Sylka / Polonya – 19219/07 - 3 Haziran 2014 tarihli karar [IV. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, emniyet kemeri takmadığı gerekçesiyle polis tarafından durdurulmuştur. Ardından çıkan tartışmada, iddialara göre, başvuran, polis memurlarına onların “seviyesine inmeyeceğini” söylemiştir. Başvuran daha sonra görev başındaki polis memuruna hakaret etmekten suçlanmıştır. İlk derece mahkemesindeki yargılaması mahkûmiyetle ve adli para cezası ile sonuçlanmıştır. Ancak temyiz aşamasında mahkûmiyet cezası feshedilmiş ve ceza davası bir yıllık bir deneme süresi boyunca durdurulmuştur. Ayrıca, başvuranın bölgede bulunan çocuk bakımevine 125 avro ödemesine ve masraf giderler için 25 avro ödemesine hükmedilmiştir.
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda, Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamında ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
Hukuki değerlendirme – Madde 35 § 3 (b): Sözleşme, “önemli bir zarar görmemiş olmaya” yönelik kabul edilebilirlik kriterinin Sözleşme kapsamında güvenceye alınan herhangi bir hakka uygulanmasını kısıtlamamıştır. Ancak ifade özgürlüğü ile ilgili davalarda bu kriterin uygulanmasında söz konusu özgürlüğün göz önünde bulundurulması ve Mahkeme tarafından dikkatli bir incelemeye tabi olunması gerekmektedir. Bu tür bir inceleme, genel menfaat ile davanın yazılı ya da basılı herhangi bir haber yayın organını ihtiva edip etmediğine ilişkin görüşlerin ortaya konulmasını da içermelidir.
Bir ihlal gerçekleştiğine yönelik bir iddia, başvuranın taraflı algıları ile davada tarafsız olarak söz konusu olan olgular göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Mahkeme, bireysel algıların yalnızca ihlalin parasal yönünü değil aynı zamanda başvuranın davayı takip etme hususundaki genel menfaatini de kapsadığını ve davadaki söz konusu hususun başvuran açısından açıkça taraflı olarak bir önemi olduğunu kabul etmeye hazırdır. Ancak, taraflılık hususuna ilişkin olarak, ceza yargılamalarının şartlı bir şekilde ertelenmesi kişinin mahkûm edileceği anlamına gelmemektedir ve Ulusal Suç Kayıtları’na davayla ilgili kaydedilen bilgiler 18 ay sonra silinecektir. Başvuran bu süre içerisinde yargılamaların devam ettiğine ya da Kayıtlardaki bilgilerin kendisini somut bir şekilde etkilediğine dair herhangi bir bildirimde bulunmamıştır. Ayrıca maddi yaptırımlar (toplamda 150 avro), iş adamı olan başvuran için çok büyük bir zorluk teşkil etmeyecektir. Özetle, yargılamaların koşula bağlı olarak ertelenmesi kararı yüzünden başvuranın önemli olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kaldığına dair tarafsız gerekçeler yoktur.
Şikâyetin konusu, önemli bir ilkesel soruna yol açmamıştır (karşılaştırınız, Berladir ve Diğerleri / Rusya, 34202/06, 10 Temmuz 2012). Sözleşme’nin 10. maddesi uyarınca ciddi endişeler ortaya çıkarabilecek şekilde geniş kapsamda etkiler uyandırmayan ya da toplumsal menfaati etkilemeyen bir sözlü karşılaşma ile ilgilidir. Söz konusu dava, bu açıdan, Mahkeme’nin önemli bir sakınca olmadığına dair yapılan bir ön itirazı Fransa’da Devlet Başkanı’na hakaretin cezai suç olarak kalması gerekip gerekmediğine ve bu suçun Sözleşme’ye uygunluğuna dair tartışmalara dayanarak reddettiği Eon/Fransa (26118/10, 14 Mart 2013, 161 Sayılı Bilgi Notu) gibi bir davadan ayırt edilebilir.
Mevcut davada başvuran Sözleşme’nin iddia edilen ihlali sonucu büyük bir zarara uğramamıştır. Kabul edilebilirlik koşullarından ikisine uyulduğu için (insan haklarına saygı davanın incelenmesini gerektirmemiştir ve dava yerel bir mahkeme tarafından gereken şekilde incelenmiştir) başvurunun kabul edilemez olduğu beyan edilmiştir.
Sonuç: kabul edilemez (başvuranın önemli bir zarar görmemiş olması).
Full & Egal Universal Law Academy