AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no: 37398/05
Kamil Melih TÖRELİ/ Türkiye
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Ivana Jelić,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 18 Eylül 2018 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
11 Ekim 2005 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Kamil Melih Töreli, 1948 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Antalya’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde Ankara Barosuna bağlı Avukat E. Sansal tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Metalurji mühendisi olan başvuran, 14 Mart 1993 tarihinde, bir kararnameyle, o sırada çelik ve çelik ürünleri üretimi yapan halka açık bir şirket olan Asil Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de (bundan böyle “Asil Çelik”) genel müdürlüğü görevine atanmıştır.
5. Başvuran, 6 Ağustos 1997 tarihinde, devlet memurlarını düzenleyen Emekli Sandığına bağlı olduğu bir kamu iktisadi teşekkülü olan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunda (bundan böyle “MKEK”) uzman olarak çalışmak üzere Asil Çelik’ten ayrılmıştır.
6. Başvuran, Asil Çelik’te genel müdür olarak görev yaparken Emekli Sandığına bağlı olmadığını tespit ettikten sonra, 13 Mart 1998 tarihinde söz konusu hatanın düzeltilmesi için Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne (bundan böyle “Emekli Sandığı”) başvuruda bulunmuştur.
7. Genel Müdürlük, 3 Nisan 1998 tarihinde başvurana talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira Asil Çelik’teki statüsünün İş Kanunu kapsamında düzenlendiğini, bunun da aslında kendisinin, bir sözleşme temelinde istihdam edilen kamu ve özel sektör çalışanlarını kapsayan ve Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından düzenlenen farklı bir sosyal sigorta sistemine tabi olduğu anlamına geldiğini bildirmiştir.
A. Uygulanabilir sosyal sigorta sistemine ilişkin yargılamalar
8. Başvuran, idari kararın iptali talebiyle Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
9. Ankara İdare Mahkemesi, 20 Mayıs 1999 tarihinde, başvuranın talebini kabul etmiş ve Genel Müdürlüğün kararını iptal etmiştir.
10. Başvuran, emeklilik için yirmi beş yıllık asgari hizmet koşulunu sağladıktan sonra, 16 Şubat 2001 tarihinde MKEK’deki görevinden emekli olmuştur. Başvuran, 15 Mart 2001 tarihinde, Emekli Sandığından genel müdür düzeyinde emekli maaşı olmaya başlamıştır.
11. Danıştay, 1 Kasım 2001 tarihinde, İdare Mahkemesinin kararını onamıştır.
12. Danıştay, Genel Müdürlüğün düzeltme talebini inceledikten sonra, başvuranın Asil Çelik’teki görevinin Emekli Sandığına bağlı olma koşullarını karşılamadığına karar vererek 14 Ocak 2004 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
13. Genel Müdürlük, Danıştay kararının akabinde, 11 Mayıs 2004 tarihinde, başvuranın emeklilik maaşını kesmeye karar vermiştir. Daha sonraki üç aylık emekli maaşı ödendikten sonra, başvuranın emekli maaşı ödemeleri Eylül 2004 tarihinden itibaren durdurulmuştur.
14. Ankara İdare Mahkemesi, 15 Nisan 2004 tarihinde, Danıştay’ın gerekçesine uyarak başvuranın davasını reddetmiştir. Danıştay, 13 Nisan 2005 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
15. Bu süre içerisinde, 2004 ve 2005 yıllarında, Genel Müdürlük, Sosyal Sigortalar Kurumuna birkaç yazı göndererek başvuranın sosyal sigorta statüsünü yeniden şekillendirmek için başvuran tarafından kuruma yapılan ödemelere ilişkin bilgi talebinde bulunmuştur. Sosyal Sigortalar Kurumundan yanıt alınmaması üzerine, başvuranın asgari hizmet koşulunu yerine getirmediği kanaatine varılmış ve sonuç olarak, başvuranın emeklilik maaşına yeniden başlanmamıştır.
B. Başvuranın emeklilik maaşının durdurulmasına ilişkin yargılamalar
16. Başvuran, 2004 yılında, bu kez emeklilik maaşını durduran idari işlemin iptali talebiyle Ankara İdare Mahkemesi nezdinde ikinci yargılama sürecini başlatmıştır. Başvuran, ayrıca, ödemesi gecikmiş emekli maaşlarının yasal faizle birlikte ödenmesini talep etmiştir.
17. İdare Mahkemesi, başvuranın emeklilik için gereken yirmi beş yıllık hizmet süresini tamamlayıp tamamlamadığının tespit edilemediğine karar vererek 13 Ekim 2005 tarihinde başvuranın davasını reddetmiştir.
18. Bu süre içerisinde, Sosyal Sigortalar Kurumu, başvuranın emeklilik maaşının yeniden hesaplanması için gerekli bilgiyi sağlamış ve sonuç olarak, söz konusu emekli maaşı, başvurana 2001 ve 2004 yılları arasında ödenmiş olan emekli maaşından daha düşük bir seviyede belirlenmiştir. Yeni düzenlemeye dayanılarak 24 Nisan 2006 tarihinde başvuranın emeklilik maaşına yeniden başlanmıştır. Daha önce başvurana ödenmiş olan miktarın fazlası, aylık taksitler halinde yeni emekli maaşından düşülmüştür. Ayrıca, başvurana yeni emekli maaşına dayanılarak hesaplanmış olan ödenmemiş emekli maaşlarının toplu ödemesi yapılmıştır.
19. Danıştay, 23 Mayıs 2006 tarihinde, İdare Mahkemesinin kararını bozmuştur. Yüksek Mahkeme, başvuranın aslında asgari hizmet koşulunu sağladığını ve ilgili mevzuat uyarınca Emekli Sandığına bağlı olması gerektiğini tespit etmiştir.
20. İdare Mahkemesi, Yüksek Mahkemenin kararı doğrultusunda, 7 Aralık 2006 tarihinde, başvuranın emekli maaşlarının kesilmesinin kanuna aykırı olduğuna karar vermiştir. Bu doğrultuda, ilgili mahkeme, başvuranın emekli maaşı ödemelerini durduran idari işlemi iptal etmiş ve başvurana emekli maaşlarının durdurulma tarihinden başlayarak söz konusu tarihten itibaren işleyen faizle birlikte ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
21. Başvurana, 3 Mayıs 2007 tarihinde, daha önce almış olduğu toplu ödemenin faizi ödenmiştir.
22. Danıştay, 13 Ekim 2009 tarihinde, kararı onamıştır. Danıştay, 26 Mart 2012 tarihinde, idarenin düzeltme talebini reddetmiştir.
ŞİKÂYET
23. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında, emekli maaşı ödemelerinin yaklaşık iki yıl boyunca geçici olarak kesilmesinin mülkiyet haklarının ihlalini teşkil ettiğinden şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
24. Hükümet, başvuranın emekli maaşı ödemelerinin uygulanabilir sosyal sigorta sisteminin belirlenmesine ilişkin yazışmada gecikme olmasından dolayı Eylül 2004 ve Nisan 2006 tarihleri arasında kesildiği doğru olmakla birlikte, başvurana sonuç olarak ödemesi gecikmiş emekli maaşlarının faizle birlikte ödenmiş olduğunu iddia etmiştir. Hükümet, ayrıca, Ankara İdare Mahkemesinin başvuranın emekli maaşı ödemelerinin durdurulmasının kanuna aykırı olduğunu kabul ettiğine işaret etmiştir. Mahkeme’nin Dalban / Romanya kararına ([BD], no. 28114/95, AİHM 1999-VI) atıfta bulunan Hükümet, başvuranın mülkiyet haklarının ihlal edildiğinin ulusal merciler tarafından zımnen kabul edildiği ve söz konusu ihlalin ulusal mahkemeler nezdinde başvuranın talepleri uyarınca düzeltildiği için başvuranın artık bir mağdur olarak görülemeyeceği sonucuna varmıştır.
25. Başvuran, kendisine 2006 yılında yapılan toplu ödemeye rağmen, iki yıl boyunca emekli maaşı ödemesi alamamasının, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki haklarını ihlal ettiğini belirtmiştir.
26. Mahkeme, başvuran lehine olan bir karar veya önlemin, ilke olarak, ulusal mercilerin Sözleşme ihlalini ister açıkça ister özü itibariyle kabul etmediği ve daha sonra bundan dolayı tazmin vermediği sürece başvuranı ‘mağdur’ statüsünden yoksun bırakmak için yeterli olmadığını yinelemektedir (bk., diğer kararlar arasında, Amuur / Fransa, 25 Haziran 1996, § 36, Karar ve Hükümler Derlemesi 1996-III, ve Dalban, yukarıda anılan, § 44).
27. Mahkeme, somut davada, başvuranın emekli maaşı ödemelerinin durdurulmasından sonra, Ankara İdare Mahkemesi nezdinde dava açarak ödemelerini kesen idari işlemin iptalini ve ödenmemiş emekli maaşlarının faizle birlikte ödenmesini talep ettiğini gözlemlemektedir. İdare Mahkemesi, başvuranın davasını kabul etmiş ve dava konusu işlemi iptal etmiştir. İlgili mahkeme, ayrıca, başvurana emekli maaşı ödemelerinin durdurulduğu tarihten itibaren başlayacak olan yasal faiz ile birlikte ödenmesi gereken emekli maaşlarının toplam miktarının ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme, bu bağlamda, dava dosyasında başvuranın ulusal mahkemeler önünde herhangi bir tazminat talebinde bulunduğunu gösteren hiçbir bulgunun olmadığını kaydetmektedir. Başvuran, ayrıca, ödemesi gecikmiş emekli maaşları için ödenen miktarın ve kendisine ödenmesine hükmedilen faizin yeterliliğini sorgulamamıştır. Mahkeme, bu koşullar altında, ulusal mercilerin başvuranın mülkiyet haklarının ihlal edildiğini özü itibariyle kabul etmesinden ve başvuranın talepleri doğrultusunda tazmin sağlamasından dolayı Sözleşme içtihadı tarafından öne sürülen koşullara uydukları kanaatindedir (karşılaştırınız, Jensen ve Rasmussen / Danimarka (k.k.), no. 52620/99, 20 Mart 2003).
28. Bu nedenle, Mahkeme, başvuranın Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi ile ilgili bir ihlalin mağduru olduğunu iddia edemeyeceği kanaatine varmıştır. Dolayısıyla, başvuru, Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca, kabul edilemezdir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 11 Ekim 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy