Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2011-4-36 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 11-33/717-223
Karar Tarihi : 02.06.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Esin AYGÜN, Recep GÜNDÜZ
C. BAŞVURAN : Sefir Turizm Eğitim Sanayi Ticaret Ltd. Şti.
Dögol Cad. Erçelen Apt. No:49/3 Beşevler/Ankara
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILAN : T.C Diyanet İşleri Başkanlığı
Üniversiteler Mah. Dumlupınar Blv. No:147/A 06800
Çankaya/Ankara
E. DOSYA KONUSU: T.C. Diyanet İşleri Başkanlığının (Diyanet) aldığı karar ve
gerçekleştirdiği fiillerle hac ve umre seyahati acentelik hizmetlerinde rekabeti
sınırlamak suretiyle ihlal gerçekleştirdiği iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikâyet dilekçesinde özetle;
- Diyanet’in umreci toplamak için tüm camilerdeki din görevlilerini çalıştırdığı, tüm cami ve
ibadet yerlerini umreci toplama sahası olarak kullandığı, afiş ve broşürlerin asıldığı,
- Suudi Arabistan yasalarına göre devlet kurumlarının umre icra edemedikleri, bundan
dolayı Diyanet’in vize anlaşmalarını Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) üyesi
Gintaş ve Kılıç Tur seyahat acenteleri üzerinden yaptığı, bu acenteleri umre konusunda
diğer A grubu seyahat acentelerine getirdiği zorunluluklardan muaf tuttuğu, 2010 yılı içinde
150 bin vatandaşın bu iki acente üzerinden umre seyahati gerçekleştirdiği,
- Diyanet’in 2011 umre sezonu şartnamesinde seyahat acenteleri ile umre yapacaklar için
ödenilen meblağın %50’sinin banka teminat mektubu olarak istendiği, ayrıca umreci
başına seyahat sigortası zorunluluğu olduğu, ancak Diyanet ile çalışan Gintaş ve
Kılıçtur’un bu yükümlülüklerden muaf olduğu,
- Seyahat acentelerinin götürecekleri her umreci için Diyanet’e 28 TL, TÜRSAB’a 10 Euro
ve seyahat sigortası için en az 6 Euro ödemek zorunda oldukları, ancak Diyanet’in böyle
bir zorunluluğunun bulunmadığı,
- Diyanet’in bu iki acente yoluyla diğer acentelerle haksız ve ölçüsüz rekabet ettiği, aynı
zamanda sektörde regülasyon ve denetim yaptığı,
- Diyanet’in Suudi Arabistan hükümeti ile anlaşma yapmasının yasak olmasına rağmen
Gintaş ve Kılıçtur üzerinden faaliyet gösterdiği, eğer buna mecbursa ayrımcılık yapmadan
tüm yetkili acenteler arasından adilce seçim yapması gerektiği
iddia edilmiştir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına son olarak 11.02.2011 tarih ve 1134 sayı ile
giren başvuru üzerine hazırlanan 11.03.2011 tarih ve 2011-4-36/İİ-11-258-KT sayılı İlk
İnceleme Raporu, 24.03.2011 tarih ve 11-17 sayılı Kurul toplantısında görüşülmüş ve
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir.
İlgili karar uyarınca düzenlenen 24.05.2011 tarih ve 2011-4-36/ÖA-11-360.EA sayılı
Önaraştırma Raporu 31.05.2011 tarih ve REK.0.08.00.00-110.02.02/248 sayılı Başkanlık
önergesi ile 11-33 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da;
- Diyanet’in aldığı karar ve gerçekleştirdiği fiillerle hac ve umre seyahati acentelik
hizmetlerinde rekabeti sınırladığı iddiasına yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı,
- Bununla birlikte, ilgili mevzuatın piyasadaki rekabeti olumsuz etkileyip etkilemediğinin
incelenerek 4054 sayılı Kanun’un 27. maddesi (g) bendinde belirtilen “Rekabet hukuku ile
ilgili mevzuatta yapılması gerekli değişiklikler konusunda doğrudan veya Bakanlığın talebi
üzerine görüş bildirmek” ile ilgili sürecin işletilmesinin ve Diyanet’e görüş bildirilmesinin
yerinde olacağı
hususlarına yer verilmiştir.
I. TESPİTLER VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Önaraştırmaya konu faaliyet alanları dikkate alınarak, dosya kapsamında ilgili ürün pazarı,
“hac ve umreye yönelik seyahat acenteliği hizmetleri pazarı” olarak belirlenmiştir.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Önaraştırmaya konu faaliyetlerin ülke çapında gerçekleştiriliyor olması hususu dikkate
alınarak dosya kapsamında ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
I.2. Yapılan Görüşmeler
I.2.1. Diyanet İşleri Başkanlığı Yetkilileri ile Yapılan Görüşme
Görevli raportörlerin görüştüğü Diyanet yetkilisi, umre hizmetlerinin doğrudan Başkanlık
bünyesinde yürütüldüğünü, bunun yasadan kaynaklanan bir gereklilik olduğunu ve bazı
konularda Diyanet Vakfı ile işbirliği yapıldığını belirtmiştir. Vakıf eli ile yürütülen
hizmetlerde de ihaleye çıkıldığını belirten yetkili, umre hizmetlerine yönelik olarak ise
herhangi bir acente ile anlaşmalarının söz konusu olmadığını belirtmiştir. Yetkili, 1618
sayılı Seyahat Acenteleri Kanunu çerçevesinde belirlenen kriterleri haiz acentelerin umre
düzenlemek üzere Başkanlık ile sözleşme imzaladıklarını; Başkanlığın acentelerle olan
ilişkisinin denetim ve gözetime yönelik olduğunu; koşulları sağlayan acentelerle anlaşma
yapıldığını; vizelerin alınmasına esas teşkil edecek listelerin onaylandığını; din görevlileri
sağlandığını ve denetimlerin yapıldığını; acenteler arasında ayrımcılık yapılmasının
mümkün olmadığını dile getirmiştir.
Yetkili, Başkanlığın fiyat politikaları hakkında, hac hizmetlerine yönelik olarak tavan ücretin
bakanlıklar arası Hac ve Umre Kurulu’nca, umre için ise fiyatın serbest pazar koşullarına
göre belirlendiğini; Başkanlığın umre hizmetlerine yönelik fiyatlarını kurulan Komisyon
bünyesinde giderler doğrultusunda tespit ettiğini; Başkanlık bünyesinde belirlenen bu
fiyatın umre hizmetleri konusunda acenteler bakımından da bir ölçek teşkil ettiğini ve
fiyatların çok yükselmemesi yönünde etki gösterdiğini; Başkanlık tarafından sunulan
hizmetin kamusal nitelik arz ettiğini; camilerde yapılan duyuruların ayrımcılık amacı
olmaksızın hac ve umre dönemlerinin hizmetten yararlanacaklara duyurulmasından ibaret
olduğunu ifade etmiştir.
Önaraştırmanın ilerleyen aşamalarında görülen lüzum üzerine mezkûr yetkili ile ikinci bir
görüşme daha yapılmıştır. Bu bağlamda raportörlerce Suudi Arabistan yasaları gereği
devlet kurumlarının umre seferleri gerçekleştirmesini yasaklayan bir düzenlemenin olup
olmadığı ve bu durumun Diyanet’in faaliyetlerini nasıl etkilediği sorulmuştur. Konuya ilişkin
olarak yetkili, Suudi Arabistan Hac Bakanlığı bünyesinde kurulan Umre Müsteşarlığının
umre hizmetleri bakımından sefer gerçekleştirecek acentelere Suudi Arabistan’da kurulan
bir seyahat acentesi ile anlaşma yükümlülüğü getirdiğini, dolayısıyla bu düzenlemeler
çerçevesinde Başkanlığın da, Türkiye Diyanet Vakfı ve Dini ve Sosyal Hizmet Vakfı’nın
acenteleri (Gintaş Turizm ve Seyahat Acentesi (GİNTAŞ) ve VAKIF TUR Ulus. Tur. San.
