Yerel Mahkemece sanık hakkında kasten yaralama ve tehdit suçlarından verilen mahkumiyet hükmüne sanık tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında her ne kadarda yerel mahkemece Tehdit suçundan dolayı cezalandırılması için TCK nın 106/1. Maddesi gereğince hüküm kurulmuşsa da sanığın söylediği iddia edilen sözler incelendiğinde "sen kimsin de benim ablamı arıyorsun, senin Allahından kalanın amına koyacağım, bekle yarın oradayım, gitme sakın sadece senin için geliyorum" şeklinde olduğu, söylenen bu sözlerin TCK nın 106/1-son cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturduğu, söylenen bu sözlerin sanık tarafından karşı tarafa yönelik olarak sair bir kötülük edeceğinden bahisle yapıldığı,
Yine hükmün 8.fıkrasında sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken tekerrüre esas alınan ilamın infaz aşamasında önem azr ettiği için açık olarak belirtilmesi gerekirken belirtilmeyerek yerel mahkemenin hatalı karar verdiği heyetimizce değerlendirilmiş olup;
Bunun haricinde İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin başkaca bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından sair istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden ve belirtilen hukuka aykırılığın CMK'nın 280/1-a ve 303/-a maddesi gereğince olayın daha ziyade aydınlanması ve yeniden duruşma açılarak yargılama yapılması gerekmeden karar verilmesi mümkün olduğundan ;
Hüküm fıkrasının 3 nolu bendinde tehdit suçundan dolayı TCK nın 106/1. Maddesi gereği kurulan hükmün tamamen hükümden çıkarılmasına , yerine ;
1-Sanığın üzerine atılı katılan H... D...’a karşı '' Sair Tehdit'' suçunu işlediği tüm dosya kapsamına göre sabit olduğundan sanığın suçu işleyiş şekli, suçu işlemesindeki sebep ve saikler, suçu işlediği yer ve zaman dikkate alınarak eylemine uyan TCK'nın 106/1-son maddesi gereğince takdiren 1 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın geçmişi, suç işlemeye eğilimli kişiliği ve cezanın fail üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak cezada takdiri indirim yapılmasını öngören TCK’NIN 62. MADDESİNİN UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA,
3-Yasal koşulları mevcut olmadığından CMK nın 231. Maddesinde düzenlenen HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA YER OLMADIĞINA
4-Sanığın kişiliği itibariyle suç işlemekten çekinmeyeceği ve seçenek yaptırımların caydırıcı niteliği bulunmadığı, sanığın mükerrir olduğu da gözetilerek TCK’nın 50. maddesi gereğince sanık hakkında hükmolunan cezanın SEÇENEK YAPTIRIMLARA ÇEVRİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Suç konusu tehdit içerikli mesajı kendisinin attığını kabul eden sanığın, yargılama sürecinde işbu mesajdan ötürü pişmanlık duyduğuna ilişkin bir beyanının olmaması ve sabıkalı geçmişi sebepleriyle yeniden suç işlemeyeceğine yönelik mahkememiz nezdinde bir kanaat oluşmadığından TCK’nın 51. maddesinde öngörülen HAPİS CEZASININ ERTELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
6-Sanığın Tirebolu Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/337 Esas, 2017/84 Karar nolu ilamı ile hapis cezasından çevrilme 1200 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı ve deneme süresi içerisinde yeniden suç işlediği ve TCK nın 58/2. Maddesi gereğince tekerrür şartları oluştuğu anlaşılmakla, TCK 58/6-7 madde gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
7-Sanığın daha önceden hapis cezasına mahküm edilmediği anlaşıldığından TCK'nın 50/3.maddesi yollamasıyla almış olduğu cezanın miktarı gereği TCK'nın 50/1.fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunlu olduğundan,
Sanığa netice olarak verilen 1 ay hapis cezasının TCK'nın 50/1-e fıkrası gereğince verilen cezanın bir katına kadar süre olan 2 AY BOYUNCA ALKOL KULLANMAKTAN YASAKLANMASI YAPTIRIMINA ÇEVRİLMESİNE
suretiyle HÜKMÜN DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/2-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 25/12/2019 tarihinde heyetçe oybirliği ile karar verildi. (¤¤)