T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/311
KARAR NO: 2025/324
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/11/2024
NUMARASI: .... Esas -... Karar
DAVACILAR:
VEKİLİ:
DAVALILAR:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
MÜTEVEFFA:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 26/09/2023
KARAR TARİHİ : 26/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 27/03/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A) DAVACILARIN İDDİASI VE İSTEMİ:
Davacılar vekili 26/09/2023 tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; Müvekkillerinin murisi ...'un, davalı ...'a sevk ve idaresinde bulunan, maliki davalı... ve diğer diğer davalı ... Şirketine sigortalı ... plakalı aracın çarpması sonucu 02/10/2021 tarihinde vefat ettiğini, müteveffa....'un 18/01/1963 doğumlu olduğunu, geriye mirasçıları eşi davacı ..., oğlu davacı....ile kızı davacu....aldığını, kaza sonrasında davalının, hiç bir şekilde müvekkillere baş sağlığı dilemediğin, kusurunu bir türlü kabul etmediğini, dava öncesi yapılan şifai görüşmelerde ve arabuluculuk görüşmelerinde de davalı sürücü ve araç sahibi tarafından manevi tazminat ödemesi yapılmayacağının bildirildiğini, karşı tarafın trafik sigortasında manevi tazminat klozu da mevcut olduğunu, bu minvalde manevi tazminat yönünden ... ve diğer davalılara yapılan başvuru ve arabuluculuk sürecinin de olumsuz sonuçlandığını, davalı sürücü...'in ... Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamasında İTÜ'den alınan kusur raporuna göre asli kusurlu bulunuğunu ve taksirle adam öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verildiğini, yine ...'un vefatı nedeniyle müvekkillerden ...'un hakettiği destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze gideri için yapılan başvuru sonucunda.... ile yapılan arabuluculuk anlaşması ile bir miktar para ödendiğini, ancak ... tarafından yapılan ödemenin, ilk verilen raporda müteveffanın asli kusurlu olarak çıkması sonrası nedeniyle verilen bedel olduğunu, bu anlaşmada .... dışındaki davalılar .... ve ....'in taraf olmadığını, daha sonra İTÜ'den alınan raporda müvekkillerin murisinin tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu rapor gereğince müvekkil....'un bakiye destekten yoksun kalma tazminatı alması gerektiğini, bakiye destekten yoksun kalma tazminatı için yapılan başvuru ve arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını, davalılardan.... ve ....un bakiye destek yoksun kalma tazminatından sorumlu olduklarını ileri sürerek, davacı ...için 400.000 TL, davacılar ....ve ... için 200.000'er TL olmak üzere 800.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı .... yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ...için belirsiz alacak davası olmak üzere ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 200.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) DAVALILARIN SAVUNMALARI:
- Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu,
..... adına kayıtlı .... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde 13/02/2021 - 13/02/2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ...... Poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkil şirketin sorumluluğunun -davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile- bedeni zararlar için ..... yönünden 430.000 TL azami poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat talepleri .... Poliçesi teminatı dışında olduğunu, .... adına kayıtlı .... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde 13/02/2021 - 13/02/2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere .... Poliçesi ile teminat altına alındığını, motorlu Kara Taşıtları İhtiyari ....’nın 3.maddesine göre, manevi tazminat talepleri ek sözleşme ile teminat kapsamı içine alınabileceğini, müvekkil şirket tarafından düzenlenen bu kasko poliçesine ek sözleşmede ihtiyari mali sorumluluk poliçesi kapsamında manevi tazminat taleplerinin, bedeni zararlar limitleri ile teminat kapsamına dâhil edildiğini, bu bağlamda sigortalı ile müvekkil sigorta şirketi arasında manevi tazminatı kapsayan ek sözleşme gereğince manevi tazminat teminatının azami 150.000 TL ile sınırlı olduğunu,...'un destekten yoksun kalma tazminatı talepleri ile ilgili davacılar ile müvekkil şirket arasında göreülen ihtiyari arabuluculuk süreci sonucunda sigortalıyı ve sigortalı araç sürücüsünü de kapsayacak şekilde anlaşmış olduklarından huzurda görülmekte olan davanın reddi gerektiğini,
daha sonrasında kusur durumunun değişmesi nedeni ile davacının bakiye destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi hukuken mümkün olmadığını, dava konusu destekten yoksun kalma tazminatı talepleri çerçevesinde davacılar ile müvekkil şirket arasında Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın .... no'lu dosyasında ihtiyari arabuluculuk süreci yürütülerek tarafların 133.707 TL Maddi Tazminat tutarı üzerinden anlaşmaya varmış olduklarını, anlaşılan söz konusu tutarlara ilişkin müvekkil şirket tarafından davacılara 16/12/2022 tarihinde ödeme yapıldığını, anlaşma sağlanan uyuşmazlık konusu incelendiğinde, davacının söz konusu zarara ilişkin açmış ve açacağı tüm davalara ilişkin hiçbir hak ve alacağı kalmadığının açıkça ifade edildiğini, anlaşma metninde davacılar vekili tarafından hiçbir hak ve alacak saklı tutulmadığından, söz trafik kazası sonucu nedeniyle oluşan söz konusu maddi zararın müvekkil sigorta şirketi tarafından tüm müteselsil borçlular adına eksiksiz karşılanmış olduğunu, ... plakalı araca ilişkin .... Poliçesi olmasının tek başına poliçede yer alan teminat tutarının tamamının müvekkil şirket tarafından ödeneceği anlamını taşımadığını, öncelikle davacı tarafından müvekkil şirket sigortalısı ... plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığının ispatı gerektiğini, sigortalı araç sürücüsü ...'un ceza dosyasında vermiş olduğu ifadede "ben... isimli şahsın kullanmış olduğu motosiklete çarpmadan önce şahsın başında şapka gördüm herhangi bir kask görmedim, ayrıca kaza yapmış olduğum yolda herhangi bir ışıklandırma yoktu." dediğini, ceza dosyasında verilen gerekçeli karara göre müteveffanın ölümünin "künt kafa ve genel beden travmasına bağlı kafa kemiklerinde kırık, beyin dokusu harabiyeti, her iki klavikula, sternum multipıl kot, ekstrimite kırıkları ile birlikte kafa içi kanama, bilateral hemotoraks, akciğer, kalp, karaciğer, dalak ve böbrek laserasyonu batın içi kanama" kaynaklı olduğunun belirtildiğini , kaskının takılı olmaması ile ölüm sonucu arasında uygun nedensellik bağı bulunmakta olduğunu, ayrıca dava konusu kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün kaza meydana geldiği esnada alkollü içki ve uyuşturucu madde etkisi altında olup olmadığının, geçerli sürücü belgesinin bulunup bulunmadığının müvekkil şirketin araç sürücüsüne/işletenine rücu hakkı bulunması sebebiyle tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla mahkememiz vasıtasıyla araştırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, her şekilde davaya konu olan kazanın meydana gelmesinde etkili olan tüm unsurların irdelenerek tarafların kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın .....'ne gönderilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini belirterek, müvekkil sigorta şirketi tarafından dava konusu destekten yoksun kalma tazminatı talepleri ile ilgili ihtiyari arabuluculuk süreci -sigortalıyı ve
sigortalı araç sürücüsünü de kapsayacak şekilde - anlaşma ile sonuçlanmış olup 16/12/2022 tarihinde davacılara yapılan ödeme ile davacıların dava konusu kaza nedeniyle tüm zararları eksiksiz olarak karşılanmış olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
- Davalılar ...,.... vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde ... plakalı aracı kullanan müvekkil ....'un kusurlu olduğu yönündeki iddia ve beyanları kabul etmediklerini, müvekkil .... 'un meydana gelen trafik kazasında kusuru bulunmadığını, kazanın oluşumunda müvekkil ...'a atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, müvekkillerden tazmini talep edilen maddi tazminat taleplerini kabul etmediklerini, davaya konu edilen kaza tarihinde davalı müvekkili ...'un sürücüsü olduğu diğer müvekkil ...'a ait
... plakalı aracın diğer davalı .... şirketince sigortalanmış olduğunu ve poliçe kapsamında maddi ve manevi tazminatların teminat kapsamında olduğundan öncelikli olarak diğer davalıdan tazmin ve tahsili gerekeceği hususu nazara alınarak müvekkillerden tahsili talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ve manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme amacı taşımaması ilkesine de aykırı olduğunu belirterek davanın her iki müvekkil yönünden de hem usûlden hem esasen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/2024 tarih ve E..., K.... sayılı kararı ile;
"Dava, davacı ... eşi, diğer davacılar ...ve ... babaları olan ... trafik kazasında ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının 26/09/2023 tarihli dava dilekçesi ile ... yönünden 400.000,00 TL manevi tazminat, 200.000,00 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ...ile ...ise 200.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş ise de;
Davacı ...'un destekten yoksun kalma tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Davacı ... ile davalı ... arasında 07/12/2022 tarihinde trafik kazası sonucu vefat eden ...'un destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin giderleri talepleri yönünden teminat limiti kapsamında yapılacak ödeme nedeniyle ...'nin, sigortalısının başkaca sorumluluğunun kalmadığını, ...sigortalısı ve sigortalı araç sürücüsüne karşı herhangi bir itiraz, def'i ve her ne nam altında olursa olsun herhangi bir talep dava ileri sürmeyeceğine dair "Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Anlaşma Belgesi " düzenledikleri ve taraflarca ve arabulucu tarafından belgenin imzalandığı, bu anlaşma destekten yoksun kalma, cenaze ve defin gideri olarak 133.707,00 TL net bedelin davacı ... ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/5. Maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde üzerinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağı hükmünün yer aldığı, bu hükme rağmen davacının aynı alacaklardan dolayı yeniden arabuluculuğa gidip 22/06/2023 tarihinde anlaşamama tutanağı düzenleyip yeniden dava açmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşılmış olmakla, dava şartlarından olan hukuki yarar bulunması (HMK m. 114/1, h) şartının özel bir görünümü, özel bir dava şartı olduğundan, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan konularda dava açılması durumunda, dava şartı yokluğundan davanın usûlden reddi gerektiğinden davacı .... davalılar ...ve ... yönelik destekten yoksun kalma tazminatı davasının hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı ...ve .... manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, 6098 sayılı TBK.'nun 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. Nitekim, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88/1 maddesinde trafik olayı nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. 6098 sayılı TBK.nun 167.maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. Trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemli davada, sürücü, işleten ve sigorta şirketi arasında, müştereken ve müteselsilen sorumluluk bulunduğundan, davacı taraf zararını davalılardan
müştereken ve müteselsilen talep edebilir. Zarar görenin sigortadan müştereken ve müteselsil talep edebileceği tazminat miktarı sigorta teminat limiti ile sınırlıdır. Müşterek ve müteselsil borçlulardan birisi tarafından yapılan ödemenin sonuçları ise TBK'nın 166. maddesinde düzenlenmiş ilgili madde de, "(1)Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2)Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3)Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu çerçevede, davacının zararlarından sürücü, işleten ve sigorta şirketi müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan yapılan ödeme kadar, diğer borçlularında borcundan kurtulması TBK'nın 166/1. maddesinin gereği olup, bu madde kapsamında diğer müteselsil borçluların ancak tazminat alacağına karşılık yapılan ödeme kadar borcundan kurtulacağı muhakkaktır. Yine TBK'nun 168.maddesinin 2.bendinde "alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır" hükmü düzenlenmiştir. Davalı... 2918 sayılı Yasanın 91. maddesi gereğince işletenin sorumluluğunu üstlendiğinden, işleten hakkında davadan feragat edilmemiş olsa dahi, sigorta şirketi yönünden yapılacak feragat, işletene de sirayet eder. İşletenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketi hakkındaki davadan feragat edilmiş olması işleteni de, sigorta limiti kadar sorumluluktan kurtarır. Sürücü açısından ise; sigorta şirketi ile sürücüsü arasında müteselsil sorumluluk olmakla beraber, sürücü ve sigorta şirketi arasında rücu ilişkisi
bulunmadığından, haksız fiil ve zararın asıl sorumlusu olan sürücü hakkındaki feragat, aracın trafik sigortası şirketine sirayet edeceğinden, sigorta şirketini sorumluluktan kurtarır. Feragat, 6100 sayılı HMK 307. maddesinde belirtildiği üzere iki taraftan birinin (davacının) talep sonucundan vazgeçmesidir. Davasından feragat eden davacı, bununla, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu, haktan kısmen veya tamamen vazgeçmektedir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yaptığı tek taraflı bir irade beyanı ile olur ve tamamlanır. Feragatin geçerliliği için, bunun davalı tarafından kabul edilmesine veya feragate muvafakat etmesine gerek yoktur. Feragat sözlü yapılabileceği gibi yazılı olarak da yapılabilir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereğince manevi tazminat niteliği itibarıyla tektir, bölünemez ve bölümler halinde istenemez. Haksız fiilin işlenmesi ile birlikte bunun doğuracağı manevi üzüntü de gerçekleşmiş olur. Bu nedenle manevi tazminat isteklerinde kısmi dava söz konusu olamaz. Manevi tazminat,
kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçlar. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır. Bu tazminat türü, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, zarar gören kişi, öngördüğü miktarı belirleyerek istemde bulunabilir. Maddi zararda olduğu gibi manevi zararın kesin bir şekilde hesaplanması olanaksızdır. Bunun için miktarı, somut olayın özelliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 4.maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını belirlemede geniş bir yetkiye sahiptir. Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olduğu ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunduğu için birden fazla bölümler halinde istenemez. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez, bir defada istenilmesi gerekir. İnsan yapısı gereği, manevi acı olay tarihinden uzaklaşıldıkça azalır, artmaz, bu nedenle olay tarihine en yakın açıklanan irade beyanı manevi acının şiddetini daha açık olarak ortaya koyar. Manevi acı tazminata hükmedilirken davalısına göre değişiklik göstermez. İstemin değiştirilmesi ve artırılması için, istekte bulunanın daha önceki isteminin dışında ve ondan daha fazla alacağının bulunması gerekir. Manevi zararda, zarar gören daha önce belirttiği istemi ile zararını açıklamış olup, artık geriye bir alacağı kalmadığı için ayrıca istemde bulunamaz. Zira, manevi tazminat bir bütündür.
Somut olayda, davacı eş ve çocuklar manevi tazminat talebinde bulunulduğu, davacılarının, başvurusu üzerine davalı ...... tarafından 100.000,00 TL manevi tazminat ödemesi yapılmış olup, ..... teminatı kapsamında manevi tazminat için 150.000,00 TL limit olduğu, davalı ... şirketinin bakiye limiti bulunduğu halde davacılar tarafından talep edilmemiştir. Bu durumda manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği kuralı gözetilerek davacı tarafın aynı nedene dayanarak davalılar ... ve ...'dan manevi tazminat talep etmesi manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesine aykırı olduğundan yerinde görülmemiş olup davacılar ..., ... ve ...'in manevi tazminat davalarının da reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,"1-)Davacı .......'un davalı asiller ... ve ...'a yönelik açmış olduğu maddi tazminat davasının 6100 sayılı HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı olan "hukuki yarar yokluğu" nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, 2-)Davacılar ..., ... ve ...'in davalılar aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sonrası sigorta şirketi yönünden sulh olunduğu ve sigorta şirketinin ibra edildiği anlaşıldığından manevi tazminatın diğer davalı asiller ... ve ...'dan talep edilmesininn MANEVİ TAZMİNATIN TEKLİĞİ VE BÖLÜNMEZLİĞİ İLKESİNE AYKIRI OLDUĞUNDAN AYRI AYRI REDDİNE" karar verilmiştir.
D) İSTİNAF NEDENLERİ:
Karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinafında; Mahkemece verilen kararın hem davanın esası açısından hatalı olduğunu, davanın reddinin doğru olduğu düşünülse dahi, hükmedilen vekâlet ücretleri yönünden hatalı olduğunu, eldeki davada, manevi tazminat taleplerini hem sigorta şirketi hem de davalı asillerden; Maddi tazminat taleplerini ise fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak yalnızca davalı asiller ...... ve .......'den talep etmiş olduklarını, Maddi tazminat iddiaları yönünden; Mahkemece arabuluculuk ile maddi tazminat konusunda anlaşma yapıdığından yeniden dava açmanın mümkün olmadığı belirtilmişse de; dava öncesi anlaşma ile sona eren arabuluculuk anlaşmasının ihtiyari arabuluculuk anlaşması olduğunu ve yalnızca ..... şirketi ile yapıldığını, bu anlaşmada davalı asillerin yer almadığını, dava öncesinde dava şartı arabuluculuk sürecinde asillerin de dahil edildiğini, ancak kendileri ile anlaşma sağlanamadığını, sigorta şirketi ile yapılan arabuluculuk anlaşmasının sadece sigorta şirketini bağlayacağını, huzurdaki davada maddi tazminat talebinin de sigorta şirketine yöneltilmediğini, sigorta şirketi ile 2022 yılında yapılan ihtiyari arabuluculuk anlaşmasına göre müvekkilim ...'a 133.707TL maddi tazminat
ödendiğini, bu arabuluculuk sürecinde ... ve ...'un bulunmadığını, bu anlamda arabuluculuğun sonuçlarının davalı asiller yönünden bağlayıcılığı bulunmadığını, bakiye maddi tazminattan davalı asillerin sorumluluklarının devam etmekte olduğunu, davalı asiller ile yapılan dava şartı arabuluculuk sürecinde ise tazminat ödemek istemedikleri için anlaşılamadığını ve dava yoluna gidildiğini, dava sürecinde bilirkişice yapılan hesap sonucunda bakiye maddi tazminatın varlığının tespit edildiğini, bu bakiye maddi tazminatın davalı asiller tarafından ödenmesi gerekir iken, ihtiyari arabuluculuk ile yalnızca sigorta şirketi ile yapılan anlaşma gerekçe gösterilerek tazminata hükmedilmemesi açık bir şekilde hukuka aykırı olduğunu, 6098 Sayılı TBK 166. Maddesinde "Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur." hükmü bulunduğunu, sigorta şirketince borcun tamamının ödenmiş olmadığını, davalı asillerin ancak sigorta şirketinin ödemiş olduğu kısım kadar borçtan kurulabilecklerini, davalı asillerin sigorta şirketi ile yapılan ibra sözleşmesinde veya ihtiyari arabuluculuk anlaşmasında yer almadıkları için, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulup tutulmamasının kendileri açısından bir hukuki yararı bulunmadığını, bu anlaşmalarda yer almayan davalı asillerin, borcun tamamının sona erdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalı asillerin bakiye maddi tazminat sorumluluklarının devam etmekte
olduğunu, sigorta şirketine rücu etme haklarının da devam etmekte olduğunu, Manevi Tazminat Talebi iddiaları yönünden de; manevi tazminat davası açarken davayı sigorta şirketine ve asillere yönelttiklerini, ancak sigorta şirketi tarafından dava devam ederken yapılan teklifi müvekkillerinin kabul ettiğini ve sigorta şirketi ile sulh sözleşmesi imzalandığını, sigorta şirketinin yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığına dair sulh sözleşmesini bizzat dosyaya sunduğunu, kendilerinin 24/09/2024 tarihli dilekçeleri ile 25/09/2024 tarihli duruşmada bulundukları beyan ile de durumu dosyaya bildirdiklerini, sigorta şirketi ile yapılan sulh sözleşmesinin ancak makbuz niteliği taşıyan bir sözleşme olduğunu, hakimin takdir edeceği manevi tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiğini, bu anlamda davalı asillerin manevi tazminata ilişkin sorumluluklarının devam ettiğini, dava devam ederken 29/11/2023 tarihindeki anlaşmaya göre müvekkillerine 100.000 TL manevi tazminat ödemesi yapıldığını, ancan bu ibranamenin Yargıtay içtihatları gereş makbuz niteliğinde olduğunu, sigorta şirketince yapılan manevi tazminat ödemesi yeterli olmadığını, mahkemece ödenen miktarın düşürülmesi suretiyle, bakiye manevi tazminatın davalı asillerden tahsil ve tazmin olmak üzere hakkaniyetli bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini,
Vekâlet ücretleri yönünden de; mahkemece verilen davanın reddine dair kararların hukuka uygun olduğunun düşünülmesi h3alinde de; maddi tazminat yönünden iki davalı da aynı vekille temsil edildiğinden, lehlerine tek vekalet ücretine hükmedilmedi gerektiğini, hem ... hem de ...... için ayrı ayrı veklaet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat yönünden de, mahkemece hatalı bir şekilde yine her davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, mirasçı olarak birlikte dava açan tüm davacılar için ayrı ayrı olmak üzere her üç davalıya yine ayrı ayrı manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu,davalı ... ile manevi tazminat yönünden dava devam ederken yapılan sulh anlaşmasına "feraget sebebi ile doğacak karşı avukatlık ücretinden ve yargılama giderinden feragat ettiğini peşinen kabul etmiş sayılır." denildiğini, akabinde tarafımızca 25.09.2024 tarihli celse de manevi tazminat yönünden sigorta şirketinden talepleri olmadığını dile getirdiklerini, Mahkemece davalı sigortadn manevi tazminat talepleri olmadığı hâlde davanın sigorta şirketi yönünden feragat ile reddine karar vererek sulh sözleşmesi gereği vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, davalı ... lehine her bir davacıdan alınmak üzere ayrı ayrı 3 vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
E) DELİLLER:
... Asliye Ticaret Mahkemesinin E...., K... sayılı dosyası kapsamı.
F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacı ...'nin eşi, diğer davacıların babası olan ...'un 02/10/2021 günü, sürücüsü ..., işleteni ... olan, .... ve ... sigortacısı davalı ...Ş. olan ... plakalı aracın çarpması sonucu hayatını kaybettiğini ileri sürerek, davacı ... için HMK'nin 107. madesi uyarınca belirsiz olmak üzere şimdilik 200.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı ... için 400.000 TL ve diğer davaclar için 200.000'er TL olmak üzere manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; bilahare 09/10/2023 tarihinde sunduğu talep artırım dilekçesi ile ... için maddi tazminat (destekten yoksun kalma tazminatı) talebini 359.046,05 TL'ye yükseltmiş ve bu bakiye destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişler; Mahkemece; "Davacı ...'un davalı asiller ... ve ...'a yönelik açmış olduğu maddi tazminat davasının 6100 sayılı HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı olan "hukuki yarar yokluğu" nedeniyle davanın usûlden reddine; Davacılar ..., ... ve ...'in davalılar aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sonrası sigorta şirketi yönünden sulh olunduğu ve sigorta şirketinin ibra edildiği anlaşıldığından manevi tazminatın diğer davalı asiller ... ve ...'dan talep edilmesininn manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesine aykırı olduğundan ayrı ayrı reddine" karar verilmiş; karara karşı davacılar vekilince kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılması gerekmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; gerekçeli karar başlığında, hükmü veren Mahkemenin (... Asliye Ticaret Mahkemesi) adının yazıldığı kısma "3 nolu kalem" ifadesinin yazılması ve yine karar başlığında davacılar vekilinin adresinin ve davalılar vekillerinin adreslerinin yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliklerin mahallinde her zaman düzeltilebileceğini değerlendiren Dairemiz anılan hususları eleştirmekle yetinmiştir.
a-) Davacı ...'nin maddi tazminat talebinin reddi kararına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi:
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Tarafların anlaşması başlıklı" kenar başlıklı 18. Maddesinde; "(1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında
arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. (3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır.Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmi işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır. (4) (Ek: 12/10/2017-7036/35 md.) Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. (5) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.
" hükmünü içermektedir.
Davacılar vekili, davacı ...'nin destek eşi ...'un 02/10/2021 günü, .... plaka sayılı aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazası sonucu ölümü dolayısı ile, ... plakalı aracın sigortacısı olan .....'den arabuluculuk anlaşması ile bir miktar ödeme alındığını, ancak arabuluculuk anlaşması sonucu ödenen bu bedelin müteveffanın kazada asli kusurlu çıkması nedeni ile verilen bedel olduğunu, oysa kazayla ilgili ceza yargılaması kapsamında İTÜ'den alınan raporda müteveffanın tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, davalı sürücü ve işleten ... ve ...'un arabuluculuk anlaşmasında taraf olmadıklarını ileri sürerek, belirsiz alacak davası olmak ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 200.000 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Eldeki davada, tarafların kusur durumun tespiti için ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 02/01/2024 tarihli raporda; "kazanın 02/10/2021 günü saat 19:30 sıralarında davalı sürücü ... sevke ve idaresindeki .... plaka sayılı otomobil ile ... ( bağlantı yol) üzerinde seyir hâlinde ilen olay mahalline gelerek ...Çevre yoluna katılım yapmak istediği esnada idaresindeki aracın ön kısımlarıyla, ön ilerisinde yol içerisinde bulunan müteveffa ... idaresindeki elektrikli motoksikletn arka kısımlarına çarpması neticesinde meydana geldiği" açıklandıktan sonra, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un 'gece vakti aydınlatmanın olmadığı mahalde sevk ve idaresindeki otomobil ile far ışığı altındaki görüş mesafesini de dikkate alarak teyakkuz halinde seyrini sürdürüp, önünde yol içerisinde bulunan elektrikli motosiklete karşı zamanında etkin tedbir alması gerekirken bu hususlara yeterince riayet etmemesi nedeniyle' %30 oranında kusurlu olduğu, müteveffa ...'un ise 'gece vakti aydınlatmanın olmadığı mahalde yeterli aydınlatması olmayan elektrşkli motosiklet ile yol içerisinde bulunmakla, gerisinden gelmekte olan araçların kendisini ve idaresindekini motosikleti yeterli mesafeden fark ederek zamanında etkin tedbir alma imkanlarını kısıtlaması nedeniyle' %70 oranında kusurlu olduğu görüşü bildirilmiştir.
Davacı ... eldeki davayı açmadan evvel .... plaka sayılı aracın ... ve .... sigortacısı olan destekten yoksun kalmaya dayalı olarak tazminat talebinde bulunmuştur. ....aracın davalı ... Nezdindeki 13/02/2021 başlangıç ve 13/02/2022 bitiş tarihli . ...poliçesinde kaza tarihi itibariyle (şahıs başı ölüm/sakatlık) teminat limitinin 430.000 TL olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ...'nin sigorta şirketine müracaatı üzerine davalı ....'nin arabuluculuk başvurusu üzerine Arabuluculuk Daire Başkanlığının .... arabulucuk numaralı ve 07/12/2022 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Anlaşma Belgesinin imzalandığı, tutanak içeriğine göre tarafların müzakereler sonucunda, ".... Nezdinde ... poliçesi ile sigortalı aracı 02/10/2021 tarihinde karıştığı trafik kazası nedeniyle vefat eden ...'un desteğinden yoksun kalan eşi ...'un destekten yoksun kalma, cenaze e defin giderleri talebi doğrultusunda açılan hasar dosyası kapsamında, ....'yi sigortalı araç sürücüsünü ve işletenini kapsayacak şekilde maddi tazminat karşılığı olarak 133.707 TL tazminat ödenmesi" konusunda anlaştıklarını beyan ettikleri, tarafların ortak iradesi ile kabul edilen anlaşma tutanağı maddelerinde, teminat limiti kapsamında yapılacak işbu ödeme nedeniyle, ...'u destekten yoksun kalma tazminatı,
cenaze ve defin giderleri talepleri yönünden ...başkaca sorumluluğu kalmadığı, ...., sigortalısı ve sigortalı araç sürücüsüne karşı herhangi bir itiraz, defi ve her ne nam altında olursa olsun herhangi bir talep ve dava ileri süremeyeceği' hususlarının belirtildiği; Söz konusu arabuluculuk anlaşma belgesi gereğince 16/12/2022 tarihinde 133.707 TL ödemenin ...'a vekâleten vekili ....hesabına ödendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece Aktüerya Bilirkişisinden alınan 20/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın %70, davalı araç sürücüsünün %30 oranında kusurlu olduğu nazara alınarak- davalı sürücünün %30 kusur oranına göre davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı; davalı ... tarafından yapılan ödeme tarihi itibarıyla 165.878,93 TL olarak hesaplanmış; rapor tarihi itibarıyla yapılan güncel hesaplamaya göre ise 509.929,82 TL olarak hesaplanarak 133.707 TL sigorta tarafından yapılan ödeme ve bu ödemenin rapor tarihine kadarki işlemiş faizi olan 17.176,77 TL'nin mahsubu ile bakiye destek zararı (509.929,82 TL- 133.707,00 TL- 17.176,77 TL olmak üzere) 359.046,05 TL olarak hesaplanmıştır.
Davacılar vekili işbu aktüerya rapor doğrultusunda sunduğu talep artırım dilekçesi ile davacı ... için olan destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini 359.046,05 TL olarak belirlemiştir.
Araç maliki ..., sürücü ... ile aracın sigortacısı davacı ...'ye karşı (sigortanın sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) müteselsilen sorumlu olup, TBK'nin 163. Maddesi uyarınca alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hespinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Yine TBK'nin 166. Maddesine göre; “(1) Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2) Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3) Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.” hükmünü içerir.
6325 sayılı HUAK 18. Maddesi gereği arabuculuk faaliyeti sonunda imzalanan anlaşma belgesinin tarafları için bağlayıcı olacağı ve dava açma yasağı teşkil edeceği, arabuluculuk anlaşmasının usul hukukuna ilişkin bir sözleşme olduğu ve ilam gücünde ve icra kabiliyetine sahip olduğu açıktır.
Davacı ... ile ...'nin eldeki dava açılmadan evvel 07/12/2022 tarihinde, ihtiyari arabuluculuk yoluyla destekten yoksun kalma tazminatı talebi ile ilgili olarak anlaştıkları hususu taraflar arasında ihtilafsızdır. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarmasının yanında ihtiyari arabuluculuk (veya zorunlu arabuluculuk) yukarıda belirtildiği gibi yapıldığı taraf için geçerli olmak üzere kesin hükmün neticelerini ortaya çıkaracağından, arabuluculuğun yapıldığı sigorta şirketi borçtan kurtulmuş olup bu hâl poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere diğer müteselsil borçlulara da sirayet edecek, işleten ve sürücü ancak poliçe limitimi aşan zarar ile sorumlu tutulabileceklerdir. Kaza tarihinde geçerli ... poliçesinde ölüm teminatının 430.000 TL olarak belirlendiği, davacı ... ile .... Şirketinin ihtiyari arabulucuklukta 133.707 TL maddi tazminat konusunda anlaştıkları, sigorta tarafından bu tazminatın ödendiği 16/12/2022 tarihi itibarıyla davacı ...'nin talep edebileceği destek tazminatı tutarının (mahkemece alınan aktüerya raporunda hesaplandığı üzere) 165.878,93 TL olduğu bu hâliyle 16/12/2022 tarihi itibarıyla poliçe teminat limitini aşan bir zarardan bahsedilemeyeceği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, ... A.Ş. tarafından 16/12/2022 tarihinde yapılan madddi tazminat ödemesi ile davalı sürücü ... ve davalı işleten ...'un borçtan kurtulmuş oldukları sonucuna varılmıştır. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde olmamakla birlikte, davalılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine karar vermek gerekirken, davanın hukuki yarar yokluğunda reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle yerinde görülmüştür.
b-) Davacıların manevi tazminat taleplerinin reddi kararına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi:
Eldeki davada davacılar vekili, davacı ... için 400.000 TL, diğer davalılar için 200.000'er TL olmak üzere toplam 800.000 TL tazminatın tüm davalılardan (davalı ... poliçe teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Kazaya konu......plakalı aracın davalı .... Nezdindeki 13/02/2021 başlangıç ve 13/02/2022 bitiş tarihli ...... incelendiğinde, ihtiyari mali sorumluluk manevi tazminat klozunun olay başına ve yıllık toplamda 150.000 TL olarak belirlendiği görülmektedir.
Eldeki yargılama devam ederken davalı ... vekilince 30/11/2023 tarihinde sunulan beyan dilekçesi ile, davacılarla sulh olduklarını belirterek, davacılar ile davalı ... arasında imzalanan "makbuz, ibraname ve feragatname" başlıklı belgeyi dosyaya sunmuştur. Anılan bu belge incelendiğinde, tarafların ....... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... Esas sayılı dosyası ( eldeki dava) üzerinden açılan manevi tazminata ilişkin uyuşmazlığı sulh ile sonuçlandırdıkları bu kapsamda davacılara (asıl alacak 100.000 TL +yargılama gideri + vekalet ücreti +,stopaj kesintisi, KDV tevkifatı olmak üzere) 124.700 TL ödeme yapılması, konusunda tarafların mutabık kaldıkları anlaşılmıştır. İş bu belgede davacıların manevi tazminata ilişkin ana para, işlemiş ve işleyecek faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin taleplerinden ........ lehine feragat edeceklerini, .......'nin de feragat nedeniyle doğacak avukatlık ücreti ve yargılama giderinden feragat ettiklerini beyan ettikleri görülmektedir.
Davacılar vekili de sunduğu beyan dilekçesi ile, dava devam ederken sigorta şirketi tarafından yapılan teklifi müvekkillerinin kabul ettiğini ve sigorta şirketi ile aralarındaki 29/11/2023 tarihli anlaşmaya göre, müvekkiline 100.000 TL ödeme yapıldığını, manevi tazminat taleplerinin davalı sürücü ve işleten yönünden devam ettiğini ifade etmiştir.
Davalı ... vekilince dosyaya sunulan "makbuz, ibraname ve feragatname" başlıklı protokol davacıların da kabulündedir. Davacılar vekili işbu protokol gereği davalı ... şirketinden ödeme alınmış olduğunu açıkça ifade etmiştir.
Hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının ibra konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. (Yargıtay kapatılan 17 HD.'nin 24/09/2018 tarih ve E.2015/12611, K.2018/8138 sayılı kararı da bu yöndedir.) Somut olayda; eldeki yargılama devam ederken davacılar davalı ...Ş. Aralarında anlaşmaya vararak "makbuz, ibraname ve feragatname" başlıklı belgeyi imzaladıkları ve bu belge ile 100.000 TL manevi tazminat
yönünden anlaşmaya vararak manevi tazminat yönünden ......'yi manevi tazminat yönünden ibra ederek, sigortalıdan da herhangi bir talepte bulunmayacaklarına dair ibraname ve feragatname düzenledikleri, manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi gereği, davacıların davalılardan manevi tazminat talep edemeyeceği sonucuna varılmış, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir.
c-) Davacıların mahkemece hükmedilen vekâlet ücretlerine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi:
Davacılar vekili istinafında, davacı ... için talep edilen maddi tazminat yönünden iki davalı da aynı vekille temsil edildiğinden, lehlerine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, hem...hem de .... için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat yönünden de, mahkemece hatalı bir şekilde yine her davalı lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava devam ederken yapılan sulh anlaşmasına "feraget sebebi ile doğacak karşı avukatlık ücretinden ve yargılama giderinden feragat ettiğini peşinen kabul etmiş sayılır." denildiğini, akabinde taraflarınca 25/09/2024 tarihli celse de manevi tazminat yönünden sigorta şirketinden talepleri olmadığını dile getirdiklerini, Mahkemece davalı sigortadan manevi tazminat talepleri olmadığı hâlde davanın sigorta şirketi yönünden feragat ile reddine karar vererek sulh sözleşmesi gereği vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, davalı ... lehine her bir davacıdan alınmak üzere ayrı ayrı üç ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacılar ile davalı ... arasındaki sulh protokolü gereği, davalı ... şirketinin davacılardan vekâlet ücreti talebi bulunmadığı kararlaştırılmış ve nitekim Mahkemece de davalı ... şirketine yöneltilen manevi tazminat talepli dava sulh nedeniyle reddedilmiş olmakla, davalı ... lehine vekâlet ücreti taktirine yer olmadığına karar vermek gerekirken, davalı ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Ayrıca, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4. maddesi "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olaral hükmedilir." düzenlemesini haiz olmakla birlikte, aynı tarifenin "Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti" kenar başlıklı 3. Maddesinin 2. Fıkrasında; "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesine yer verilmiş olup, ret sebebi aynı olan davalılar ... ve ... lehine tek vekâlet ücreti taktiri gerekirken, anılan bu yasal düzenleme göz ardı edilerek ayrı ayrı vekâlet ücreti takdiri de yerinde olmamıştır.
Davacılar vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazları yerindedir.
d-) Kamu Düzenine ilişkin olarak yapılan incelemede:
Eldeki davada davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, ayrıca davacı ...'nin davalılar ...... ve .......'e yönelttiği maddi ve manevi tazminat talepli davalarının esasen davaların yığılması niteliğinde olduğu gözetildiğinde davacıların reddedilen davaları için alınması gerekli karar ilam harcının ayrı ayrı hesaplanması gerekirken, alınması gerekli karar ilam harcının bu husus göz ardı edilerek belirlenmesi de doğru değildir.
Buna göre, sair istinaf itirazları yerinde görülmeyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, açıklanan nedenlerle kabulü ile inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına yanılgı, yeninden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve -istinafa konu edilmeyen, istinafa konu edilip de istinaf itirazları yerinde görülmeyen, kamu düzenine de aykırılık teşkil etmeyen kısımlar yönünden ilk derece mahkemesi hükmü korunmak suretiyle ve infaza elverişli olmak üzere- esas hakkında yeniden hüküm verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıdaki gerekçede açıklanan nedenlerle
A-) Sair istinaf itirazları yerinde görülmeyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile, inceleme konusu ilk derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-b.2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, bu suretle;
1-)Davacı .......'un davalılar ... ve ...'a yöneltmiş olduğu maddi tazminat davasının ayrı ayrı REDDİNE,
2-)Davacılar ..., ... ve ...'in davalılar aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sonrası sigorta şirketi yönünden sulh olunduğu ve sigorta şirketinin ibra edildiği anlaşıldığından manevi tazminatın diğer davalı asiller ... ve ...'dan talep edilmesinin manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesine aykırı olduğundan ayrı ayrı REDDİNE,
3-) Davacı ...'nin davalı ...'e yönelttiği ve reddedilen maddi tazminat davası için alınması gerekli 615,40 TL maktu harç, Davacı ...'nin davalı ...'e yönelttiği ve reddedilen maddi tazminat davası için alınması gerekli 615,40 TL, davacı ...'in davalılara yönelttiği ve reddedilen manevi tazminat davası için (615,40x3 olmak üzere) 1.846,20 davacı ...'in davalılara yönelttiği ve reddedilen manevi tazminat davası için (615,40x3 olmak üzere) 1.846,20 TL olmak üzere toplam 4.923,20 TL'den davacı tarafça dava açılırken yatırılan (3.415,50-TL peşin harç ve 2.717,00-TL tamamlama harcı olmak üzere) toplamı 6.132,50 TL'den mahsubu ile fazla yatan 1.209,30 'nin karar kesinleştiğinde ve talebi hâlinde davacı tarafa iadesine,
4-)Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-)Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-) Davacı ...'un davalılar ....... ve ....'e yönellttiği ve reddedilen maddi tazminat davası yönünden; davalılar ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4. Ve 3.2. maddeleri uyarınca belirlenen 30.000 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
7-) Davacı ...'un reddedilen manevi tazminat davası yönünden; aralarındaki sulh protokolü gereği davalı ...Ş. lehine vekâlet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, davalılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/3. ve 3/2. maddeleri uyarınca belirlenen 30.000 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
8-) Davacı ...'in reddedilen manevi tazminat davası yönünden; aralarındaki sulh protokolü gereği davalı ...Ş. lehine vekâlet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, davalılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/3. ve 3/2. maddeleri uyarınca belirlenen 30.000 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
9-) Davacı ...'un reddedilen manevi tazminat davası yönünden; aralarındaki sulh protokolü gereği davalı ...Ş. lehine vekâlet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, davalılar ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/3. ve 3/2. maddeleri uyarınca belirlenen 30.000 TL maktu vekâlet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
10-)Adalet Bakanlığı bütçesinden arabuluculuk ücreti olarak ödenen 3.280,00-TL'nin 6325 sayılı H.U.A.K 18/A, 13. ve 14. maddeleri gereğince davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
11-)Yargılama gideri için tahsil edilen gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının HMK’nin 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden itibaren mahkeme yazı işleri müdürü tarafından ilgilisine iadesine,
B-) İSTİNAF HARÇ VE MASRAFLARI YÖNÜNDEN:
1-) İstinaf eden davacı taraflardan peşin olarak alınan istinaf karar ve ilam harçlarının karar kesinleştiğinde ve talebi hâlinde yatırana iadesine,
2-) İstinaf edenlerce yapılan -her bir davacı adına ayrı ayrı 1.683,10 TL olmak üzere- 5.049,30 TL istinaf başvurma harcı ile 300,00 TL istinaf posta masrafı olmak üzere toplam 5.349,40 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan alınarak yatıran davacılara verilmesine,
3-) İstinaf incelenmesi dosya üzerinden yapıldığından, vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333.maddesi uyarınca ilgililerine iadesine,
5-) Dairemizce kesin olarak verilen kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, kararın kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK’nin 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*