T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:...
NUMARASI: .../... Esas
İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN
DAVACI:
VEKİLLERİ:
KARŞI TARAF
DAVALI:
VEKİLLERİ:
TALEP:İhtiyati Tedbir
TALEP TARİHİ:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/07/2025
KARAR TARİHİ:
KARAR YAZIM TARİHİ:
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen 'ihtiyati hacze itirazın reddine' dair karara karşı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
A) TALEP:
Talepte bulunan vekili ....... tarihinde sunduğu talep dilekçesinde; Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ... tarih, ... numaralı teklifle kurulan sözleşme uyarınca davalı şirketin müvekkil şirkete ait fabrika alanının üretim bandında kullanılacak ürünlerin üretimi ve teslimatı ile montajından sorumlu olduğunu, ancak davalı şirketin teklif metni ile sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerine uygun şekilde imalatları ve teslimatları gerçekleştirmediğinden müvekkil şirketin yeni kurulan fabrikasının üretime geçememesine ve üretime geçebilmek için dava konusu işi üçüncü kişilere güncel fiyatlardan yaptırmak zorunda kalmasına, bu nedenle başta üretim ve kâr kaybı olmak üzere ciddi maddi kayıplarına sebep olduğunu, dava konusu sözleşme kapsamında ürünlerin teslimatını çalışır vaziyette tamamlamaması nedeniyle müvekkil şirketin uğramış olduğu maddi kayıpların uzman bilirkişiler marifetiyle tespit edilerek ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin sözleşme kapsamında ürünlerin bir kısmının teslimatını gerçekleştirmemesi, teslim ettikerinin büyük kısmının ise çalışır vaziyette olmaması ile oluşan dava konusu uyuşmazlık nedeniyle davalı şirket ile yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine müvekkil şirketin daha fazla maddi kayba uğramasının engellenmesi için dava konusu sözleşmenin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, müvekkil şirketin fabrika sahasında davalının teslimatını yaptığı ürünlerin miktarının ve niteliğinin teklifin teknik şartlarına uygun olup olmadıklarının tespiti için .... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .../... D.iş dosyası ile delil tespiti talep edildiğini, delil tespiti dosyasında fabrika alanında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak alınan .... tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar maddi hatalar olsa da, davalı şirketin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğinin açıkça tespit edildiğini, bilirkişi raporunda keşif tarihi itibarıyla 1 euro=37,6 olan döviz kuru üzerinden tamamlamamış işler bedelinin 128.637,50 × 37,6 = 4.836.770 TL olarak hesaplandığını, buna ilave olarak eksik bırakılmış işçiliklerin 510.000 TL olduğunu, genel toplam bedelinin 5.346.770 TL olarak hesaplandığını, rapora karşı itirazları üzerine ..... tarihli ek rapor düzenlendiğini, arabuluculuk başvurusunun da tarafların anlaşamaması ile son bulduğunu, davalı şirketin sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Müvekkil şirket ile davalı .... arasında .... tarih, ....numaralı teklifin ... tarihinde müvekkil şirket tarafından onaylanması ile kurulan sözleşme kapsamında müvekkil şirketin ... adresinde kurulacak olan televizyon üretim fabrikasının üretim bandında kullanılmak üzere .... Konveyörü’nün Yapım ve montajının davalı şirket tarafından üstlenildiğini, anılan sözleşme ve teklif kapsamındaki işlerin teslim tarihi ilk ödemeden sonra 120 gün olarak belirlendiğini, müvekkil şirket tarafından ilk ödemenin ... tarihinde davalı şirkete yapıldığını, ...... olan teslim tarihinde sözleşme kapsamındaki işlerin teslim edilmediğini, tamamlanmadığını, öyle ki, teklifte yer alan ürünlerin tesliminin bugün dahi tamamlanmadığını, davalı şirket tarafından bu süreçte bir takım ürünler müvekkil şirkete teslim edilmişse de, teslim edilenlerin de eksik ve hatalı üretilmiş olmaları nedeniyle birçoğunun fabrika alanında çalışmadığını ve üretim bantlarında kullanılamadığını, müvekkilinin dava konusu sözleşme uyarınca davalıya yüklü miktarda ödeme yaptığını, davalı şirketin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, müvekkilin parasını ödediği imalatları teslim etmemesi, teslim edilenlerin de çalışamayacak derecede kusurlu olması nedeniyle müvekkilin alacağının davalı tarafından ticari faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini, Müvekkil şirketin davalı şirketle yapmış olduğu dava konusu sözleşme uyarınca üretim planını yaptığını, siparişlerini davalının teslimat tarihlerine göre alarak müşterilerine karşı belirli taahhütler altına girdiğini, davalı şirketin sözleşme tarihinde ürünleri teslim etmemesi müvekkilin tüm üretim akışını, teslimatlarını ve nakit akışını durdurduğunu, ciddi maddi kaybına sebep olduğunu, bu nedenle davalı şirketin dava konusu sözleşmeye dayalı edimlerini ifa etmemesi nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı üretim ve kazanç kaybı, kar kaybı gibi tüm maddi zararlarının uzman bilirkişilerce ticari defter ve kayıtların incelenerek tespit edilmesi suretiyle hesaplanması ve davalı şirket tarafından ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkil Şirketin fabrikasındaki üretimi sağlayabilmek için davalının teslim etmediği ürünleri üçüncü kişilerden yeniden ve güncel fiyatlarından almak zorunda kaldığını, davalı şirkete gönderilen .... tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği bildirilirken, sözleşme konusu işlerin üretimin devamlılığı için üçüncü kişilere yaptırılacağının ihtar edildiğini, davalının eksik ve hatalı ekipmanlarını teslim almaması nedeni ile müvekkili şirketin depo maliyetlerine katılmak zorunda kaldığını, çalışmayan hatalı/eksik ürünlerin müvekkil şirketten teslim almasının davalıya ihtar edildiğini, tüm şifai görüşmelere rağmen davalı şirket tarafından bu imalatlar teslim alınmadığında ikinci kez .... Noterliği'nin ... tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek sözleşmeye uygun olmayan imalatların teslim alınmasının talep edildiğini, müvekkil şirketin sözleşmenin feshini bildirildiği ve teslim talep ettiği .... ihtarname tarihinden işbu dava tarihine kadar yaklaşık bir yıldır bu imalatları fabrikasında depolamak zorunda kaldığını ve depo maliyetine katlandığını, davalı şirketin bir süredir finansal olarak zorluklar yaşamaya başladığını ve borçlarının artması ile iflas ve şirketi kapatma noktasına geldiği ve alacaklılarından kurtulmak için mal varlığını kaçırma girişimlerinde bulunduğunun öğrenildiğini, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .../...D.İş sayılı dosyası ile yapılan delil tespitinde alınan ... tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin yalnızca sözleşmeden kaynaklı alacağının ile tamamlanmamış işçilik miktarının hesaplandığını bu tutara davalının sözleşmeyi ifa etmemesi nedeniyle müvekkilin uğradığı maddi zararların dahil olmadığını, müvekkilinin faturaya, yazılı teklif ile taraflar arasındaki sözleşmeye ve dahi delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporlarına dayalı alacağının tahsili davalının mal varlığını azaltıcı girişimleri nedeniyle tehlikeye girdiğini, davalı şirketin bu girişimlerinin müvekkilin alacağını tahsil etmesini önemli ölçüde zorlaştıracağını hatta imkânsız hâle getireceğini, davalı şirketin mal varlığının tespit edilerek teminatsız olarak, aksi kanaat halinde takdir edilecek bir teminat karşılığında üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve yapılacak yargılama sonunda dava konusu sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmediğinden müvekkil şirketin alacağı ile uğradığı maddi zararların hesaplanarak ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, ileri sürerek, davalı şirketin iflas hazırlığında ve alacaklılarından kurtulmak için mal varlığını elden çıkarmaya yönelik girişimleri nedeniyle, davaya ilişkin verilen hüküm kesinleşinceye kadar şirketin tüm mal varlığı değerlerinin tespit edilerek üçüncü kişilere devir temlikinin önlenmesi için dosyadaki deliller ile fatura ve ödeme dekontlarında görünen bedellerin yüksekliği göz önüne alınarak teminatsız olarak, aksi taktirde teminat karşılığı HMK 389. Md uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı şirketin sözleşmenin ihlali ve ifa edilmemesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL ile davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkil şirket nezdinde oluşan üretim, kâr kaybı, depolama ve ilave maliyet başta olmak üzere maddi kayıplarının uzman bilirkişilerce hesaplanarak gerçek değerinin bulunmasını müteakip arttırılmak üzere şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın ..... tarihinden itibaren işletilecek olan avans faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) İHTİYATİ HACİZ KARARI:
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... tarih ve ..../.... Esas sayılı kararı ile;
"İcra İflas Kanunu 257. maddesi; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.(1) Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; (1) Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder" şeklindedir.
Trafik kazası sonucu yaralama veya ölüme neden olma haksız fiil niteliğinde olup, haksız fiillerde zarar görenin tazminat alacağına hak kazandığı an zararın doğduğu andır. Bu bakımdan, zarar görenin tam kusurlu olduğu haller ayrık olmak üzere, haksız fiilin gerçekleştiği an itibariyle muaccel bir alacağın oluştuğundan söz edilebilir.
Ayrıca, manevi tazminat isteminde zararın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince kısmi ve belirsiz alacak davası olarak açılmaya elverişli değildir. Bu sebeple davacının manevi zararlarına karşılık ihtiyati haciz talebinin tamamının tek kalemde istenebileceği göz önünde tutularak ihtiyati haciz talebinin kabulü, hacizde ölçülülük ilkesi gereğince kısmen kabul-kısmen reddi veya reddine karar verilmiş olması ileride hükmedilecek olan manevi tazminat istemi için 6100 sayılı HMK'nun 36/1-b bendi gereğince davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği halde görüşünü açıklamış olması niteliğinde görülemez. Diğer bir anlatımla, ihtiyati hacizde verilen karar ne olursa olsun buna bağlı olmaksızın nihai kararda ... tarihli ... sayılı İBK'da göz önünde tutularak manevi tazminatın hüküm altına alınması mümkündür.
Keza Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 2022/8964 esas 2022/15530 karar sayılı 28/11/2022 tarihli kararı da "Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki muacceliyet kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Borçlunun temerrüdüne ilişkin 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesine göre haksız eylemlerde eylemin işlendiği tarih itibariyle borçlunun temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Az yukarıda açıklanan yerleşik yargısal içtihatlarda da bu hususlara işaret edilmiştir. Haksız eylemden kaynaklı manevi tazminat istemiyle açılan davalarda ihtiyati haciz kararı verilmesini engelleyen yasal bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İİK’nın 257 vd. maddelerinde de bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız eylem nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkündür." şeklindedir.
Dosya kapsamı incelendiğinde, henüz yargılama aşaması tamamlanmamış olsa da ihtiyati haciz kararı verebilmek için yaklaşık ispata yarar delillerin dosyada yer alması yeterli olup, ihtiyati haciz kararı dosya kararını hakkında hakimin hükmünü gösterir ve hakimi bağlayacak bir karar niteliğinde olmadığından, dosya içerisinde mevcut .... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ..../... D. İş sayılı delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak, ihtiyati haciz kararı verebilmek için yaklaşık ispatın meydana geldiği anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir." gerekçesi ile; "Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin davalı .... Şirket'i yönünden kabulü ile; ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... D. İş sayılı delil tespiti dosyasında bilirkişi raporunda tespit edilen bedel olan 5.346.770,00 TL üzerinden %15 teminat oranı olan toplam 802.015,50 TL teminat bedelinin mahkememiz veznesine yatırılması veya bu tutarda kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edilmesi halinde davalı .... Şirket'i yönünden yukarıda ayrıntıları yazılı masraflara yetecek oranda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK.nun 257. ve bunu izleyen maddeleri gereğince ihtiyati haciz konulmasına" karar verilmiştir.
C) İHTİYATİ HACZE İTİRAZ:
Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen davalı vekili itirazında; Davacı tarafın, ... tarihli .... numaralı teklifle kurulan sözleşmenin ifa edilmemesi ve tamamlanmamasını ileri sürerek belirsiz alacak davası açarak toplam alacağının 20.000,00 TL’lik kısmını talep ettiğini dava dilekçesinde ayrıca, davalı şirketin iflas hazırlığında olduğu ve malvarlığını kaçırdığı iddiası ile teminatsız ihtiyati tedbir verilmesini talep ettiğini, davacının dilekçesinde yaklaşık ispat olarak ileri sürdüğü bilirkişi raporunun sözleşme bedeline ilişkin olduğunu, henüz kesinleşmediğini, mahkemece, ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ..../... D.İş sayılı delil tespiti dosyasında düzenlenen bilirkişi raporundaki 5.346.770,00 TL tespit edilen bedel üzerinden %15 teminat oranı belirlenmiş olduğunu, davacının 802.015,50 TL teminat yatırması veya kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz etmesi halinde davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malvarlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına hükmedildiğini, söz konusu kararın davalı tarafça ... tarihinde öğrenilmiş olduğu, davaya konu olayda icra iflas kanunu hükümleri gereğince ihtiyati haczin talep edilebilme koşulları oluşmadığı, ihtiyati hacze ilişkin alacağın varlığı ve diğer ihtiyati haciz kararı verilebilmesine dair davacı tarafça yaklaşık ispatın oluşmadığı, delil tespiti dosyasındaki rapor da kesinleşmemiş olduğunu, yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre delil tespiti raporlarının esas davada ve ihtiyati haciz taleplerinde yaklaşık ispat niteliği taşımadığını ancak mevcut verilerin muhafazasına hizmet ettiğini bu nedenle mahkemece delil tespiti raporuna dayanılarak ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, davacı tarafça dava dosyasında talep edilmeyen ve dahi harcı da yatırılmamış bir alacak miktarı üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiğini, davacı taraf dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep etmişken taleple bağlılık ilesine aykırı olarak mahkemece ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararı için takdir olunan teminat miktarının oldukça yetersiz olduğunu, davacı tarafın dayandığı delillerin, henüz keşif ve bilirkişi incelemesi aşamasında alınan raporlar olduğunu, yaklaşık ispat koşulu dahi gerçekleşmediğinden ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
D) İHTİYATİ HACZE İTİRAZIN REDDİNE DAİR İNCELEME KONUSU İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... tarih ve ....Esas sayılı kararı ile;
"Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; dosya kapsamı itibariyle henüz yargılama aşaması tamamlanmamış olsa da ihtiyati haciz kararı verebilmek için yaklaşık ispata yarar delillerin dosyada yer alması yeterli olup, ihtiyati haciz kararı dosya kararını hakkında hakimin hükmünü gösterir ve hakimi bağlayacak bir karar niteliğinde olmadığından, dosya içerisinde mevcut .... Sulh Hukuk Mahkemesinin .../.... D. İş sayılı delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak, ihtiyati haciz kararı verebilmek için yaklaşık ispatın meydana geldiği ve yaklaşık ispatın varlığını koruduğu anlaşılmakla ihtiyati haciz kararına itirazın mevcut delil durumu gereği bu aşamada reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir" gerekçesi ile, "İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin, ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine" karar verilmiştir.
E) İSTİNAF NEDENLERİ:
Karara karşı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup istinafında; taraflar arasında teslim zamanı ve sözleşmenin sona ermesine dair usûllerin belirlendiği bir sözleşme bulunmadığını, davacının dava dilekçesine eklediği .... tarihli "teklif formu" mahiyetindeki belgenin taraflar arasında teslim zamanı, her iki tarafça üstlenilen yükümlülükler, sözleşmenin sona ermesine ilişkin koşullar ile sözleşmede olmayan diğer unsurları taşıyan bir sözleşmenin söz konusu olmadığını, bir an için davacının fesihte haklı olduğu kabul edilse dahi bu durumda davacının yalnızca menfi zararları talep edebileceğinii müspet zarar kalemlerini ( eksik işler başta olmak üzere) talep etmesinin mümkün olmadığını, ihtiyati haciz talep edilebilmesinin koşullarının oluşmadığını, ihtiyati hacze konu alacağın muaccel ve taraflar arasında dava tarihi itibarıyla mevcut olmadığını, dava konusu alacağın tartışmalı olduğunu, davacının davasının özleşmenin ihlali nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlara yönelik olduğunu, davacının esas alacağı henüz belirli ve muaccel olmadığını, delil tespiti dosyasındaki raporun da taraflarınca itiraza uğradığını ve kesinleşmediğini, ... tarihli ek rapor hazırlandığını, kaldı ki delil tespiti raporunun yaklaşık ispat için yeterli olmadığını, karara dayanak alınan delil tespiti dosyasının davacının tek taraflı başvurusuna ilişkin olduğunu taraflar arasında çekişmeli bir yargılama yapılmadığını, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre delil tespiti raporlarının esas davada ve ihtiyati haciz taleplerinde yaklaşık ispat niteliği taşımadığını, ancak mevcut verilerin muhafazasına hizmet edeceğini, bu nedenle mahkemece delil tespiti raporuna dayanılarak ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, davacı müvekkil davalının şirketin iflas hazırlığında olduğunu ve malvarlığını kaçırdığı iddia etmiş ise de, bu iddianın soyut nitelikte olduğunu yaklaşık ispata yarar somut delillerle desteklenmediğini, müvekkili şirketin faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiğini, Türkiye genelinde başka davaları bulunmadığını ve alacaklılardan mal kaçırma girişiminde bulunmadıkları hususunun fatura ve vergi kayıtlarıyla açıklanabilecetalep edilmemiş ve harcı da yatırılmamış bir alacak üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiğini, Mahkemece delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunda belirlenen 5.346.770,00 TL tutarından hareketle %15 oranında teminat belirlenerek 802.015,50 TL teminat yatırılması hâlinde ihtiyati haciz uygulanmasına hükmedilmiş ise de, davacının dava dilekçesinde talep ettiği ve harçlandırdığı tutarın şimdilik 20.000 TL olduğunu, bilirkişi raporundaki rakamın kesinleşmediği gibi, davacının talep ettiği tutarın da bu tutar olmadığını davacının davasını 5.346.770 TL üzerinden harçlandırmadığını, talep konusu olmayan bir bedel üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının bu ihtiyati haciz kararı ile müvekkilinin tüm ticari faaliyetlerini adeta durdurma hakkı elde ettiğini, davacının dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep etmiş iken, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak mahkemece ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararı için belirlenen teminat miktarının oldukça yetersiz olduğunu belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini, alacak muaccel olmadığı ve alacak miktarı belirsiz olduğundan ihtiyati haciz şartlarının bulunmadığının tespitine, Şayet ihtiyati haciz kararı kaldırılmayacak ise davacının talep ettiği tutar ile sınırlı olarak ve uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haczin devamına hükmedilmesini talep etmiştir.
F) DELİLLER:
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası kapsamı.
G) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Talep, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257 vd. hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, somut olayda ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
İstinaf incelemesi, dairemizce 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, karar başlığında ihtiyati haciz talep eden davacının vergi numarası ile adresinin ve vekilinin adresinin, karşı taraf davalının vergi numarası ile vekillerinin adreslerinin yazılmaması, 6100 sayılı HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebileceğini değerlendiren Dairemiz anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir.
Anayasanın 141'inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir.
HMK'nin "hükmün kapsamı" kenar başlıklı 297. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) bendi düzenlemesine göre, hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerekmektedir.
HMK'nin "hukuki dinlenilme hakkı" kenar başlıklı 27. Maddesinin 2. Fıkrasının (c) bendinde ise hukuki dinlenilme hakkının "Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirmesini" de içerdiği ifade edilmiştir.
Gerekçe, hâkimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkemede, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını, ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (.....; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, ).
07/06/1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yeralan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
Anayasa Mahkemesi karar hakkının amacını ve kapsamına belirlerken şu ifadelere yer vermiştir: "Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir.Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Yargılama sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce ilgili ve yeterli bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir. Bir davada tarafların hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken mahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması gerekçeli karar hakkı yönünden zorunludur.
Her ne kadar davalının, aleyhine verilen ... tarihli ihtiyati haciz kararına itirazı Mahkemenin -inceleme konusu- .... tarihli kararı ile reddedilmiş ise de; anılan ret kararı usûl ve yasaya uygun olmamıştır. Şöyle ki;
Mahkemenin ... tarihli ihtiyati haciz kararı HMK'nin 297. Maddesine ve Anayasanın 141. Maddesine aykırıdır. Zira davacı dava konusu alacak talebini, davalının taraflar arasındaki ticari nitelikteki eser sözleşmesine uygun ifada bulunmamasına dayandırdığı hâlde; ... tarihli kararda, -dosya kapsamı ile ve somut uyuşmazlıkla alakasız olarak- davanın "Trafik kazası sonucu yaralama veya ölüme neden olma haksız fiil niteliğinde olduğu" yönünde değerlendirme yapıldığı gibi, davacı yan dava dilekçesinde geçici hukuki koruma tedbiri talebinin açıkça "ihtiyati tedbir"e ilişkin olduğunu belirttiği hâlde, mahkemece davacının talebinin dışına çıkılarak ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları" kenar başlıklı 389. maddesinin 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir konulması talep edilen mal ya da hakkın uyuşmazlık konusu olması gerekir. Eş söyleyişle ihtiyati tedbir, ancak taraflar arasında çekişmeli olan dava konusu hakkında verilebilir.
.... tarih ve E.... sayılı kararında; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 406. maddesinin gerekçesinde “…Uygulamada farklı geçici hukukî korumaların birbirinin yerine kullanılmasının, hatta “ihtiyatî tedbir zımnında ihtiyatî haciz kararı verilmesi” gibi aslında kanuna tamamen aykırı geçici hukukî koruma kararı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.” denilmiştir. Burada açıkça görülebileceği üzere, ihtiyatî tedbir ile ihtiyatî haciz tedbirlerinin karıştırılmaması ve bu tedbirlerin birbirinin yerine kullanılmaması gerekmektedir. Madde gerekçesinde de açıkça ifade edildiği üzere “ihtiyatî tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz” ya da “ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir” gibi kavramlardan uzak durulması ve bu kavramların kullanılması hâlinde talepte bulunandan, ihtiyatî tedbir mi yoksa ihtiyatî haciz mi istediği konusunda talebini somutlaştırması istenmelidir." denilmiştir.
Eldeki davada, davacı vekili açıkça talebinin HMK'nin 389 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir olduğunu ifade etmiştir. Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat talepli davada, davacı vekilinin tedbir talebine konu ettiği, davalı şirkete ait malvarlığı eldeki davanın konusunu oluşturmadığından, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekmektedir.
Tüm bu nedenlerle davalı yan ihtiyati hacze itirazında haklı olup, davalının ihtiyati hacze itirazının reddine dair usûl ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ihtiyati hacze itirazını reddeden inceleme konusu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... tarih ve ..../... Esas sayılı kararının kaldırılmasına, yanılgı yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HMK'nin 353/1-b.2 maddesi gereğince, ihtiyati haciz kararına itiraz konusunda yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle, aleyhine ihtiyati haciz talep edilen davalı vekilinin ihtiyati haciz kararına itirazının kabulü ile, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ..../.... Esas sayılı ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-) Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, inceleme konusu ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve .../.... Esas sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nin 353/1-b.2 maddesi uyarınca davalının ihtiyati hacze itirazı hakkında YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, bu suretle:
1-) Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen davalı vekilinin, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... tarih ve ..../.... Esas sayılı ihtiyati haciz kararına itirazının kabulü ile anılan İHTİYATİ HACİZ KARARININ KALDIRILMASINA,
2-) Alınması gereken harç peşin alındığından, bu konusu karar verilmesine yer olmadığına,
3-) İhtiyati haciz talep eden tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B) İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan harç ve masraflar yönünden;
1-) İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının talebi hâlinde yatırana iadesine,
2-)İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
3-)İstinaf eden davalı tarafça yapılan -1.683,10 TL istinaf başvuru harcı ile 290,00 TL istinaf posta masrafı olmak üzere- toplam 1.973,10 TL İstinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-) Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine ,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*