Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargıtay 19.Ceza Dairesinin 27/02/2018 tarih 2015/30335 Esas ve 2018/2027 Karar sayılı ilamında;
"...Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/02/2012 tarih, 2011/505, 509, 513 E, 21/02/2012 tarih, 2011/506, 510, 511, 621 E sayılı kararlarında açıklandığı üzere “tacir sayılan limited şirketlerin, temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, sorumlu oldukları şirketlerin ticareti terk etmeleri halinde; İcra İflas Kanunu'nun 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisnaya yer verilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı Kanun'un 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına bir engel bulunmadığı" yönündeki ulaşılan sonucun zaman içerisinde yerleşik uygulamaya dönüşmüş olması, ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK'nın 44. maddesi ile, ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, Ticaret Sicili Memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete'de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK’nın 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;
1- İİK'nın 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
2- Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,
3- Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,
4- Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi...) gerçekleşmesi halinde oluşacağı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması ve somut olayımızda bu eylemden dolayı şikayetçinin zarar gördüğünün dosya içeriğinden anlaşılması karşısında; borçlu ticaret şirketinin kayıtlı olduğu İstanbul Tuzla Vergi Dairesi Müdürlüğünün 12.06.2014 tarihli yazısında 30.09.2013 tarihinde resen terk işlemi yapılarak mükellefiyet kaydının kapatıldığının bildirilmesi, zabıtanın 01.07.2014 tarihli araştırmasında adreste başka bir şirketin faaliyet gösterdiği ve borçlu şirketin iki yıl önce taşındığının bildirilmesi ve tüm dosya kapsamına göre suçun unsurlarının oluştuğunun anlaşılması karşısında sanığın mahkumiyetine karar verilmesi..." belirtildiği üzere;
İstinaf incelemesine konu somut uyuşmazlıkta;
Sanığın yetkili temsilcisi olduğu borçlu ticaret şirketinin kayıtlı olduğu Rize Vergi Dairesi Müdürlüğünün 25.06.2018 tarihli yazısında mükellefin 31.12.2017 tarihinden sonra beyanname vermemekte olduğunun ancak resen terk işlemlerinin halen devam ettiğinin bildirilmesi, her ne kadar şirketin mükellefiyet kaydının henüz kapatılmadığı cevabi yazı içeriğinden anlaşılmakta ise de zabıtanın 03.04.2019 tarihli araştırmasında adreste anılan şirketin faaliyet göstermediği ve F1 Odasından yapılan araştırma neticesinde şirketin kayıtlı olmadığının bildirilmesi ve sanık savunmasında şirketin faaliyet adresi olarak yeni bir adresin de belirtilmemiş olması birlikte değerlendirildiğinde tüm dosya kapsamına göre suçun unsurlarının oluştuğunun anlaşılması karşısında;
İlk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmış olmakla, istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/2. maddesi uyarınca ve kesin olmak üzere 07/07/2020 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)