Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 20/04/2017 tarih, 2017/479 Esas 2017/2538 sayılı "...kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin karara, yaşı küçük şüphelinin ve dolayısı ile şüpheliye soruşturma aşamasında CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafiinin de itiraz hakkının bulunduğu, itiraz hakkının kullanılabilmesi için yaşı küçük şüpheliyi "temsilen" zorunlu müdafiine de ilgili kararın tebliğ edilmesi gerektiği" belirtilmekle "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ile yaşı küçük şüpheliye yükümlülük getiren tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine de karar verildiğinden bu karara karşı CMK'nın 171. ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz" hakkıyla ilgili hükümler gereğince kararın yaşı küçük şüpheliye de tebliğ edilmesi gerektiği bu hali ile anlaşılmakla; dosya içerisinde dava açılmasının ertelenmesi kararının suça sürüklenen çocuğa tebliğ edildiğine ilişkin belge bulunmadığı, salt soruşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğun ifadesinin alındığı esnada bulunma görevi olan zorunlu müdafiiye yapılan tebligatın hukuken geçerli bir tebligat olmayacağı..." şeklindeki kararı doğrultusunda;
Sanık hakkında uyuşturucu madde kullanmak suçundan 31/01/2018 tarih ve 2017/291 soruşturma 2018/1 kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, verilen bu kararın 06/12/2018 tarihinde sanığın adli kontrol talebi ile Şebinkarahisar Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilmesi nedeni ile sanığa OCAS'tan atanan zorunlu müdafii Av. …'ye tebliğ edildiği, kararın verildiği aynı gün 31/01/2018 tarihinde sanık hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanması için dosyanın Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, böylece kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa usulüne uygun tebliğ edilmediği gibi itiraz hakkı beklenilmediğinden bu hali ile kovuşturma şartının gerçekleşmediği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından sanığa çıkartılan çağrı kağıdının sanığa 06/02/2018 tarihinde tebliğ edildiği ve denetimli serbestliğin infazına başlanıldığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı tebliğ edilip de 15 günlük yasal itiraz süresi beklenilmeden ve sanığa itiraz hakkı tanınmadan denetim süresinin de başlamayacağı, bu nedenle denetimin ve tedavi tedbirinin ihlalinin de söz konusu olmayacağı bu hususun kovuşturma şartlarından olduğu, Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 26/05/2016 tarih ve 2016/1582 Esas 2016/3201 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 25/01/2018 tarih, 2018/6866 Esas 2018/946 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı tebliğ edilmeden denetimin süresinin de başlamadığı, sonuç olarak kovuşturma şartı yerine getirilmeden açılan kamu davalarında şartın gerçekleşme ihtimali varsa durma, gerçekleştirme ihtimali yoksa düşme kararı verileceğinin CMK'nın 223/8 maddesinde düzenlendiği,
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak kesinleştirilip sanığa itiraz hakkı tanınması sureti ile koşulun gerçekleşme ihtimali bulunduğundan durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı olup sanığın istinaf başvurusu bu yönden yerinde görülerek sair hususlar incelenmeksizin 7188 sayılı yasanın 27. Maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK. nın 280/1-f. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Dair, CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine 02.03.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.(¤¤)