AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No: 50894/06
Yüksel Tarık TAŞDELEN /
Türkiye
Başkan
Ledi Bianku,
Yargıçlar
Jon Fridrik Kjølbro,
Ivana Jelić,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 20 Kasım 2018 tarihinde Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda anılan 11 Aralık 2006 tarihli başvuruyu göz önüne alarak,
Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE OLGULAR
1. Başvuran Mehmet Yüksel Tarık Taşdelen, 1944 doğumlu bir Türk vatandaşı olup; İstanbul’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde İstanbul’da avukatlık yapan M. Dikan tarafından temsil edilmektedir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, İstanbul’un Avcılar İlçesi Firuzköy mevkiinde bir arsa parseline (no. 7/2685) sahiptir. Söz konusu parsel, 1/100.000 ölçekli yerel kalkınma planının lejantında Üniversite olarak kalmıştır.
4. Belirtilmemiş bir tarihte tapu sicil kaydına bir şerh düşülmüş ve başvuranın arazisinin İstanbul Üniversitesi (bundan böyle “Üniversite” olarak adlandırılacaktır) tarafından kamulaştırılacağı belirtilmiştir.
5. Başvuran 3 Eylül 2002 tarihinde Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır.
6. Başvuranın arazisinin Üniversite tarafından çitle ayrıldığını belirten uzman raporlarına dayanan Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi, 7 Kasım 2002 tarihinde başvurana kamulaştırmasız el atma için 251.400.000.000 Türk lirası (TL) tazminat ödenmesine karar vermiştir. Verdiği kararda ilk derece mahkemesi, özellikle, söz konusu arazinin Üniversitenin etkili kontrolü altında olduğunu ve araziye erişimin etrafına örülen çitler nedeniyle kısıtlandığını tespit etmiştir.
7. Yargıtay 9 Kasım 2004 tarihinde Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını bozmuş ve söz konusu arazinin Üniversite tarafından kontrol edilmediğine veya etkin bir şekilde kullanılmadığına karar vermiştir.
8. Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi, 13 Mayıs 2005 tarihinde, Yargıtay’ın kararına uyarak davanın reddine karar vermiştir.
9. Yargıtay, 20 Aralık 2005 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
10. Başvuranın karar düzeltme talebi 8 Haziran 2006 tarihinde Yargıtay tarafından reddedilmiştir.
HUKUKSAL DEĞERLENDİRME
11. Başvuran, Sözleşmenin 6, 13 maddeleri ve Sözleşme’ye Ek 1 no.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, yerel imar planı nedeniyle arazine getirilen kısıtlamadan şikâyetçi olmuştur. Bu bağlamda, arazisine ait tapu sicili kayıtlarında kamulaştırma şerhi düşüldüğü halde yerel mahkemelerin tazminat talebini reddetmelerinin Sözleşme’de güvence altına alınan haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
12. Mahkeme başvuruyu yalnızca Sözleşme’ye Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında inceleyecektir (bk. Hakan Arı / Türkiye, no. 13331/07, 11 Ocak 2011; and Hüseyin Kaplan / Türkiye, no. 24508/09, 1 Ekim 2013).
13. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, Türkiye’de yargılamaların uzunluğuna, kararların geç icra edilmesine ve icra edilmemesine ilişkin başvuruların ele alınması amacıyla yeni bir Tazminat Komisyonu’nun kurulduğunu belirtmiştir. Hükümet ayrıca, Tazminat Komisyonu’nun yargı yetkisinin daha sonra 16 Mart 2014 ve 9 Mart 2016 tarihlerinde kabul edilen kararnameler aracılığıyla, diğer hususların yanı sıra, yerel imar planları kapsamında özel mülkiyete tabi arazilerin kamu kullanımına tahsis edilmesi nedeniyle mal ve mülk dokunulmazlığı hakkı ihlallerine ilişkin iddiaları da kapsayacak şekilde genişletildiğini ifade etmiştir. Hükümet, dolayısıyla, başvuranın Tazminat Komisyonu’na herhangi bir başvuru yapmamış olmaları nedeniyle, iç hukuk yollarını tüketmemiş olduklarını ileri sürmüştür.
14. Mahkeme, Hükümet tarafından belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun uygulanmakta olduğunu dikkate alır. Ardından, Mahkeme yukarıda anılan Paksoy ve Diğerleri ((k.k.), no. 19474/10, 7 Haziran 2016) davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle yeni bir başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun, yerel imar planlarında başvuranların arazilerinin kamu kullanımına tahsis edilmesine ilişkin şikâyetler bakımından, ilk bakışta erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu kanısına vardığını belirtmiştir.
15. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasındaki kararında, yeni hukuk yolunun uygulanmasından önce Hükümete tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları (Mahkeme’nin Ümmühan Kaplan kararı tipinde), normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmiştir.
16. Ancak, Mahkeme, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan yeni iç hukuk yoluna ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, yukarıda anılan Paksoy ve Diğerleri davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir.
17. Mahkeme, yukarıdaki nedenlerle, başvurunun, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 13 Aralık 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy