Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile hüküm tarihine göre dosya ve inceleme raporu incelendi.
İstinaf başvurusunun usulden reddi nedenleri bulunmadığı anlaşılmakla gereği görüşülüp düşünüldü:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık ….. hakkında istinaf incelemesine konu Alkol veya Uyuşturucu Maddenin Etkisi Altındayken Araç Kullanma suçundan ilk derece mahkemesince verilen hüküm verilmesine yer olmadığına kararında varılan kanaatin ve buna dayanak değerlendirmelerin yerinde olduğu anlaşıldığından hükmün bu kısmına ilişkin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Sanık .......'in katılanlara yönelik TCK'nın 89/4 maddesi uyarınca taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılamasında; sanık hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan netice olarak 1 yıl 6 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Sanık …. hakkında ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde TCK 89/4, 22/3, 62 maddeleri kapsamında mahkumiyet hükmü kurulmasının doğru olduğu ancak;
İlk derece mahkemesinin hükmüne esas olan taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunun, 24/11/2016 tarihli 6763 sayılı kanunun 34. Maddesi ile eklenen 5271 sayılı kanunun 253/1-b bendinin 3. Maddesi gereğince uzlaşma kapsamına alınmış suçlardan olduğu,
24/10/2019 tarihli Resmi Gazetenin 30928 sayısında yayımlanan 7188 Sayılı Kanunun 27. Maddesi ile 5271 Sayılı Kanunun 280/1 Maddesine eklenen (f) fıkrası gereğince uzlaştırma usulünün uygulanmamasının bozma nedeni olarak sayılacağı, hükme esas taksirle yaralama suçunun uzlaşmaya tabi olduğu, 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunun 35. Maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 254 maddesi uyarınca "kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde kovuşturma davası uzlaşma bürosuna gönderilir" şeklindeki düzenlenme ile 5237 sayılı TCK'nun 7/2 maddesindeki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü karşısında 6763 sayılı kanunun 35. Maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 254. Maddesi gereğince uzlaşma işlemlerinin yerine getirilmesi için dosyanın uzlaşma bürosuna tevdii edilmesinin gerekli olması bozmayı gerektirmiş,
Tüm bu açıklamalar ışığında; öncelikle taraflar arasında 6763 sayılı yasa ile değişik CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği, uzlaşmanın sağlanamaması durumunda ise kovuşturmaya devam edileceğinin re'sen gözetilmesi gerektiği de göz önüne alındığında; bu eksiklik giderilmeden yargılamaya devamla yazılı biçimde hüküm kurulması kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla o yer Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğundan, sair yönler incelenmeyip hükmün 5271 sayılı CMK'nun 280/1-e-f maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi HÜKMÜNÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere Çayeli Asliye Ceza Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,
CMK'nun 284/1 ve 286/1 maddeleri gereğince KESİN olmak üzere 03.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)