ve Tic. Ltd. Şti (Vakıftur)) aracılığıyla Suudi Arabistan’daki acentelerle anlaşma
imzaladığını belirtmiştir. Bazı seyahat acentelerinin umre hizmetlerine ilişkin olarak
Diyanet’in işlerini yüklendikleri için ön plana çıktıkları iddiaları çerçevesinde umre
hizmetlerine yönelik vizelerin alınmasına ilişkin olarak herhangi bir acenteden hizmet alınıp
alınmadığı da yöneltilen sorulardandır. Bu bağlamda yetkili, Diyanet’in vize işlemleri
konusunda herhangi bir seyahat acentesinden hizmet almasının söz konusu olmadığını,
bununla birlikte Diyanet’in doğrudan tüzel kişiliği ile vize başvurusunda bulunması söz
konusu olmadığı için vize başvurularını Başkanlık ile ilişkili olan vakıfların bünyesinde olan
seyahat acenteleri üzerinden yaptıklarını belirtmiştir. Yetkiliye göre bu acenteler Başkanlık
bünyesinde faaliyet gösterdikleri için mevcut uygulama herhangi bir ayrımcığa neden
olmamaktadır. Bu çerçevede Yetkili, Kanun’da bu yönde verilen bir yetki olmasına rağmen,
acentelerden bugüne kadar Başkanlığın böyle bir hizmet alımının söz konusu olmadığı gibi
böyle bir hizmet almayı da düşünmediklerini, düşünülse bile böyle bir alımın ilgili
düzenlemeler çerçevesinde ihale usul ve kurallarına göre yapılacağının açık olduğunu
belirtmiştir.
Yetkiliye yöneltilen önemli bir başka soru ise Diyanet Vakfı ve Dini ve Sosyal Hizmetler
Vakfı ve bu vakıflara bağlı olarak faaliyet gösteren seyahat acentelerine ilişkin olmuştur.
Bu bağlamda Dini ve Sosyal Hizmetler Vakfı’nın internet sitesinde hac ve umre
hizmetlerine ilişkin olarak “başkanlığımız ve vakfımız adına bu sektörde bir acentemizin
bulunmasının yararlı olacağı düşünülmekteydi. Bu amaçla İstanbul'da kurulu
“KILIÇ TUR Ulus. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti."ne ait hisselerin % 96.7'sinı devralmış ve
unvanını VAKIF TUR Ulus. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti." olarak değiştirilmiştir.” ifadesi
bulunduğu ve benzer şekilde Diyanet Vakfi’nın internet sitesinde yer alan bilgilere göre
Vakfın bağlı ortaklığı konumundaki Komaş A.Ş (Komaş)’nin iştiraklerinden olan Gintaş’ın
da hac ve umre alanında faaliyet gösterdikleri tespiti hatırlatılmıştır. Bu tespitlerden
hareketle yetkiliye Diyanet’in, Diyanet Vakfı ve Dini ve Sosyal Hizmetler Vakfı gibi
vakıflarla organik ilişkisinin olup olmadığı ve söz konusu vakıfların hac ve umre hizmetleri
pazarında faaliyet gösteren acenteleri veya iştiraklerinin olup olmadığı sorulmuştur.
Konuya ilişkin olarak anılan yetkili, Diyanet Vakfı ve Dini ve Sosyal Hizmetler Vakfı’nın,
birbirleriyle kardeş olan ve Diyanet İşleri Balkanlığı ile ilişkili olan vakıflar olduğunu;
Diyanet Vakfı’nın kuruluş senedi çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanının aynı zamanda
Diyanet Vakfı’nın mütevelli heyeti başkanı olduğunu; benzer şekilde Dini ve Sosyal
Hizmetler Vakfı’nın yönetim kurulu başkanının da Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı
olduğunu; Gintaş’ın bu vakıflardan Diyanet Vakfı’na bağlı olup hac ve umre hizmetlerinde
genellikle bilet alımını gerçekleştirdiğini; Vakıf Tur’un ise Dini ve Sosyal Hizmetler Vakfının
Kılıç Tur’un hisselerinin alınmasıyla kurulmuş olduğunu ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde
A grubu hüviyetindeki bir seyahat acentesi olduğunu belirtmiştir. Yetkilinin ifadelerine göre,
gerek Gintaş ve gerekse Vakıf Tur, hac ve umre hizmetleri çerçevesinde Diyanet ile
işbirliği halinde çalışmakta olup; Vakıf Tur’un bu hizmetlerden farklı olarak kendisinin de
hac ve umreye yönelik faaliyetleri vardır ve raportörlere verilen rakamlar söz konusu
seyahat acentelerinin bu yöndeki faaliyetlerinde herhangi bir ayrımcılık söz konusu
olmadığını göstermektedir.
I.2.2. Gintaş Turizm ve Seyahat Acentesi ile Yapılan Görüşme
Önaraştırma çerçevesinde, raportörlerin görüştüğü Gintaş Acente Müdürü, Gintaş’ın
Komaş bünyesinde faaliyet gösteren ve hisselerinin %99’u bu şirkete ait olan bir firma
olduğunu; Komaş’ın da Diyanet Vakfı’nın bağlı ortaklığı konumunda bulunduğunu
belirtmiştir. Gintaş olarak hac konusunda bilet kesmek de dâhil olmak üzere herhangi bir
faaliyetleri bulunmadığını belirten yetkili, faaliyetlerinin sadece umre konusunda Diyanet
adına uçak biletlerini kesmek ile sınırlı olduğunu, bunun haricinde hac ve umre
organizasyonuna yönelik seyahat acenteliği namına bir faaliyetleri bulunmadığını; bununla
birlikte, Gintaş’ın yönetiminin Komaş vasıtası ile Diyanet Vakfı’nın elinde olduğundan,
Diyanet Vakfı’nın Gintaş’ın faaliyet konusuna uygun şekilde Gintaş adını kullanarak
anlaşmalar imzalamış olabileceğini, bu nedenle kendilerinin de acente gibi
görünebileceklerini belirtmiştir.
Yetkili, ayrıca, geçmişte özellikle umre talebi bu düzeyde yüksek olmadığı için kendilerinin
faaliyet göstermelerinin söz konusu olmadığını; ancak özellikle 2000 yılından sonra
umreye yönelik talebin çok fazla artması nedeniyle bu alanda çalışmaya ve Diyanet adına
bilet kesmeye başladıklarını da ifade etmiştir.
I.3. Değerlendirme
I.3.1. Teşebbüs Niteliğine İlişkin Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet
piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün
aralarında yaptığı rekabeti kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim
olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde
azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışları,
rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemleri
Kanun kapsamına girer” denilerek Kanun’un kapsamı belirlenmiştir. Buna göre, şikâyet
konularının 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için öncelikle, Diyanet’in
şikâyet konusu faaliyetleri gerçekleştirirken teşebbüs niteliğini haiz olması gerekmektedir.
“Teşebbüs” kavramı ise, Kanun’un 3. maddesinde “piyasada mal veya hizmet üreten,
pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik
bakımdan bir bütün teşkil eden birimler” şeklinde tanımlanmıştır.
Kurulun 13.05.2009 tarih ve 09-22/455-113 sayılı Kararında, Diyanet’in Hac ve Umre İle
İlgili İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı ile hac
ve umre seyahatlerini düzenlemekle görevlendirildiği, söz konusu Kararın, hac ve umre
seyahatlerinin Başkanlık veya Başkanlık gözetiminde A grubu seyahat acenteleri
tarafından gerçekleştirilmesini hükme bağlarken, aynı zamanda Diyanet’e ilgili piyasalarda
bakanlıklar arası Hac ve Umre Kurulu ile birlikte bir takım idari görevler de yüklediği
belirtilmiştir. Mezkûr kararda ayrıca, Bakanlar Kurulu Kararı’na dayanarak Başkanlığın her
yıl hac ve umre seyahati düzenleyecek firmaların taşıması gerekli koşulları belirlemekte
olduğu ve bu koşulları sağlayan seyahat acenteleri gibi umre taleplerini toplayarak kendi
Başkanlık vasıtası ile gidecek hacı adayları için gerekli organizasyonu gerçekleştirdiği,
Başkanlığın kendi organizasyonu ile gerçekleştireceği hac veya umre organizasyonları
hizmetlerinin sunumunda, maliyetlerle beraber %5 oranında ihtiyat akçesini de içeren bir
fiyat uyguladığı tespit edilmiştir.
Kararda, bu bağlamda, Diyanet’in ilgili Bakanlar Kurulu Kararı ile kendisine verilen idari
görevleri yerine getirirken teşebbüs sayılamayacağı, bununla birlikte, hacı adaylarının hac
ve umreye götürülmesine yönelik sunulan hizmetin özel seyahat acenteleri tarafından
sunulan hizmet ile benzer nitelik taşıması, bu seyahat acentelerine ilgili ürün pazarlarında
ikame/rakip olması ve maliyetlerin yanı sıra az da olsa bir ihtiyat akçesi de içeren bir
fiyatlama politikası takip etmesi itibariyle Başkanlık tarafından sunulan hac ve umre
seyahat organizasyonu hizmetlerinin iktisadi faaliyet olarak nitelendirilebileceği
değerlendirilmiştir.
Bu çerçevede, Karar’da, Rekabet Hukuku kapsamında finansman yönteminden ve hukuki
statüsünden bağımsız olarak ekonomik faaliyette bulunan tüm birimlerin teşebbüs olarak
kabul edilebileceği de göz önünde bulundurularak, iktisadi niteliği haiz bir faaliyeti
gerçekleştiren Diyanet’in, hac ve umre seyahatleri organizasyonu bakımından 4054 sayılı
Kanun kapsamında bir teşebbüs olarak kabul edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Dosya mevcudu bilgilere göre, Kurul Kararı’nın alındığı tarihten bu yana ortaya çıkan en
önemli değişiklik, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki
Kanun’un 01.07.2010 tarihli ve 6002 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiş olmasıdır.
Bununla birlikte söz konusu düzenleme ilgili hizmetlerin verilmesi bakımından Diyanet’in
konumunu değiştirmemiştir. Bu çerçevede Diyanet’in hac ve umreye yönelik olarak verdiği
hizmetin ekonomik niteliğe haiz olması ve hac ve umre yapacakların ödeyecekleri ücret
miktarının ve bu hizmete ilişkin esasların Başkanlık bünyesinde oluşturulan Komisyon
tarafından belirlenmesi itibariyle Diyanet’in 4054 sayılı Kanun kapsamında bir teşebbüs
olarak kabul edilebileceği anlaşılmıştır.
2010 yılında 145.123 kişi Diyanet organizasyonu ile umre seyahati gerçekleştirmiştir. Söz
konusu sayı ile Diyanet’in pazar payı %52 olarak gerçekleşmiştir. Öte yandan, Bakanlar
Kurulu Kararı’nın hac ve umre seferlerinin düzenlemesinin esaslarını belirleyen 4.
maddesi1 açık biçimde her ilde hacca gideceklerin %40’ını aşmamak üzere A tipi özel
seyahat acentelerine kontenjan ayrılacağını düzenlemektedir. Bu durumda hac
organizasyonları hizmetlerine yönelik ilgili ürün pazarında Diyanet’in en az %60’lık pazar
payı mevcuttur.
I.3.2. Şikâyet Konusu İddialara İlişkin Değerlendirme
Şikâyet dilekçesinde yer alan iddialardan ilki, Diyanet’in umreci toplamak için tüm
camilerdeki din görevlilerini çalıştırdığı, tüm cami ve ibadet yerlerini umreci toplama sahası
olarak kullandığı, afiş ve broşürlerin asıldığı ile ilgilidir. Esasen söz konusu iddia, Diyanet’in
kamusal birtakım avantajlarını kullanarak camilerde kendisinin düzenlediği hac ve umre
faaliyetlerinin reklamını yapmasına yöneliktir. Diyanet yetkilisi tarafından yapılan
açıklamalarda, camilerde yapılan duyuruların ayrımcılık amacı olmaksızın hac ve umre
dönemlerinin hizmetten yararlanacaklara duyurulmasından ibaret olduğu belirtilmiştir. Bu
1 İlgili maddede “Hacca gitmek isteyenler Başkanlığa müracaat ederler. Hac için Suudi Arabistan
makamlarınca kota uygulanması halinde Kurul, hacı adaylarının hangi usulle belirleneceğine karar verir.
Kurul, her ilde hacca gideceklerin % 40’ını aşmamak üzere "A" grubu seyahat acentelerine kontenjan verir
ve bu kontenjanın dağılımına dair esasları belirler.” hükmü yer almaktadır.
kapsamda söz konusu iddianın 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği
kanaatine varılmıştır.
Şikâyetçi tarafından öne sürülen diğer iddialar temel olarak Diyanet’in Gintaş ve Kılıçtur
seyahat acenteleri lehine olmak üzere diğer acentelere ayrımcılık yaptığına ilişkindir. Bu
kapsamda söz konusu iddialar; Diyanet’in vize anlaşmalarını Gintaş ve Kılıç Tur seyahat
acenteleri üzerinden yaptığı, bu acenteleri umre konusunda diğer A grubu seyahat
acentelerine getirdiği zorunluluklardan muaf tuttuğu, ayrıca bu acentelerin banka teminat
mektubu, umreci başına seyahat sigortası gibi yükümlülüklerden de muaf olduğu
şeklindedir. Söz konusu iddialar kapsamında yapılan görüşmelerde, Diyanet’in söz konusu
acentelerle olan ilişkilerinin ne olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda
Diyanet ve Gintaş ile yapılan görüşmelerde, Gintaş’ın hac ve umreye yönelik seyahat
acenteliği hizmetleri pazarında faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Diyanet Vakfı
tarafından gönderilen yazıda da bu durum teyit edilmiştir. Nitekim Diyanet’ten alınan ve
2009, 2010 ve 2011 yıllarında umre turu düzenleyen acenteleri ve umreci sayılarını
gösterir tablolar incelendiğinde de Gintaş’ın adının yer almadığı görülmüştür. Gintaş
yetkilileri tarafından faaliyetlerinin sadece umre konusunda Diyanet adına uçak biletlerini
kesmek ile sınırlı olduğu ifade edilmiştir2. Bu kapsamda umre hizmetlerine yönelik olarak
Gintaş lehine bir ayrımcılık yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiştir.
Konuya Kılıçtur (Vakıftur) açısından bakıldığında ise tablonun biraz daha farklı olduğu
görülmektedir. Zira anılan teşebbüs, Gintaş’tan farklı olarak hac ve umreye yönelik
seyahat acenteliği hizmetleri pazarında faaliyet göstermektedir. Bu nedenle şirketin gerek
Diyanet ile olan ilişkisi, gerekse şikâyet konusu iddiaların temelini oluşturan ayrımcılığa
tabi olup olmadığı konusunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Öncelikle
Vakıftur’un Diyanet ile olan ilişkisi ortaya konulmalıdır. Diyanet ile yapılan görüşmede,
Vakıftur’un Dini ve Sosyal Hizmetler Vakfının Kılıç Tur’un hisselerinin alınmasıyla kurulmuş
olduğu ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde A grubu hüviyetindeki bir seyahat acentesi
olduğu belirtilmiştir. Dosya mevcudu bilgilere göre, Diyanet’in Vakıftur ile ilişkisi vize
alımına yönelik olup, Suudi Arabistan mevzuatı gereği aranan koşullar çerçevesinde,
Diyanet vize alımlarında ancak Vakıftur belgelerini kullanabilmektedir.
Bu aktarılan bilgi ve belgeler çerçevesinde, Diyanet’in hac ve umre faaliyetlerini ilgili
mevzuat dâhilinde kendi organizasyonu şeklinde gerçekleştirdiği, bununla birlikte mali
konularda Diyanet Vakfı ile işbirliği içerisinde olunduğu3; bilet kesimi ve vize
anlaşmalarının imzalanması konularının ise Diyanet ve Dini ve Sosyal Hizmetler Vakfı
bünyesinde yer alan acenteler üzerinden yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla
Diyanet’in kendi hizmetlerini verirken acenteler ile ilişki içerisinde olduğu tek konu bilet
kesimi ve vize anlaşması imzalanmasıdır. Şikâyet dilekçesinde Diyanet’in Suudi Arabistan
hükümeti ile anlaşma yapmasının yasak olmasına rağmen Gintaş ve Kılıçtur üzerinden
faaliyet gösterdiği, eğer buna mecbursa ayrımcılık yapmadan tüm yetkili acenteler
arasından adilce seçim yapması gerektiği ifade edilmiştir. Ancak belirtildiği üzere Diyanet
2 Bununla birlikte Gintaş’ın da vize başvurusunda bulunma veya Suudi Arabistan’daki acentelerle anlaşma
imzalama konularında Diyanet ile işbirliği içinde olabildiği anlaşılmaktadır. Nitekim Gintaş yetkilisi, Gintaş’ın
yönetiminin Komaş vasıtası ile Diyanet Vakfı’nın elinde olduğundan Diyanet Vakfı’nın Gintaş’ın faaliyet
konusuna uygun şekilde Gintaş adını kullanarak anlaşmalar imzalamış olabileceklerini bu nedenle
kendilerinin de acente gibi görünebileceklerini belirtmiştir. Diyanet yetkilisi tarafından yapılan açıklamada
Türkiye Diyanet Vakfı ve Dini ve Sosyal Hizmet Vakıflarının acenteleri (GİNTAŞ ve VAKIF TUR) aracılığıyla
Suudi Arabistan’daki acentelerle anlaşma imzalandığı belirtilmiştir. Diyanet Vakfı tarafından gönderilen
yazıda da bu durum doğrulanmaktadır. Bununla birlikte Gintaş’ın rolünün Vakıf Tur’a oranla çok daha düşük
olduğu, esasen bu anlaşmaların Vakıf Tur üzerinden yapıldığı görülmektedir.
3 Diyanet Vakfı tarafından gönderilen yazıda hac ve umre hesabının tutulması, malzeme temini, personel
görevlendirilmesi gibi hizmetlerde Diyanet’e destek olunduğu ifade edilmiştir.
faaliyetlerini bu acenteler üzerinden yürütmemekte, sadece ilgili mevzuat gereği aranan
koşulları ilişkili olduğu vakıflar bünyesinde yer alan acenteler aracılığı ile
gerçekleştirmektedir. Bu noktadan hareketle söz konusu eylemin ayrımcılık olarak
nitelendirilemeyeceği değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte, Vakıftur’un A Grubu Seyahat Acentesi olarak bağımsız bir şekilde hac ve
umreye yönelik seyahat acenteliği hizmetleri pazarında faaliyet gösterdiği dikkate alınarak,
firmanın yürüttüğü hizmetlere ilişkin olarak farklı uygulamalara tabi tutulup tutulmadığı
ayrıca araştırılmıştır. Bu kapsamda Vakıftur tarafından gönderilen bilgilerin incelenmesi
sonucunda, Vakıftur’un da diğer acenteler gibi banka teminat mektubu aldığı, sigorta
yaptırdığı ve Turse-Tursav Servis Sigorta Acenteliği Ltd. Şti. ile sigortalamaya ilişkin
gerekli sözleşmeleri imzaladığı görülmüştür. TÜRSAB tarafından Diyanet’e gönderilen
29.05.2010 tarihli yazıda Vakıftur’un 2010 Umre Dönemi kapsamında umre seferi
düzenleyeceği ve seyahate götüreceği yolculara ait isim listelerini, gerekli teminatları ve
sigorta bedellerini Birliğe teslim ettiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede Vakıftur’un da diğer
acentelerin tabi olduğu koşullara tabi olduğu, lehine yapılan bir ayrımcılığın bulunmadığı
anlaşılmıştır. 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin olarak götürdüğü umreci sayıları da bu durumu
doğrulamaktadır. Aşağıda anılan teşebbüsün 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin pazar payı
verileri bulunmaktadır:
Tablo-1: Kılıç Tur (VakıfTur)’un Pazar Payları
Toplam Umreci Sayısı Kılıç Tur Umreci Sayısı Kılıç Tur Pazar
Payı
2009 180.931 … …
2010 278.554 … …
Şikâyet dilekçesinde yer alan iddialardan bir diğeri, seyahat acentelerinin götürecekleri her
umreci için Diyanet’e 28 TL, TURSAB’a 10 Euro ve seyahat sigortası için en az 6 Euro
ödemek zorunda oldukları, ancak Diyanet’in böyle bir zorunluluğunun bulunmadığına
yöneliktir. Bu hususta acentelere yüklenen yükümlülük 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’dan kaynaklanmaktadır. Diyanet’in böyle bir
düzenlemeye tabi olmaması bizatihi hizmeti veren ve verilen hizmetleri denetleyen
konumunda olmasının sonucudur. Dolayısıyla söz konusu durum yasal düzenlemeler
neticesinde ortaya çıkmıştır.
Şikayet dilekçesinde son olarak, Diyanet’in yukarıda yer verilen iki acente yoluyla diğer
acentelerle haksız ve ölçüsüz rekabet ettiği, aynı zamanda sektörde regülasyon ve
denetim yaptığı ifade edilmektedir.
Söz konusu iddia değerlendirilirken Diyanet’in pazar payı dikkate alınmalıdır:
Tablo 2: Diyanet'in umre seyahatleri pazarında pazar payı.
Diyanet
Vasıtasıyla
A Grubu Seyahat Acentesi
Vasıtasıyla
Toplam Diyanet Pazar
Payı (%)
Acente Pazar
Payı (%)
2006 18.841 103.331 122.172 15,42 84,58
2007 40.679 116.030 156.709 25,96 74,04
2008 79.209 106.999 186.208 42,54 57,46
2009 95.570 85.361 180.931 52,82 47,18
2010 145.123 133.431 278.554 52,10 47,90
Esasen, Diyanet sektörde giderek artan boyutlara ulaşan talebi karşılayarak önemli bir
oyuncu haline gelmiştir. Her ne kadar bu konumunu şikâyet dilekçesinde belirtildiği gibi
Gintaş ve Vakıftur ile olan ilişkisine borçlu olmasa da sektöre yönelik düzenlemelerin bu
konumun elde edilmesinde ve güçlendirilmesinde rolü olduğu açıktır. Zira ilgili mevzuat
dâhilinde acentelere getirilen pek çok yükümlülük bulunmasına rağmen Diyanet bu
unsurlardan bağışık olarak faaliyet göstermektedir. Teminat yatırmasına, sigorta şirketleri
ile anlaşmasına gerek yoktur. Kaldı ki bu zorunluluklara tabi olan acentelerin denetimini
yapmakta, vize almalarını sağlamakta, din görevlilerini belirlemektedir. Dolayısıyla sektör,
hâkim konuma sahip bir firmanın denetimi ve gözetimi altındadır denilebilir.
Bundan başka, hac ve umre faaliyetleri arasında bir ayrım yapıldığında umre faaliyetlerinin
ilgili mevzuat dâhilinde daha rekabetçi bir yapıya sahip olmasının önünde bir engel
görülmemektedir. Zira hac faaliyetlerinin aksine umre faaliyetleri bakımından Diyanet’e
ayrılmış olan bir kota bulunmamaktadır. Bununla birlikte acenteler ve Diyanet’in farklı
hükümlere tabi oluşu umre faaliyetleri bakımından da geçerlidir. Bu nedenle umre
hizmetlerinde de Diyanet’in belirleyiciliği dikkat çekmektedir. Bu çerçevede Diyanet’in
pazarda hem düzenleyici/denetleyici konumunda olması hem de önemli bir pazar payına
sahip teşebbüs olmasının yarattığı etkilere yönelik olarak Diyanet’e görüş bildirilmesinin
yerinde olacağı kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Dosya konusu iddialara yönelik olarak T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında 4054
sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığına,
2- Bununla birlikte, konuya ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 30 (f) maddesi uyarınca T.C.
Diyanet İşleri Başkanlığına görüş bildirilmesi hususunda Başkanlığın görevlendirilmesine
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy