Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2011-2-214 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 11-52/1318-469
Karar Tarihi : 13.10.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Reşit GÜRPINAR, 10
Prof. Dr. Metin TOPRAK
B. RAPORTÖRLER : Hakan Suat ÖLMEZ, Can SARIÇİÇEK
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Sinema Meslek Birlikleri Güç Birliği
Ahmetbey Plaza No:10 K:5-6-7-8 Pangaltı Şişli/İstanbul
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA
YAPILAN : - Televizyon Yayıncıları
E. DOSYA KONUSU: Televizyon yayıncılarının mevcut hâkim durumlarını eser 20
sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin telif haklarını tek taraflı sözleşmelerle
ortadan kaldırarak kötüye kullandıkları iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK)’nun 42. maddesine dayanarak
kurulan Sinema Oyuncuları Meslek Birliği (BİROY), BSB Sinema Eseri Sahipleri
Meslek Birliği (BSB), Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB), Sinema Eseri
Sahipleri Meslek Birliği (SİNEBİR), Sinema ve Televizyon Eseri Sahipleri Meslek
Birliği (SETEM), Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM), Sinema
Eseri Yapımcıları Meslek Birliği (SEYAP) ve Televizyon ve Sinema Filmi
Yapımcıları Meslek Birliği (TESİYAP)’nin eser sahipleri (senaryo yazarları ve 30
yönetmenler) ve bağlantılı hak sahipleri (yapımcılar ve oyuncular) tarafından
oluşturulan meslek örgütleri olduğu,
Adı geçen örgütlerin Kültür Bakanlığının onayı ile “Güç Birliği” adı altında bir
protokol imzalayarak birlikte hareket etme kararı aldığı,
Bu kapsamda hedeflerinin çoğaltma, yayma, işleme, radyo, televizyon vb.
yayınlardan doğan umuma iletim hakkı kapsamında ortaya çıkan ve FSEK
kaynaklı telif haklarının takibi, tahsili ve üyelere dağıtımı olduğu,
Uygulamada televizyon yayıncılarının başta diziler olmak üzere sinema
eserlerinin tamamının mülkiyetini FSEK’teki devir şartına uygun olarak ve fakat
yasayı dolanarak, ticaret hukuku yöntemleri ile kendi üzerlerine aldıkları ve asıl 40
eser sahiplerini telif haklarından ömür boyu mahrum bıraktıkları,
Televizyon yayıncılarının uygulamada yapımcıları taşeron (alt-işveren) gibi
kullandıkları, fakat yapımcıların 4857 sayılı İş Kanunu anlamında alt-işveren
11-52/1318-469
2
olarak değerlendirilmemeleri için yasayı da “kaset teslimi” anlaşmalar yaparak
dolandıkları, bu şekilde diziyi de ticaret hukuku çerçevesinde ürün alımı (kaset
teslimi-dizinin alımı) tarzında satın aldıkları,
Öte yandan yayıncıların, yapımcılarla yaptıkları bu sözleşmelerle aldıkları ürünün
(dizinin) tüm risklerini ve sorumluluğunu yapımcıya yükledikleri,
Ayrıca yayıncıların, söz konusu sözleşmelerle dizinin bitmiş olmasını ve tüm
haklarının tüm eser sahiplerinden süresiz ve sınırsız olarak devralınmış şekilde 50
kendilerine devredilmesini istedikleri,
Bu şekilde aslında televizyon yayıncılarının bir dizinin bir kereye mahsus yayını
için ödedikleri para karşılığında dizinin tüm telif hakkı sahiplerinin haklarını gasp
ederek sınırsız ve süresiz olarak devraldıkları,
Başta eser sahibi meslek birliklerinin kuruluşlarından bu güne kadar telif hakkı
sahibi üyelerin televizyon ve diğer mecralarındaki yayınlarından hiçbir şekilde telif
toplayamadıkları,
Anlaşmaların doğası nedeniyle, olası hak takiplerinde tek muhatabın yine
yapımcılar olarak kaldığı ve yayıncılara telif talebi nedeniyle dava ve takip yoluyla
gidilemediği, 60
Ancak, tek taraflı ve tüm hakları devreden söz konusu sözleşme metinlerinin
televizyon yayıncıları tarafından hazırlandığı ve dayatıldığı,
Yayıncıların söz konusu sözleşme sistemine direnen yapımcılarla iş yapmadığı,
meslek birliği üyesi oyuncuların haklarını devretmedikleri takdirde dizi projelerinde
rol alamadığı, tüm haklarını devretmeyen senarist ve yönetmenlerin de yayıncılar
tarafından dizi projelerinin dışına itildiği,
Yayıncıların hâkim durumlarını, ekonomik ve teşkilat yapılarından kaynaklanan
güçlerini kullanarak oyuncuların ve diğer telif hakkı sahiplerinin telif haklarını fiili
uygulama yoluyla süresiz ve sınırsız devraldıkları,
Bu durumun FSEK’in lafzına ve ruhuna aykırı bir durum olduğu ve rekabeti 70
ortadan kaldırdığı
iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 02.05.2011 tarih ve 3335 sayı ile intikal
eden başvuru üzerine düzenlenen 23.05.2011 tarih ve 2011-2-214/İİ-11-196.HSÖ
sayılı İlk İnceleme Raporu, 02.06.2011 tarihli Kurul toplantısında görüşülerek, 11-
33/706-M sayı ile önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
İlgili karar uyarınca yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 03.10.2011 tarih ve
2011-2-214/ÖA-11-196.HSÖ sayılı Önaraştırma Raporu, 07.10.2011 tarih ve
REK.0.16.00.00-110.02.02/568 sayılı Başkanlık Önergesi ile 11-52 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır. 80
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; başvuru konusu iddialar hakkında,
4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığı
görüşüne yer verilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Dosya kapsamındaki başvurunun konusunu özetle, televizyon yayıncılarının sinema
ve dizi gibi eserler üzerinde FSEK’ten kaynaklanan hak sahiplerinin telif haklarını
11-52/1318-469
3
süresiz ve sınırsız şekilde devralarak FSEK düzenlemelerini dolandığı ve Kanun’dan
doğan hakların talep edilmesi imkânını ortadan kaldırdığı iddiaları oluşturmaktadır. Bu
çerçevede FSEK çerçevesindeki düzenlemelere aşağıda yer verilmiştir.
I.1. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 90
5846 sayılı FSEK’in 5. maddesine göre, “Sinema eserleri, her nevi bedii, ilmi, öğretici
veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema
filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya
benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler
dizisidir”. Televizyon dizilerinin de Kanun’un ilgili maddesi çerçevesinde
nitelendirilmesi mümkündür. Aynı Kanun'un 8. maddesine göre “Bir eserin sahibi onu
meydana getirendir”. FSEK kapsamında radyo ve televizyon kuruluşları komşu hak
sahibi olarak nitelendirilmektedir.
Eser sahibinin manevi hakları, Kanun’un 14-16. maddelerinde “umuma arz salahiyeti,
adın belirtilmesi salahiyeti, eserde değişiklik yapılmasını men etme salahiyeti” olarak 100
belirtilmiştir. FSEK’in 20 ila 25. maddelerinde belirtildiği üzere, (a) işleme hakkı (md.
21), (b) çoğaltma hakkı (md. 22), (c) yayma hakkı (md. 23), (d) temsil hakkı (md. 24),
(e) işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı
(md.25), münhasıran eser sahibine ait olan mali haklardır.
FSEK’in 42. maddesi ile eser sahibinin ve komşu hak sahiplerinin haklarını korumak
amacıyla meslek birlikleri kurulması öngörülmüştür.
Genel olarak meslek birliklerinin amacı, FSEK’in 52. maddesine uygun biçimde
düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahiplerinden mali hakları kullanma hak ve
yetkilerini devralarak, Kanun’un 10. maddesine göre ilim-edebiyat eserlerinin ortak
çıkarlarını korumak ve FSEK ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak 110
ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamaktır.
I.2. Değerlendirme
Dosya konusu başvurunun temelinde, televizyon yayıncılarının sinema ve dizi film
gibi eserler üzerinde FSEK’ten doğan hakların talep edilmesini önleyici sözleşmeler
kullandıkları ve Kanun’da yer alan düzenlemeleri dolandıkları iddiası yer almaktadır.
Bu uygulama çerçevesinde televizyon yayıncılarının, Kanun’daki ve ilgili Kanun’la
ilişkili diğer mevzuattaki düzenlemelere aykırı şekilde belirli ücretler ödemek suretiyle
eserlerin yayın haklarını satın almak yerine, eserleri birer ticari mal gibi satın aldıkları
anlaşılmaktadır. Bu nedenle ilgili mevzuat kapsamında hak sahibi olan tarafların,
haklarını ileri sürmeleri engellenmiş olmaktadır. 120
Başvuru konusu bu uygulamaların kanuna karşı hile olarak nitelendirildiği
görülmektedir. Esasen kanuna karşı hile, hukuk düzeninin yasakladığı hukuki veya
ekonomik bir sonucu elde etmek için hukuk düzeninin geçerli kabul ettiği işlemlerin
yapılmasıdır. Mevcut dosyada da FSEK kapsamında korunan eserler üzerinde hak
sahibi olmak amacıyla Türk Ticaret Kanunu kapsamında nitelendirilebilecek ticari bir
işlem gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Kanuna karşı hileye bağlanan müeyyide, doktrindeki baskın görüşe göre, dolanlı
olarak yapılan ve kanun tarafından yasaklanan işlemin tabi olduğu müeyyidedir. Bir
eserin, eser sahibinin veya komşu hak sahibinin rızası alınmaksızın yayınlanması,
FSEK’in 72. maddesi uyarınca suçtur ve hapis cezası ile ağır para cezası yaptırımına 130
tabidir. FSEK uyarınca yasal telif yükümlülerinin meslek birliklerinden yazılı izin
almaları ve tarifelerde belirlenen bedeli ödemeleri yasal bir zorunluluktur. Söz konusu
11-52/1318-469
4
düzenlemelere tabi olmamak için yapılan diğer hukuki işlemlerin kanuna karşı hile
olarak değerlendirilmesi durumunda FSEK’e tabi olarak işlem yapılması gerekecektir.
Dolayısıyla, başvuru konusu iddiaların taraflar arası sözleşmelerden ve ilgili
mevzuattan kaynaklandığı anlaşıldığından, 4054 sayılı Kanun kapsamında
yapılabilecek herhangi bir işlem bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, dosya konusu iddialara
yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına 140
gerek olmadığına, şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy