1 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya No : D3/2/O.S.-99/1 (ÖNARAŞTIRMA)
Karar No : 00-11/109-54
Karar Tarihi : 23.03.2000
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER:
Başkan : Prof.Dr. Tamer MÜFTÜOĞLU
Üyeler : Dr.Kemal EROL, Sadık KUTLU, İsmet CANTÜRK,
Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK, A.Ersan GÖKMEN,
R.Müfit SONBAY, Kubilay ATASAYAR, Murat GENCER.
B- RAPORTÖRLER: Orçun SENYÜCEL, Bülent GÖKDEMİR
C- ŞİKAYET EDENLER:
1. Tayfun ÇULCUOĞLU
Çuhadarağa Sk. Gallerium Hn. K-3-D-81 Kadıköy / İSTANBUL
2. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği adına Fehmi AKSOY
Şehit Adem Yavuz Sk. No: 10/20 Kızılay/ ANKARA
D- HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILANLAR:
1. SET-BİR Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği
Adakale Sk. Işık Apt. 22/10 Kızılay/ANKARA
2. SÜTAŞ-Bursa ve Ahalisi Pastörize Süt ve Süt Mam. Gıda San. ve Tic.A.Ş.
Ulubat Köyü P.K. 349 16700 Karacabey / BURSA
3. PINAR Süt Mamülleri Sanayi A.Ş.
Kemalpaşa Asfaltı No:1 35060 Pınarbaşı / İZMİR
4. MİS SÜT Sanayii A.Ş.
Kore Şehitleri Cad. No:39 TR-80300 Zincirlikuyu / İSTANBUL
5. SEK Süt Endüstrisi Kurumu Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Yenibosna Kuleli Mevki E-5 Karayolu Üzeri SEK Süt Fabrikası
Bahçelievler/ İSTANBUL
6. AYSAN Süt Ürünleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.
Atariye Mah. Cumhuriyet Bulvarı No: 190 Mustafa Kemalpaşa / BURSA
7. DANONESA TİKVEŞLİ Süt Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.
Mareşal Fevzi Çakmak Cad. No: 113 Alibeyköy – Eyüp / İSTANBUL
2 REKABET KURUMU
E- İDDİALARIN ÖZETİ:
1. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği adına Genel Sekreter Fehmi
Aksoy’un 22.10.1998 tarih ve 3398 sayılı şikayet başvurusunda, özetle;
- Süt sanayicilerinin ihale dönemlerinde anlaşmalı olarak çiğ süt fiyatlarını düşük
tutarak, üretici elindeki hayvanların kasaba gitmesini sağlayıp, hem damızlık
hayvan ithalatından rant sağladıkları, hem de ardından süt alım fiyatlarını
yükselterek stoklarındaki işlenmiş sütleri yüksek fiyatla satmak suretiyle büyük
gelir amacı güttükleri,
- Söz konusu süt sanayicilerinin SETBİR adı altında tekelleştikleri ve düşük
kapasite kullanımı ile kendilerini riske atmadan kar elde ettikleri,
2. Tayfun ÇULCUOĞLU’na ait 01.10.1998 tarih ve 3165 sayılı yazı ile 08.10.1998
tarih ve 3244 sayı ile intikal eden şikayet dilekçesinde, özetle;
- 18.09.1998 tarihinde şişe sütü firmalarının fiyatlarını onbin lira artırmak suretiyle
110.000 TL’sına çıkartarak anlaşmalı zam yaptıkları,
öne sürülerek, bu fiil ve eylemleri ile 4054 sayılı Kanun’u ihlal eden süt firmaları
hakkında gereken işlemin yapılması talep edilmiştir.
F- DOSYA EVRELERİ: Tayfun ÇULCUOĞLU ve Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri
Merkez Birliği’nin ayrı ayrı verdikleri şikayet dilekçeleri üzerine, D3/1/T.E.-99/4 sayılı
ilk inceleme raporu hazırlanmıştır. Mezkur rapor, Rekabet Kurulu’nun 27.05.1999
tarih ve 99-26 sayılı toplantısında görüşülmüş ve anılan konularla ilgili olarak
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla önaraştırma
açılmasına karar verilmiştir.
Raportörler Orçun SENYÜCEL ve Bülent GÖKDEMİR tarafından yapılan
inceleme sonucu düzenlenen 17.11.1999 tarih, D3/2/O.S.-99/1 sayılı Önaraştırma
Raporu Rekabet Kurulu’nun 23.03.2000 tarihli toplantısında görüşülmüş ve
ayrıntıları aşağıda açıklanan 109-54 sayılı karar verilmiştir.
G- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: Raportörler tarafından düzenlenen 17.11.1999 tarih
ve D3/2/O.S.-99/1 sayılı raporda, özetle;
1.Tayfun ÇULCUOĞLU’nun şikayetine yönelik olarak süt sektöründe şişe sütü
fiyatlarındaki paralel hareketin ürünün homojen olması, maliyetlerin benzerlik
göstermesi ve sektörün rekabetçi yapısı sebebiyle ekonomik nedenlerle
açıklanabilecek nitelikte olduğu, bu sebeple soruşturma açılmasına gerek
olmadığı,
2. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin süt alım ihalelerine yönelik
olarak, şikayetçiden edinilen Mustafa Kemalpaşa ihale tutanaklarının incelenmesi
sonucunda;
3 REKABET KURUMU
- İhaleye katılan firmalardan, ihalede satılan sütün %64,4’ünü alan Pınar Süt
Mamülleri Sanayi A.Ş., Mis Süt Sanayii A.Ş., Sütaş-Bursa ve Ahalisi Pastörize
Süt ve Süt Mamülleri Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş., Aysan Süt Ürünleri Gıda San. ve
Tic. Ltd. Şti., Ak Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin aynı köy gruplarının sütlerini uzun
süreli olarak aldıkları, bu sebeple 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin (b)
bendi kapsamında bölge paylaşımına gidildiği,
- Ayrıca süt alım ihalelerinde bazı dönemlerde ihaleye katılan firmaların aynı
fiyatları teklif etmesi sebebiyle, söz konusu firmaların 4054 sayılı Kanun’un 4
üncü maddesinin (a) bendi kapsamında alım fiyatını tesbit ettikleri,
- Bunun sonucunda ise üreticinin 1999 yılı Ekim ayı öncesi sütün litresinde 3.427
TL zarar ettiği, bu dönemden sonra ise eline geçen karda 1997 yılına göre %50
düşüş görüldüğü,
- Süt alım ihalelerinde aynı köy/köy gruplarının sütlerinin sürekli olarak aynı
firmalarca alınması ve bazı dönemlerde alım fiyatlarının da aynı olması,
sebebiyle; ihaleye katılan firmalardan uzun süreli aynı köy/köy grubunun sütünü
alan ve ihalede yüksek pazar payına sahip bulunan Pınar Süt Mamülleri Sanayi
A.Ş., Mis Süt Sanayii A.Ş., Sütaş-Bursa ve Ahalisi Pastörize Süt ve Süt Mamülleri
Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş., Aysan Süt Ürünleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti., Ak Gıda
San. ve Tic. A.Ş.’nin uyumlu eylem yoluyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesinin genel hükmünü ve özellikle (a) ve (b)
bendlerini ihlal ettikleri, dolayısıyla söz konusu şirketler hakkında aynı Kanun’un
41 inci maddesi uyarınca soruşturma açılması gerektiği,
düşüncesi belirtilmiştir.
H- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I- İlgili Ürün Pazarı
(1) Önaraştırma konusu ile ilgili olarak birbirinden ayrı pazar tanımlamalarını gerektiren
iki farklı şikayet söz konusudur. Şikayetlerden birisi nihai tüketiciye sunulan işlenmiş
süt pazarı, diğeri ise endüstriyel hammadde olarak kullanılan çiğ süt pazarına
ilişkindir. Bu nedenle, birisi sanayi hammaddesi olarak kullanılan çiğ süt ile diğeri
ise, UHT ve pastörize olarak tüketiciye sunulan endüstriyel süt ile ilgili olmak üzere
iki ayrı ürün pazarı tanımlanmıştır.
(2)Önaraştırma konusu olan şikayetlerden birisi; süt sanayicilerinin aralarında anlaşarak
çiğ süt pazarını paylaştıkları ve bu şekilde ihale fiyatlarını düşük tuttuklarına
ilişkindir. Dolayısıyla rekabetin ihlal edildiği iddia edilen pazar, çiğ süt pazarıdır.
(3)Önaraştırma konusu olan diğer şikayet ise, üreticilerin şişe sütü fiyatlarını ortak
belirledikleri şeklindedir. Ülkemizde üretilen çiğ sütün %20’si sanayi tesislerinde
işlenerek pastörize ve UHT süt haline getirilerek tüketiciye sunulmaktadır. Tüketici
tercihleri açısından bakıldığında UHT süt ile pastörize süt arasında (özellikle sütü
düzenli olarak tüketmeyen tüketiciler arasında) aynı ihtiyaca cevap vermeleri
nedeniyle ikamenin söz konusu olduğu söylenebilir. Dolayısıyla ilgili ürün pazarı
işlenmiş süt pazarı olarak ele alınmıştır.
4 REKABET KURUMU
II- İlgili Coğrafi Pazar
(4)İlgili ürün pazarında olduğu gibi, her iki şikayet için ayrı coğrafi pazarlar
tanımlanmıştır.
(5)Ülkemizde endüstriyel hammadde olarak kullanılan çiğ sütün tamamına yakını
Marmara, Ege Bölgeleri ve Akdeniz Bölgesinin küçük bir bölümünden
sağlanmaktadır. Çiğ süt piyasası bu bölgelerin farklı bölümlerinde farklı usullerle
işlemektedir. Marmara Bölgesinin Trakya Bölümü dışında neredeyse tamamında çiğ
süt ihale usulü ile satılırken, Trakya’da ortalama fiyat usulü, Ege Bölgesinde ise,
pazarlık usulü yaygın olarak işlemektedir. Ancak fiyatın tespit edilmesinde esas
olarak ihaleler belirleyici olmaktadır. Gerek pazarlık usulü satışta, gerek ortalama
fiyat belirlenmesi usulünde ihale fiyatları baz alınmaktadır. Diğer yandan rekabet
ihlali iddiası ise; sanayicilerin çiğ süt ihalelerine anlaşarak girmeleri ve bu yolla çiğ
süt fiyatlarını düşük belirledikleri şeklindedir.
Süt satım ihalelerinin genellikle Marmara Bölgesinde olması ve bir yerde oluşan
ihale fiyatının diğer ihalelerdeki fiyata da etki etmesi, bu ihalelerin aynı coğrafi
pazarda ele alınmasını gerektirmektedir. Coğrafi pazar belirlenirken de ikame
edilebilirlik belirleyici faktörler arasında yer almaktadır. Marmara Bölgesinde
herhangi bir ihalede oluşabilecek yüksek fiyat, ihaleye katılan firmaların başka bir
ihaleye kaymasına sebep olabilecektir. Coğrafi pazarın belirlenmesinde önemli
kriterlerden birisi de, her bölgenin fiyatı bağımsız belirleyebilmesidir. İhalelerdeki
fiyatların genelde benzer olması, bu bölgelerde oluşan fiyatların diğerlerinden
bağımsız olamayacağını, aynı pazarda bulunduklarını göstermektedir. Bu sebeplerle,
ilgili coğrafi pazar Marmara Bölgesi olarak alınmıştır.
(6)İşlenmiş süt pazarı açısından bakıldığında, gerek Türkiye’nin her bölgesinde
tüketicilere kolaylıkla ulaşması ve gerekse süt sanayicilerinin ülkenin tamamında
faaliyet gösterdikleri hususları dikkate alındığında, ilgili coğrafi pazar, Türkiye
Cumhuriyeti sınırları olarak alınmıştır.
YAPILAN TESPİTLER
İşlenmiş Süt Piyasası
(7)Şikayet dilekçesinde; şişe sütü üreten firmaların aralarında anlaşarak, aynı anda ve
aynı oranda fiyat arttırımına gittikleri ve dolayısıyla rekabeti engelledikleri ifade
edilmektedir.
(8)Yapılan önaraştırmada teşebbüsler arasında Rekabet Hukuku anlamında bir
anlaşmanın varlığına ilişkin verilere rastlanmamıştır. Bu sebeple söz konusu
teşebbüsler arasında bir uyumlu eylemin olup olmadığı araştırılmıştır.
(9)İhbar dilekçesinde 18.09.1998 tarihinde bütün şişe sütü firmalarının fiyatlarını onbin
lira artırmak suretiyle 110.000 TL’sına çıkartarak anlaşmalı zam yaptıkları iddia
edilmektedir. Bu iddianın doğru olup olmadığını görmek amacıyla Türkiye’de
5 REKABET KURUMU
endüstriyel süt üreten büyük firmaların ½ kg ambalajlı şişe sütü yıllık fiyat hareketleri
incelenmiştir.
Fiyat hareketleri incelenen bu firmalar, toplam olarak Türkiye süt pazarının %60’dan
fazlasını ellerinde tutmaktadırlar. Bu firmalar, anlaşma ya da uyumlu eylem yoluyla
piyasalarda rekabeti önemli ölçüde etkileyebilecek potansiyele sahiptirler.
(10)Fiyat hareketleri incelendiğinde göze çarpan hususlardan bir tanesi; hiçbir tarihte,
ele alınan firmaların tamamının fiyatlarını aynı anda artırmadıklarıdır. Fiyatların
birlikte artırıldığı aylarda ise, gün olarak tarihlerde farklılıklar görülmektedir. 1998 yılı
Mayıs ayının, bu tespitin bir istisnası olduğu söylenebilir. Zira bu ayda bir hafta
içinde dört firma birden fiyat artırımına gitmiştir. Ancak bunun dışındaki herhangi bir
tarihte benzer bir hareket görülmemektedir. Ayrıca 98 Mayıs’ı dışında dört firmanın
aynı anda fiyat artırımına gittiği başka bir tarih bulunmamaktadır.
(11)Dikkat çeken diğer bir husus, fiyat artış oranlarına ilişkindir. Fiyat değişim oranları
da, fiyat değişim tarihleri gibi belli bir düzen göstermemektedir. Fiyat artış oranlarının
birbirine en yakın olduğu dönem, 98 Mayıs ayıdır. Bunların dışındaki tarihlerde
gerçekleşen fiyat artış oranlarının farklı seviyelerde olduğu görülmektedir. Bununla
birlikte şu hususu da ifade etmek gerekir; söz konusu artış oranları sonucu ortaya
çıkan rakamlar fabrika çıkış fiyatlarıdır. Bu fiyatların üzerine bayi ve bakkal karlarının
eklenmesi sonucunda nihai satış fiyatı ortaya çıkmaktadır. Bayilere uygulanan
iskonto oranları ise her firma için farklı seviyelerdedir. Ayrıca her firma tarafından
uygulanan iskonto oranları kendi içinde de bölgeden bölgeye hatta bayiden bayiye
farklılık göstermektedir. Nihai satıcılar ise, kendi kâr marjlarını (önerilen fiyat
çerçevesinde) kendileri belirlemektedirler. Fiyatın bu yapı içerisinde belirlendiği göz
önüne alındığında, uyumlu eylemden bahsedebilmek için gereken “bilinçli ortak tavır”
almanın bu olayda söz konusu olamayacağı ortaya çıkmaktadır.
(12)Sektördeki firmaların pazar payları ve firma sayıları dikkate alındığında işlenmiş süt
pazarının oligopolistik bir yapıya sahip olduğu söylenebilir. Gerek pazarın
oligopolistik yapıda olması ve gerekse aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı gibi,
firmaların maliyet yapılarının, işin mahiyeti gereği, birbirlerine benzer olması
nedeniyle fiyat politikaları arasında paralellikler görülmektedir.
(13)Rekabet Hukukunda paralel fiyatlandırma değil, firmalar arasındaki bilinçli
paralellikler yasaklanmıştır. Paralel davranışların tümü Rekabet Hukuku anlamında
“per se” rekabet ihlali sayılmamaktadır. Bu açıdan şişe sütü piyasasına bakıldığında
aşağıda sayılan özellikleri nedeniyle rekabet hukuku anlamında bir uyumlu
eylemden çok oligopolistik pazarlarda görülen ve iktisadi gerekçelerle açıklanabilen
paralel davranışların varlığından sözedilebilir:
- Gerek fiyat değişim tarihleri gerekse fiyat değişim oranları göz önüne alındığında
bunların düzenli bir seyir izlemediği görülmektedir.
6 REKABET KURUMU
-Yerel süt firmaları da göz önüne alındığında, pazarda faaliyet gösteren firma sayısı
çok fazladır. Ayrıca bunlardan hiçbirisinin pazar üzerinde hakimiyeti
bulunmamaktadır.
-Firmaların maliyet yapılarında benzerlikler bulunmaktadır. Şöyle ki; işlenmiş süt
endüstrisinin hammaddesi çiğ süttür. Çiğ süt fiyatları belli bölgelerde üç ayda bir
yapılan ihaleler sonucunda belirlenmektedir. İhale yapılmayan bölgelerde ise fiyat,
ihale fiyatı baz alınarak tespit edilmektedir ki, bu şekilde tespit edilen fiyatlar ile ihale
fiyatları arasında büyük farklar bulunmamaktadır. Bu açıdan tüm firmaların
hammadde fiyatları aynı anda değişmektedir. Çiğ sütün köylerden toplandıktan
sonra tankerlerde soğutulup fabrikalara kadar taşınması da önemli bir maliyet
kalemidir. Özellikle mazot fiyatlarındaki artış tüm firmaların maliyetleri üzerinde aynı
oranda ciddi bir etkiye sahiptir.
-Ürün homojen niteliktedir. Bu sebeple fiyat artırımlarının ve fiyatların benzer nitelikte
olması doğaldır.
-İşlenmiş süt piyasasında faaliyet gösteren firmaların çoğunun, dağıtım sistemi
çerçevesinde bayileri bulunmaktadır. Bayilik sistemi firmalara, piyasadaki fiyat ve arz
miktarı gibi değişkenler hakkında hızlı bir şekilde bilgi sahibi olma şansını
tanımaktadır. Bu şekilde rakiplerinin hareketlerinden anında haberdar olan firmalar
kendilerini bu değişikliklere göre ayarlamaktadırlar. Nitekim yapılan yerinde
incelemelerde, bayilerden firmalara gönderilen ve rakipleri tarafından
gerçekleştirilen fiyat değişikliklerine ilişkin bilgileri ve bunlara karşı alınması gereken
önlemlere ilişkin önerileri içeren yazışmalara rastlanmıştır.
(14)Yukarıdaki bilgilerin ışığında, işlenmiş süt pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler
arasında birlikte şişe sütü fiyatı belirlenmesi yönünde bir anlaşma ya da uyumlu
eylemin olduğuna dair bir bulguya rastlanmamıştır. Firmaların, bazı dönemlerdeki
fiyat değişim tarihleri ve oranları arasında görülen paralellikler pazarın gereği olan
davranışlardır ve iktisadi gerekçelerle açıklanabilir nitelikte görülmüştür.
Çiğ Süt Piyasasında İhale Sistemi
(15)Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu adına Fehmi
Aksoy’un anılan başvurusunda SETBİR adı altında tekelleşen süt sanayicilerinin
ihale dönemlerinde anlaşmalı olarak çiğ süt fiyatlarını düşük tuttukları öne
sürülmektedir. İncelemede, aşağıdaki nedenlerden ötürü Mustafa Kemalpaşa ihale
sonuçları esas alınmıştır.
(16)Yapılan ihalelerde satılan çiğ süt miktarı açısından Mustafa Kemalpaşa, Balıkesir
Merkez ve Biga bölgeleri öncelikli yörelerdendir. Bu sebeple, diğer süt ihalelerindeki
fiyatlar da bu bölgelerde oluşan fiyatlar baz alınarak ortaya çıkmaktadır. Ancak,
Balıkesir Merkez’deki ihalelerin süreklilik göstermemesi, Biga’da ise eski dönem
ihale tutanaklarının düzenli olarak yetkililer tarafından önaraştırmada görevli
raportörlere zamanında iletilememesi nedeniyle söz konusu bölgeler inceleme dışı
tutularak, sadece Mustafa Kemalpaşa ilçesinde yapılan ihaleler üzerinde
yoğunlaşılmıştır.
7 REKABET KURUMU
(17)Mustafa Kemalpaşa süt ihale sonuçları incelendiğinde, ihale sisteminden beklenen
sütün fiyatının serbest rekabet dönemi içerisinde oluşması hedefinin
gerçekleşmediği görülmektedir. Örnek verilecek olursa; 1996, 1997, 1998 ve 1999
yıllarına ait elde edilen ihale tutanaklarında 1, 2, 3, 20, 22 ve 38 inci köy gruplarının
sütlerinin Sütaş tarafından; 8, 9, 10 ve 12 nci köy gruplarının sütlerinin ise Aysan
tarafından alındığı görülmektedir. Tablonun ortaya koyduğu genel kanaat; süt
üreticilerinin aynı köy gruplarının sütlerini uzun süreli olarak aldıklarıdır. Sürekliliği
ortaya koymak için 8 dönem dikkate alınmıştır. Bu da her bir dönemin 3 ay olduğu
düşünülürse 2 yıla tekabül etmektedir.
(18)Zaman zaman süt firmalarının süt aldıkları köy grubunun başka bir firmaya geçtiği
görülmektedir. Örnek olarak; 11, 13, 16, 19, 30, 31, 33, 34, 37, 39, 40 ve 41 inci köy
gruplarında anılan firma geçişlerine tanık olunmaktadır.
(19)Mustafa Kemalpaşa süt ihalelerinde bir dönemde yaklaşık olarak 70.000 lt. süt alımı
yapılmaktadır. Bu miktar sütün %25’inin Sütaş, %20’sinin Aysan, %7.8’inin Pınar,
%5.9’unun Mis Süt, %5.7’sinin ise Ak Gıda tarafından alındığı (1999/4 dönemi ihale
tutanaklarına göre) anlaşılmaktadır.
(20)Anılan süt ihalelerinde gerçekleşen süt fiyatları, küçük istisnalar dışında, aynı
fiyatlardır. Diğer bir ifade ile, bir ihale döneminde gerçekleşen fiyatlar tüm köy
grupları için geçerli fiyatlardır. 37 nci dönemde (98/3) 92.100 TL, 38 inci dönemde
(98/4) 92.100 TL, 40 ıncı dönemde (99/2) 96.000 TL tüm köy grupları için ihale fiyatı
olarak gerçekleşmiştir.
DEĞERLENDİRME
(21)Yukarıda yer alan tespitler her ne kadar anılan eylemlerin 4054 sayılı yasanın 4 üncü
maddesinin “mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa
kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü” şeklindeki (b) bendi ile;
aynı maddenin “mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan
maliyet, kâr gibi her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi” şeklindeki (a)
bendi kapsamına girdiklerine ilişkin bir düşünceyi çağrıştırmakta ise de;
- anılan eylemlerin adıgeçen teşebbüslerin anlaşması neticesinde mi, yoksa
piyasanın gereklerinden mi kaynaklandığının açık olmaması yanında, çiğ süt
piyasasında alım yapan teşebbüslerin anlaşma ya da uyumlu eylem yoluyla
ihalelerde fiyatları belirlediklerine veya köy gruplarını paylaştıklarına ilişkin
herhangi bir belgenin ya da ortaya çıkan sonuçla teşebbüslerin bilinçli
birlikteliklerine ilişkin olarak bir bağlantının varlığının tespit edilememesi,
- ihale tutanakları incelenen Mustafa Kemalpaşa bölgesinde ihale konusu süt
miktarının Türkiye’de alımı yapılan toplam süt miktarının ancak %0,2-3 (binde
2,3)’üne tekabül etmesi, diğer bir deyişle, Türkiye’de alımı yapılan sütün %1’i
bile olmayan bu miktarın piyasayı etkileme gücünün olamayacağı,
8 REKABET KURUMU
- belli grup köylerin ihalelerine sürekli olarak aynı firmaların katılması tespitini, çiğ
süt sektörünün ekonomik ve rasyonel gereklerinden kaynaklanan
zorunluluklardan meydana geldiği şeklinde değerlendirmenin mümkün
olabileceği,
- zira çiğ süt piyasasında alım yapan teşebbüslerin alım yaptıkları bölge ile
tesislerinin veya fabrikalarının bulunduğu yer arasındaki uzaklığın büyük önem
taşıması, taşıma uzaklığının artması durumunda alım yapan teşebbüslerin
fazladan doğan maliyete katlanmak durumunda kalacakları,
- ihalede, başlangıç fiyatının genellikle Kaymakamların başkanlığındaki heyetlerce
belirlendiği ve alıcıların dışında oluşturulduğu,
- diğer taraftan süt üretimi yapılan bölgeler ile bunu alacak teşebbüslerin
ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda ürüne sahip olup olmadıklarının da önemli
olduğu, ayrıca, alıcıların sütü işleme kapasitelerinin sınırlı olduğu ve ihtiyaçtan
fazla alıma gitmelerinin ekonomik ve rasyonel olamayacağı,
- Çiğ süt alımında aslolanın, sütün alıcı tarafından satılması değil, alıcının süt
ürünü haline getirdiği ürünleri (yağ, yoğurt, peynir, sütlü içecekler v.s.) pazarlama
amacı olduğu, süt ürünleri üretenlerin, coğrafi pazarda hem büyüklüklerinin farklı,
hem de sayılarının çok fazla olması, üstelik süt ürünleri piyasasında arz fazlası
bulunması piyasayı çok yoğun rekabetin yaşandığı bir sektör haline getirdiği,
dolayısıyla girdi özelliği taşıyan çiğ sütün fiyatlarının üretim maliyetlerine denk bir
noktada oluşmasına neden olduğu, süt fiyatlarının çok fazla artmamasının diğer
bir gerekçesinin de bu durumdan kaynaklanabileceği,
Bu itibarla, yukarıda sözü edilen ve 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesince
yasaklanan fiyat tespiti ile pazar paylaşımı iddiasını güçlendiren eylemlerin ihaleye
katılanların anlaşması şeklinde değil de, esasen tarafların ihalelerde ortaya konulan
üretim miktarları ile alıcıların alım güçleri çerçevesinde, diğer bir ifade ile piyasaya
arzolunan ürün ile alıcıların ortaya koydukları talebin karşılaşması neticesinde
oluştuğu düşüncesini güçlendirmektedir.
(22)Üretilen sütün büyükçe bir bölümünün ihale yapılmayan bölgelerde ihalelerde oluşan
fiyat baz alınmak suretiyle alımının yapılması, ihalelerde oluşan fiyatların önemini
artırmakta, dolayısıyla ihalelerde oluşan fiyatların sadece alıcılarca belirlenmesi
halinde uygulama kabiliyetinin olamayacağını ortaya koymaktadır.
(23)Dikkate alınması gerekli diğer bir husus da şudur: İşlenmiş süt ve süt ürünleri
piyasasında rekabetin engellendiğine ilişkin herhangi bir tesbitin yapılamamasıdır.
Aksine rekabetin yoğun yaşandığı bir ortam mevcuttur. Özellikle fiyat rekabetinin
etkin olarak sürdürüldüğü bir piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin ürün
pazarında sattıkları ürünün girdisini ucuza almak için pazarlık güçlerini ortaya
koymaları, sütü ucuza almak istemeleri rekabete aykırı davranışlar içinde olmamaları
kaydıyla, olumsuz değerlendirilecek bir husus değildir.
9 REKABET KURUMU
(24)Burada aslında üzerinde durulması gereken husus, süt sanayicilerinin üreticinin
örgütsüzlüğünden kaynaklanan pazarda güçsüz durumda olma konumunun kötüye
kullanılıp kullanılmadığıdır. Böyle bir durumun olup olmadığını Raportörlerin
raporlarında yer verilen ihalelerde oluşan fiyatlar baz alınarak bir ekonomik analiz
yapmak suretiyle ortaya koymak mümkündür.
(25)Raportörlerin raporunda yer alan Tablo 7 ve 10’da yer verilen bilgilerde; Eylül - Ekim
1999 döneminde çiğ sütün ihalelerde oluşan fiyatın 126.000 TL/lt olduğu, aynı
dönemde pastörize sütün satış fiyatının 255.000 - 260.000 TL/lt olduğu, diğer bir
ifade ile anılan dönemde sütün üreticiden alınıp işlendikten sonra satış için
fabrikadan çıkışına kadar geçen her bir aşamanın toplam maliyetinin (taşıma, işçilik,
diğer üretim maliyetleri, amortisman vs.) 140.000 TL gibi bir tutara ulaşmakta
olduğunun görüldüğü, anılan maliyet tutarının sütün alış fiyatı ve üretim sürecinde
yer alan her bir maliyet kalemi ile karşılaştırıldığında, anılan tutarın yüksek olup
olmadığı konusunda farklı yorumlar yapılabilmekle birlikte, bahsekonu tespitten
hareketle süt sanayicilerinin aşırı kâr elde ettikleri gibi bir sonuca ulaşmanın
mümkün olmayacağı, oysa süt sanayicileri fiyatları istedikleri gibi belirlemiş olsalardı,
anılan faaliyet sonucunda yüksek miktarda kâr etmelerinin beklenmesi gerektiği,
dolayısıyla ihalelerde ortaya çıkan fiyatların sadece süt sanayicileri tarafından
belirlendiği gibi bir sonuca ulaşmanın mevcut tespitler karşısında doğru olmadığı, bu
durumun süt üreticilerinin kooperatif ve birlikler şeklinde örgütlenmiş olmalarından
kaynaklandığı, birlik ve kooperatifler şeklindeki örgütlenlenmeler olmasaydı süt
sanayicilerinin istedikleri fiyatı kabul ettirmelerinin daha kolay olacağı, sonuç olarak
oluşan fiyatın kaymakamların gözetiminde tarafların mutabakatı sonucu oluşan bir
uzlaşma fiyatı olduğu anlaşılmaktadır.
(26)Diğer taraftan ihalelerin kaymakamların başkanlığında ve kaymakamlıklarca yapılan
hesaplamalar sonucu belirlenen fiyatlarla açılması, diğer bir ifade ile anılan
işlemlerin tarafların katılımıyla kamu gözetiminde yapılması yukarıda ulaşılan yargıyı
güçlendirmektedir.
(27)Bahsedilen nedenlerle çiğ süt piyasasında 4054 sayılı yasanın 4 üncü maddesinin
(a) ve (b) bendlerinde sözü edildiği şekliyle fiyat tespiti ve pazar paylaşımı olduğu
yönündeki iddialar yeterli dayanaktan yoksundurlar.
(28)Diğer taraftan çiğ süt sektörü ile ilgili olarak yapılan incelemeler sırasında ilgili bazı
çevrelerce ifade edilen “Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu (TSEK)’nun
özelleştirilmesiyle piyasada boşluk meydana geldiği, TSEK’in piyasada faaliyette
olduğu dönem düzenleyici bir görev ifa ettiği, TSEK’in üreticiler için tespit ettiği
fiyatların piyasada taban fiyat gibi kabul edildiği, piyasanın buna göre oluştuğu”na
yönelik görüşler Rekabet Kanunu açısından bir önem taşımamakla birlikte, anılan
görüşün ekonomik yönden bir değerlendirmesi yapılırsa; Türkiye Süt Endüstrisi
Kurumu’nun kesinleşen bilanço ve kâr - zarar cetvelleri1 üzerinde yapılan
incelemelerde, TSEK’in piyasa faaliyetleri neticesinde 1993’te 356.425.000.000 TL,
1994’te 1.356.010.000.000 TL, 1995’te 1.344.172.000.000 TL zarar ettiği, anılan
1 T.C.Merkez Bankası 1996 yılı Ekonomik Raporu.
10 REKABET KURUMU
zarar tutarlarının aynı yıllardaki faaliyet sonucu elde ettiği gayrisafi satış hasılatları
ile karşılaştırılması durumunda , anılan zarar tutarının gayrisafi satış hasılatının2
1993’te %32’sine, 1994’te %21’ine, 1995’te %43’üne tekabül ettiği görülmektedir.
TSEK’in oluşan bu zararlarını karşılamak üzere özelleştirme kapsamına alındığı
dönemde Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı kaynaklarından 6.7 milyar
TL’si sermaye iştiraki, 912.6 milyar TL’si de borç olmak üzere 919.3 milyar TL
tutarında nakit aktarımın yapıldığı ve ayrıca, şirketin banka borçlarına mahsuben
İdare tarafından alacaklı bankalara, toplam 1.5 trilyon TL tutarında “gelir ortaklığı
senedi” ve “özelleştirme tahvili” verildiği ve bu borçların 5 trilyon TL faiz ilavesiyle
İdare tarafından ödendiği3 anlaşılmıştır. TSEK’in 32 süt işletmesi, 6 süt toplama
merkezi, 4 arsası ve “SEK” isim hakkı 1992, 1995 ve 1998 yıllarında gerçekleştirilen
uygulamalar ile özelleştirilmiştir. Şirkete ait varlıkların satışından toplam 3 trilyon 676
milyar TL (yaklaşık 70 milyon ABD Doları) tutarında gelir elde edilmiştir. Bu durum,
ekonomik olarak pazarda rekabet gücü olmayan, sürekli zarar eden bir kuruluşun,
piyasadan çekilmesinden başka bir anlam taşımamaktadır ve yoğun rekabetçi bir
piyasanın da varlığını ortaya çıkarması açısından oldukça önemlidir. Zarar eden bir
Kamu Kuruluşunun, düzenleyici fonksiyon icra etse bile, ekonomik açıdan
sürdürülmesini savunmak mümkün değildir.
(29)Raportörlerce yerinde yapılan incelemeler sonrasında düzenlenen Önaraştırma
raporunda süt üreticisinin ürününü uzun süreli olarak muhafaza edememesi ve
ayrıca yeterince örgütlenememesi sebebiyle, sütünü düşük fiyatlarla ya da
maliyetinin altında fiyatlarla satmak zorunda kaldığına dair tespitlere yer verilmiştir.
Ülkemizde süt üreticilerinin pazardaki güçsüz konumlarını gidermeye yönelik
kooperatifler ve Hizmet Üretme Birlikleri gibi tüzel kişiliği haiz olan ya da olmayan
örgütlenmelerin ülke düzeyinde oluşturulmaya çalışıldığı bilinmekle birlikte, bunların
yeterli olduklarını kabul edebilmek mümkün değildir. Ne var ki, pazarda ekonomik
güçleri organize etme görevi, Rekabet Kurumu’nun görevleri arasında değildir.
AB’de Ortak Tarım Politikası
(30)Topluluk içinde tarım ürünlerinin sıkıntısının çekilmemesi, tüketiciye ulaşan
ürünlerde fiyat istikrarının sağlanması ve üreticinin gelir düzeyinin mevsimlik
dalgalanmalara terk edilmemesi, stablize edilmesi, çiftçinin korunması esaslarına
dayanan Avrupa Topluluğu tarım politikası ile bu amaçları gerçekleştirmiş ve
günümüze kadar başarıyla uygulanmıştır.
(31)Roma Antlaşması’nın 38 inci maddesinde tarım ve tarım ürünlerinin ortak pazar
kapsamında olduğu belirtildikten sonra, tarım ürünleri; “Toprak mahsülleri,
hayvancılık ve balıkçılık ürünleri ve bu ürünlerle doğrudan ilişkisi olan ilk işleme
safhası sonucunda elde edilen ürünler anlaşılır” diye tanımlanmıştır.
(32)Ortak tarım politikasının amaçları ise Roma Antlaşması’nda özet olarak şöyle
belirlenmiştir:
2 Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan alınan bilgiler.
3 Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı`ndan alınan bilgiler.
11 REKABET KURUMU
- Teknik ilerlemeyi ve istihdamı geliştirerek tarımsal üretimi ve verimliliği artırmak,
- Çiftçilerin gelirlerini artırarak, iyi bir yaşam düzeyine ulaşmasını sağlamak,
- Piyasaların istikrarını temin etmek,
- Ürünlerin tüketiciye uygun fiyatla intikalini temin etmek,
- Piyasaya sürülecek ürünlerin arzını teminat altına almak.
(33)Avrupa Birliği bu amaçları gerçekleştirmek için konumuzla ilgili olarak bazı
fiyatlandırma ve koruma tedbirleri geliştirmiştir. Ortak Tarım Politikaları için bu
tedbirlere sık sık başvurulmaktadır. Bu tedbirlere “Ortak Piyasa Düzenlemeleri”
denilmektedir. Ortak Piyasa Düzenlemeleri iç pazarı, dolayısıyla çiftçiyi; ürünün
fiyatlandırılması yoluyla korunmasıdır. Bu koruma tedbirleri bazen sübvansiyon,
bazen vergilendirme, bazen fark giderici vergilerle yerine getirilebilmektedir.
(34)Destekleme fiyatı ile yapılan düzenlemelerde, Birlik dünya tarım ürünlerinin
fiyatlarını da inceledikten sonra, bu grupta mütalaa edilen ürünlerin taban fiyatlarını
tesbit ederek önceden ilan etmektedir. Bu müdahaleler ihtiyari olarak yapıldığı gibi,
mecburi müdahaleler şeklinde de yapılmaktadır. Mecburi müdahalelerde ilgili
kurumlar; üreticiler tarafından getirilen ürünleri belirlenen fiyat üzerinden satın
almak zorundadırlar.
(35)Kuzey ürünleri de denilen bu ürünler deniz ürünleri, hububat, sığır, domuz, koyun
etleri, süt ve süt ürünleri, şeker, bazı sebze ve meyveler, sofra şarabı gibi ürünleri
kapsamaktadır. Bunlar tarımsal üretimin %70’ini kapsamaktadır4.
(36)Avrupa Birliği’nde Ortak Tarım Politikası çerçevesinde birçok tahıl ürünleri ile
şeker, süt, koyun, dana ve sığır etlerinde müdahale sistemi bulunmaktadır.
Destekleme kuruluşları; piyasada arz fazlası dolayısıyla fiyatların düşme eğilimine
girmesi durumunda, sabit bir asgari fiyat (müdahale fiyatı) ile piyasaya girerek
fiyatların bu seviyenin altına inmesine engel olurlar. Fiyatların artması durumunda
ise, daha önce satın aldıkları ürünleri piyasaya sürerek dengeyi sağlarlar veya
üçüncü ülkelere ihracat yoluyla stokları eritmeye çalışırlar. Müdahale fiyatın yanında
Topluluk içinde normal fiyatlar olarak kabul edilen hedef fiyatlar da uygulanmaktadır.
İçinde sütün de dahil olduğu birçok tarımsal üründe uygulanan hedef fiyat, her yıl
Konsey tarafından belirlenir. Komisyon, ekim döneminden bir yıl önce fiyatları,
Konsey’e önerir. Fiyatlar Konsey tarafından açıklanır. Dolayısıyla üreticiler,
ürünlerini hangi fiyattan satacaklarını önceden bilir ve gelirlerini buna göre tahmin
ederler5.
ABD’de Süt Fiyatlarının Belirlenmesi
(37)Amerika Birleşik Devletleri’nde de Avrupa Birliği’nde olduğu gibi süt üreticilerinin
ürün fiyatları belirlenmektedir. Tarım Bakanlığı, 150 milyon kişiden fazla insanın
yaşadığı 61 kentte süt pazarlama kurullarına (milk marketing boards) fiyat belirleme
yetkisi vermiştir. Söz konusu kurullar çeşitli idari prosedürler ve formülasyonlarla süt
4 ÇİMEN, Ahmet; Gümrük Birliği ve Avrupa Topluluğu Türkiye İlişkileri, Ankara, 1996.
5 KARLUK, Rıdvan; Avrupa Birliği ve Türkiye, dördüncü basım, İstanbul, 1996, s.207-209
12 REKABET KURUMU
üreticilerine verilecek fiyatı belirlemektedir. Aynı zamanda birçok eyalet dağıtım
seviyesi de dahil olmak üzere süt fiyatlarını kontrol etmektedir6.
(38)Görüldüğü üzere, AB ve ABD’de süt üreticisinin pazardaki alıcılar karşısındaki
konumunun güçsüzlüğünün giderilmesine yönelik tedbirleri almak, devletin bu işlerle
görevlendirdiği diğer kurum ya da kuruluşlarına aittir. Rekabet Kurulu’nun buna
ilişkin herhangi bir görevi olmayıp, ilgili kurum ve kuruluşlara ülkenin rekabet gücü
kazanması açısından tavsiye ve öneriden öte yapabileceği herhangi bir iş ya da
işlem bulunmamaktadır.
(39)Bu çerçevede çiğ süt piyasasında üreticiler aleyhine olan olumsuzlukların
giderilmesini teminen Kurum görüşlerinin konuyla ilgili Bakanlık, Kurum ve
Kuruluşlara bildirilmesinde de yarar görülmüştür.
İ- GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
(40)Önaraştırma raporunda, soruşturma açılması talebi, 4054 sayılı Yasanın 4(a) ve 4(b)
fıkralarına aykırılık gerekçesine dayandırılmıştır.
Bir iddianın 4.madde kapsamına girip girmediği, 4.maddedeki ögeleri taşıyıp
taşımadığına göre değerlendirilmeli ve sonuçlandırılmalıdır. 4.madde, rekabeti
sınırlayıcı anlaşma ve uyumlu eylemden söz etmektedir. Bu iki ayrı eylemin varlığı
ise, yapılan önaraştırmada, yeterli kanaati verecek açıklıkta tespit edilmeli,
mümkünse “her türlü delil” ile (madde 40 - son fıkra) belgelenebilmelidir.
(41)Önaraştırma konusu olan, çiğ süt alımlarında bir anlaşmanın varlığı iddiasının
4.madde açısından değerlendirilmesi yapıldığı takdirde, “anlaşma” hususunun asgari
şartlarının bulunması gerekecektir. Taraflar arasında bir anlaşmanın varlığının
kabulü için, her ne sebepten olursa olsun, tarafların kendilerini bu anlaşmayla bağlı
kabul etmeleri yeterlidir. Avrupa Topluluğu Komisyonu da, bir “anlaşma”dan söz
edebilmek için işletmelerin birinin, diğeriyle olan ilişkilerinde eylem özgürlüğünü
kısıtlamış olmasını yeterli bulmaktadır.7 Olayımızda süt alıcıları arasında ne böyle bir
bağımlılığın varlığı, ne de birbirlerinin davranışlarını ve davranış özgürlüğünü
kısıtlayıcı bir delile rastlanmıştır. Aksine, arz ve talebin dengelendiği bir ortamda
fiyatın oluşması gerekirken, genellikle kaymakamların başkanlığındaki bir heyetin
belirlediği fiyattan ihalenin başlaması, hatta bu fiyatın genellikle kabul görmesi,
rekabet ortamını önleyici bir anlaşmayı çağrıştırmamaktadır. Öte yandan, çiğ süt
alıcılarının, birbirinden çok farklı ekonomik güçte, farklı teknolojik yapıda ve farklı
büyüklükte işletmeler (alıcılar) olduğu düşünülürse, birbirlerinin davranış
özgürlüğünü önlemek gibi bir sonucu sağlayamayacakları da hemen anlaşılmaktadır.
Çünkü, süt ürünleri üreticisi olan bu alıcıların ekonomik gerekçeler göz önüne
alınırsa, niteliği gereği stoklamak mümkün olmadığı için kullanabilecekleri kadar,
nakliye ücreti önemli olduğu için üretim yerlerine en yakın köy veya köy
gruplarından, ürünlerini yoğun rekabet yaşanan süt ürünleri pazarında satabilmeleri
için de en ucuz şekilde almalarının doğal olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu durum,
6 SHEPHERD, William G.; The Economics of Industrial Organization, fourth edition, 1997, s.264
7 ASLAN, Yılmaz; Rekabet Hukuku, s.50,51
13 REKABET KURUMU
önaraştırma kapsamına alınan işletmeler arasında bir “anlaşma”nın, mevcut bilgiler
ve deliller göz önüne alındığı takdirde mümkün olamayacağını göstermektedir.
(42)4.madde anlamında “uyumlu eylem”den söz etmenin mümkün olup olamayacağına
gelince; işletmeler arasında bir anlaşmanın varlığı kanıtlanamıyorsa, aralarında
anlaşma olmadığı halde, pratik bir işbirliği sağlayan davranışlar mevcutsa, bunun
rekabeti önleyici etki doğurması doğaldır ve yasamız açısından yasaktır.
(43)Uyumlu eylemde, 4.madde açısından önemli olan, işletmeler arasındaki uygulama
paralelliği değil, bu paralelliğin bilinçli olarak yaratılmış olmasıdır. Bu bilinç, rakipler
arası bir “işbirliğinin” sonucu olabileceğinden, yasaya aykırı görülmüştür. Ancak,
uyumlu eylemin varlığı, öğretide de genellikle kabul edildiği gibi, dört unsurun birlikte
bulunmasını gerektirmektedir. Buna göre, uyumlu eylem için; (a) En az iki veya daha
fazla işletme olmalı, (b) Bilinçli paralellik bulunmalı, (c) Bu paralel davranışlar
ekonomik ve rasyonel gerekçelerle açıklanamamalı, (d) Rekabet sınırlanmalıdır. Bu
unsurlardan biri yoksa uyumlu eylem de yoktur.8
(44)Bu unsurları olayımıza uyguladığımız takdirde, iki unsurun varlığının veya
yokluğunun tartışılması gerekmektedir. Çiğ süt alıcıları, kararın değerlendirme
bölümünde de görüleceği üzere, ekonomik nedenlerle açıklanabilecek bir davranış
içindedirler. İhalelerde, işletmelerin, sınırlı miktarda süt almaları, işleme
kapasitelerinin bir gereğidir, çünkü süt depolanamaz. Yakın köylerden almaları,
nakliye giderlerini asgaride tutmanın doğal bir ekonomik sonucudur. İhalelerde
fiyatların fazla yükselmemesi de rekabetin yoğun olduğu süt ürünleri satış
piyasasında, çiğ sütün bir hammadde olduğu ve girdi maliyetinin düşük tutulması
rasyonelliğinin bir sonucu olduğudur. Bu durum, paralel görünen davranışın
ekonomik ve rasyonel gerekçelerle izah edilebilirliğini göstermektedir. Diğer taraftan,
böyle bir davranışta rekabetin sınırlandığına dair de bir kanıt veya sonuç
bulunamamıştır. Çiğ süt alımı, üretici merkezlerine çok uzak yörelerden yapılamaz
ve yapılmamaktadır. İşletmelerden de rasyonellikten uzak bir davranış beklenemez.
Pazara giriş imkanının önlenemediği açık olan bu ihalelerde, bir uyumlu eylemden
söz etmek de mümkün olamayacaktır.
Bu nedenlerle Raportörlerce süt piyasası ile ilgili olarak yapılan incelemeler
sonucunda düzenlenen Önaraştırma raporunda değinilen ve raporda yer verilen
Teşebbüslerin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4 üncü
maddesinin (a) ve (b) bentlerinde düzenlenen rekabet ihlallerine uygun eylemler
içerisinde olduklarına yönelik değerlendirmelere katılınmamış ve aşağıdaki sonuca
ulaşılmıştır.
8 ASLAN, Yılmaz; Rekabet Hukuku, s.55,56
14 REKABET KURUMU
J- SONUÇ
(45)Açıklanan nedenlerle;
1- Süt sektöründe Tayfun ÇULCUOĞLU’nun şikayetine yönelik olarak şişe sütü
satım fiyatları bakımından bir soruşturma açılmasına gerek olmadığına
OYBİRLİĞİ ile,
2- Çiğ süt alım ihaleleri bakımından Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez
Birliği’nin şikayetine yönelik olarak çiğ süt pazarında ürünün ve piyasanın
özellikleri dolayısıyla ve önaraştırma raporunda yer alan bilgi ve belgeler
çerçevesinde, şikayete yönelik olarak bir soruşturma açılmasına gerek
bulunmadığına; Bununla beraber çiğ süt piyasasında üreticiler aleyhine var olan
olumsuzlukların giderilmesi ve ilgili piyasanın işleyiş mekanizmasının AB ve
ABD’de tarımsal ürünlerle ilgili olarak yürütülen politikalar da göz önünde
tutularak iyileştirilmesi doğrultusunda gerekiyorsa benzer yasal önlemlerin
alınması için Başkanlık görüşü oluşturularak ilgili Bakanlığa bildirilmesine
OYÇOKLUĞU ile;
karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy