Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun usulden reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi.
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289.maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, ilk derece mahkemesinin takdirine göre suçun sanık tarafından işlendiğini kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde belirlenerek bireyselleştirildiği,
Yasal ve takdiri artırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği ancak;
1412 Sayılı CMUK 305/son maddesindeki kesin adli para cezalarının tekerrüre esas olamayacağına yönelik düzenlemenin 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin 20/07/2016 tarihinde faaliyete geçmesi ile birlikte yürürlükten kalkması nedeniyle 20.07.2016 tarihinden sonra işlenmiş olan suçlardan dolayı verilen kesin nitelikteki adli para cezalarının tekerrüre esas olabileceği durumu karşısında;
Yerel mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde tekerrüre esas alınan Gümüşhane Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/501 esas, 2017/596 karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin doğrudan verilen kesin nitelikte 2.000,00 TL adli para cezasına ilişkin olup suç tarihinin 23/04/2016 olması ve bu nedenle tekerrüre esas alınmasının mümkün bulunmamasına rağmen sanık hakkında TCK'nun 58. Maddesi gereğince uygulama yapılmasının yasaya aykırı olduğu,
Belirtilen hukuka aykırılığın CMK'nun 280/1-a ve 303/1-a maddeleri gereğince olayın daha ziyade aydınlanması ve yeniden yargılama yapılması gerekmeden düzeltilebileceği anlaşıldığından,
Hükmün 1.fıkrasının e, f ve g bendi hükümden çıkartılarak yerine;
"Sanığa hükmedilen hapis cezasının sanığın ekonomik durumu,günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücü göz önüne alınarak TCK'nun 50/1-a, 3 maddesi gereğince paraya çevrilmesi taktir olunduğundan günlüğü TCK’nun 52.maddesi gereğince taktiren 20,00 TL belirlenmek suretiyle sanığın 6 Ay 7 Gün hapis cezası karşılığı 3.740,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
TCK.nun 52/4. maddesi gereğince, sanığın ekonomik durumu dikkate alınarak adli para cezasının birer ay ara ile 10 eşit taksit halinde tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ihtarına (ihtar yapılamadı)," ibarelerinin eklenmesine,
Hükmün bu şekilde CMK'nın 280/1-a ve 303 maddeleri gereğince DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kesin kararın bir suretinin yerel mahkemesince bilgi için sanığa tebliğine,
CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere, 07/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (¤¤)