AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 47180/12
Tekin TANGÜN / Türkiye
Başkan
Ledi Bianku,
Hâkimler
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 27 Haziran 2017 tarihinde Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
10 Mayıs 2012 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu dikkate alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Tekin Tangün, 1969 doğumlu bir Türk vatandaşı olup; Tekirdağ’da bir cezaevinde tutulmaktadır. Başvuran, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat A. Güreşçi tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran, 10 Nisan 2008 tarihinde terör örgütüne üyelik, bu örgüt adına yasadışı patlayıcı madde bulundurmak ve sahte kimlik taşımak şüpheleriyle yakalanmıştır.
5. İstanbul Cumhuriyet savcısı, 24 Nisan 2008 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde başvuran hakkında yukarıda sayılan suçlardan iddianame düzenlemiştir.
6. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Mayıs 2013 tarihinde başvurana atılı suçları sabit bulmuş ve başvuranı 22 yıl 14 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme, ayrıca, başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir.
ŞİKÂYET
7. Başvuran tutukluğunun uzunluğu hakkında Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında şikâyette bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
8. Hükümet, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini, zira 23 Eylül 2012 tarihinde hâlen tutuklu bulunduğunu ve Anayasa Mahkemesine başvurması gerektiğini ileri sürmüştür.
9. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi önündeki yeni hukuk yolunun temel yönlerini inceleyen Mahkeme, Türkiye Büyük Millet Meclisinin söz konusu mahkemeye, kural olarak, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen bütün kararlar bakımından, Sözleşme’yle korunan hak ve özgürlüklerin ihlallerine yönelik doğrudan ve hızlı bir tazmin sağlamasına imkân tanıyan yetkiler verdiğini ve bu hukuk yolunun kullanılması gereken bir hukuk yolu olduğunu belirtmiştir (bk. Uzun/Türkiye, (k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013).
10. Mahkeme ayrıca, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin 23 Eylül 2012 tarihinde başladığını ve bu kapsamda verilen kararlardan açıkça anlaşıldığı üzere, zaman bakımından yetkisinin, bireysel başvuru hakkının kabulünden önce başlayan ve belirtilen tarih itibariyle devam etmekte olan bir ihlali içeren durumları da kapsayacak şekilde genişletilmesine karar verdiğini belirtmektedir.
11. Somut davada, başvuranın tutukluluğu 10 Nisan 2008 tarihinde başlamış ve 9 Mayıs 2013 tarihinde mahkûm edilmesiyle sona ermiştir. Dolayısıyla, 23 Eylül 2012 tarihinden önceki dönem de dâhil olmak üzere, başvuranın tutukluluğu, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamındadır (bk. Koçintar/Türkiye (k.k.), no. 77429/12, §§ 15-26, 39, 1 Temmuz 2014 ve Levent Bektaş/Türkiye, no. 70026/10, §§ 40-42, 16 Haziran 2015).
12. Sonuç olarak, Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını dikkate alarak, başvurunun, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 20 Temmuz 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy