AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 28882/07
SEMA TİMURHAN / TÜRKİYE
Başkan,
Guido Raimondi,
Yargıçlar,
Işıl Karakaş,
András Sajó,
Helen Keller,
Paul Lemmens,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 16 Aralık 2014 tarihinde Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yapılan müzakerelerin ardından, davalı Hükümetin sunduğu görüşler ve başvuranın Hükümete cevaben sunduğu görüşleri dikkate alarak yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1.Başvuran Sema Timurhan, Türk vatandaşı olup, 1961 yılında doğmuştur ve New York’ta ikamet etmektedir. Başvuran, İstanbul’da görev yapan Avukat S. Gemalmaz tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
2.Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3.Seçmenler, (yurt dışında altı aydan fazla ikamet eden vatandaşlar) 28 Mart 1986 tarihli ve 3270 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişikliğe uğrayan 298 sayılı Kanunun 94/II a) maddesi uyarınca, gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında siyasi partiler için oy kullanabilmekteyken, bağımsız adaylar için oy kullanamamaktadırlar.
4.Yüksek Seçim Kurulu, 27 Mayıs 2007 tarihli kararname ile gümrük kapılarında kurulan sandıklarda özellikle altı aydan uzun bir süredir yurtdışında ikamet eden vatandaşlar için genel seçimlerin başlangıç ve bitiş tarihlerini, sırasıyla 25 Haziran 2007 ve 22 Temmuz 2007 tarihleri olarak belirlediğini belirtmiştir. Yüksek Seçim Kurulu bu kararnamede, söz konusu vatandaşların gümrük kapılarındaki sandıklarda yalnızca siyasi partiler için oy kullanabileceklerini belirtmiştir.
5.24 Mayıs ve 3 Temmuz 2007 tarihleri arasında Türkiye’de bulunan başvuran, 22 Temmuz 2007 tarihli genel seçimlerde oy kullanabilmek için İstanbul Havalimanı’ndaki gümrük kapısına gitmiştir. Başvuran, 298 sayılı Kanunun 94/II a) maddesi uyarınca sadece siyasi bir parti için oy kullanabilmiştir ancak istediği bir bağımsız aday için oy kullanamamıştır.
B. İlgili iç ve uluslararası hukuk ve uygulaması
6.Mahkeme, Sitaropoulos ve Giakoumopoulos/Yunanistan [BD] (No. 42202/07, §§21-45, AİHM 2012), Shindler/Birleşik Krallık (No. 19840/09, §§37-76, 7 Mayıs 2013) kararlarında yer alan ilgili uluslararası hukuk ve uygulaması ile gili açıklamalar ile Oran/Türkiye (No. 28881/07 ve 37920/07, §§17-25, 15 Nisan 2014) kararında yer alan ilgili iç hukuk ve uygulamaları ile açıklamalara atıfta bulunmaktadır.
ŞİKAYAETLER
7.Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1. No.lu Protokolün 3. maddesini tek başına veya 14. maddesiyle birlikte öne sürerek 298 sayılı Kanunun 94/II a) maddesi uyarınca, kendisi gibi, altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının gümrük kapılarında kurulan sandıklarda siyasi partiler tarafından sunulan listeler için oy kullanabildikleri halde bağımsız adaylar için oy kullanamadıkları için şikâyet etmektedir.
8.Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesi ile birlikte Sözleşme’nin 13. maddesini ileri sürerek, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesine ilişkin haklarının ihlal edildiklerini ileri sürebilmek için etkili hiçbir hukuk yoluna sahip olmadığından şikâyet etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin tek başına veya Sözleşme’nin 14. maddesiyle birlikte ihlal edildiği iddiası hakkında
9.Başvuran, 298 sayılı Kanunun 94/II a) maddesi uyarınca, kendisi gibi, Türkiye dışında altı aydan daha fazla bir süredir yaşayan Türk vatandaşlarının, gümrük kapılarında bağımsız adaylar için değil de yalnızca siyasi partilerin sunduğu aday listeleri için oy kullanılabilmesinden şikâyet etmektedir. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesini tek başına veyaSözleşme’nin 14. maddesiyle birlikte ileri sürmektedir.
Sözleşme’nin 14. maddesi şu şekildedir:
“(...) Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensupluk, servet, doğum veya herhangi başka bir durum bakımından hiçbir ayrımcılık yapılmadan sağlanır.”
Sözleşme’ye Ek 1. No.lu Protokolün 3. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt ederler.”
10. Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
1. Kabul edilebilirlik hakkında
11.Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemesi bağlamında bir kabul edilemezlik itirazında bulunmaktadır. Hükümet, başvuranın Mahkeme önünde sunduğu şikâyetleri yetkili ulusal makamlar önünde ileri sürmediğini iddia etmektedir.
12.Başvuran, Hükümetin ileri sürdüğü kabul edilemezlik itirazına karşı çıkmaktadır.
13.Mahkeme, başvurunun aşağıda belirtilen gerekçelerle, her halükarda açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulunması sebebiyle Hükümet tarafından ileri sürülen kabul edilemezlik itirazını incelemenin gerekli olmadığı kanısındadır.
2. Esas Hakkında
a) Tarafların iddiaları
14. Hükümet, 298 sayılı Kanunun 94/II a) maddesi uyarınca, Türkiye’de yaşayan seçmenlerin, belirli bir seçim bölgesinde kaydedildiğini ve bu bölgelerdeki adayların isimlerinin oy pusulalarına basıldığını açıklamaktadır. Buna karşın, yurt dışında yaşayan seçmenler ulusal seçmen kütüğüne kaydedilmemektedir ve yalnızca gümrük kapılarına kurulan seçim sandıklarında oy kullanabilmektedirler. Milletvekili seçimlerinde gümrüklere kurulan seçim sandıkları, belli bir seçim çevresine dâhil değildir. 2007 tarihli genel seçimlerde, 700 kişinin bağımsız milletvekili adaylığı için başvurduğunu dikkate alındığında, tüm bağımsız adayların isimlerini oy pusulalarına basmak ve bu pusulaları sandık merkezlerinin kullanımına sunmak teknik açıdan mümkün olmayacaktır. Bu nedenle sadece, siyasi partileri temsil eden adaylar adına düzenlenen pusulalar, oy pusulalarına basılmakta ve sınır kapılarında bu oy pusulaları kullanılmaktadır. Teknik zorunluluklardan kaynaklanan bu kısıtlama, bağımsız adaylar için geçerli olduğu kadar siyasi partiler tarafından belirlenmiş diğer bağımsız adayların kendi adına hareket ettiğinde de geçerlidir. Hükümet ayrıca, gümrük kapılarında kullanılan toplam geçerli oyların siyasi partilerin ulusal topraklarda elde ettikleri oylara dâhil edildiğini belirtmektedir.
15. Başvuran Hükümet tarafından ileri sürülen argümanlara itiraz etmekte ve iddialarını yinelemektedir.
16.Öte yandan Hükümet, Sitaropoulos ve Giakoumopoulos/Yunanistan ([BD] No. 42202/07, AİHM 2012), davasındaki genel ilkelerle Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ve Venedik Komisyonu’nun farklı kararlarına atıfta bulunarak yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarını, oy kullanma hakkından mahrum bırakılabileceğini iddia etmiştir. Bu bağlamda Hükümet, kendi seçim sistemlerini seçme ve düzenleme hakkında devletlerin geniş bir takdir payına sahip olduklarının altını çizmektedir. Hükümet, yurt içinde ve yurt dışında yaşayan seçmenler arasında keyfi bir kısıtlama veya ayrımcılık uygulanmadığını iddia etmektedir.
b) Mahkeme’nin değerlendirilmesi
17.Mahkeme Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesine ilişkin içtihadında yer alan temel ilkelere ve özellikle bu ilkelerinSitaropoulos ve Giakoumopoulos, (yukarıda anılan, §§ 63--68), CEDH 2012 ve Shindler/Birleşik Krallık (No. 19840/09, §§ 99--106, 7 Mayıs 2013) davalarında yurt dışında yaşayan vatandaşlara uygulanma biçimlerine atıfta bulunmaktadır.
18.Mahkeme ayrıca, seçmenin ikamet yerine dayalı yurt dışında oy kullanma hakkına yapılan kısıtlamalarla ilgili olarak, Sözleşme organları, geçmişte, birçok gerekçenin, bunu haklı çıkarabileceğini kabul etmiştir: ilk olarak, yurt içinde ikamet etmeyen bir vatandaşın, ülkesinin günlük sorunlarıyla daha az doğrudan veya daha az sürekli olarak ilgili olması ve bu sorunları daha az biliyor olmasına ilişkin karineyi; ikinci olarak, yurtdışında yaşayan vatandaşların, adayların seçiminde veya onların seçim programlarının ortaya konulmasında daha az etkili olduklarını; üçüncü olarak, genel seçimlerde oy kullanma hakkı ve seçilen siyasi organların eylemlerinden doğrudan etkileniyor olma arasındaki sıkı ilişkiyi; dördüncü olarak, yasa koyucunun, yurtdışında yaşayan vatandaşların, öncelikle yurt içinde yaşayan kişiler hakkında temel konularla ilgili olan seçimleri etkilemesine ilişkin meşru kaygıyı hatırlatmaktadır. Daha yakın bir geçmişte Mahkeme, seçimlerde oy kullanma hakkından yararlanmak veya oy kullanmak için ikamet veya ikamet süresi koşulunun yerine getirilmesinin keyfi bir kısıtlama oluşturmadığını ve dolayısıyla Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesiyle uyumsuz olmadığına karar vermiştir (Sitaropoulos ve Giakoumopoulos [BD], yukarıda anılan, § 69; bk. ayrıca X ve Y Derneği/İtalya, No. 8987/80, Komisyonun 6 Mayıs 1981 tarihli kararı, Karar ve Raporlar (KR) 24, s. 192, Polacco ve Garofalo/İtalya, No. 23450/94, Komisyonun 15 Eylül 1997 tarihli kararı, KR 90-B, s. 5, Hilbe/Lihtenştayn (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 31981/96, AİHM 1999-VI, Doyle/Birleşik Krallık (kabul edilebilirlik hakkında karar No. 30158/06, 6 Şubat 2007 ve Shindler, yukarıda anılan, § 105).
19.Mahkeme öncelikle, başvuranın şikâyetinin, yurtdışında yaşayan vatandaşlara tanınan oy hakkının kullanma yöntemleriyle ilgili olduğunu tespit etmektedir. Yurt dışında altı aydan daha fazla bir süredir yaşayan birisi olaraktan başvuran gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında oy verme hakkını kullanabilmektedir. Başvuranın şikâyeti, yurt dışında yaşayan birisi olarak ve 298 sayılı Kanunun 94/II a) maddesi uyarınca gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında bağımsız adaylar için oy kullanamazken yalnızca siyasi partilerin sunduğu listeler için oy kullanılabilinmesine ilişkindir.
20.Sorun bu şekilde tespit edildikten sonra Mahkeme, başvuranın şikâyetine benzer bir şikâyet hakkında Oran davasında (yukarıda anılan, §§ 55-68) daha önce karar verme fırsatı bulduğunu hatırlatmaktadır. Oran davasında, herhangi bir siyasi partiye üye olmayan ve dolayısıyla bağımsız aday sıfatıyla başvuran, 298 sayılı Kanunun 94/II a) maddesi uyarınca, Türkiye dışında altı aydan daha fazla bir süredir yaşayan Türk vatandaşlarının, gümrük kapılarında bağımsız adaylar için oy kullanamazken yalnızca siyasi partilerin sunduğu aday listeleri için oy kullanılabilmesinden şikâyet etmekteydi.Bu kararda Mahkeme Sözleşme’ye Ek 1. No.lu Protokolün 3. maddesinin tek başına veya 14. maddesiyle birlikte ihlal edilmediğine karar vermiştir. Mahkeme, yurt dışında yaşayan seçmenlerin gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında, başvuranın da aralarında bulunduğu herhangi bir siyasi partiye bağlı olmayan bağımsız adaylar için oy kullanamazken sadece siyasi partiler için oy kullanabilmesinin, bu seçimler sonucunda iktidarın yönetmekle görevli olacağı Hükümetin ve ülkenin siyasi istikrarını sağlamak konusunda, yasa koyucunun haklı endişesine cevap verdiği kanaatine varmaktadır. Dolayısıyla Mahkeme, davalı Devletin konu hakkında sahip olduğu geniş takdir payını göz önünde bulundurarak, herhangi bir siyasi partiye bağlı olmayan başvuran tarafından iddia edilen muamelenin, tarafsız ve makul bir doğruluğa dayandığı kanısındadır.
21.Mahkeme, sonuç olarak mevcut davada, davalı Devletin geniş takdir yetkisini dikkate alarak ve başvuranın durumunu Oran davası (yukarıda anılan, §§ 55-68) ışığında inceleyerek söz konusu durumda farklı bir sonuca ulaşmasına yol açabilecek herhangi bir olgu ya da gerekçe tespit etmemektedir
22.Dolayısıyla, bu şikâyet açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
B.Sözleşme’nin 13. maddesiyle birlikte 1 No.lu Ek Protokolün 3. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
23.Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesine ilişkin ihlal iddialarını şikayet edebileceği etkili hiçbir hukuk yoluna sahip olmadığından yakınmaktadır. Başvuran Sözleşme’nin 13. maddesi ile birlikte Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesinilerini ileri sürmektedir. Mahkeme, bu şikâyeti sadece Sözleşme’nin 13. maddesi çerçevesinde inceleyecektir. Bu madde, şu şekildedir:
“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.”
24. Hükümet itiraz etmemektedir.
25.Mahkeme, başvuranın298 sayılı Kanunun 94/II a) maddesi hakkında Anayasa Mahkemesi ya da diğer ulusal mahkemeler önünde itirazın mümkün olmamasından şikâyet ettiğini tespit etmektedir. Bu bağlamda Mahkeme, Sözleşme’nin 13. maddesinin, salt Sözleşmeye aykırı oldukları gerekçesiyle, taraf bir devletin kanunları hakkında ulusal bir merci önünde dava açma zorunluluğu getirecek kadar ileri gitmediğini hatırlatmaktadır. (Oran, yukarıda anılan, § 87).
26.Dolayısıyla, bu şikâyet açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oyçokluğuyla,
Başvurunun, kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Stanley NaismithGuido Raimondi
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy