İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 35527/19 ve 16853/20
Mehmet Şirin TEKMENÜRAY / Türkiye
ve Suat İNCEDERE / Türkiye
Başkan
Jovan Ilievski,
Hâkimler
Lorraine Schembri Orland,
Diana Sârcu,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Dorothee von Arnim’in katılımıyla 28 Şubat 2023 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine sırasıyla 1970 ve 1971 yılı doğumlu olan Mehmet Şirin Tekmenüray ve Suat İncedere (“başvuranlar”) adlı iki Türk vatandaşı tarafından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, sırasıyla 26 Haziran 2019 ve 26 Mart 2020 tarihinde yapmış oldukları 35527/19 ve 16853/20) başvuruları;
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”), Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki şikâyetin tebliğ edilmesine dair ve 16853/20 sayılı başvurunun geri kalan kısımlarının kabul edilemez olduğuna dair kararı, ve tarafların beyanlarını göz önüne alarak, Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvurular, slogan attıkları gerekçesiyle cezaevi yönetimi tarafından başvuranlara verilen bir ay süreyle bazı iletişim araçlarından mahrum bırakılması yönünde verilen disiplin cezalarıyla ilgilidir.
2. Söz konusu tarihte, başvuranlar sırasıyla İzmir ve Edirne cezaevlerinde hükümlü olarak bulunmaktaydılar.
3. İzmir ve Edirne cezaevlerinin disiplin kurulları, farklı tarihlerde, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 42 § 2 (e) maddesi uyarınca, başvuranlara slogan attıkları gerekçesiyle bazı iletişim araçlarının kısıtlanması yönünde disiplin cezasının uygulanmasına karar vermiştir. Disiplin kurulları, başvuranların diğer mahkûmlarla birlikte cezaevinde düzeni ve disiplini bozacak şekilde slogan attıklarını kaydetmiştir.
4. İlgili infaz hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri, başvuranların cezaevi idarelerinin kararlarına yönelik itirazlarını reddetmiş ve yaptırımın uygulanmasının hukuka ve usule uygun olduğu kararını vermiştir. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
5. Başvuranlar, kendilerine verilen disiplin cezasının Sözleşme’nin 10. maddesinde belirtilen haklarını ihlal ettiğini öne sürmüşlerdir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
6. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
7. Hükümet, 16853/20 sayılı başvurunun, başvuranın disiplin cezası nedeniyle önemli bir dezavantaja maruz kalmaması nedeniyle kabul edilemez olduğunu savunmuştur. Hükümet, disiplin cezasının sadece mektuplar, fakslar, telgraflar ve telefon görüşmeleri için bir ay boyunca geçerli olduğunu belirtmiştir. Ancak başvuran, disiplin cezasının uygulamasının son bulmasından sonra kendisine gönderilen tüm yazışmaları alabilmiştir. Başvuran, ziyaret haklarına ilişkin olarak herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmamış ve ziyaretçileri ile avukatı aynı süre içerisinde kendisini ziyaret edebilmiştir. Başvuran bu süre içinde televizyon ve radyo kullanabilmiş, gazete ve diğer yayınlara erişebilmiştir. Hükümet, benzer gerekçelere dayanarak, 35527/19 sayılı başvurunun da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunu ileri sürmüştür.
8. Başvuranlar, Hükümetin görüşlerine karşı çıkmış ve söz konusu disiplin cezalarının Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki ifade özgürlüğü haklarının ihlalini teşkil ettiğini yinelemişlerdir.
9. Mahkeme, başvuranların şikâyetinin Sözleşme’nin 35 § 3 (b) maddesi, yani "önemli zarar" kriteri uyarınca kabul edilebilir olup olmadığını kendiliğinden inceleyebileceğini kaydeder (bk. Ionescu/Romanya (k.k.), no. 36659/04, § 30, 1 Haziran 2010).
10. Mahkeme, önemli zarar kriterine ilişkin içtihadında geliştirdiği ilkeleri yineler (Korolev/Rusya (k.k.), no. 25551/05, AİHM 2010; Giusti/İtalya, no. 13175/03, §§ 24-36, 18 Ekim 2011 ve Bartolo/Malta (k.k.), no. 40761/19, § 22, 7 Eylül 2021).
11. Başvuranların bir aylık iletişim kısıtlaması nedeniyle önemli bir zarar görüp görmedikleri konusuna ilişkin olarak Mahkeme, ilk olarak, disiplin cezasının ziyaret haklarına uygulanmadığını gözlemlemektedir. Böylece, başvuranlar ziyaretler yoluyla aileleri ve dış dünyayla temaslarını sürdürebilmiştir. Ayrıca, Hükümet tarafından sunulduğu ve başvuranlar tarafından da itiraz edilmediği üzere, başvuranlar aynı süre içerisinde gazete ve diğer yayınları alabilmişler ve televizyon ve radyo kullanımları ise kısıtlanmamıştır. Mahkeme ayrıca disiplin cezasının geçici nitelikte olduğunu ve kısa bir süre, yani bir ay sürdüğünü ve bu süre sona erdiğinde başvuranların kendilerine gönderilen tüm yazışmaları alma hakkına sahip olduklarını kaydetmektedir. Mahkeme, özellikle, başvuranların, söz konusu cezanın uygulanması sonucunda, kendi özel durumlarında yaşadıkları özel zorlukları belirtmediklerini gözlemlemektedir. Yukarıda belirtilenler ışığında, Mahkeme, mevcut davaların koşullarında, başvuranların ifade özgürlüğü haklarını kullanırken "önemli bir zarara" uğramadıkları kanaatindedir (bk. bu karar uygulanabildiği ölçüde, Kaya ve Bal / Türkiye (k.k.), no. 6992/18 ve diğer 3 başvuru, 19 Ocak 2021; Akkurt / Türkiye (k.k.), no. 41726/20, 17 Mart 2022 ve Tekmenüray/Türkiye (k.k.), 30024/20, 5 Mayıs 2022).
12. Sözleşme ve Protokollerinde tanımlandığı şekliyle insan haklarına saygının başvuruların esas yönünden incelenmesini gerektirip gerektirmediği sorusuna ilişkin olarak Mahkeme, benzer şikâyetleri daha önce incelediğini ve özellikle Mehmet Çiftçi ve Suat İncedere kararında (no. 21266/19 ve 21774/19, 18 Ocak 2022) Türkiye aleyhine verdiği kararlarda ceza infaz kurumlarında ifade özgürlüğüne ilişkin içtihadından kaynaklanan ilkeleri ortaya koyduğunu gözlemlemektedir. Bu başvurunun esas yönünden incelenmesi, Mahkemenin mevcut içtihadına yeni bir unsur getirmeyecektir. Dolayısıyla Mahkeme, insan haklarına saygı ilkesinin bu başvuruların incelenmesini gerektirmediği sonucuna varmıştır.
13. Yukarıda belirtilenler ışığında Mahkeme, 14 ve 15 No.lu Protokollerle değişik yapılan Sözleşme’nin 35 § 3 (b) maddesi uyarınca mevcut başvuruların kabul edilemez ilan edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; 23 Mart 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan