Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile hüküm tarihine göre dosya ve inceleme raporu incelendi.
İstinaf başvurusunun usulden reddi nedenleri bulunmadığı anlaşılmakla gereği görüşülüp düşünüldü.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Müştekinin maruz kaldığı iş kazası nedeniyle yaralanmasında sanıkların kusurları olduğu gerekçesiyle TCK'nın 89/1, 2-b,d,e, 3-b ve 53/6 maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış, mahkemece yapılan yargılama neticesinde her üç sanığın da atılı suçtan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm taraflarca ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde hazırlık aşamasında C.Savcılığı tarafından alınan bilirkişi ve bilirkişi ek raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş ise de; hem sanıklarca hem de katılan tarafça bu rapora itiraz edilmiş, tanıkların dinlenilerek yeniden rapor alınması talep edilmiş, mahkemece bu talep kabul edilmemiştir. 19/02/2020 tarihinde katılan vekili vekaletname sunarak tanık listesi vermiş ve olayın vukuna ilişkin olarak tanık dinletme talebinde bulunmuş, bu talepte mahkemece kabul edilmemiştir. 20/02/2020 tarihli celsede sanıklar vekili kusur yönünden bilirkişi incelemesi talep etmiş, mahkemece bu talepte kabul edilmemiştir. Öte yandan 14/11/2019 tarihinde yapılan duruşmada usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen gelmeyen sanıklardan K1, müşteki ve tanık K2'ın zorla getirtilmesine karar verilerek duruşmanın 20/02/2020 tarihine ertelendiği ancak adı geçen bu şahısların duruşmanın ertelendiği 20/02/2020 tarihinden bir gün önce 19/02/2020 tarihinde hazır bulunduklarından bahisle resen duruşma açılarak savunma, iddia ve tanıklığa dair beyanlarının alındığı görülmüşse de; mahkemece olağan üstü bir hal olan duruşma günü dışında resen celse açılmasına ilişkin yeterli ve hukuki bir gerekçe gösterilmemiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında; olayın vukuna dair taraflarca gösterilen tüm tanıklar dinlendikten, katılan, sanık ve tanıkların beyanları bu kapsamda olayı aydınlatmaya yarayacak şekilde alındıktan sonra dosyanın bir bilirkişi heyetine tevdii edilerek kusur durumunun belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik kovuşturmayla karar verilmesi doğru olmadığından sanıklar vekili ve katılan vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğundan 5271 sayılı CMK'nın 280 ve 289maddeleri uyarıncailk derece mahkemesi HÜKMÜNÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere Gümüşhane Asliye Ceza Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,
CMK'nun 284/1 ve 286/1 maddeleri gereğince KESİN olmak üzere 13/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)