Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2011-1-137 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 11-60/1567-558
Karar Tarihi : 07.12.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Dr. Murat ÇETİNKAYA, 10
Reşit GÜRPINAR, Prof. Dr. Metin TOPRAK
B. RAPORTÖRLER : İsmail Atalay YOCU, Şamil PİŞMAF
C. BAŞVURUDA
BULUNANLAR : Kazovalılar Motorlu Araçlar Petrol Ürünleri Nak. Taah. San. ve
Tic. Ltd. Şti.
Temsilcisi: Av. Narin Sevinç ARSLAN
Bahçelievler Mah. İstiklal Cad. No:132/9 İlkadım/Samsun
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA
YAPILAN : TP Petrol Dağıtım A.Ş.
Söğütözü Cad. No:27 Söğütözü Çankaya/Ankara 20
E. DOSYA KONUSU: TP Petrol Dağıtım A.Ş.(TPPD)’nin sözleşme ile bayiye yüklenen
satış tonaj taahhüdü yoluyla 2002/2 sayılı Tebliğ’i ihlal ettiği ve bayi üzerindeki hâkim
durumunu kötüye kullandığı iddiası.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 12.07.2011 tarih ve 5133 sayı ile giren şikâyetler
ile ilgili olarak hazırlanan 20.10.2011 tarih ve 2011-1-137/İİ-11-139.İAY sayılı İlk İnceleme
Raporu, 27.10.2011 tarih ve 11-54 sayılı Kurul toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde bir soruşturma açılmasına gerek olup
olmadığının belirlenmesi amacıyla, Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca ilgili şirket hakkında
önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine, 4054 sayılı Kanun ve 2002/2 sayılı
Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin ilgili hükümleri uyarınca yapılan 30
inceleme sonucunda düzenlenen 29.11.2011 tarih ve 2011-1-137/ÖA-11-139.İAY sayılı
Önaraştırma Raporu, 05.12.2011 tarih ve REK.0.15.00.00-110/330 sayılı Başkanlık
Önergesi ile 11-60 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. İDDİALARIN ÖZETİ:
Başvuru dilekçesinde özetle;
- Kazovalılar Motorlu Araçlar Petrol Ürünleri Nak. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. (Kazovalılar) ile
TPPD arasında imzalanan 12.09.2007 tarihli protokol çerçevesinde, aynı tarihli akaryakıt
bayilik sözleşmesi ve anlaşmaya konu istasyon üzerinde TPPD lehine 15 yıl süreli intifa
hakkı tanınmasına ilişkin sözleşme ile taraflar arasında dikey ilişki kurulduğu,
- Yine 12.09.2007 tarihli protokolde Kazovalılar’dan (…..) m3/yıl satış tonaj taahhüdü alındığı, 40
- Daha sonra taraflar arasında 15.02.2010 tarihinde Uzlaşma Tutanağı ile eki mahiyetinde
Satış Taahhütnamesi ve Ek Protokol imzalandığı,
- şikayetçi şirketin, aradan geçen 2 yıl 5 aylık sürede, toplam (…..) m3 alım
gerçekleştirebilmesine karşın, 15.02.2010 tarihli Satış Taahhütnamesi’nde bayinin sözleşme
süresince (…..) m3 beyaz ürün alımı yapmayı taahhüt ettiğine, bunun gerçekleştirilememesi
halinde m3 başına 45 ABD Doları cezai şart ödemeyi kabul ettiğine dair yükümlülük altına
sokulduğu,
11-60/1567-558
2
- Aynı tarihli Uzlaşma Tutanağı’nda ise, şikayetçinin, daha önce TPPD tarafından ödenen
(…..) ABD Doları tutarındaki bedeli 15 yıl bayilik yapmak ve toplam (…..) m3 beyaz ürün
satın almak karşılığında tahsil ettiğini kabul eder nitelikte ifadelere yer verildiği, 50
- TPPD’nin bayi karşısındaki üstün gücüne dayanarak imzalandığı öne sürülen bu
sözleşmeler aracılığıyla, bayinin sözleşmeyi terk etme hürriyetinin ortadan kaldırılmasının
amaçlandığı,
ifade edilmiş ve TPPD’nin 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesini dolanmak maksadıyla
hazırladığı iddia edilen 12.09.2007 tarihli Protokol’ün, 15.02.2010 tarihli Uzlaşma
Tutanağı’nın ve ekli Satış Taahhütnamesi ile Ek Protokol’ün 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan
grup muafiyetinden yararlanıp yaralanamayacağının tespit edilmesi; ayrıca taraflar
arasındaki ikili ilişkide hakim durumda olduğu iddia edilen TPPD’nin bu durumunu kötüye
kullanması nedeniyle aleyhinde idari yaptırım uygulanmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; 60
- Kazovalılar ile TPPD arasındaki 12.09.2007 tarihli protokol ile aynı tarihli bayilik sözleşmesi
ve intifa hakkından oluşan dikey anlaşmanın, 12.09.2012 tarihinde kadar 2002/2 sayılı Tebliğ
kapsamında muafiyetten yararlandığı,
- Başvuru konusu iddialara ilişkin olarak, TPPD hakkında 4054 sayılı Kanun’un 4. veya 6.
maddeleri kapsamında herhangi bir işlem tesisine imkân bulunmadığı, bu çerçevede
şikâyetin reddinin gerektiği
görüşü ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Önaraştırma Yapılan Teşebbüs (TPPD)
TPPD her türlü petrol ve petrol ürünü, madeni yağ, her nevi kimyevi madde, plastik, lastik ve 70
diğer her türlü petrol türevlerinin, LPG, doğalgaz ve her formda doğalgaz ürünleri,
bioakaryakıt, hidrojen gibi alternatif akaryakıt ürünlerinin, imalatı, alımı, satımı, ithalatı,
ihracatı, depolanması, nakliyesi, ihrakiye teslimi, perakende satışı ve dağıtımını yapmak ve
bunlar ile ilgili diğer faaliyetleri yürütmek üzere kurulmuş, sermayesinin tamamı Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’ne ait olan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın dolaylı kontrolünde
olan bir şirkettir. Enerji Piyasası Düzeleme Kurumu (EPDK)’dan alınan 19.10.2006 tarih ve
DAĞ/954-10/20401 sayılı Dağıtıcı Lisansı ile akaryakıt piyasasında faaliyet göstermektedir.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin içeriği ve dosya konusu şikâyetlerin niteliği göz 80
önüne alındığında, önaraştırma çerçevesinde ilgili ürün pazarı, “oto LPG dışında kalan
otomotiv yakıtları” ve “oto-LPG” pazarları olarak belirlenmiştir.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse oto-LPG ve madeni yağ dağıtım faaliyetlerinin yurt
çapında gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler bakımından rekabet şartlarının farklılaşmasına
neden olacak bir unsur bulunmaması nedenleriyle, coğrafi pazar “Türkiye” olarak tespit
edilmiştir.
I.3. Değerlendirme
I.3.1. 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 5. Maddesi ile 2002/2 sayılı Tebliğ Kapsamında
Değerlendirme 90
I.3.1.1. Genel Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4.
11-60/1567-558
3
maddesi, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmaların, uyumlu eylemlerin ve teşebbüs
birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğunu hükme bağlamıştır.
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde ise, Kurula, belirli koşulları taşıyan anlaşma türlerine
grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve söz konusu koşulları belirleyen tebliğler
çıkarma yetkisi verilmiş bulunmaktadır. Bu yetkiye dayanılarak çıkarılan 2002/2 sayılı Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği 14.07.2002 tarih ve 24815 sayılı Resmi Gazetede 100
yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinde, üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet
gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetin alımı, satımı veya
yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalar “dikey anlaşma” olarak tanımlanmaktadır.
Tebliğ’in 3. maddesinde, rekabet etmeme yükümlülüğü “alıcının anlaşma konusu mal veya
hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da
yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülük” olarak ifade
edilmiştir. Tebliğ’in 5. maddesinin (a) bendinde ise, anlaşmalarda alıcıya getirilen belirsiz
süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğüne söz konusu grup
muafiyetinin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. 110
Öte yandan, 26.01.2006 tarih ve 06-04/57-15 sayılı Total-Akdağ kararının Danıştay 13.
Dairesi tarafından iptal edilmesi üzerine, 30.10.2008 tarihinde kararın Rekabet Kurulu
tarafından yeniden tesis edilmesiyle bayilik sözleşmeleri ile bağlantılı ve onlarla birlikte
değerlendirilen intifa, tapuya şerh edilmiş kira ve benzeri uzun süreli sözleşmelerin
sürelerinin beş yıllık üst sınıra uygun hale getirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bununla birlikte, 05.03.2009 tarihli Barbaros-Altınbaş Petrol ve Polpet-Bölünmez Petrolcülük
kararlarında (09-06/186-56 ve 09-06/187-57 sayılı kararlar) uygulamaların esasları
belirlenmiş, izleyen süreçte birçok bireysel muafiyet ve şikâyet başvurusu karara
bağlanmıştır.
Kurulun konuya ilişkin olarak daha önce almış olduğu kararlar uyarınca, 18.09.2005 120
tarihinden önce yapılan ve bu tarih itibarıyla kalan süresi beş yılı aşan dikey anlaşmaların,
18.09.2010 tarihinde kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma
olanağı bulunmaktadır. 18.09.2005 tarihinden sonra yapılan dikey anlaşmalar ise yapıldıkları
tarihten itibaren beş yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile düzenlenen grup muafiyeti
kapsamındadır.
Bu çerçevede, taraflar arasındaki 12.09.2007 tarihli bayilik sözleşmesi, aynı tarihli ve 15 yıl
süreli intifa hakkı ile yine aynı tarihli Protokol’den oluşan dikey anlaşmanın, 12.09.2012
tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanabileceği
anlaşılmaktadır.
I.3.1.2. Satış Tonaj Taahhüdüne İlişkin Değerlendirme 130
Kurum kayıtlarına 12.07.2011 tarih ve 5133 sayı ile intikal eden başvuru dilekçesinin
incelenmesi sonucunda, asli şikâyet konusunu, taraflar arasındaki 12.09.2007 tarihli anlaşma
ile Kazovalılar tarafından yüklenilen satış tonaj taahhüdünün oluşturduğu anlaşılmıştır.
Şikâyetçinin temsilcisi tarafından, bahse konu satış tonaj taahhüdünün bayi üzerinde
anlaşmanın sonlandırılmasına karşı bir baskı aracı olarak kullanıldığı; TPPD’nin asıl
amacının 2002/2 sayılı Tebliğ’in dolanılması olduğu öne sürülmektedir.
Akaryakıt sektöründe bayiler ile dağıtım şirketleri arasında yapılan bayilik sözleşmelerinde,
bayinin yıllık satacağı minimum satış miktarını öngören ve bu miktarın altında kalınması
halinde bayinin dağıtım şirketine ödeyeceği tazminat miktarını belirleyen hükümler
bulunabilmektedir. Kimi durumlarda bu hükümler sözleşmede doğrudan yer almamakta, 140
dağıtım şirketi ile bayinin imzaladığı ayrı bir taahhüt metni veya somut olayda olduğu gibi bir
protokol halinde düzenlenmektedir. Bayiler ve dağıtım şirketleri arasında, özellikle mevcut
11-60/1567-558
4
sözleşmelerin sonlandırılması aşamasında, uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılan bu husus,
çeşitli defalar Kurulun gündemine de gelmiştir. Esasen, satış tonaj taahhüdünün, ticari ve
taraflar arasında özgürce belirlenmesi gereken bir husus olduğu ve bununla ilgili olarak
ortaya çıkan anlaşmazlıkların mahkemelerde çözümlenmesi gerektiği ilke olarak kabul
edilmektedir. Bununla birlikte, önemi nedeniyle, söz konusu taahhüt mekanizmasının
uygulanmasının nedenleri ve sonuçları da bu konudaki değerlendirmede dikkate alınmıştır.
Şikâyet konusu olayda, tonaj taahhütlerinin amacı dışında sözleşmeyi uzatmaya yönelik
olarak kullanıldığı, dolayısıyla Tebliğ hükümlerinde öngörülen özgürlüğün bayinin elinden 150
alındığı yönünde bir iddia mevcuttur. Bu durumun ortaya çıkmasında ise dağıtım şirketi ile
bayi adayı arasındaki bilgi asimetrisinin etkili olduğu değerlendirilmektedir. Şöyle ki; dağıtım
şirketleri herhangi bir mevkide kurulacak olan akaryakıt istasyonlarının ne kadar satış
hacmine ulaşacağı konusunda gerçeğe yakın tahminlerde bulunabilmektedirler. Buna karşın
şikâyet konusu olayda olduğu gibi, tonaj taahhütleri daha akaryakıt istasyonunun faaliyete
başlamasından önce düzenlendiği için, sektöre yeni girecek ve dağıtım şirketiyle ilk defa
sözleşme imzalayacak bayilerin böyle bir tahminde bulunması oldukça zordur. Bu nedenle
bayilerin, tonaj taahhütlerini faaliyete başladıktan sonra gerçekleşen satışlara göre vermeleri
halinde taahhütnamelerde daha gerçekçi rakamların yer alması beklenebilir. Özetle ifade
etmek gerekirse, tonaj taahhütleri prensip olarak 2002/2 sayılı Tebliğ’e aykırı olmamakla 160
birlikte, bunun pratikte dağıtım şirketleri ve bayi arasındaki bilgi asimetrisinden dolayı sorun
haline geldiği görülmektedir.
Netice itibarıyla, dağıtım şirketleri ile akaryakıt bayileri arasında imzalanan dikey
anlaşmalarda yer verilen satış tonaj taahhütlerine ilişkin hükümlerin, 2002/2 sayılı Tebliğ
kapsamında ele alınma imkânı bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuru dilekçesinde anılan
hususa ilişkin olarak dile getirilen taleplerin reddinin gerektiği neticesine varılmıştır.
I.3.2. 4054 sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un “Hakim Durumun Kötüye Kullanılması” başlıklı 6. maddesinde, bir veya
birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet
piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da 170
birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasak sayılmakta; maddenin
devamında ise bu hallere ilişkin olarak tahdidi nitelikte olmayan örneklere yer verilmektedir.
İlgili madde hükmünün açıkça ortaya koyduğu üzere, bu tür bir ihlalin kurucu unsuru, ilgili
pazarda hâkim durumda bir teşebbüssün varlığıdır. Bu çerçevede, ihlal isnadına hedef olan
teşebbüssün hâkim durumda olduğu ortaya konulabildiği takdirde, ilgili eylemin bir “kötüye
kullanma hali” olarak nitelenip nitelenemeyeceği değerlendirilebilecektir.
Kurulumuzca, son yıllarda yürütülen çok sayıda inceleme ve araştırma sonucunda alınan
kararların da ortaya koyduğu üzere, akaryakıt sektöründe herhangi bir teşebbüssün tek
başına hâkim durumda bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Kaldı ki EPDK’nın 2011
Yılı Eylül Ayı Petrol Piyasası Sektör Raporu’ndaki verilere göre, oto LPG dışında kalan 180
otomotiv yakıtları pazarında yalnızca %1,6 pazar payına sahip olan TPPD’nin hâkim
durumda bulunduğunun kabulü olası değildir. Bu nedenle, başvuru dilekçesinde yer alan,
TPPD’nin bayi üzerindeki hâkim durumunu kötüye kullandığına yönelik iddiaların reddinin
gerektiği kanaatine varılmıştır.
190
11-60/1567-558
5
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Kazovalılar Motorlu Araçlar Petrol Ürünleri Nak. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile TP Petrol
Dağıtım A.Ş. arasındaki 12.09.2007 tarihli protokol ile aynı tarihli bayilik sözleşmesi ve intifa
hakkından oluşan dikey anlaşmanın 12.09.2012 tarihine kadar 2002/2 sayılı Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğ kapsamında muafiyetten yararlandığına,
2- Başvuru konusu iddialara ilişkin olarak TP Petrol Dağıtım A.Ş. hakkında 4054 sayılı
Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığına, şikâyetin reddine
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy