1 REKABET KURUMU
BU KARAR DANISTAY 13.DAIRESI’NCE IPTAL
EDILMISTIR. REKABET KURULU’NUN AYNI
KONUYA ILISKIN 26.09.2005 TARIH VE 05-61/900-243
NOLU KARARINA INTERNET SAYFAMIZDAKI
KARAR ARAMA BÖLÜMÜNDEN ERİŞEBİLİRSİNİZ.
2 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : SR/00 –10 (Soruşturma-Nihai Karar)
Karar Sayısı : 01-07 / 62-19
Karar Tarihi : 6. 2. 2001
Dosya Konusu: Teleon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. (Teleon)’nin hakim
durumunu kötüye kullanarak 4054 sayılı yasayı ihlâl ettiği iddiası.
A - TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER:
Başkan : Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU
Üyeler : Dr. Kemal EROL, Mehmet Zeki UZUN, Sadık KUTLU,
İsmet CANTÜRK, Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK, A. Ersan GÖKMEN,
R. Müfit SONBAY, Kubilay ATASAYAR, Murat GENCER
B - SORUŞTURMA HEYETİ:
Başkan : Murat GENCER
Raportörler : Murat ÇETİNKAYA, İlmutluhan SELÇUK, Derya YENİŞEN,
Hakan BİLİR, Şahin ARDIYOK
C - ŞİKAYET EDENLER:
1- Aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Show TV)
Eski Büyükdere Cad., 100. Yıl Sanayi Sitesi Girişi, No:77, Maslak – İSTANBUL
2- Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
Meşrutiyet Cad. No:153, Turkcell Plaza, Tepebaşı – İSTANBUL
D- HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
1- Türkiye Futbol Federasyonu
Konur Sokak No:10, Kızılay – ANKARA
2- Teleon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Dr. Eminpaşa Sok. No:20-2, Cağaloğlu – İSTANBUL
E- İDDİALARIN ÖZETİ:
Şikayet dilekçelerinde özetle;
- Türkiye Futbol Federasyonu ve Teleon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret
A.Ş. arasında 28.5.1999 tarihinde imzalanan sözleşme ve bu sözleşme ile tesis
edilen havuz sisteminin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun
kapsamında ihlal oluşturduğu,
- Bu sözleşme ile 1. futbol ligi kulüpleri maç yayın hakları piyasasında hakim duruma
gelen Teleon’un bu konumunu 1. futbol ligi maçları görüntüleri ve GSM hatları
operatörlüğü piyasalarında kötüye kullandığı,
iddia edilmektedir.
F - DOSYA EVRELERİ:
3 REKABET KURUMU
- Aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (Aks A.Ş.) özetle
Türkiye 1. Profeyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının haber amaçlı görüntülerinin
temini ve Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin özetle dekoder satışlarında Telsim
Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. abonelerine farklı koşullar uygulanması
haklarında, Teleon’un hakim durumunu kötüye kullandığı iddiası ile ayrı ayrı yapmış
oldukları şikayet dilekçeleri Rekabet Kurumu kayıtlarına sırasıyla 31.8.1999 tarih,
2809 sayı ve 31.8.1999 tarih, 2836 sayı ile intikal etmiştir.
- Bu başvurular üzerine hazırlanan 8.9.1999 tarih ve D2/1/M.Ç.-99/4 sayılı İlk
İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 14.9.1999 tarih ve 99-42 sayılı toplantısında
görüşülmüş ve TFF ile Teleon hakkında soruşturma açılması, 99-42/447-281 sayı ile
karar altına alınmıştır.
- Soruşturma açılmasına dair karar, Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca, 1.10.1999
tarihinde, haklarında soruşturma açılan TFF ve Teleon’a tebliğ edilmiş, taraflardan
30 gün içinde ilk yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir.
- Taraflardan Teleon, savunmasını tebliğ tarihinden 60 gün sonra, 2.12.1999
tarihinde göndermiştir.
- Hakkında soruşturma açılan diğer taraf olan TFF ise, 27.10.1999 tarihinde Kurum
kayıtlarına intikal eden yazı ile, kendilerine yapılan bildirimde yer alan bilgi ve
açıklamaların yetersiz olması nedeniyle Kanun’un 44/2. maddesi gereğince
“kendileri ile ilgili dosyaya intikal eden tüm bilgi ve belgeler” taraflarına tebliğ
edilinceye kadar ilk yazılı savunma haklarını saklı tuttuklarını ve konu hakkında
sadece kısa açıklamalarını bildirdiklerini beyan etmiştir.
- 21.9.1999 tarihli Kurul toplantısında Aks A.Ş.’nin Teleon tarafından haber amaçlı
görüntülerin teminat mektubu şartı öne sürülmeden verilmesi konusundaki tedbir
talebi değerlendirilmiş ve “Türkiye 1’inci futbol ligi maçlarından görüntü yayınlama
pazarında meydana gelebilecek rekabet ihlallerini ve bunların yol açabileceği telafi
edilemeyecek nitelikte zararları önlemek amacıyla, Teleon’un TFF Yayın Talimatı’nın
“HABER VERME GÖREVİ VE YAYIN” başlıklı 13. maddesinin 4’üncü fıkrası ile
“Yayın Hakları Devir Sözleşmesi'’nin 7.ç. maddesinin ikinci paragrafında söz konusu
edilen haber amaçlı görüntüleri herhangi bir yayın kuruluşunun, oynanan herhangi bir
maçla ilgili talebi üzerine, anılan sözleşmede belirlenen sınır içinde peşin olarak
ödenecek bir ücret karşılığında ve herhangi bir teminat isteminde bulunmaksızın, ait
olduğu maçın, varsa, golleri ve diğer önemli pozisyonlarını içerir biçimde
hazırlanacak yayına uygun kalitede 1-3 dakikalık, aynı içerikte görüntüler halinde,
maç bitiminden sonra en geç 45 dakika içinde, talep sahibi bütün yayın kuruluşlarının
temsilcilerine aynı zamanda teslim edilmek koşuluyla vermesi ve görüntülerin alıcı
yayın kuruluşunca hiçbir değişiklik yapılmadan yayınlanması şeklinde uygulama
yapılmasını teminen” 99/43/450-283(a) sayılı tedbir kararı alınmıştır.
- Söz konusu tedbir kararının yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Teleon
tarafından 99/4514 sayılı dosya ile Danıştay’da dava açılmış, Danıştay 10. Dairesi
24.2.2000 tarih ve E. 1999/4514 sayılı Kararı ile yürütmenin durdurulması talebini
reddetmiştir.
- Bu karara Teleon tarafından Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu nezdinde itiraz
edilmiş, Genel Kurul 26.5.2000 tarih ve 2000/258 sayı ile itirazı reddetmiştir.
4 REKABET KURUMU
- Teleon tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 9.8.2000 tarih ve 3437 sayı ile
intikal eden yazıda tedbir kararına uyulacağı ve bu nedenle süreli para cezasının
durdurulması talep edilmiştir. Bunun üzerine ulusal yayın yapan kanallara gönderilen
bilgi isteme yazıları sonucunda Teleon’un 21.9.1999 tarih ve 99/43/450-283(a)
sayılı geçici tedbir kararına uymadığı belirlenmiştir.
- Rekabet Kurulu’nun 8.3.2000 tarih ve 0-10/106-52 sayılı kararı ile Kanun’un 43.
maddesi hükmü uyarınca soruşturma süresi altı (6) ay uzatılmıştır.
- Soruşturma Heyeti’nce tamamlanan 12.9.2000 tarih ve SR/00 - 10 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun’un 45/1. maddesi uyarınca Başkanlıkça tüm Kurul
Üyeleri ile ilgili taraflara 14.9.2000 tarihinde gönderilmiş ve aynı maddenin ikinci
fıkrası gereğince taraflardan 30 gün içinde yazılı savunmalarını göndermeleri
istenilmiştir.
- Teleon’un ikinci yazılı savunması 16.10.2000 tarih ve 7215 sayı ile Kurum
kayıtlarına girmiştir.
- Soruşturma Heyeti’nin hazırladığı “Ek Yazılı Görüş”, Kanun’un 45/2. maddesi
uyarınca, 1.11.2000 tarihinde tüm Kurul Üyeleri ve Teleon ve TFF’ye gönderilmiştir.
- Tarafların ek yazılı görüşe karşı cevapları yasal süreleri içinde Rekabet Kurumu’na
ulaşmıştır. Rekabet Kurulu, 12.12.2000 tarih ve 00-49/528-290 sayı ile, yürütülen
soruşturma ile ilgili olarak 24.1.2001 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına
karar vermiş ve sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun’un 46/2 nci maddesi
uyarınca ilgililere gönderilmiştir.
- 24.1.2001 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmıştır.
- 6.2.2001 tarihinde Rekabet Kurulu soruşturmaya ilişkin nihai kararını vermiştir.
G - RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ:
1- Özel hukuk hükümlerine tabi olsa da 3813 sayılı Yasa ile kurulan ve futbol
alanında kamusal nitelikte belirli görevler yüklenen TFF’nin, yayın haklarının devrine
ilişkin gerçekleştirdiği işlemin bir teşebbüs davranışı veya bir teşebbüs birliği
davranışı şeklinde tezahür etmediği ve kamusal fayda yaratma amaçlı düzenleyici
işlem niteliğine sahip olduğu,
- Söz konusu işlemin, 4054 sayılı Kanun’un kapsamını tanımlayan “Türkiye
Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu
piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici,
bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan
teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde
azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukukî işlem ve davranışlar,”
şeklindeki 2. maddesi karşısında kanun kapsamında olmayan, futbol alanında
düzenleme yapma görev ve yetkisi 3813 sayılı Kanun’la tanınmış bir kuruluşun bu
görevler çerçevesinde kamusal fayda yaratma amaçlı bir düzenleyici işlemi olduğu,
- 4054 sayılı Kanun’un yalnızca teşebbüslerin mal veya hizmet piyasalarında
rekabeti bozucu sonuçlar doğuran veya doğurabilecek nitelikte olan davranışlarına
uygulanabilir olması ve devlet tarafından veya devlet adına, onun yetkili kıldığı
kurumlarca gerçekleştirilen düzenleyici işlemleri kapsamaması nedeniyle, burada ele
5 REKABET KURUMU
alınan düzenleme ve dolayısı ile “havuz sözleşmesi” hakkında işlem tesis
edilemeyeceği,
bu nedenlerle;
- TFF’nin yürüttüğü faaliyetleri açısından kamusal yetkiler kullandığı, futbol
maçlarının yayınına ilişkin olarak yaptığı düzenlemenin ve bu düzenleme
çerçevesinde tek yayıncı belirlemesinin; bir kamu otoritesince bir piyasanın
düzenlenmesi amacıyla işlem tesis etmesi niteliği taşıdığı,
- bu durumda da, yayın haklarının devri işleminin kamunun bir piyasayı düzenleme
yetkisi çerçevesinde bir teşebbüse bir hak tahsis etmesi olarak değerlendirilmesi
gerektiği,
- TFF’nin yapmış olduğu işlem dolayısı ile 4054 sayılı Kanun kapsamında bir
teşebbüs olarak ele alınamayacağı,
- yayın haklarının devri işlemine ilişkin olarak, bir teşebbüs faaliyetinde
bulunmayan TFF’nin bu işleminin, 4054 sayılı Kanun kapsamında sayılamayacağı,
bu durumda da TFF ve Teleon hakkında, soruşturma konularından birini oluşturan,
yayın haklarının devri amacıyla akdedilen sözleşme ile ilgili olarak bir rekabet
ihlaline hükmolunamayacağı,
2- Teleon’un görüntü satışı için yüksek meblağlarda teminat talep etmek gibi ağır ve
kabul edilemeyeceği önceden bilinebilen bir satış koşulu ileri sürmesinin ve
böylelikle kendisiyle ekonomik birlik içinde bulunduğu bilinen Star TV dışındaki
kanalları maçlardan haber verirken görüntü yayınlayamaz durumda bırakmasının,
Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının yayın haklarını tekel olarak
devralmakla Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının banda kaydedilmiş
görüntüleri piyasasında elde etttiği hakim durumun Teleon’ca televizyon yayınları
piyasasında kötüye kullanılması olduğu,
Dolayısıyla, yayıncı kuruluş Teleon’un, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
anlamında hakim durumun kötüye kullanılmasına tam uygunluk gösteren bu
uygulamadan ötürü Kanun’un 16. maddesi uyarınca idari para cezası ile
cezalandırılması, ayrıca ihlal oluşturan uygulamaya son verilmesi yolunda uyarılması
gerektiği,
3- Teleon tarafından, ilan ettiği abonelik fiyat tarifesi uyarınca, mevcut ve sonradan
katılabilecek Telsim abonelerine Teleon aboneliği satışında daha elverişli ve ucuz
koşullar sağlanmasının, GSM hizmetleri piyasasında rekabet koşullarını bozucu
etkiler doğurması riskinin olmadığı ve fiilen de bu etkileri doğurmadığı, dolayısıyla
söz konusu uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir kötüye
kullanma hali olarak kabul edilemeyeceği.
H - İNCELEME VE DEĞERLENDİRME:
H.1. İlgili Pazar
TFF ile Teleon arasında 28.5.1999 tarihinde akdedilen Yayın Sözleşmesi’nin
(Sözleşme) “Konu” başlıklı 2. maddesinde sözleşmenin konusu “1999-2000 ve 2000-
2001 sezonları Türkiye Profesyonel 1. Ligi maçlarının, yurtiçine her hafta 3 adedinin
6 REKABET KURUMU
canlı yayın hakkı ile kalan maçların banttan ve/veya özet olarak yayın hakkının
verilmesi” olarak belirlenmiştir.
Sözleşme’ye konu olan Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarına ilişkin
yayın haklarının başlı başına bir piyasa oluşturup oluşturamayacağının tespiti için,
bu hakların, diğer spor müsabakalarının yayın hakları ve Türkiye sınırları içerisinde
gerçekleşen diğer futbol müsabakaları ve organizasyonlarına ilişkin yayın hakları ile
ikame edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Spor müsabakaları yayın hakları diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de
yayıncılar açısından izleyiciyi ekran başına çekmek bakımından büyük önem
arzetmektedir. Spor müsabakaları her ülkenin sosyo-ekonomik yapısına bağlı olarak
şekillenen izleyici tercihleri ve talepleri bakımından kendi aralarında farklılık
göstermektedir.
Spor olaylarının spor izleyicileri açısından incelenmesi sonucunda spor
olayları arasında futbol müsabakaları yayınlarının, diğer spor müsabakalarından çok
farklı bir izleyici talebine konu oldukları görülmektedir.
Nitekim televizyon yayınlarına ilişkin izlenme oranlarının ölçümünde yetkili tek
kuruluş olan AGB Anadolu A.Ş. izlenme raporlarına bakıldığında, izleyiciler
açısından futbol müsabakaları yayınlarına olan ilgi ve bu yayınlar ile diğer spor
yayınlarına olan ilgi arası belirgin farklılık açıkça görülmektedir.
1998 yılı “Tüm Kişiler” en çok izlenen “İlk 100 Program” sıralamasında yer
alan spor programlarının tamamı futbol karşılaşmaları yayınlarından veya bu
karşılaşmalar ile ilgili yapılan programlardan oluşmaktadır.
Bunun yanı sıra 1998 yılı “İlk 20 Haber Programı” sıralamasında yer alan spor
haberlerinin tamamı (91. Dakika, Bizim Stadyum, Maraton vb.) futbola ilişkin haber
programlarından oluşmaktadır
Ancak spor olayları arasında futbolun diğer spor dallarına ilişkin yayınlardan
ayrı ele alınmasını gerektiren en belirgin gösterge 1998 yılı “İlk 20 Spor Programı”
sıralamasıdır. Söz konusu sıralamaya bakıldığında, sıralamada yer alan bütün spor
programlarının futbol karşılaşmalarına ilişkin olduğu görülmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde incelemenin, diğer spor branşlarından ayrı ele
alınması gerektiği sonucuna ulaşılan futbol karşılaşmaları üzerine yoğunlaştırılması
gerekmektedir. Ülkemizde de gerçekleşen futbol müsabakalarını,
a) Hazırlık müsabakaları,
b) Dostluk müsabakaları,
c) Jubile müsabakaları,
d) Milli müsabakalar,
e) Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupası (TSYD) dahilinde
yapılan müsabakalar,
f) Bir lig dahilinde oynanan müsabakalar
1- 1. lig müsabakaları,
2- 2. lig müsabakaları,
3- 3. lig müsabakaları,
4- Şampiyonlar ligi müsabakaları,
7 REKABET KURUMU
g) Eleme usulü oynanan müsabakalar
1- Türkiye Kupası müsabakaları
2- UEFA Kupası müsabakaları
şeklinde tasnif etmek mümkündür.
Sözleşmeye konu olan Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi, 18 spor kulübünün
futbol takımlarının 17’şer haftalık iki ayrı devreden oluşan bir sezon boyunca
karşılıklı müsabakalar yaptıkları bir organizasyondur. Lig, eleme usulü ile oynanan
bir düzenleme değildir. Sezon başında yapılan fikstür çekilişleri ile müsabakaların
sırası ve takımların bu sıraya göre eşleşmeleri belirlenmektedir. Bu kapsamda,
takımlar birbirleri ile, sezon sonuna (34 hafta boyunca) kadar her hafta cuma,
cumartesi veya pazar günleri gerçekleştirilen dokuz adet karşılaşmada mücadele
etmektedirler.
Lig organizasyonunda, hangi takımın sezonu kaçıncı sırada bitireceği, ligdeki
herbir takımın ayrı ayrı diğer takımlarla yapacakları maçların sonuçlarına bağlıdır. Bir
takımın bütün müsabakalar gerçekleştikten sonra kaçıncı sırada yer alacağı,
kendisini yakından takip eden diğer takımların alacakları bir fazla puandan ya da bir
fazla gol sayısından bile etkilenmektedir.
Tüm maçlar halka açık şekilde, stadyumlarda seyirci önünde oynanmaktadır.
Toplanan seyirci hasılatı belli giderler düşüldükten sonra ev sahibi takıma ait
olmakta ve kulüplerinin başlıca gelir kalemlerinden birisini oluşturmaktadır. Spor
kulüplerinin futbol müsabakalarının oynanmasından doğan en önemli gelir kaynağı
ise; müsabakaların televizyon, radyo gibi iletişim kanallarında yayınlanması
karşılığında elde edilen gelirlerdir.
1. lig maçlarının gerek iletişim kanallarından gerekse stadyumlarda fiilen
izlenmesi konusunda futbol izleyicilerinden kaynaklanan büyük bir talep mevcuttur.
Yayın kuruluşları için izleyicilerin tercihi kuşkusuz büyük önem arzetmektedir. Bu
sebepten dolayı yayın kuruluşları izleyicilerden gelen yoğun talebi karşılamak için bu
maçlara ilişkin görüntüleri izleyicilere aktarmaya büyük önem vermektedirler.
1. lig müsabakalarına ilişkin yayın haklarının diğer müsabakalara ilişkin yayın
hakları ile ikame edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi için, yayın haklarına talip olan
yayın kuruluşlarının başta izleyici tercihleri olmak üzere gözönüne aldıkları
noktaların kısaca incelenmesi gerekmektedir.
a) İzleyici Tercihleri
Yukarıda detaylı olarak anlatıldığı üzere, Türkiye 1. Futbol Ligi 34 haftadan
oluşan bir mücadeleyi ifade etmektedir. 1. ligde yer alan bir futbol takımı olağanüstü
bir durum olmadıkça 34 haftanın hepsinde maç yapmaktadır. Bir takımın ligdeki
başarı grafiğinin düşük olması, bu takımın maç yapma hakkına halel getirmemekte,
aynı şekilde takımın başarı grafiğinin yüksekliği de takıma fazladan maç yapma
hakkı vermemektedir.
Diğer organizasyonlar veya sair maçlar izleyici gözünde, bir kereye mahsus
olma, devamlılık arzetmeme, arızi olma gibi organizasyonun kendine has
özelliklerinden dolayı; oynanan müsabakaların uzun soluklu bir mücadeleyi ve buna
bağlı olarak uzun süreli bir heyecanı ifade ettiği 1. ligden ayrılmaktadırlar.
8 REKABET KURUMU
b) Yayın Haklarının Yayıncı İçin Taşıdığı Risk
Futbol maçlarına ilişkin yayın haklarını talep eden yayıncılar gözünde ligler,
diğer organizasyonlara göre daha az risk ifade etmektedir. Yayıncılar açısından lig
maçlarının yayın hakları 34 hafta sürecek bir yayını ifade etmektedir. Buna göre,
yayıncılar geleceğe yönelik yayın program ayarlamalarını daha güvenli bir şekilde
yapabilmektedir. Yayıncılar açısından lig dışında seyirci çekme potansiyeli olan
diğer müsabakalardan UEFA Kupası maçları eleme usulü ile oynandığı için, yayın
hakkı satın alınmak istenen takımın bir üst tura çıkıp çıkmayacağı, daha doğrusu
elenip elenmeyeceği belli değildir. Dolayısıyla bu yayın hakları yayıncılar açısından
risk ifade etmektedir.
Seyirci çekme potansiyeli olan organizasyonlardan, Şampiyonlar Ligi ise her
ne kadar bir lig adı altında oynansa da normal lig müsabakalarından farklılık
göstermektedir. Bu organizasyonda takımların dörderli gruplar halinde birbirleri ile
maç yapmalarından sonra grupta birinci ve ikinci sırayı alanlar ikinci aşamaya
yükselmekte, üçüncü sıradaki takımlar UEFA kupasında mücadele etme hakkı
kazanırken son sırada yer alan takımlar elenmektedir. İkinci aşama ise, yine dörtlü
gruplar halinde oynanan müsabakalar sonunda gruplarda birinci ve ikinci olanların
son sekiz takım içerisinde mücadele etme hakkı kazanmalarını içermektedir.
Grupların birinci ve ikincilerinin çapraz eleme usulü ile karşılaşması sonunda yarı
final ve finale kalanlar belirlenmekte ve sonuçta iki finalistin karşılaşması sonucunda
şampiyon takım ortaya çıkmaktadır.
UEFA ve Şampiyonlar Ligi’nde her sene Türkiye Ligi’nde yer alan takımların
da mücadele etmesine rağmen, öncelikle ilerleyen turlarda mücadele eden Türk
takımlarının sayısının azalması nedeniyle, Türk seyircilerinin yabancı takımların
birbirleriyle oynadığı diğer maçlara duyduğu ilgi azalmakta ve bu nedenle Türkiye 1.
lig müsabakalarının yayın hakları; yayın kuruluşları için, diğer organizasyonların
yayın haklarından farklılık göstermektedir.
c) Reklamverenlerle İlişkiler
Reklamverenlerin reklamlarını yayınlatacakları televizyon kanallarını
seçmelerin-de en belirleyici etken kanalların izlenme oranlarıdır.
Reklamveren doğal olarak reklamının en fazla izlenen kanalda
yayınlanmasını istemektedir. Bu sayede reklamlar en yüksek sayıda izleyiciye
ulaşabilecektir. Futbol müsabaka görüntülerinin ve özellikle 1. lig müsabakalarının
futbolseverleri devamlılık, sürükleyicilik, sonuçların belirsizliği gibi unsurlara dayalı
olarak ekran başına çekme hususunda önemli bir yeri olduğu kuşkusuzdur. Bu
nedenle yayın kuruluşları, izlenme oranlarını yükseltmek, dolayısı ile reklam
gelirlerini artırmak için; futbolseverlerin ilgisini ve heyecanını daha uzun süre tahrik
eden 1. lig maçlarının yayın haklarını satın almayı özellikle istemektedirler.
Havuz sistemi uygulamalarının başlamasından buyana, münhasırlık çerçeve-
sinde ve birden fazla futbol sezonunu kapsayacak biçimde toplu olarak pazarlanan
9 REKABET KURUMU
1. lig maçları yayın haklarının fiyatında sürekli ve büyük artışlar meydana gelmiş1,
ihalelerde kanallar büyük fiyat savaşlarına girerek bu haklara talip olmuşlardır.
Fiyatların yükselmesiyle birlikte gerek diğer futbol müsabakalarının gerekse
başka spor branşlarının müsabakalarının yayın haklarına doğru bir talep kayması
olmamış ve hatta Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarının yayın haklarının toplu
halde bir yayıncıya satılmasından sonra diğer kanallar başka müsabakaları
yayınlamaya yönelseler bile 1. lig maçlarına ait haber amaçlı özet görüntüleri satın
almak için de yüksek maliyetlere katlanmayı göze almışlardır.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında, nihai tüketici olan izleyiciler, yayıncılar ve
reklam şirketleri açısından diğer müsakalara ait yayın hakları ile ikame edilemez
nitelik taşıyan “Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının yayın hakları”nın
başlı başına bir piyasa oluşturduğuna hükmetmek kaçınılmaz olmaktadır.
Söz konusu yayın haklarını satın alan yayıncı kuruluş stadlara girerek çekim
yapabilecek tek kuruluş olarak belirlenmiştir. Bu şekilde söz konusu hakları satın
alarak maçların canlı yayın hakkını elinde bulunduran kuruluş, aynı zamanda bu
maçlara ait banttan, özet veya haber amaçlı görüntüler için de tek temin kaynağı
haline gelmektedir. Ancak hak sahibi yayıncı kuruluşun yayın haklarını münhasıran
elinde bulundurması karşısında, diğer yayıncı kuruluşların da 1. lig maçlarına ilişkin
görüntülü haber yayını yapmaları Sözleşme ile güvence altına alınmış, tekrar yayın,
özet ve banttan görüntü satışı kaydı ile bir çeşit “alt-lisanslama” sistemi getirilmiştir.
Bir başka deyişle, naklen yayınlanan ya da yayınlanmayan maçların kaydedilen
görüntüleri, yayın haklarını elinde bulunduran kuruluş tarafından maçlar ile ilgili
yayın yapmak isteyen yayın kuruluşlarına satılabilmektedir.
Bu şekilde, reklam gelirlerini garanti edebilmek için çeşitli yayın
farklılaşmalarına gitmesi gereken kanallar, belirli yayın gün ve saatlerinde bu
görüntülerin yer aldığı programlar hazırlayarak, izlenme oranlarını artırmaya
çalışmakta, bu programlar bazında birbirleriyle rekabet etmektedirler. Teleon ve TFF
arasında akdedilen sözleşme ile maçların haber amaçlı özetlerine getirilen azami
fiyatın yüksekliğine karşın bu görüntülerin talep bulması, maç görüntülerine
seyircilerin ve dolayısı ile yayıncı kanalların verdikleri önemin bir göstergesidir. Bu
durum başka piyasaların varlığına da işaret etmektedir.
Maç yayın haklarının satışından doğrudan etkilenen ve rekabet hukuku
açısından ayrı bir ürün olduğu sonucuna varılan ürün, “Türkiye 1. Profesyonel Futbol
Ligi Karşılaşmalarının Banda Kaydedilmiş Görüntüleri”; bu ürünün alım satıma konu
olduğu piyasa ise, “Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi Karşılaşmalarının Banda
Kaydedilmiş Görüntüleri Piyasası” olarak tespit edilmiştir.
29.5.1996 tarihinden itibaren yürürlükte olan havuz sistemi, bütün kulüplerin
yayın haklarının tüm çeşitleri ile birlikte tek bir yayın kuruluşuna verilmesini ve
müsabakaların yapıldığı stadlara girme yetkisine tek bir yayın kuruluşunun sahip
olmasını öngörmektedir.
1 1996-1997,1997-1998, 1998-1999 futbol sezonlarına ilişkin olarak yayın haklarının bedeli, %10 TFF payı da
dahil olmak üzere 154.111.100 ABD Doları, 1999-2000 ve 2000-2001 sezonlarına ilişkin olarak ise 274.378.500
ABD Doları olarak belirlenmiştir.
10 REKABET KURUMU
Maçın oynadığı gün veya bir gün sonra yayınlanan, maça ilişkin görüntülerin
yer aldığı, önemli pozisyonların değerlendirildiği, ligin ilerleyen günlerine dair
tahminlerin yapıldığı, önemli spor otoritelerinin, futbolcuların ve yorumcuların
katıldığı spor programları yayıncılar açısından büyük önem taşımakta, kanallar bu
programları görüntülü yapabilmek için önemli maliyetlerin altına girmeyi göze
almaktadır. Dolayısıyla, bir diğer ilgili ürün pazarı da, “açık (bedelsiz) televizyon
yayınları piyasası” olarak belirlenmiştir.
H.2. Tespit ve Deliller
H.2.1 - Taraflar Hakkında Bilgi
H.2.1.1- Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)
TFF, 3813 Sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun ile kurulmuş, özel hukuk hükümlerine tabi, özerk bir kuruluştur.
3813 sayılı Kanun’un 2. maddesinde ise, TFF’nin görevleri:
“Futbol faaliyetlerini yürütmek, futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını
sağlamak, bu konularda her türlü düzenlemeyi yapmak, kararlar almak ve
uygulamak,
Milli ve milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını sağlamak
ve Türkiye’yi futbol ile ilgili konularda yurt dışında temsil etmek,
Yurt içi ve yurt dışı futbol faaliyetleri ile milli müsabakalar için plan, program ve
benzeri her türlü düzenlemeyi yapmak ve başarılı sonuç sağlanması için gerekli
tedbirleri almak”
olarak sayılmıştır.
H.2.1.2-Teleon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Teleon)
TFF ile 28.5.1999 tarihinde imzaladığı sözleşme ile 1999-2000 ve 2000-2001
futbol sezonlarında Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarının yayın haklarını
devralan Teleon, yayıncılık hizmeti sunan bir teşebbüstür. İstanbul Ticaret Sicili
Memurluğu Sicili’ne 281094-226676 sayı ve 29.11.1991 tarihi itibarıyla kayıtlı söz
konusu teşebbüsün ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir.
Pay Sahibi Pay Oranı (%) Değeri
C. C… U… 46 460.000.000
M. H… U… 46 460.000.000
Y… O… 5 50.000.000
A… R… T… 1 10.000.000
D… G… 1 10.000.000
S… A… 1 10.000.000
TOPLAM 100 1.000.000.000
11 REKABET KURUMU
H.2.2. Havuz Sistemi ve TFF
Ülkemizde, havuz sistemi olarak adlandırılan, futbol müsabakalarına ilişkin
yayın haklarının toplu olarak devri ve bu devir sonucu elde edilen gelirin kulüpler
arasında belli bazı kriterlere göre paylaştırılması esasına dayalı sistem, TFF'nin
22.4.1996 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile hayata geçirilmiştir.
TFF, 3.7.1992 tarihinde yürürlüğe giren 3813 sayılı “Türkiye Futbol
Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa” ile özel hukuk hükümlerine tabi,
tüzel kişiliğe sahip ve özerk olarak kurulmuştur.
TFF’nin Kuruluş ve Görevleri Hakkında 3813 sayılı Yasa’nın 2. maddesinde
TFF’nin görevleri;
a) Futbol faaliyetlerini yürütmek, futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını
sağlamak, bu konularda her türlü düzenlemeyi yapmak, kararlar almak ve
uygulamak,
b) Milli ve milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını sağlamak ve
Türkiye’yi futbol ile ilgili konularda yurt dışında temsil etmek,
c) Yurt içi ve yurt dışı futbol faaliyetleri ile milli müsabakalar için plan, program ve
benzeri her türlü düzenlemeyi yapmak ve başarılı sonuç sağlanması için gerekli
tedbirleri almak
olarak tanımlanmıştır.
2. maddede yer alan bu görevler haricinde; Yasa’nın “Yayınların
düzenlenmesi” başlıklı 29. maddesine göre, “Futbol müsabakalarının televizyon ve
radyodan yayınlanmasının düzenlenmesi ve programlanmasına Federasyon
yetkilidir. Kulüplerin bu konuda yayın kuruluşları ile yapacakları sözleşmeler,
Federasyonun gözetim, denetim ve onayına tabidir.”
TFF Yönetim Kurulu’nun görevleri arasında ise 3813 sayılı Kanun’un 10.
maddesi (j) bendinde belirtildiği üzere “Futbol ile ilgili televizyon, radyo, basılı eser
yayınları ile her türlü reklam konusunda ticari ve mali hakları düzenlemek ve
denetlemek” yer almaktadır.
H.2.3. TFF ve Teleon Arasında Akdedilen 28.5.1999 Tarihli Sözleşme
Teleon ve TFF arasında 28.5.1999 tarihinde imzalanan yayın sözleşmesi ile
“1999–2000 ve 2000–2001 sezonları Türkiye 1. profesyonel futbol ligi maçlarının yurt
içine her hafta 3 adedinin canlı yayın hakkı ile kalan maçların banttan ve/veya özet
yayın hakkı” Teleon'a devredilmiştir.
Aynı sözleşmenin “Yayın Esas ve Usülleri” başlıklı 7. maddesinin (ç)
bendinde, “… Haber amaçlı görüntüleri almak isteyen yayın kuruluşları bu görüntüleri
almak için sözleşmenin tarafı olan Yayıncı’ya başvurmak zorundadır. Yayıncı talep
halinde diğer yayın kuruluşlarına 3 dakika ile sınırlı olmak, dakikası başına 2.000.-
USD’ndan pahalı olmamak ve tüm yayın kuruluşlarına eşit koşullarla, eş zamanlı ve
içeriği aynı olmak kaydıyla haber amaçlı görüntüleri vermek zorundadır…” ifadesine
yer verilmektedir.
12 REKABET KURUMU
H.2.4. Görüntü Satışları
Teleon'un haber amaçlı görüntülerin diğer televizyon kuruluşlarınca satın
alınmasına ilişkin düzenlediği taslak sözleşme incelendiğinde, başlangıçta
görüntülerin her hafta ayrı ayrı değil, iki futbol sezonunu kapsayacak şekilde paket
olarak satın alınması zorunluluğu, 35 milyon ABD Doları tutarında banka teminat
mektubu gibi şartların bulunduğu görülmektedir. Teleon satışa ilişkin şartları daha
sonra değişik bir taslak sözleşme metni olarak hazırlamış, bu taslakta teminat
mektubu miktarını 10 milyon ABD Doları olarak belirlemiştir. Haber amaçlı görüntü
alacak kuruluşların imzalaması öngörülen taslak sözleşmede daha sonra bir takım
değişiklikler daha yapılmıştır. Son durumda istenen teminat mektubu miktarı 2 milyon
ABD Doları olarak belirlenmiştir.
Teleon’un bu eylemleri sonucunda bazı yayın kuruluşlarının 1999-2000
sezonuna kadar yayınladıkları bazı spor programlarını görüntüsüz yayınlanmaları
sonucunda izlenme payları genellikle düşmüştür. Bu yayıncılar bazı programları ise
yayından çıkarmak zorunda kalmışlardır.
H.2.5. Teleon Abonelik Koşulları
Teleon, 1999 Haziran sonunda, çeşitli alıcı grupları arasında fiyat
farklılaştırmasına gittiği aşağıdaki abonelik fiyat tarifesini ilan etmiş ve yetkili satıcılar
(bazı Telsim Shop'lar) kanalıyla söz konusu tarifeyi uygulamıştır.
Promosyon
(uydu sistemi için)
Uydu Anten veya Kablolu TV
Mevcut
Telsim
Abonesi
Yeni Telsim
Abonesi
(Aktif 90)
İşyerleri
Ürün Kodu
A B C D E
Receiver Bedeli(TL)
45,000.000 Xxxxxx 0 22,500,000 45,000,000
Dekoder Bedeli(TL)
Xxxxxx 90,000,000 xxxxxx Xxxxxx xxxxxx
1 Yıllık Peşin
Üyelik(TL)
225,000.000 225,000,000 185,000,000 185,000,000 895,000,000
Peşin Toplam(TL)
270,000,000 315,000,000 185,000,000 207,500,000 940,000,000
1 Yıllık Taksitli
Üyelik(TL) Xxxxxx Xxxxxx
25,000,000
peşin
10 ay*40$
25,000,000
peşin
10 ay*40$
112,000,000
peşin
10 ay*200$
13 REKABET KURUMU
Teleon abonelik paketlerinin satışının yapıldığı yetkili bazı Telsim Shop’lardan
elde edilen ve Telsim Shop’lar tarafından uygulanması zorunlu olan Teleon abonelik
paketlerinin satış koşullarının ayrıntılı olarak düzenlendiği “Teleon Satış Dosyası”nın
incelenmesi sonucunda, farklı abone gruplarının farklı uygulamalara tabi olduğu
görülmektedir.
Maç yayın hakkının alınmasından sonra eski ve yeni Telsim abonelerine
uygulanan indirimli satış koşulları, promosyon ve üyelik taahhütnamesi hükümleri
çerçevesinde incelendiğinde, 3.8.1999 tarihinden önce Telsim abonesi olanların
mevcut aboneliklerini 1 yıl süreyle devam ettireceklerinin, 3.8.1999 tarihinden
itibaren abone olanların ise Telsim Aktif-90 paketine2 abone olacakları ve 1 yıl süre
ile bu pakete aboneliklerinin devam edeceğinin taahhüt altına alındığı ve taahhütlere
aykırı davranışların ise ağır maddi yaptırımlara bağlandığı görülmektedir. Bu
uygulama ile, bir yandan indirimli satış sayesinde Teleon abonesi kazanılırken diğer
yandan yine bir Rumeli Grubu şirketi olan Telsim'in de asgari 1 yıl için bu indirimden
yararlanan müşterilerin aboneliğini garanti altına almasının amaçlandığı, bu şekilde
iki piyasada da özendirici bir satış promosyonunun hedeflendiği, Teleon abonelik
paketlerinin Telsim Shop'larda satışa sunulmasının da bu durumu pratikte
kolaylaştırdığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda eski Telsim aboneleri için, indiriminin uygulandığı esas ürün "1
yıllık Teleon aboneliği" olarak belirlenebilmekte, Telsim aboneliğinin en az bir yıl
süre ile aktif tutulması gerekliliği ise bu indirime hak kazanmanın şartını
oluşturmaktadır.
Yeni Telsim abonelerinde ise, Teleon aboneliğinde indirim uygulanmasının
koşulu 3.8.1999 tarihinde veya sonrasında eğer Aktif-90 aboneliği dışında Telsim
abonesi olunduysa bu aboneliğin Aktif-90'a dönüştürülmesi veya sıfırdan Telsim
Aktif-90 abonesi olunmasıdır. Burada esas ürün Teleon aboneliği, bu üründe indirim
uygulanmasını sağlayan ürün ise Telsim Aktif-90 aboneliğidir.
Aralık 1999 itibarıyla Telsim'in toplam abone sayısı 1,344,000, Turkcell
İletişim Hizmetleri A.Ş. ise 3,386,000 olmak üzere bu teşebbüslerin GSM hizmetleri
piyasasındaki pazar payları yaklaşık sırasıyla %29 ve %71 olarak belirlenmiştir.
Mayıs 1999'dan başlamak suretiyle Aralık 1999'a kadar ay bazında Telsim ve
Turkcell'e her ay kaydolan abone sayıları ise Turkcell'in Nisan 2000 satış
raporundan derlendiği şekliyle aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
May. 99 Haz. 99 Tem. 99 Ağ. 99 Eyl. 99 Ek. 99 Kas. 99 Ar. 99
Telsim 113.780 149.820 205.490 185.320 142.370 138.450 124.120 102.590
Turkcel 265.869 302.906 309.650 270.171 322.859 296.993 275.712 211.920
Telsim'in 9.12.1999 tarihli dilekçesinde, Teleon'a abone olan mevcut Telsim
abone sayısı 1999 yılının uygulamanın başladığı ayları olan Ağustos ve Eylül için
sırasıyla 10.029 ve 9.156 olarak bildirilmiş, Teleon ve Telsim'e birlikte abone
olanların sayısının ise aynı aylar itibarıyla, 1.149 ve 875 olduğu ifade edilmiştir.
2 Aktif-90 paketi ilgili dönemde, aylık 13,900,000 TL sabit ücreti olan ve aboneye her ay 90 dk. ücretsiz konuşma
sağlayan bir abonelik çeşididir.
14 REKABET KURUMU
Yukarıdaki rakamlardan, Telsim abonelerine uygulanan promosyonun
başlangıç tarihinden itibaren 2 ay içinde elde edilen Teleon abonesi sayısının
21.213 olduğu, bunun GSM hizmetleri piyasasında her ay kaydolan abone sayıları
karşısında çok düşük kaldığı anlaşılmaktadır. Turkcell'e her ay kaydolan abone
sayısında kampanya sonrası Ağustos ayında deprem nedeniyle kaydedilen düşüş
dışında önemli bir değişiklik olmadığı, abone kaydının neredeyse sabit bir seyirde
devam ettiği de gözlemlenmektedir. Benzer şekilde, Telsim abonelerinin sayısında
da dikkat çeken herhangi bir artış görülmemektedir.
H.3. Savunmalar
TFF, Kurum kayıtlarına 9.10.2000 tarih ve 4189 sayı ile intikal eden
yazısında, Soruşturma Raporu’nda yer alan Soruşturma Heyeti görüşlerine karşı
herhangi bir itirazları olmadığını belirtmiştir.
Teleon'un yazılı ve sözlü savunmalarında yer verdiği temel noktalar da
aşağıda yer almaktadır:
H.3.1. Pazar Tanımı Konusunda
- Televizyon seyircisi bakımından 1. lig maçları ile aynı nitelikte, fiyatta veya kullanım
amacı aynı olan başka görüntüler varsa bunların hepsinin aynı pazarda kabul
edilmesi gerektiği,
- Bu açıdan futbol maçları yayınlarının, diğer programlardan (diziler, filmler vb.) bir
farkı olmadığı,
- Rekabetin esas ölçüsünün “rating”ler olduğu,
- Bazı televizyon programlarının futbol maçlarından fazla “rating” alabildiği,
- Nitekim Soruşturma Raporu’nun ekinde yer alan AGB raporunun 117. sayfasından
da görüleceği üzere Galatasaray- Beşiktaş futbol maçının % 31.8 “rating” aldığı, TV
seyircisinin % 68. 2’sinin ise başka programları izledikleri, maç yerine başka
programları seyreden büyük bir kitlenin olduğu, hal böyle iken 1. lig maçları yayın
piyasasının varlığından söz edilemeyeceği,
- Asıl rekabetin televizyon yayınları pazarında gerçekleştiği,
- Oligopol piyasası olan TV yayıncılığına yeni girmeye çalışan Teleon’un daha önce
maç yayın haklarını devralmış başka bir şifreli yayıncı olan Cine 5 Filmcilik ve
Yapımcılık A.Ş.’ye (Cine 5) benzer bir şekilde futbol maçlarına ihtiyacı olduğu, bu
sayede TV yayıncılığında rekabetin arttığı, şikayet edilmelerinin ardında yatan
gerekçenin TV yayıncılığında rekabetin artmış olmasının olduğu,
- Bu gerekçelerden dolayı pazar tanımlamasının yanlış olduğu,
H.3.2. Hakim Durum Konusunda
- Kurul’a göre Teleon’un ihale sonucu maçların yayın hakkını almakla hakim duruma
geçtiğinin kabul edildiği, burada Teleon’un hakim durumda olduğuna karar
verilmesine sebep olan gerekçenin ihaleyi kazanmış olmasının olduğu, başkaca
herhangi bir analiz yapılmadığı,
15 REKABET KURUMU
- Fikri mülkiyet haklarının sahibine hukuki tekel hakkı verdiği, ancak bu hakkı elinde
tutan işletmenin ekonomik olarak hakim durumda olduğu önermesinin her zaman
geçerli olmadığı,
- Sırf hukuki tekele sahip olunmasının, hak sahibinin ekonomik bakımdan da tekel
olması sonucunu doğurmayacağı, ekonomik bakımdan tekel olmanın gösterilebilmesi
için hukuki tekel olma dışında başka pazar unsurlarına da bakılması gerektirdiği,
- Teleon’un “dekoder” satamaması durumunda sırf hukuken tekel hakkına sahip
olduğu için hakim durumda olduğundan söz etmenin daha detaylı bir analiz
gerektireceği,
- Bundan önceki ihaleyi kazanan yayın kuruluşunun abone sayısının 550.000
civarında olduğu ve Teleon’un şu ana kadar yalnız 124.055 abonelik sattığı, bu
durumda maç yayınlarını anında izlemek isteyen 550.000 kişinin varlığından söz
edilebileceği, bunlardan 124.055 adedine sahip olabilmiş Teleon’un hakim durumda
olduğundan bahsetmenin zayıf bir görüş olduğu, bu nedenle Kurul’un sadece
hukuken tekel hakkına sahip olmakla fiilen, ekonomik olarak hakim durumda olmayı
eş tutmasından kaynaklanan hakim durum tespitinin yetersiz kaldığı,
H.3.3. Haber Amaçlı Görüntüler ve Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Konusunda
- Diğer yayıncı kuruluşlara verilmediği iddia edilen görüntülerin haber amaçlı
görüntüler olduğu ve Kurul tarafından varlığı iddia edilen hakim durumun kötüye
kullanılması eyleminin de bu nedenle televizyon yayınları pazarında değil televizyon
haber programları yayını pazarında gerçekleşmesi gerektiği,
- Yayın sözleşmesinin 7/ç maddesine göre Teleon tarafından diğer yayın
kuruluşlarına verilen görüntülerin haber amaçlı olduğu ve bu görüntülerin sadece
haber programlarında gösterilebileceği ve bu görüntüleri alan TV kanallarının bu
görüntüleri haber programları haricinde kullanma haklarının bulunmadığı,
- Haber programlarına alınacak reklamların Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
tarafından sınırlanmış olmasından bahisle bu görüntülerin verilmemesinin diğer TV
yayınları reklam piyasasını etkilemeyeceği, haber programlarındaki reklamların ise
etkilenme ihtimalinin çok düşük olduğu, RTÜK tarafından bu reklamların sınırlanması
nedeniyle tüm kanalların RTÜK tarafından izin verilen süreyi tamamen
doldurabildikleri,
- Kurul tarafından bir kötüye kullanma hali olarak kabul edilen Teleon’un 2.000.000
ABD Doları teminat vermedikleri sürece haber amaçlı ve maçlarla aynı gün
yayınlanacak olan görüntüleri vermemesi eyleminin; Teleon tarafından yapılmış olan
yatırımların korunması, izinsiz kullanımların engellenmesi amacına dayandığı,
- Eski dönemde Cine 5 tarafından bu amaçla açılmış ve bazıları henüz
sonuçlanmamış pek çok davanın bulunmasının bu amacı desteklediği,
- Sözleşmenin karşı tarafı olan TFF’nin de bu uygulamanın sözleşmeye uygun
olduğunu belirttiği,
16 REKABET KURUMU
- Büyük televizyon kuruluşları için özellikle Show TV gibi senelik yaklaşık 100 milyon
ABD Doları reklam geliri olan bir şirket için iki milyon ABD Doları gibi bir teminatın
“faaliyetlerini zorlaştırmaya” yetmeyeceğinin açık olduğu,
- Teleon tarafından istenilen teminat mektubunun, kendi grup bankası olan Show TV
için maliyetsiz bir işlem olacağı,
- Teleon tarafından istenilen teminat mektubunun hangi hallerde nakde
çevrileceğinin sözleşmede açıkça belirtildiği ve ancak bu hallerin gerçekleşmesi
halinde teminat mektubunun nakde çevrilebileceği, bu koşullar altında ağır ve kabul
edilemez bir teminat şartının getirildiğinden söz edilemeyeceği,
- Kötüye kullanma olarak kabul edilen uygulamaların sonuçlarının tespiti mümkünken
Kurul’un bu uygulamaların sonuçlarını kanallara sorduğu, oysa bu sonuçların
AGB’den temin edilebileceği,
H.3.4. TFF’nin Düzenleyici Yetkisi Konusunda
- TFF’nin yaptığı açıklamalarda teminat isteme uygulamasının sözleşmeye aykırı
olmadığını ve hukuka uygun olduğunu belirttiği, bu çerçevede söz konusu
uygulamanın sözleşmenin bir parçası olduğunun düşünülmesi gerektiği, sözleşmenin
bir parçası olan bu uygulamanın yapılmasına itiraz edebilecek tek makamın TFF
olduğu, Rekabet Kurulu’nun bu konuya karışma ve müdahale etme yetkisinin
bulunmadığı, bu nedenle Rekabet Kurulu’nun TFF’nin yetkilerine ve yapmış olduğu
sözleşmelere müdahale etmesinin 3813 sayılı Kanun’a aykırı olduğu,
- Kurul’un havuz ihalesi öncesinde, TFF’ye, Devlet Bakanlığı eli ile göndermiş
olduğu görüş yazısında, TFF’nin havuz yayıncısının satacağı haber amaçlı
görüntülerin maksimum fiyatını tespit etmesini dahi yayıncı aleyhine rekabet
sınırlaması olarak öngörmüş iken Teleon’un basit bir uygulaması aleyhine
soruşturma açmasının çelişki teşkil ettiği,
H.3.5. Yan Sınırlamalar Doktrini Konusunda
- Teleon’un yayın haklarına ilişkin bir hukuki tekel devraldığı, ancak fiilen bu hakkın
kendisine geçtiğinden söz edilemeyeceği, bu hakkın Teleon’a geçmesinden söz
edebilmek için en azından 550.000 dekoder alıcısından önemli bir miktarının Teleon
dekoderini satın almasının gerektiği, soruşturma açıldığı tarihte 30.000 ve
savunmaların yapıldığı tarih itibarıyla 124.055 olan abonelik sayısının bu hakkın
henüz tam olarak geçmemiş olduğunu gösterdiği, rakip firmaların yasadışı
uygulamalarını engelleyerek hukuken devralınmış olan tekelden yayın haklarının
fiilen geçmesini sağlamaya çalışmanın bir tali sınırlama teşkil edeceği ve bu
durumda en azından hukuken devralınmış olan tekel haklarının fiilen alıcıya
geçmesine kadar tali bazı sınırlamalara izin verilmesinin “tali sınırlamalar doktrininin”
bir gereği olduğu,
- Olayda hakları devredenin bir rakip olmaması, üçüncü bir kişi olması, devir konusu
işlemin yayın hakkı gibi teknolojik bir seviyeye ulaşmış firmalar için ihlali çok basit bir
konu olması, fiilen de bu gibi ihlallerin varlığını gösteren kuvvetli delillerin olmasının
“tali sınırlamalar doktrininin” uygulanabileceğini gösteren önemli deliller olduğu.
17 REKABET KURUMU
H.4. Savunmaların Değerlendirilmesi
H.4.1. Pazar Tanımına İlişkin Görüşler
Teleon'un savunmalarının ilk bölümünü pazar tanımına ilişkin yapılan itirazlar
oluşturmaktadır.
Adı geçen kuruluş tarafından, pazarın Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi
karşılaşmaları görüntüleri olarak ele alınmasının daraltıcı olduğu ve rekabetin esas
ölçüsünün "rating”ler olduğu, TV kanalları açısından kanallarda yayınlanan
programların aldıkları “rating”lere göre birbiri ile ikame edilebilir oldukları, bu sayede
TV kanalları için futbol maçlarının diğer programlardan bağımsız olarak ele
alınamayacağı, futbol maçlarına yakın veya benzer “rating” alan diğer programların
varlığı göz önünde bulundurularak, pazarın TV yayınları pazarı olarak ele alınması
gerektiği ifade edilmektedir.
TV yayıncılığı, izleyiciye içerikleri farklı programların ulaştırılması faaliyeti
olarak tanımlanabilmektedir. Yayıncılık faaliyeti teknolojik gelişmelere paralel olarak
günümüzde geleneksel olarak yapılan açık yayıncılık haricinde şifreli (paralı) olarak
da sunulmaktadır.
TV kanalları tarafından izleyicilere ulaştırılan yayınların açık veya şifreli
olması, bu sektöre ilişkin yapılacak pazar tanımlarını da etkilemektedir.
Açık televizyon yayıncılığında, kanal tarafından sunulan yayınlar herhangi bir
bedel karşılığı olmaksızın izleyiciye ulaştırılmakta, dolayısıyla kanal ve izleyici
arasında bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Yayınların bu şekilde ticarete konu
olmadığı bir durumda açık yayınlara ilişkin rekabet hukuku anlamında bir yayın
pazarından bahsedilememektedir. Ancak aşağıda açıklanacağı üzere reklam yeri,
yayın hakları, yayın materyalleri gibi bazı pazarları içinde barındıran genel anlamda
bir yayıncılık sektörü tanımlanabilmektedir.
Bedelsiz sunulan söz konusu yayınlar büyük oranda reklam yeri satışı ile
finanse edilmektedir. Kanal-reklamveren arasında reklam yeri alım-satımına dayalı
ilişki göz önünde bulunduruğunda, TV yayıncılığı sektörüne ilişkin olarak “reklam
yeri pazarı” tanımı yapılabilmektedir.
Kanalların izleyiciye sundukları program profilleri ve izleyicilerin programlara
karşı olan ilgisi yukarıda tanımlanan bu piyasada ilgili ürün olan reklam yerinin
değerinin saptanmasında temel kriterlerdir.
Kanallar, çeşitli programlar ile farklı nitelikte izleyici kitlelerini ekran başına
çekerek reklamverenlerin reklam yerlerine olan taleplerini artırmaya çalışmaktadırlar.
Bu nedenle, farklı içerikte programların hazırlanabilmesi kanallar açısından büyük
önem arzetmektedir. Bu çerçevede televizyon yayıncılığı sektörü ile ilgili reklam yeri
pazarının yanısıra, farklı nitelikte programların yapılmasına olanak sağlayan
“program materyal pazarları” ya da “yayın malzemesi pazarları”
tanımlanabilmektedir.
İzleyici tercihlerinin ne yönde oluştuğu programların izlenme oranları ve
izlenme paylarının belirlenmesi ile tespit edilmektedir. İzlenme oranı kanalda
yayınlanan bir programın toplam izleyicilerin yüzde kaçı tarafından, izlenme payı ise
18 REKABET KURUMU
bir programın belirli bir zaman diliminde ekran başında olan izleyicilerin yüzde kaçı
tarafından izlendiğini gösteren ölçümlerdir.
İzleyicilerin kendilerine sunulan farklı içerikteki programlardan bazılarını
seçmesi ve bu programların benzer izlenme oranı ya da paylarına sahip olması, söz
konusu programların izleyiciler açısından birbirini ikame edebildiğini değil, izleyici
tercihlerinin programlara olan dağılımını göstermektedir. Başka bir ifade ile, TV
yayıncılığında örneğin, maç yayınları ile dizi ya da filmlerin birbirine yakın izlenme
payı almaları; maç yayınları ile diziler ya da filmler gibi birbirinden farklı programların
birbirini ikame edebildiği biçiminde yorumlanamaz.
Bu nedenle, izleyici açısından programlara ilişkin olarak bir ikame edilebilirlik
değil bir tercih sorunu bulunmakta, izleyicinin belirli bir zaman aralığında çeşitli
nedenlerle bir programı seçmesinden sonra bu programın ikame edilebilir olup
olmadığı tartışması anlamsız kalmaktadır.
Bu çerçevede aynı nitelikte izleyici tercihlerine konu olan, benzer içerikte
programların temin edildikleri pazarların ayrı ayrı pazar teşkil ettiğini (örneğin spor
içerikli programlar, yerli diziler, eğlence programları, yarışma programları v.b.)
söylemek mümkündür. Bu programların içeriğini belirleyen her türlü fikri mülkiyet
hakları ve bu haklara dayalı olarak oluşturulan eserler, “hak pazarları” ve “görüntü
pazarları” olarak tanımlanabilecek pazarları yaratmaktadır. Bu duruma örnek olarak
1. Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmaları yayın hakları pazarı ve hakkı elde eden
kuruluşların (ülkemizde “kuruluşun”) diğer kuruluşlara ürün satabileceği “banda
kaydedilmiş görüntüler pazarı” verilebilmektedir.
Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının yayın haklarına
dayanılarak hazırlanan banda kaydedilmiş görüntüler, spor içerikli programlarda
kullanılan hammaddeyi teşkil etmektedir. Teleon tarafından banda kaydedilmiş bu
görüntülerin spor içerikli programlarda kullanılmak üzere diğer yayın kuruluşlarına
satılması diğer kanalların “spor içerikli programlar” yapabilmesi için zorunludur.
Futbol maçlarına ilişkin görüntülerin ilgili pazardaki öneminin tespitinde, ülkemizde
yayınlanan spor programlarının büyük oranda futbol karşılaşmaları görüntülerini
kullandığı ve söz konusu görüntülere dayalı programların yüksek izleme paylarına
sahip oldukları gözönünde bulundurulmalıdır.
H.4.2. Hakim Duruma İlişkin Görüşler
Soruşturma Raporu'nda, Teleon’a yayın haklarının tahsisinin tek başına pazar
tanımı için yeterli olmayacağı düşünülmüş ve bu doğrultuda hak tahsisine konu maç
yayın haklarına ilişkin olarak; gerek bu hakları talep eden yayın kuruluşları gerek
izleyici tercihleri gerekse reklamverenler açısından teknik analiz yapılmış olup,
bunun sonucunda tanımlanan “Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi maçları yayın
hakları pazarı”nda tek olan ürüne iki yıl süre ile sahip olmuş bulunan Teleon’un,
“Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarının banda kaydedilmiş görüntüleri pazarı”
nda mutlak hakim durumda olduğu yargısına varılmıştır.
Teleon tarafından ileri sürülen, Teleon’un abonelik sayısının henüz
kendisinden önce maç yayın haklarını devralmış Cine 5’in abonelik sayısına
ulaşmamış olduğu iddiası ise, Teleon tarafından maç yayın hakları ile şifreli
yayıncılık piyasalarının birlikte ele alınması nedeniyle ulaşılan hatalı bir sonuçtur.
19 REKABET KURUMU
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yukarıda da değinildiği üzere,
Teleon’un spor içerikli programlar piyasasının hammaddesi olan Türkiye
1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarının banda kaydedilmiş görüntülerinin tek temin
kaynağı haline gelmiş olmasıdır.
Dolayısı ile yayın hakları ile şifreli yayıncılık piyasalarının gerek Soruşturma
Raporu gerekse yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde ayrı ayrı piyasalar
olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Teleon tarafından ileri sürülen, adı geçen
kuruluşun şifreli yayıncılık piyasasında hakim durumda olmadığı iddiasının
soruşturma konusu ile bir ilgisinin bulunmadığı açıkça görülmektedir.
H.4.3. Haber Amaçlı Görüntüler ve Hakim Durumun
Kötüye Kullanılmasına İlişkin Görüşler
Teleon’un savunmalarında, “haber amaçlı görüntülerin” ancak haber
programlarında kullanılabileceği, diğer programlar içinde kullanılamayacağı, bu
nedenle söz konusu eylemin etkilerinin haber programları bazında incelenmesi
gerektiği, bunun yanısıra söz konusu eylemin bir kötüye kullanma teşkil edebilecek
etkiye sahip olmadığı iddia edilmektedir.
Haber amaçlı görüntüler tanımı, yayın haklarının devrine ilişkin mevcut
sözleşmede, aynı gün satılacak/yayınlanacak maç görüntülerinin daha sonra
satılacak/yayınlanacak maç görüntülerinden ayırdedilmesi amacıyla TFF tarafından
kullanılmış bir deyimi teşkil etmektedir. Bu deyim seçimi de, oynanan maçla ilgili
görüntülerin ancak yazılı basında görülmeden önce yayınlanmasının haber değeri
taşıdığı ve televizyonda yayınlanacak spor haber programlarının haber değeri
taşıması için ele alınan spor olayından görüntüler içermesinin gerekli olduğu
kabulüne dayanmaktadır.
Haber amaçlı görüntü tanımına konu görüntüler, maçların goller gibi önemli
pozisyonlarını içeren kısa görüntüler olarak ele alınmaktadır. Nitekim benzer
görüntülere yurt dışı uygulamalarında “short excerpts” (kısa alıntılar) denildiğine de
rastlanılmaktadır. Soruşturma konusu olayda da görüldüğü üzere, haber amaçlı
görüntüleri temin eden tek kuruluş olan Star TV’nin görüntüleri gerek haber
programlarında gerekse maç yorum ve değerlendirme programlarında kullanması,
yukarıda yer alan açıklamaları teyit edici niteliktedir.
Soruşturma konusu olayda diğer TV kanallarından maç görüntü bedeli peşin
ödenmesine rağmen teminat mektubu istenilmektedir. Satıcı açısından bu eylemin
amacı, pazarın kapatılması, giriş engeli yaratmak ve belirli teşebbüslere avantaj
sağlamak olabilir. Bir başka deyişle, teminat mektubu talebi ile bazı yayıncıların söz
konusu görüntüleri satın almaları pratikte olanaksız kılınmaktadır.
Görüntülerin satın alınmasının zorlaştırılması ile de, hem dekoder satışlarının
artırılması, hem de hak sahibi yayıncı kuruluşla yakın ilişkide olduğu bilinen açık
televizyon kanalının (Star TV) rekabette avantajlı konuma geçirilmesi
amaçlanmaktadır. Söz konusu eylem hakim durumda olan firmaların, hakim
durumdan kaynaklanan güçlerini kötüye kullanma hallerine uygunluk göstermektedir.
20 REKABET KURUMU
H.4.4. TFF’nin Düzenleyici Yetkisine İlişkin Görüşler
Savunmalarda yer alan bir diğer iddia, TFF’nin sahip olduğu düzenleyici yetki
çerçevesinde, haber amaçlı görüntü verilmesine ilişkin çıkabilecek uyuşmazlıklarda
tek yetkili kuruluş olduğu ve Rekabet Kurulu tarafından açılmış olan soruşturma ve
alınan tedbir kararının Kurul’un görev alanı dışında kaldığı iddiasıdır.
Soruşturma konusu olayda Teleon tarafından diğer yayın kuruluşlarından
teminat istenmesi Teleon’un bağımsız iradesi ile alınmış bir karardır. Olayda TFF
tarafından herhangi bir müdahalede bulunulmaması, eylemin hukuka uygunluğunun
kanıtı olarak görülemez. Teleon tarafından gerçekleştirilen eylem, haber amaçlı
görüntülerin diğer yayın kuruluşlarına teslim edilmesi koşullarının yayın
sözleşmesinde net olarak belirtilmemiş olması karşısında, bu boşluktan faydalanarak
maç görüntülerinin diğer kanallarca talep edilmesini zorlaştırmayı hedef alan bir
eylemdir.
Dolayısı ile Teleon’un, haber amaçlı görüntülerin diğer yayıncı kuruluşlarca
temin edilmesini fiilen engelleyen söz konusu eylemleri, Kanun kapsamında ihlal
sayılan eylemlerden birini teşkil etmekte ve bu konuda Kurul’un görev alanına ilişkin
yapılan itiraz dayanaksız kalmaktadır.
H.4.5. Yan Sınırlamalar Doktrinine İlişkin Görüşler
Teleon, Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarına ilişkin hukuken
devralmış olduğu tekel hakkı fiilen kendisine geçene kadar ya da başka bir deyişle,
abone sayısı belirli bir düzeye ulaşana kadar, rakip firmaların yasadışı
uygulamalarını engellemeye yönelik eylemlerinin “tali sınırlama” niteliğinde olduğunu
ve bu dönem içinde söz konusu tali sınırlamalara izin verilmesi gerektiğini iddia
etmektedir.
Bir diğer ismiyle yan sınırlama kavramı, rekabet hukukunda birleşme/
devralmaların kontrolünde, ekonomik ve hukuki açıdan yoğunlaşma işlemini
tamamlayıcı nitelikte olan, ancak işlemin amacı ve sonuçları itibarıyla merkezi
öneme sahip olmayan sınırlamaları tanımlamak üzere kullanılmaktadır. Yan
sınırlama kapsamında ele alınan düzenlemelerin, taraflarca kararlaştırılan,
birleşme/devralma işlemi ile doğrudan ilgili, işlemin hayata geçirilmesi için gerekli
olan, kapsamı belirli ve sınırlı ve üçüncü kişileri bağlamayan düzenlemeler olması
gerekmektedir.
Teleon’un rakip kanallara haber amaçlı maç görüntülerini vermeyi reddetme
şeklinde gerçekleşen eylemleri 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
değerlendirilmektedir. Bu eylemlerin, yukarıda verilen tanımdan da anlaşılacağı
üzere, yan sınırlama olarak kabul edilebilmesi ve bu noktadan hareketle eylemlerin
makul görülmesi mümkün değildir.
21 REKABET KURUMU
I - GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
I.1. Yayın Sözleşmesi ve Havuz Sistemi
TFF özel hukuk hükümlerine tabi tüzel bir kişiliktir3. Bu anlamda bu kararda,
kendisine yasayla verilmiş olan ve genel anlamda futbol oyununa -kulüpler, stadlar,
hakemler, maç saatleri, fikstür vb.- ilişkin kural koyucu ve düzenleyici kimliği dışında
yapmış olduğu ekonomik aktiviteleri açısından değerlendirmeye alınmıştır. TFF ve
Teleon arasında yapılan havuz sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin yalnızca
maç yayın haklarına ilişkin olmayıp, ağırlıklı olarak başka piyasaları da
etkileyebilecek ekonomik hükümler içerdiği görülmektedir. Dolayısıyla bu noktada,
öncelikli olarak yayın haklarının devrinin ekonomik yönünün açıklığa kavuşturulması,
hem TFF’nin konumunun hem de sözleşmenin niteliğinin belirlenmesinde önemli bir
kıstas olarak ortaya çıkmaktadır.
Yayın hakları satışı günümüzde spor olaylarının ekonomik yanı ile ilgili olarak
en önemli konuyu teşkil etmektedir. Yayıncılık alanında, kablolu televizyonun
yaygınlaşması, abonelik sistemine dayalı kanalların ortaya çıkması, yakın
zamanlarda paket aboneliklerin ve “izleme başına ödeme” (pay-per-view) sisteminin
uygulamaya geçmesinde yansıyan teknolojik gelişmeler, dijital teknolojinin piyasaya
girişiyle birlikte ivme kazanmıştır.
Bu teknik gelişmeler, yayıncılık alanında çeşitliliğin ve dolayısıyla rekabetin
artmasına, reklam, sponsorluk, abonelik aidatları gibi farklı yollardan finansman
sağlanabilmesi için daha cazip programların yapılması yönünde baskı oluşmasına
yol açmıştır.
Yayın türlerinin ve programların çeşitliliğinin fazla olduğu bir ortamda, önemli
spor olayları ile ilgili programlar; sadık bir izleyici kitlesi kazanmak, yüksek izlenme
oranları sağlamak ve reklam gelirlerini artırmak açısından büyük önem kazanmıştır.
3 Ankara 6. İdare Mahkemesi 24.12.1996, 1996/1558 K. Star Televizyon Hizmetleri A.Ş.’nin, 1996-1997 sezonu
yayın talimatının 5. ve 7/A. maddelerinin iptali istemi ile açmış olduğu davada, TFF’nun genel idarenin dışında
yer alan Kamu Kurumu niteliği bulunmadığı, özel hukuk tüzel kişisi olması nedeniyle idari işlem niteliği
bulunmayan 1996-1997 sezonu Yayın Talimatına karşı açılan davanın çözümünün Adli yargının görev alanına
gireceği cihetle görev yönünden reddine karar vermiştir. Bu karar Danıştayca onanmıştır.Danıştay 10 uncu
Dairesi 1997/2081 Sayılı Kararında;
“Ankara 6. İdare mahkemesince; 2813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonunun kuruluş ve görevleri hakkında
Kanunun 1. Maddesinde Türkiye Futbol Federasyonu’nun bir özel hukuk tüzel kişisi olduğunun belirtildiği, 30.
maddesinde ise bu kanunda belirtilen teşkilatın çalışma usül ve esasları ile kanunun uygulanmasına ilişkin
hususların genel kurulun yapacağı ana statü ve yönetim kurulunun yapacağı statü ve talimatlarla
belirleneceğinin hüküm altına alındığı yasanın bu kuralları karşısında Türkiye Futbol Federasyonu’nun genel
idarenin dışında kalan ve kamu kurumu niteliği taşımayan bir özel hukuk tüzel kişisi olması nedeniyle idari işlem
niteliği bulunmayan 1996-1997 sezonu yayın talimatına karşı açılan davanın çözümünün adli yargının görev
alanına girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacı idare mahkemesince verilen kararın Anayasa’nın 123. ve 125. Maddeleri ile 3813 sayılı Yasanın
amaçlarına aykırı olduğu iddiasıyla temyizen incelenip bozulmasını istemektedir.
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı idari yargılama usulü
kanununun 3622 sayılı yasayla değişik 59. Maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen ve yukarıda özetlenen gerekçelere dayalı olarak …temyiz isteminin reddine ve anılan
kararın onanmasına” karar vermiştir. (Danıştay 10. Daire, 25.07.1997 tarih, E. 1997/972, K. 1997/2081)
Ankara 2. İdare Mahkemesi 1996/1297 E. 1997/622 K. sayılı kararı ile, Prime Prodüksiyon Hizmetleri A.Ş.’nin
İstanbulspor Faaliyetleri A.Ş. ile imzalamış oldukları sözleşmenin onaylanması talebi ile ilgili yaptığı müracaat,
işlemin ticari nitelikte olması ve Federasyonun özel hukuk kişisi olması sebepleri ile görev yönünden
reddedilmiştir.
22 REKABET KURUMU
Bu tür programların, özellikle paralı kanallar için talebi artırdığı ve piyasaya yeni bir
teknoloji sunan yayın kuruluşları için de piyasaya girişi ve piyasada tutunmayı
kolaylaştırdığı kabul görmektedir.
Bazı popüler spor olaylarına ilişkin yayın hakları, kanallar arasında yoğun
rekabetin yaşandığı ihale savaşlarına yol açarak fiyatların çok yüksek seviyelere
fırlamasına neden olmaktadır. Yayın haklarının bedelindeki bu artışla birlikte,
federasyonlar ve kulüpler, vazgeçilemeyecek bir finansman kaynağına sahip
olmuşlardır4.
Futbol, ekonomik hayata etkisi olan, yayıncılık sektörü gibi çeşitli sektörlerde
faaliyet gösteren teşebbüsler açısından önem arz eden bir olaydır. Futbol
müsabakalarından kaynaklanan yayın hakları satışı, sponsorluk sözleşmeleri, reklam
anlaşmaları, bilet satışları vb. konularda çok büyük rakamlar söz konusudur.
Futbolun bu ticari boyutu “Futbol Endüstrisi” olarak adlandırılan yeni bir endüstri
tanımının yapılmasını gerektirmiştir.
Futbol endüstrisinin temel taşı olan spor kulüpleri, yeni doğan ve süratle
gelişen bu endüstri içinde yerlerini sağlamlaştırmak ve işin ekonomik boyutunu
gözönünde bulundurarak yönetimlerini daha profesyonel bir hale getirmek için,
ülkemizde her ne kadar geç başlamış (İstanbulspor, Sakaryaspor gibi) olsa da,
yurtdışında 1980’li yıllardan itibaren şirketleşmektedirler.
Futbolun bu ekonomik yönü, artık şirketleşmeye başlayan kulüpler arasındaki
rekabeti futbol sahalarının dışına, ekonomik hayata taşımıştır. Buna bağlı olarak da,
kulüpler arasında başta taraftar sayısı olmak üzere çeşitli nedenlerle varolan
ekonomik dengesizliklerin futbol sahalarındaki rekabette güç eşitsizliklerine
dönüşmesi kaçınılmaz olmuştur.
Futbol maç görüntülerinin çekicilik derecesinin maçı oynayan kulüplerin
popülerlik derecelerinin bir türevi olması nedeniyle, her maçın görüntülerinin
televizyonlar için aynı değeri taşımaması ve dolayısıyla yayın hakları karşılığında
kulüplere verilen bedellerin aynı olmaması sonucu doğmuştur. Televizyon kuruluşları
doğal olarak kar etme gayesini ön planda tutmuşlar ve dolayısıyla daha fazla
izlenme oranına sahip olacaklarına inandıkları, taraftar sayıları fazla olan futbol
kulüpleri ile büyük paralar karşılığı anlaşma yapmayı göze alırken, taraftar ve
dolayısıyla seyirci sayıları az olan diğer kulüpler için ya düşük meblağlar önermişler
ya da hiç anlaşma teklif etmemeyi yeğlemişlerdir.
Sonuç olarak, kulüpler arasında ekonomik dengesizliğin azaltılmasıyla
sahalardaki rekabetin birbirine daha yakın güçler arasında gerçekleşmesi ve
böylelikle futbolun seyirciler ve yayıncılar gözünde çekiciliğinin artırılması özellikle
uzun yıllar boyunca dünya futbolunun düzenleyici kurumlarını meşgul eden bir konu
olmuştur.
Spor kulüplerinin başlıca gelir kaynaklarını yayın hakları satışından elde
edilen gelirler, sponsorluk sözleşmelerinden elde edilen gelirler ve reklam gelirleri
4 Nitekim, ülkemizde de, Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligine ilişkin yayın hakları satışında yayıncıların yayın
hakları karşılığında ödedikleri toplam bedel 1994/95 futbol sezonunda yalnızca 6,7 milyon ABD Doları iken,
1996-1999 yılları arasındaki 3 sezonda toplam 139 milyon ABD Dolarına, 1999-2000 ve 2000-2001 futbol
sezonlarında ise 350 milyon dolara kadar çıkmıştır.
23 REKABET KURUMU
oluşturmaktadır. Bu gelir kaynakları içinde yayın haklarının payı yayıncılık
sektörünün gelişmesiyle doğru orantılı olarak gitgide büyümektedir. Dolayısıyla
kulüpler arasındaki gelir farklılığının en belirgin olduğu alanı da yayın gelirleri teşkil
etmektedir.
Yurt dışında özellikle Avrupa ülkelerinde, temelde yayın gelirlerinin
paylaşılmasından kaynaklanan bu gelir farklılığının giderilmesi için 1980’li yıllardan
itibaren takımların dahil oldukları organizasyonların maç yayın haklarının toplu
olarak satışı yoluna gidilmiştir. Bu uygulamada, kulüplerin maç yayın haklarının toplu
satışı neticesinde elde edilen gelirler, çeşitli kriterler gözetilerek kulüpler arasında
dağıtılmakta, her kulübün alacağı bir asgari yayın geliri teminat altına alınmaktadır.
Bu anlamda soruşturma konusu olayda; özel hukuk tüzel kişisi olan TFF,
ekonomik nitelik taşıyan faaliyetleri dolayısıyla bir teşebbüs olarak kabul
edilmektedir. Teleon’un ise teşebbüs olduğunda bir şüphe bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, TFF ile Teleon arasında imzalanan sözleşme de, 4054 sayılı Kanun’un
uygulama alanı içerisinde yer almaktadır.
Sözleşmenin konusu, 2. maddede şöyle belirlenmektedir:
- her hafta oynanacak dokuz adet 1. lig maçından 3 maçın naklen yayın hakkı,
- naklen yayınlanmayan diğer 6 maç da dahil olmak üzere 9 lig maçının bant yayın
hakları,
- 1. lig maçlarının tamamına ilişkin özet yayın hakları (haber amaçlı görüntü).
Dolayısıyla, Sözleşmenin konusu, kapsamı, süresi ve gerek Türkiye 1.
Profesyonel Futbol Ligi maç görüntüleri piyasasında gerekse başka piyasalarda
rekabeti kısıtlayıcı etkiler doğurup doğurmayacağı açısından rekabet hukuku
çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.
Daha önce de ifade edildiği gibi, TFF Yönetim Kurulu’nun 1. Profesyonel
Futbol Ligi müsabakalarının televizyondan yayını konusunda 22.4.1996 tarihinde
aldığı karar ile yayın haklarının tek elden ve toplu olarak satışını ifade eden havuz
sistemine geçilmiştir.
Bu karar dahilinde açılan ilk ihaleyi Cine 5 Filmcilik ve Yapımcılık A.Ş.(Cine 5)
kazanmış ve bu kuruluş ile 28.5.1996 tarihinde 3 yıllığına yayın sözleşmesi
imzalanmıştır.
TFF, Cine 5 ile yapmış olduğu sözleşmenin süresinin sona ermesini
müteakiben yaklaşık aynı esaslar dahilinde yeni bir ihale açarak yayın haklarını
28.5.1999 tarihinde iki yıllığına Teleon’a devretmiş ve hak sahibi yayıncı kuruluş ile
soruşturmaya konu olan sözleşmeyi imzalamıştır.
28.5.1996 tarihinde TFF ve Cine5 arasında gerçekleştirilen ilk havuz
sözleşmesinin imzası esnasında, 4054 sayılı Kanun’un yürürlükte olmasına karşın
Rekabet Kurumu'nun henüz faaliyete geçmemiş olması nedeniyle sözleşmenin
rekabet hukuku açısından önceden incelenmesi mümkün olmamıştır. Ancak konu
önce adli yargı önüne götürülmüştür. Rekabet Kurumu'nun faaliyete geçmesinin
ardından da Kuruma konuya ilişkin olarak müracaat yapılmıştır. Söz konusu
müracaatı takiben Kurul, 28.5.1998 tarihinde TFF ile Cine 5 hakkında soruşturma
açmıştır. Ancak Yargıtay Onbirinci Hukuk Dairesi tarafından 8 Haziran 1998
24 REKABET KURUMU
tarihinde 1998/30 E. ve 1998/4204 K. sayı ile onanan İstanbul 6. Asliye Ticaret
Mahkemesi’nin 8 Temmuz 1997 tarih ve 1996/760 E. ve 1997/625 K. no. lu "…. 29
mayıs 1996 tarihli sözleşmenin Anayasadaki basım ve haberalma özgürlüğüne ait
hükümleri ile rekabetin önlenmesi hakkındaki yasa hükümlerine ve B.K.'nun 19 ve
20. maddelerine aykırı hükümleri içermediğinden ve sözleşmenin feshi koşulları
gerçekleşmediğinden fesih talebinin reddine" şeklindeki hükmü ve sözkonusu hüküm
sonrası Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun 22.3.1999 tarihinde vermiş
olduğu “Soruşturma konusu olan sözleşmenin Rekabet Kanunu dahil kanunlara
aykırı olmadığı yolunda kesinleşmiş yargı kararı bulunması, sözleşmeye dayanılarak
hazırlanan protokolün iptali istemiyle açılan davada, yürütmenin durdurulması
isteminin reddedilmesi ve bu yargılamanın halen devam ediyor olması dolayısıyla
davalı idarece anılan sözleşmenin Rekabet Kanunu’na aykırı hükümler taşıdığı
yolundaki saptamalara dayanarak yargı kararlarıyla hukuka uygun bulunan
sözleşmeyi etkisiz kılacak biçimde tedbir kararı verme konusunda yetkisi
bulunmamaktadır. Zira yargılama faaliyetinin amacı uyuşmazlığı gelecek için sona
erdirmektir ve yargılama faaliyeti sonucu verilen kesin hükümle birlikte davanın
yeniden ele alınabilmesi, uyuşmazlıkla ilgili tartışmalara yeniden dönülebilmesi
olanağı ortadan kalkmış olur. Kesin hükmün ilişkin olduğu davadaki uyuşmazlığın
hukuka uygun biçimde çözülmüş olduğu kabul edilmek zorundadır…” hüküm
karşısında, açılan soruşturmada TFF ile Cine 5 arasında imzalanan yayın
sözleşmesine ilişkin olarak bir karar verilememiştir.
Bu noktada TFF ile bu kez Teleon arasında 1999-2001 dönemi yayın
haklarının devredilmesini düzenlemek amacıyla 28.5.1999 tarihinde imzalanan ve bu
soruşturmanın odak noktalarından birini oluşturan Sözleşme’nin taraflarından birinin
değişmiş olması noktasından, Cine 5 ile imzalanan önceki sözleşmeden farklı olduğu
gözönüne alınarak yapılan bir inceleme sonucunda, her iki sözleşmenin esas
itibariyla birbirine çok benzer düzenlemeler getirdiği ve bu bakımdan önceki
sözleşmenin 4054 sayılı Kanun’a uygunluğuna ilişkin yargı kararının bu sözleşme ile
ilgili değerlendirmelerde geçerliliğini tartışılır kılacak herhangi bir gelişme
yaşanmadığı Rekabet Kurulu’nca saptanmış, dolayısıyla 28.5.1999 tarihli
Sözleşme’nin 4054 sayılı Kanun’a aykırılık içermediği yargısına ulaşılmıştır.
I.2. Teleon’un Haber Amaçlı Görüntü Satın Alınmasını Güçleştirmesi
Soruşturma Raporu’nda yer alan tespitlere göre, Teleon, maçların oynandığı
gün bu maçlara ait haber amaçlı görüntüleri aynı gün yayınlamak isteyen diğer
televizyon kanallarından yayın sözleşmesinde düzenlenen şartlara ek olarak bir de
2 milyon ABD Doları tutarında teminat mektubu talep etmektedir. Bu mektubun
nakde çevrilme koşullarına netlik getirilmemesi ise verecekleri teminat mektubunun
keyfi olarak nakde çevrilebileceği ve 2 milyon ABD Dolarına el konulabileceği
endişesini taşıyan diğer (Star TV'ye rakip) kanalların, maç günü yayınlanmak üzere
haber amaçlı görüntü talebinde bulunmalarını neredeyse olanaksız hale getirmiştir.
Teleon’un bu eylemleri sonucunda bazı yayın kuruluşlarının 1999-2000
sezonuna kadar yayınlamış oldukları spor programlarını yayından kaldırmak zorunda
kaldıkları göz önüne alındığında, Teleon’un teminat koşulunu, açık televizyon
yayıncılığı alanında kendi grubunun temsilcisi olan Star TV’ye rakip kanalları futbol
ağırlıklı programlar konusunda dezavantajlı kılmak ve böylelikle Star TV’nin reklam
25 REKABET KURUMU
pastasından daha büyük pay almasını sağlamak amacıyla ileri sürdüğü, bu suretle
haber amaçlı görüntüleri yayınlamak isteyen diğer yayıncılar için rekabet koşullarını
ağırlaştırdığı kanaati oluşmuştur.
Bu durum karşısında, haber amaçlı görüntülerin bedelinin peşin olarak talep
edilmesine karşın Teleon’un görüntü satışında, diğer yayıncılar tarafından teminat
koşullarında netlik olmaması nedeniyle kabul edilmeyeceği önceden bilinebilecek
satış koşulları ileri sürmesinin, adı geçen teşebbüsün Türkiye 1. Profesyonel Futbol
Ligi karşılaşmalarının banda kaydedilmiş görüntüleri piyasasında elde ettiği hakim
durumunu açık televizyon yayınları piyasasında kötüye kullanması halini teşkil ettiği
ve söz konusu eyleminin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir ihlal
olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
I.3. Teleon Abonelik Satışında Telsim GSM Abonelerine Tanınan Ayrıcalıklar
Soruşturma Heyeti tarafından yapılan incelemelerden, Teleon’un 1999 yılı
Haziran ayı sonunda çeşitli alıcı gruplarına farklı fiyat uygulanmasını öngören
abonelik fiyat tarifesi ilan ettiği ve yukarıda H.2.5. numaralı bölümde yer verilen bu
tarifeyi yetkili satıcılar aracılığı ile uyguladığı anlaşılmaktadır.
Abonelik koşullarını gösterir tablonun incelenmesinde, mevcut ve sonradan
katılabilecek Telsim abonelerine Teleon aboneliğinde indirimli fiyatlar uygulandığı ve
bu uygulama neticesinde bir yandan şifreli yayın, diğer yandan da GSM operatörlüğü
piyasalarında özendirici bir satış stratejisinin yani promosyonun hedeflendiği
görülmektedir.
Başka bir ifadeyle, maç yayınlarını izlemek isteyen potansiyel GSM alıcıları
Telsim abonesi olmaları durumunda Teleon’a daha ucuz abone olabilecekleri
vaadiyle, Telsim abonesi olmaya teşvik edilmektedir.
Abonelik koşulları incelendiğinde, Telsim’in mevcut abonelerine sağlanan
indirimlerin Uzan veya Rumeli adıyla tanınan grubun bir başka hizmetinin daha satın
alınması sırasında bir tür bağlılık ödülü olarak işlev gördüğü, dolayısıyla bu indirimli
fiyat politikasının GSM hizmetleri pazarında herhangi bir etkisinin söz konusu
olmadığı anlaşılmaktadır.
Söz konusu tarifelerin Telsim’e yeni katılacak aboneler bakımından
değerlendirmesi ise, eylemin rekabet hukuku literatüründe yer alan ve sözleşme
şartları veya başka uygulamalar aracılığı ile bir ürünün temininin başka bir ürünün de
temini şartına bağlanması olarak tanımlanabilen bağlama (tie-in) uygulamalarına
uygunluk gösterip göstermediği açısından yapılmıştır.
Bağlama uygulamalarında, alıcı tarafından esas olarak talep edilen birinci
ürüne “bağlayıcı ya da bağlayan ürün”, bu ürünle birlikte alımı istenen ikinci ürüne
ise “bağlanan ya da bağlı ürün” adı verilmektedir.
Bağlama uygulamalarının Kanun’un 6. madde altında hakim durumun kötüye
kullanılması olarak ele alınabilmesi için öncelikle, davranışı gerçekleştiren
teşebbüsün hakim durumda olup olmadığının, bunun yanısıra, bağlayan ve bağlanan
ürünlerin tek bir ürün oluşturup oluşturmadığının (başka bir ifade ile birbirinden
bağımsız ürünlerin söz konusu olup olmadığının) ortaya konulması, uygulamada da
alıcıların bir ürünü satın almaya zorlanıp zorlanmadığının ve bu zorlamanın ilgili
26 REKABET KURUMU
piyasada rekabeti o piyasadaki, kendisiyle ekonomik birlik içinde olan ya da olmayan
bir aktör lehine bozup bozmadığının tespiti gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde Teleon’un, satış koşulları aracılığı ile Teleon
aboneliği ile Telsim aboneliği arasında kurduğu ilişkinin Kanun’un 6. madde ile
yasaklanan bağlama uygulaması olup olmadığının değerlendirilmesine ilişkin olarak
öncelikle, dosya konusu olayda birbirinden bağımsız iki ürünün var olduğu ve
Teleon’un bağlayan ürün olan futbol maçları yayınları konusunda hakim
durumda bulunduğu açıktır. Ancak bu tespitler ile beraber, 6. madde çerçevesinde
yasaklanan bir durumdan bahsedilebilmesi için ayrıca;
- Teleon aboneliği için Telsim aboneliğinin zorunlu tutulup tutulmadığının; zorunlu
tutulmasa bile, yalnızca Teleon abonesi olmak isteyenlere ileri sürülen şartlar ile her
iki ürüne abone olmak isteyenlere ileri sürülen şartlar arası farklılığının, müşterileri
her iki ürün aboneliğini birlikte temin etmeye yöneltebilecek nitelikte olup
olmadığının,
- Bu uygulama sonucunda GSM hizmetleri pazarında rekabetin bozulup
bozulmadığının,
ve ayrıca
- Turkcell aboneliğini iptal ettirerek Teleon abonesi olmak isteyenlere farklı koşullar
uygulanıp uygulanmadığının
incelenmesi gerekmektedir.
Daha önceki bölümlerde de yer verildiği üzere, Turkcell aboneliğinin iptali gibi
bir koşulun hiçbir surette herhangi bir abonelik paketi içerisinde yer almadığı, ayrıca
söz konusu paketlerde Teleon abonesi olmak için Telsim abonesi olma şartı
getirilmediği, alıcıların ürünlere tek tek veya birlikte sahip olabilmelerine olanak
sağlayan tarifeler oluşturulduğu görülmüştür.
Bu anlamda sözü edilen abonelik koşullarının, bir rekabeti kısıtlama
girişiminden çok, farklı müşteri gruplarına yönelik bir pazarlama stratejisi olduğu ve
alıcılara yönelik bir zorlama olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Uygulamanın etkisine bakıldığında da, GSM hizmetleri pazarında rekabetin
bu anlamda sınırlandığı tespit edilmemiştir. Kararın H.2.5. numaralı “Teleon Abonelik
Koşulları” bölümünde yer verilen abonelik rakamları da bu durumu destekler
niteliktedir.
Sonuç olarak, Teleon tarafından, ilan ettiği abonelik fiyat tarifesi uyarınca,
mevcut ve yeni Telsim abonelerine Teleon aboneliği satışında daha elverişli ve ucuz
koşullar sağlanmasının, GSM hizmetleri piyasasında rekabet koşullarını bozucu
etkiler doğurması ihtimalinin olmadığı ve fiilen de bu etkileri doğurmadığı, dolayısıyla
söz konusu uygulamanın Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir kötüye kullanma hali
olarak kabul edilemeyeceği kanaatine ulaşılmaktadır.
27 REKABET KURUMU
İ- SONUÇ
A) TFF ile Teleon arasında 28.5.1999 tarihinde imzalanan Türkiye 1. Profesyonel
Futbol Ligi maçlarının yayın haklarının devrine ilişkin sözleşmenin 4054 sayılı
Kanun’un uygulama alanında olduğuna ve TFF’nin yine aynı kanun kapsamında
teşebbüs olduğuna OYÇOKLUĞU ile,
Konuya ilişkin adli yargı ve emsal Yargıtay kararları da gözönüne alınarak,
ilgili sözleşmenin 4054 sayılı Kanun’a aykırı hükümler içermediğine OYÇOKLUĞU
ile,
B) Teleon’un haber amaçlı görüntü satışına ilişkin ağırlaştırıcı koşullar ileri sürerek
diğer kanalları görüntü alamaz duruma getirmesinin, 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi kapsamında bir ihlal oluşturduğuna OYBİRLİĞİ ile,
Söz konusu ihlal nedeniyle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrası
gereğince Teleon’un 1999 mali yılı içinde oluşan yıllık gayrisafi gelirinin göz önüne
alınmasıyla 1.334.678.811.000 TL olarak takdir edilen idari para cezası ile
cezalandırılmasına OYÇOKLUĞU ile,
C) Teleon’un abonelik satışında, Telsim GSM abonelerine tanıdığı haklar
bakımından, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal etmediğine OYBİRLİĞİ ile,
D) Teleon’un Rekabet Kurulu’nun almış olduğu 21.9.1999 tarih ve 99-99-43/450-283
sayılı Tedbir Kararı’na, kararın tebliğ tarihi olan 24.9.1999 ile yayın hakkı devir
sözleşmesinin TFF tarafından fesih tarihi olan 4.1.2001 arasında uymamasından
dolayı, 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesinin (a) bendi uyarınca, 1999 yılındaki 98
gün için günlük 400.000.000 TL üzerinden 39.200.000.000 TL, 2000 yılındaki 366
gün için günlük 608.400.000 TL üzerinden 222.674.400.000 TL ve 2001 yılındaki 3
gün için günlük 949.104.000 TL üzerinden 2.847.312.000 TL olmak üzere toplam
264.721.712.000 TL süreli para cezası ile cezalandırılmasına OYBİRLİĞİ ile,
Danıştay yolu açık olmak üzere 6.2.2001 tarihinde karar verilmiştir.
9.2.2001 Gün ve 01-07/62-19 Sayılı Karar’a
KARŞI OY GEREKÇESİ
SR/00-10 sayılı dosya çerçevesinde sürdürülen soruşturmanın 1.bölümünü
oluşturan, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile Teleon Reklamcılık ve Filmcilik
Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Teleon) arasında 28.5.1999 tarihinde imzalanan ve 1.Türkiye
Profesyonel Futbol Ligi’nin yayın haklarının 1999-2000 ve 2000-2001 sezonları için
Teleon’a devrini öngören Yayın Hakları Devir Sözleşmesi’nin işlerlik kazandırdığı
“havuz sistemi”nin bir rekabet ihlaline yol açıp açmadığı konusu Kurul’ca karara
bağlanırken çoğunluk tarafından benimsenen görüş, TFF’nin anılan sistem içinde
kulüpler adına yayın haklarını kollektif olarak yani tek elden satarken bir pazarlama
işlemi yaptığı ve dolayısıyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 3.
maddesinde yer verilen “teşebbüs” tanımına girdiği, buna bağlı olarak da Yayın
Hakları Devir Sözleşmesi’nin iki teşebbüs arasında basit bir ticari işlem olarak ele
alınmasının gerektiği ve 4054 sayılı Kanun’un kapsamına girdiği olmuştur.
28 REKABET KURUMU
Oysa, Soruşturma Raporu’nda ayrıntılı biçimde açıklandığı gibi,
1. TFF, 3813 sayılı “Türkiye Futbol Federasyonu’nun Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun”la (14.4.2000 gün ve 4563 sayılı “Türkiye Futbol Federasyonu’nun
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da Değişiklik yapılmasına Dair Kanun’la
değişik) kurulmuş, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip ve özerk olarak
kurulmuştur.
2. Sözkonusu 3813 Sayılı Kanun’un 2. Madde’sinde TFF’nin görevleri
(a) Futbol faaliyetlerini yürütmek, futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını
sağlamak, bu konularda her türlü düzenlemeyi yapmak, kararlar almak ve
uygulamak.
(b) Milli ve Milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulanamasını sağlamak
ve Türkiye’yi futbol ile ilgili konularda yurt dışında temsil etmek.
(c) Yurt içi ve yurt dışı futbol faaliyetleri ile milli müsabakalar için plan, program ve
benzeri her türlü düzenlemeyi yapmak ve başarılı sonuç sağlanması için gerekli
tedbirleri almak
olarak tanımlanmıştır.
Ayrıca, sözkonusu Kanun’un 29.Madde’sine göre “Futbol müsabakalarının
televizyon ve radyodan yayınlanmasının düzenlenmesi ve programlanmasına
Federasyon yetkilidir. Kulüplerin bu konuda yayın kuruluşuları ile yapacakları
sözleşmeler Federasyonun gözetim, denetim ve onayına tabidir.” (14.4.2000 tarih ve
4563 sayılı yasa ile değişik şekli) 3813 sayılı Kanun’nun görevlerini belirleyen
10.Madde’sinin (j) bendinde, “Futbol ile ilgili televizyon, radyo, basılı eser yayınları
ile her türlü reklam konusunda ticari ve mali hakları düzenlemek ve denetlemek”
biçiminde bir görev tanımı yer almaktadır.
3. Yukarıda derlenen tanımlamalar, TFF’nin yasa ile Türk futbolunun yararlarının
gerekli kıldığı her konuda düzenleme yapma, yani sektördeki işleyişi belirleyici
kuralları kamu adına koyma yetkisine sahip bir düzenleyici kuruluş olarak
oluşturulduğunu açıkca ortaya koymaktadır. Esasen çalışma amacı ve işlevi ticaret
olmayan (yani bir KİT niteliği taşımayan) bir tüzel kişinin kanunla kurulması da ancak
TFF’nin böyle bir kamusal işlevi yerine getirmek üzere kurulmuş olması halinde
anlam kazanmaktadır.
4. Olayımızda TFF, 1997-1998 ve 1998-1999 sezonunda da olduğu gibi,
1.Profesyonel Futbol Ligi Kulüplerinden (en azından önemli bir çoğunluğundan)
gelen, maç yayın haklarının tek elden ve federasyon aracılığıyla satılması talebini,
soruşturma raporunda da yer verilen gerekçelerle, Türk futbolunun çıkarlarına en
uygun çözüm olarak değerlendirmiş ve sisteme karşı olan büyük kulüpleri de
yasanın kendisine verdiği yetkileri kullanma olanağını hatırlatarak ikna ettikten sonra
“tek elden devir-tek yayıncı” formülünü gerçekleştirecek ihaleye çıkmıştır. Bu işlemin
bir elektrik dağıtımı özelleştirmesinde çeşitli seçenekler arasında kamusal yetki
kullanarak hakkın bir münhasır dağıtıcıya verilmesine karar veren ve buna göre
ihaleye çıkan bir regulasyon kuruluşunun yaptığı işlemden bir farkı yoktur. Başka bir
deyişle TFF havuz sistemini benimser ve yürürlüğe koyarken tamamen kuruluş
yasasının öngördüğü gibi bir düzenleyici kuruluş olarak davranmıştır. Bu durumda
da TFF’nin bu devirden yine 38/3 sayılı yasada gelir kalemleri arasında sayılan
29 REKABET KURUMU
yüzde payı alması (bu noktada çeşitli düzenleyici kuruluşların, en başta da Rekabet
Kurulu’nun kuruluş yasalarındaki gelirleriyle ilgili düzenlemeleri hatırlamak ve
benzerlikler görmek zor değildir) gerekçesiyle ne TFF’nin teşebbüs olduğuna ne de
bir teşebbüs davranışında bulunduğuna hükmetmek yerinde değildir.
Yukarıda özetle açıklanmasına çalışılan görüşlerimiz nedeniyle başlıkta
anılan Kurul Kararı’nın 1. bölümüne katılma olanağı bulamadık.
Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU Kubilay ATASAYAR Murat GENCER
Başkan Kurul Üyesi Kurul Üyesi
9.2.2001 Gün ve 01-07/62-19 Sayılı Karar’a
KARŞI OY GEREKÇESİ
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile ilgili karara ekli karşı oy açıklamasında
müştereken belirttiğimiz gerekçelere ilave olarak;
Rekabet Kurulu’nun daha önceki uygulamaları ile uyumlu olması bakımından,
cezaya esas alınacak cironun 1999 değil 1998 yılına ait ciro olması gerektiği görüşü
ile kararın B-2 maddesine de katılmıyorum.
Kubilay ATASAYAR
Kurul Üyesi
KARŞI OY GEREKÇESİ
Teleon Reklamcılık ve Filimcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında yürütülen
soruşturma sonucu alınan 14.09.1999 tarih ve 99-42/447-281 sayılı ve Teleon ile
Türkiye Futbol Federasyonu arasında 1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarının yayın
hakkının devrine ilişkin sözleşmenin 4054 sayılı Kanun'a aykırı hükümler
içermediğine dair 06.02.2001 tarih ve 01-07/62-19 sayılı Kurul kararını 2.maddesine
aşağıda belirttiğim nedenlerle katılamamış bulunmaktayım.
1- Kurul , TFF ile Teleon arasında imzalanan Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi
maçlarının yayın hakkının devrine ilişkin sözleşmenin rekabet ihlali içermesi
durumunda 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunduğuna ve TFF'nin aynı Kanun
kapsamında teşebbüs olduğuna karar vermiştir.
Olayda rekabet ihlali oluşturabilecek ilk husus , ayrı ayrı teşebbüsler olan
spor kulüpleri ile TFF'nin maç görüntülerini tek elden pazarlamalarıdır.
3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında
Kanun'un (o zaman geçerli olan) 29. Maddesi "Futbol müsabakalarının televizyon ve
radyodan yayınlanmasının düzenlenmesi ve proglamlanmasına Federasyon
yetkilidir.Kulüplerin bu konuda yayın kuruluşları ile yapacakları sözleşmeler
Federasyonun gözetim, denetim ve onayına tabidir." hükmünde olup , bu hükme ve
bu konudaki mahkeme kararına dayanarak , yayın hakkının devri tek elden
30 REKABET KURUMU
yapılmakta ve bu düzenleme bir Kanun'a dayandığı için rekabet ihlali
oluşmamaktadır.
TFF'nun bu olayla ilgili olarak 4054 sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı
husus "tek elden pazarlama" eylemidir.
TFF, Kanun'dan aldığı yayın haklarını tek elden pazarlama yetkisini
kullanırken;
- Şartname hükümlerini belirlemeye yönelik olarak teşebbüs birliği kararı alırken ,
- İhale sonucu sözleşme düzenlerken ,
4054 sayılı Kanun hükümlerine uymak zorundadır.
TFF'nin Kanunla kendisine verilen tek elden pazarlama hakkının , bu hakkı
dilediği gibi (yani 4054 sayılı Kanunda yasaklanan eylemlere yer verecek şekilde)
kullanma hakkını içermediği muhakkaktır. Aksi , kanun tekniği bakımından , ancak
TFF.'nin yayın haklarının devrine ilişkin eylemlerine 4054 sayılı Kanun'un
uygulanmayacağına dair bir Kanun hükmü ile mümkündür.
Bu bakımdan ,
- Yayın haklarının tek elden devri , Kanunla düzenlenmesi nedeniyle rekabet ihlali
oluşturmazken ,
- Yayın haklarının devrine ilişkin şartname hükümlerinin belirlenmesine dair karar ve
ihale sonucu düzenlenen sözleşme , rekabet ihlali içermekteyse , aksine bir kanuni
düzenleme olmadığı için , 4054 sayılı Kanun kapsamında olacaktır.
Yayın sözleşmesinde , rekabeti kısıtlayan hükümler olduğu taktirde Kanun'un
5. maddesine göre değerlendirilip , sözleşmenin Kanun'un 4. maddesi hükümlerinin
uygulanmasından muaf tutulabileceği, muafiyet alamayacak olan hükümlerin ise
değiştirilmesi gerekeceği tabiidir.
TFF ile Teleon arasında düzenlenen yayın sözleşmesi rekabet kısıtlamaları
içermekte ve bu nedenle muafiyet değerlendirmesi yapılması gerekmektedir.
TFF ile Teleon arasında düzenlenen yayın sözleşmesinin 4054 sayılı
Kanun'un 4. Maddesine aykırı hükümlerinden bazıları aşağıda belirtilmiştir.
1- Yayın sözleşmesi ile 1.Futbol Ligi maçlarının yayın piyasasında iki yıl için tekel
hakkı yaratılmıştır.Tekel hakkı yaratan bir sözleşme 4. maddeye aykırıdır.
2- Diğer yayın kuruluşlarına , maç görüntüleri dışında stadyumdaki haber amaçlı
görüntüleri alma yasağı getirilerek , rekabet kısıtlanmıştır.
3- Yayın hakkını alan kuruluşa kısıtlamalar getirilmiştir.
Örneğin , yayın hakkını alarak bu hakkın sahibi olduğu halde bu hakkın yurt
içinde ve yurt dışında tamamen veya kısmen devri yasaklanmıştır.
Haber amaçlı görüntülerin satış fiyatı (dakikası 2000 dolar) sözleşme ile
belirlenerek fiyat anlaşması yapılmış ve ayrıca ekonomik gücü az olan kanallar
aleyhine rekabet sınırlandırılmıştır.
Bu örnekleri artırmak mümkündür. Sonuç olarak mevcut sözleşme Türkiye 1.
Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının "canlı yayın" ve "banda kaydedilmiş
31 REKABET KURUMU
görüntülerinin yayını" piyasalarını etkilemektedir ve bu piyasalarda rekabeti kısıtlar
nitelikte olduğu açıktır.
Durum böyle iken , Yargıtayın TFF ile Cine 5 arasında düzenlenen
sözleşmesine dair kararının TFF ile Teleon arasındaki sözleşmeye tatbikine
zorunluluk olmadığını düşünmekteyim.
Sonuç olarak , TFF ile teleon arasındaki maç yayın sözleşmesinde 4054 sayılı
Kanun'a aykırı hükümler bulunduğu ve bu nedenle aynı Kanun'un öngördüğü
işlemlerin yapılması gerektiği kanaatinde olduğum için Kurul'un "ilgili sözleşmenin
4054 sayılı Kanun'a aykırı hükümler içermediği"ne dair kararına katılmam mümkün
olamamıştır.
Nejdet KARACEHENNEM
Kurul Üyesi
REKABET KURUMU BAŞKANLIĞI'NA
(Muhalefet Şerhi)
KARAR TARİHİ ve NO : 06.02.2001 tarih ve 01-07/ 62-19 sayı K.
MUHALEFET EDEN ÜYE : Mehmet Zeki UZUN
MUHALEFETİN KONUSU : Türkiye Futbol Federasyonu ile Teleon Reklamcılık ve
Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında, 28.05.1999 tarihinde imzalanan Türkiye 1.
Profesyonel Futbol Ligi maçlarının yayın haklarının devrine ilişkin sözleşmenin,
konuya ilişkin emsal Yargıtay kararları da gözönüne alınarak, 4054 Sayılı Kanun'a
aykırı hükümler içermediğine dair, Rekabet Kurulu'nun Mezkur tarih ve sayılı
Kararına karşı muhalefet nedenlerimizin sunulmasıdır.
MUHALEFET NEDENLERİ:
1. 06.02.2001 tarihli Rekabet Kurulu toplantısında, Türkiye Futbol Federasyonu ile
Teleon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında 28.05.1999 tarihinde
imzalanan, Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarının yayın haklarının devrine
ilişkin sözleşmenin,
4054 Sayılı Kanun'un uygulama alanında olduğuna ve TFF'nin yine aynı
Kanun kapsamında bir teşebbüs olduğuna karar verilmiştir.
4054 Sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını
taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası
anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin
hukuka aykırı olduğunu, hükme bağlamıştır. Aynı Kanun'un 10 uncu maddesi ise 4
üncü madde kapsamına giren anlaşma, uyumlu eylem ve kararların yapıldıkları
tarihten itibaren bir ay içinde Kurul'a bildirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
2. İlgili yayın sözleşmesi; Türkiye Profesyonel 1. Futbol Ligi karşılaşmalarına dair
yayın haklarının, kollektif bir şekilde sadece tek bir yayın kuruluşuna 2 yıl süre ile
devri, yayın hakkı çeşitlerinin tümünün birden, aynı ihale kapsamında tek bir yayın
32 REKABET KURUMU
kuruluşuna devredilmesi, yayın hakkını alan kuruluşun sahip olduğu bu hakkı, yurt
içinde ve yurt dışında tamamen veya kısmen devrinin yasaklanması,
Yayıncının maçlardan aldığı görüntüleri başkalarına satışı ile ilgili 2000
dolarlık bir azami fıyat belirlenrrıesi, diğer yayın kuruluşlarına verilecek haber amaçlı
görüntülerin 3 dakika ile sınırlandırılması gibi rekabete aykırı olduğu ileri
sürülebilecek hükümleri içermektedir.
Bu anlamda bir önceki dönemde CINE 5 ile TFF arasında yapılan sözleşme
hakkında Yargıtayca verilen kararın, sözleşmenin tarafmın değiştiği, aynı nitelikte bir
sözleşme olmadığı ve aradan geçen sürede göz önüne alındığında emsal karar
alarak değerlendirilmemesi gerektiği düşünülmektedir.
3. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesi, 4. cü madde
kapsmına giren anlaşma, uyumlu eylem ve kararlann yapıldıkları tarihten itibaren 1
ay içinde Kurul'a bildirilmesi gerektiği, amir hükmünü taşımaktadır.
SONUÇ: Yukarıda arz ve izah edildiği üzere;
1. Türkiye Futbol Federasyonu ile Teleon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret
A.Ş. arasında 28.05.1999 tarihinde imzalanan Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi
maçlarının yayın haklarının devrine ilişkin sözleşmenin 4054 Sayılı Kanun' a aykırı
hükümler içerdiği,
2. 4054 Sayılı Kanun'a aykırılıklar içeren sözleşmenin Kurul'a bildirilmesi gerektiği,
düşünce ve kanaatinde olduğumdan, çoğunluğun görüşüne iştirak etmediğimi ve
muhalefetimi bildiririm.
Mehmet Zeki UZUN
Rekabet Kurulu Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy