T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/690
KARAR NO: 2025/689
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/04/2025
NUMARASI: ...... Esas - ...... Karar
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2024
KARAR TARİHİ : 11/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 11/07/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari nitelikte yolcu taşımacılığındaki bir adet servis plakasının davacıya devri ve ile davacının dayısı adına alınacak servis aracında kullanılması için şifahi bir inanç sözleşmesi kurulduğunu, davacının iki seferde toplam 60.000,00-TL ödeyip dayısı .....'in hesabına 37.000,00-TL gönderdiğini, 2005 model ...... plakalı aracın davalının şirketi ........ üzerine alındığını, davacının plakanın devri ve plakanın alınan bu otobüsle işletilmesi için birçok kez talepte bulunduğu halde oyalandığını, davalı ve şirketinin idareye olan borçları ve usulsüzlükleri nedeni ile plakaya ....... ......... tarafından el konulduğunu, talebine rağmen ödeme yapılmadığını, davacının gönderdiği 60.000 TL'nin dekontunda açıklama bulunmadığını, bu hususta davalı tarafından iradesinin sakatlandığını belirterek, servis (yolcu) taşımacılığında kullanılan plakanın güncel bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte şimdilik belirsiz alacak olarak 10.0000 TL'nin ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesi ile talep ettiği alacak iddiasına ilişkin ....... 2.İcra Müdürlüğü'nün .......E. sayılı icra takibinde borç sebebinin ..... tarihli 30.000 TL asıl alacak,....... tarihli 30.000 TL asıl alacak denildiğini, takibin kesinleşmesi üzerine açtıkları menfi tespit davasında ...... 5. ASHM'deki yargılamada ...... E. - ....... K. sayılı karar ile müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığının tespit edildiğini, kararın İstanbul BAM 18. H.D.'nin 2021/1649 E. - 2024/725 K. sayılı ilamı ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verildiğini, davacının iddia ettiği şekilde plaka devri karşılığında davalı ile aralarında herhangi bir sözleşme kurulmayıp davacının bu yönde bir ödemede bulunmadığını, davacının menfi tespit davasındaki alacak iddiasını ödünç sözleşmesine dayandırıp, huzurdaki davada ise yolcu taşımacılığında kullanılacak plakanın devri için yapılan şifai bir inanç sözleşmesine dayandırarak, dava konusu değiştirmeye çalıştığını, davacının davalıca yolcu taşımacılığında kullanmak üzere plaka devri için ödeme aldığı ve plaka
devri gerçekleştirmediği iddiasının gerçek olmayıp, dava konusunu değiştirmek için uydurulduğunu, aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanması nedeniyle dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, haksız davanın reddini savunmuştur.
B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ: Mahkemece dava konusu uyuşmazlık nazara alınarak mutlak ticari davanın iş bu davada söz konusu olmadığı anlaşılmakla, tarafların tacir olup olmadığının tespiti açısından vergi dairelerine müzekkere yazılmış olup ....... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen 21/01/2025 tarihli cevapta davalı ........'nin ....... vergi kimlik numarası ile minibüs ve dolmuş ile yapılan şehir içi ve banliyo yolcu taşımacılığı mükellefiyet kaydının bulunduğu, tacir olduğu ve işletme esasına göre defter tuttuğu (2.sınıf tüccar olduğu) bildirilmiş ise de davacı ......'nın tacir olup olmadığı yönünde araştırma yapıldığında ...... Vergi Dairesi'nden gelen 12/02/2025 tarihli müzekkere cevabında davacının ...... vergi numaralı ......'nin yöneticilik ve ortaklık kaydının olduğu, şirketin 05/12/2013'den itibaren .......adresinde Uluslararası ....... Acentelerinin faaliyetleri kaydı bulunduğu,.......kimlik numaralı ...... adına gelir mükellefiyet kaydının bulunmadığının bildirdiği, dosya kapsamı, ticaret sicil müdürlüğü ve vergi dairesinin yazı cevaplarına göre davacı gerçek kişinin tacir sıfatının bulunmadığı, salt şirket yetkilisi ve ortağı olmasının davacıya tacir sıfatını kazandırmayacağı, tacir sıfatının bizatihi tüzel kişiliği bulunan ticaret şirketine ait olduğu, davanın nispi ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerekli olduğu,
özel yetkili olan Mahkememizce TTK 4. Maddede düzenlenen ticari davaların görülüp karara bağlanabileceği, davaya bakmaya genel yetkili mahkemelerin görevli olduğu (Benzer yönde İstanbul BAM 3. H.D. 2020/897 E. 2021/2890 K., İstanbul BAM 44 HD 2021/1450 esas ve 2021/1444, İstanbul BAM 12 HD 2018/952 esas ve 2018/1355 karar sayılı ilamları) hususları nazara alınarak, Mahkemenin görevsizliğine, HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeni ile DAVANIN usulden reddine, görevli mahkemenin ...... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, karar verildiği görülmüştür.
C-)İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ;
Davacı vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda açıklanan dava dilekçesindeki hususları tekrar etmiş ve ilaveten; müvekkilinin de bir tacir olup müvekkilinin yalnızca bir şirketin yetkilisi olduğunun kabul edileme-yeceğini, davacı davalının ticari yolcu taşımacılığında kullanılan bir adet servis plakasının müvekkile devredilmesi için davalı ile anlaştıklarını, dava konusunun da bu ticari plakanın müvekkiline teslim edilmemesi sebebiyle, plakanın rayiç bedelinin tahsiline ilişkin olup, davanın müvekkilinin tacir sıfatıyla gerçekleştirdiği bir işleme ait olduğunu, davalının da tacir olduğu ve davanın ticari bir dava olduğunu, ...... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) ..... E. - ....... K. sayılı dosyası) dava açılıp, bu davada "01/09/2021 tarihinden itibaren mahkememiz yargı çevresinde, ticari davalar yönünden görevli mahkeme ...... Asliye Ticaret Mahkemesidir." şeklinde karar
verildiğini, sonuç olarak, davanın ticari bir dava olduğu, müvekkilinin ve davalının tacir olduğu, dava konusunun ticari nitelikteki plaka kaynaklı alacak davası olduğu ve ...... Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunun sabit olduğunu belirterek, hükmün kaldırılarak davanın ticari bir dava olduğunu ve ........ Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
D-)DELİLLER: ........ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2025 T. ...... E. ........ K. sayılı hükmü ve tüm dosyası kapsamı.
E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ;
Dava; servis plakasının satım sözleşmesinden doğan alacağın tahsili talebine ilişkin bir belirsiz alacak davasıdır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; davacının ve taraf vekillerinin adreslerinin yer almaması ile gerekçeli kararda "tarafların iddia ve savunmalarının özeti" yerine dava dilekçesi ve cevap dilekçesinin kopyala-yapıştır şeklinde yer alması, 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu hususlar eleştirilmekle yetinilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı, davalı ile bir adet ticari yolcu taşımacılığında kullanılan plakanın satışı konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, bu konuda 60.000 TL bankadan ödeme yapmasına rağmen plakanın devredilmediğini belirterek, plakanın güncel değerinin tahsilini talep etmiş, davalı ise böyle bir sözleşme yapılmadığından borcu olmadığını, aynı iddialarla ilgili davanın daha önce görülüp kesinleştiğini savunmuş, Mahkemece davacı tacir olmadığından davanın ticari dava niteliği bulunmadığından görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların tacir niteliği ile davanın ticari niteliği olup olmadığı hususlarındadır.
Dosyanın incelenmesinde; davanın ilk olarak 23/10/2024 tarihinde ........ ASHM (Ticaret Mahk. Sıf.) nezdinde açıldığı, Mahkemece ....... E. ....... K. sayılı karar ile "01/09/2021 tarihinden itibaren mahkememiz yargı çevresinde, ticari davalar yönünden görevli mahkeme ....... Asliye Ticaret Mahkemesidir." denilerek, dosyanın ....... Ticaret Mahkemesine gönderildiği, Mahkemece gelen yazı cevaplarına göre davalının tacir olduğu ancak davacının tacir olmadığından davanın ticari dava olmadığından ...... ASHM'nin görevli ve yetkili olduğuna hükmedildiği görülmüştür.
Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4'üncü ve 5'inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6'ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı HMK'nın 2'inci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5.maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar; tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1 maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Esnaf; ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimselerdir.
Tacir; bir ticari işletmeyi (esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme), kısmen de olsa, kendi adına işleten kişidir. Bilanço hesabına göre ticari defter tutup, kendi odalarına kayıtları zorunludur. Bu noktada tacir ile esnafın ayırt ediciliğini sağlayan ilk etmenin "Bakanlar Kurulu'nca (Cumhurbaşkanınca) belirlenen sınırı aşacak ölçüde gelir sağlamayı hedef almak" olduğu anlaşılmaktadır. Vergi Usul Kanunu'na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan kanunen belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri gerekmektedir. Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu'nun tespit edeceği ve Resmî Gazete'de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan Vergi Usul Kanunu'nun ilgili maddelerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını veya ilgili maddelerinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla .......... Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması kanunen düzenlenmiştir. Ayrıca esnaf ve tacir arasında fark olarak alış- satış ve gayri safi iş hasılatı bakımından rakamsal kıstaslar getirilmiştir. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı her yıl için değişen ve değerlendirilen belli satışlarının tutarı belli miktarı aşanlar, belirli işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı her yıl belirlenen rakamı aşanlar, ayrıca bunları birlikte yapanlar açısından iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı her yıl belirlenen miktarı aşanlar (adi şirketler iştigal nevileri yukarıdakilerden hangisine giriyorsa o hükme tabidir), ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler, bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü kılınmıştır. Bakanlar Kurulu Kararnamesi ve Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu'nun tespit edeceği rakamlarla birlikte bu durumun esnaf ve tacir ayrımı ile kanuni mesuliyetler açısından önemi büyüktür. Defter tutma zorunluluğu açısından tüccarlar, defter tutma bakımından iki sınıfa ayrılmıştır. Buna göre; birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre; ikinci sınıf tüccarlar, işletme hesabı esasına göre defter tutarlar. Demek ki; esnaf tanımına girenlerin işletme hesabına göre, tacir tanımına girenler bilanço esasına göre defter tutmaları gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; Buna göre davalı bakımından yapılan değerlendirmede; GİB ............. Defterdarlığı .......... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 21/05/2025 tarihli cevabi yazısında; davalı ............. 'nin .......... vergi kimlik numarası ile "minibüs ve dolmuş ile yapılan şehir içi ve banliyo yolcu taşımacılığı" mükellefiyet kaydının bulunduğu, tacir olduğu ve işletme esasına göre defter tuttuğu (2.sınıf tüccar olduğu) bildirilmiş olup, Mahkemece bu yazı cevabı ile davalının tacir olduğu kanaatine varılmış ise de, bu değerlendirme doğru olmamıştır. Zira; davalının işletme esasına göre defter tuttuğu bildirilmekle tacirlerin bilanço esasın göre defter tutması esas olup, davalının tacir olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Davacı bakımından ise; .............. Vergi Dairesi'nin 12/02/2025 tarihli müzekkere cevabında davacının ............. vergi numaralı ..........'nde yöneticilik ve ortaklık kaydının olduğu, şirketin 05/12/2013'den itibaren ................ adresinde uluslararası deniz yolu yük nakliyat acentelerinin faaliyetleri kaydı bulunduğu, ............ kimlik numaralı .......... adına gelir mükellefiyet kaydının bulunmadığı, davacı gerçek kişinin tacir sıfatının bulunmadığı, salt şirket yetkilisi ve ortağı olmasının davacıya tacir sıfatını kazandırmayacağı, tacir sıfatının bizatihi tüzel kişiliği bulunan ticaret şirketine ait olduğu şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmekle, yukarıda açıklandığı üzere şirket yetkilisi yada ortaklığının kişiye tacir sıfatı bahşetmeyeceği değerlendirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasına göre gerçek kişi tacir şu şekilde tanımlanmıştır: "Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa, kendi adına işleten kimseye tacir denir." Esasen tacir sayılmak için ortada gerçek manada işletilen bir ticari işletme olması gerekmektedir. Bu işletme kimin adına işletiliyor ise tacir kimse olarak o şahıs düşünülecektir. Bu sebeplerle işleten değil "adına işletilen" kişi tacir sayılmaktadır. Bir şirketin ortağı, tacir olarak adlandırılmamaktadır. Zira; işletme faaliyeti, tüzel kişiliği olan şirket (anonim, limited…) adına yapılır. Bu durumda davacının da tacir sıfatı bulunmayıp, Mahkemenin bu yönlü kabulü yerindedir.
Taraflar arasındaki şifahi yapıldığı davacı tarafça belirtilen ..... plakanın bedeli bakımından ise; tek başına "....... plakalı" araç ile faaliyette bulunmak bir faaliyeti doğrudan TTK anlamında ticari faaliyet haline getirmeyecektir. Bu faaliyetin kapsam ve ticari boyutu uyuşmazlığın niteliğini belirleyecek olup, eldeki davada görevli mahkeme ticaret mahkemesi olmayıp, genel görevli asliye hukuk mahkemesidir.
Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı inceleme ilkesi çerçevesinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b-1) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)HMK'nın 353/1-(b-1) bendi uyarınca; davacı vekilinin .......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2025 T. .......... E. .......K. sayılı kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-)İstinaf eden ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmın, HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-)Karar ilamının tebliği işlemlerinin, ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-)Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362. maddesi uyarınca oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 11/07/2025
Başkan
E-imza
Üye
E-imza
Üye
E-imza
Katip
E-imza
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*