makineleri lastiklerinin üretimi pazarında
(…..)’in üzerinde pazar payı bulunmaktadır. SRI tarafından yurtiçine satılan ve işbirliği konusu
olan “Dunlop”, “Falken” ve “Sumitomo” markalı lastiklerin dağılımına bakıldığında, bu
lastiklerin binek ve ticari araçlara yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Ortak Girişim
Sözleşmesi’nde ise, işbirliği konusu ürünlerin anılan markalı lastiklere ilişkin olduğu
anlaşılmakta, bununla birlikte ortak girişim şirketinin ileride SRI tarafından geliştirilecek yeni
ürünlerin üretimini yapabilmesine ilişkin olarak hissedarlarca karar alabileceği
düzenlenmektedir.
(58) OEM satışları pazarına bakıldığında ise, Petlas’ın pazar payının 2009, 2010 ve 2011
yıllarında satış adetleri bakımından yapılacak hesaplamada en fazla (…..) oluğu; satış değeri
üzerinden yapılacak hesaplamada ise (…..) olarak gerçekleştiği görülmektedir. SRI’nın ise
Türkiye’de OEM pazar payı bulunmamaktadır.
(59) Öte yandan, OEM kanalına yapılan satışlarda teşebbüslerin pazar paylarının araç tiplerine
ilişkin olarak üretilen lastikler bakımından ayrımına bakıldığında, Petlas’ın binek ve ticari araç
lastikleri pazarında OEM kanalına yapılan satışlar (…..), buna karşın tarım makineleri
pazarında ise 2009 yılında (…..) olan pazar payının 2011 yılında (…..)’ya yükseldiği
görülmektedir.
(60) Lastik üreticilerinin yenileme pazarındaki konumlarına ise aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.
Tabloya bakıldığında, SRI’nın bu pazardaki pazar payının (…..)’in altında kaldığı
anlaşılmaktadır. AKO’nun ise 2009 yılında satış adetleri bakımından yapılan hesaplamaya
göre (…..) pazar payına sahip olduğu, diğer yıllarda ise pazar payının (…..) arasında
seyrettiği görülmektedir. İşbirliği tarafı iki teşebbüsün pazar payları toplamı ise (…..) arasında
değişmektedir.
(61) Yenileme pazarında teşebbüslerin binek-ticari araç ve tarımsal makine lastikleri bakımından
pazar payları incelendiğinde, işbirliği tarafı teşebbüslerin toplam pazar paylarının binek ve
ticari araç lastikleri pazarında (…..) aralığında olduğu görülmektedir. Bununla birlikte,
teşebbüslerin tarımsal makine lastikleri pazarında ise (…..) aralığında bir pazar payına sahip
oldukları anlaşılmaktadır.
(62) Sonuç olarak, AKO’nun binek ve ticari araçlara yönelik lastik üretim, OEM ve yenileme pazarı
satışlarında pazar payı (…..)’nin altında kalmaktadır. Ayrıca, pazarda Bridgestone, Michelin
gibi büyük üretici ve dağıtıcıların dağıtımını yaptığı pek çok marka bulunmakta ve ithalat
yoluyla pazara pek çok marka giriş yapmaktadır. Bununla birlikte, AKO’nun tarımsal ürün
lastikleri üretimi pazarında (…..)’leri ve aynı ürünlerin dağıtımı pazarında da (…..)’yı bulan bir
pazar payına sahip olduğu görülmektedir. İlgili pazarda farklı markaların dağıtımının yapıldığı
görülse de tarımsal ürünler pazarında AKO’nun önemli bir pazar payına sahip olduğu ve
anılan işbirliği sonrasında ise bu pazarda pazar gücü yaratılma olasılığının güçlendirildiği
değerlendirilmektedir.
13-09/119-65
11/11
(63) Kanun’un 5. maddesinde öngörülen son koşul rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların
elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması gereğidir. Buna göre, tüketicilere
yansıtılan ekonomik gelişme ve iyileştirmenin elde edilmesinde rekabeti daha az sınırlayan bir
yöntem mevcut ise anlaşmaya muafiyet tanınamayacaktır. Bu koşula aykırılık, ya izlenen
amacın elde edilmesi için rekabetin gereğinden fazla sınırlanması ya da rekabetin
sınırlanması gereğinin dahi bulunmaması halinde olabilir. Bildirim konusu sözleşme maddeleri
incelendiğinde, AKO ve SRI’ya getirilen satış bölgesine ilişkin kısıtlamaların, ithal ürünlerin tek
elden dağıtılmasına ilişkin hükümlerin ve diğer kısıtlayıcı düzenlemelerin know-how aktarımını
da içeren anılan işbirliği için gerekli olduğu görülmüştür.
(64) Tüm bu değerlendirmeler çerçevesinde, SRI ile AKO arasında lastik üretim ve dağıtım
pazarında gerçekleşecek işbirliği anlaşmasının binek ve ticari araçlara yönelik lastik ürünleri
pazarı bakımından muafiyetin tüm koşullarını sağladığı ve bu nedenle bu alandaki işbirliğine
muafiyet tanınabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Tarımsal makinelere yönelik lastik üretimi ve
dağıtımı pazarında da bildirim konusu işlemin ekonomik ve teknolojik gelişme yol açarak
tüketici faydası doğurması beklenmektedir. Ancak AKO’nun bu ürünlerin üretimi ve
dağıtımındaki yüksek pazar payı da dikkate alındığında, bu alanda gerçekleşecek bir
işbirliğinin pazar gücü yaratabileceği ve hatta hakim duruma yol açabileceği, bununla birlikte
halihazırda ortak girişimin tarımsal makinelere ilişkin lastik üretimi faaliyeti olmadığı hususu
göz önünde alındığında, tarımsal makinelere ilişkin lastik üretimi ve dağıtımı alanındaki
işbirliğine 5 yıl süre ile muafiyet tanınmasının yerinde olacağı kanaatine varılmıştır.
H. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Bildirim konusu işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak
çıkarılan 2010/4 sayılı “Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar
Hakkında Tebliğ” kapsamında bir ortak girişim işlemi olmadığına;
2- Üretim ve dağıtım alanında gerçekleştirilen inceleme konusu işbirliği anlaşmalarına 4054
sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek rekabeti kısıtlayıcı etkiler
taşımaları nedeniyle aynı Kanun'un 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi
verilemeyeceğine;
3- İnceleme konusu işbirliği anlaşmalarının, 2005/4 sayılı Tebliğ'in 2. maddesinin 3. fıkrası
uyarınca anılan Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlanmadığına;
4- 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesinde öngörülen şartları sağladığı tespit edildiğinden, söz
konusu anlaşmalara,
a) Binek ve hafif ticari araçlar ve ağır ticari araçlara yönelik lastiklerin üretimi ve dağıtımı
pazarında muafiyet tanınmasına;
b) Tarımsal makinelere yönelik lastik üretim ve dağıtımı pazarında ise işbirliği taraflarının
pazar payları dikkate alınarak, bu pazardaki anlaşmalara 5 yıl süre ile muafiyet tanınmasına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy