Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile hüküm tarihine göre dosya ve inceleme raporu incelendi.
İstinaf başvurusunun usulden reddi nedenleri bulunmadığı anlaşılmakla gereği görüşülüp düşünüldü.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Müştekinin maruz kaldığı iş kazası nedeniyle yaralanmasında sanıkların kusurları olduğu gerekçesiyle TCK'nın 89/1, 3-b maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış, mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm sanıklarca ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
Sanık ....'e yapılan karar tebliğinin Tebligat Yasasının 21 maddesi ve tüzüğün 28.maddesine uygun olarak tebliğ edilmediği, komşu imzasının bulunmadığı buna göre de tebligatın geçersiz olduğu bu kapsamda da istinaf isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Taş kırma makinesinde çalışan müştekinin makinenin sıkışması üzerine meydana gelen arızayı gidermek için uğraşırken kolunu kaptırması sonucunda uzuv kaybına uğrayacak şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan olayda hazırlık aşamasında C. Savcılığı tarafından alınan tek kişilik bilirkişi raporunda taşeron konumunda bulunda .... İş.Nak.Akar.Mat.Elek.Ltd. Şirketi firmasının yetkili kişisinin asli kusurlu olduğu, bu şirketin iş güvenliği uzmanı ve doktorunun tali kusurlu olduğu, ana firma konumundaki .... Yapı İnş.San. Ve Tic. A.Şirketinin tali kusurlu olduğu, müştekinin de yine aynı şekilde tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Daha sonra yine hazırlık aşamasında C. Savcılığınca alınan üç kişilik bilirkişi heyet raporunda ise taşeron firma konumundaki .... İş.Nak.Akar.Mat.Elek.Ltd. Şirketi yetkilileri sanıklar .... ve K3'nın asli kusurlu, ana firma konumundaki .... Yapı İnş.San. Ve Tic. A.Şirketi şantiye sorumlusu sanık ....'nın ve müştekinin tali kusurlu olduğu belirtilmiş ilk raporda kusur verilen diğer kişilerin kusursuz olduğu kanaatine varılmıştır.
Yargılama aşamasında mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda ise taşeron firma konumundaki .... İş.Nak.Akar.Mat.Elek.Ltd. Şirketinin yetkililerinin asli kusurlu olduğu belirtilirken bu kez ana firma konumundaki .... Yapı İnş.San. Ve Tic. A.Şirketi yetkilisinin ve müştekinin tali kusurlu olduğu belirtilmiş, ana firma konumundaki .... Yapı İnş.San. Ve Tic. A.Şirketi'nin şantiye sorumlusundan bahsedilmemiştir.
Görüldüğü gibi hazırlık aşamasında alınan tek kişilik ve bilirkişi kurulu raporları ile mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında açıkça çelişki bulunmaktadır. Mahkemece hangi rapora neden üstünlük tanındığı hususu açıklanmadığı gibi hangi sanığın hangi rapora göre neden kusurlu olduğu yönünde de bir irdeleme yapılmamıştır. Kaldı ki alınan hiçbir bilirkişi raporunda kusur verilmeyen sanıklardan K4'in de neden cezalandırıldığına dair bir gerekçeye yer verilmemiştir. Bu açıklamalar ışığında mahkemece dosyanın yeniden bilirkişi kuruluna tevdii ile tüm raporlar arasındaki çelişkinin gerekçelendirilerek giderilmesi ve sanıkların kusur durumunun kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde saptanması sağlanarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik kovuşturmayla hüküm kurulması
Kabule göre de; sanık ....'nın 07/11/2017 tarihli 1. celsede zorla getirme müzekkeresiyle celbine karar verildiği, 06/02/2018 tarihli ikinci celsede zorla getirme müzekkeresinin akıbetinden bahsedilmediği ve sanık ....'nın savunmasının alınması amacıyla bu celse ve devam eden celselerde herhangi bir ara karar kurulmadığı sanık ....'nın savunması alınmadan hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması doğru olmadığından sanıkların istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğundan 5271 sayılı CMK'nın 280 ve 289maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi HÜKMÜNÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere Rize 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,
CMK'nun 284/1 ve 286/1 maddeleri gereğince KESİN olmak üzere 13/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)