Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
İddianamede sanık hakkında sevk maddesi olarak TCK'nın 58. maddesinin talep edilmemesine ve yargılama sırasında da sanığa CMK'nun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı ve süresi verilmemesine rağmen, TCK.nun 58/6. Maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanarak cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş olduğu anlaşılmış ise de; T.C. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 30/04/2018 tarihli, 2017/14131 esas, 2018/7887 karar sayılı "...sanığa, 06/08/2019 tarihli duruşmada nüfus ve adli sicil kaydının okunması nedeniyle, sanık hakkında TCK.nun 58. Maddesinden ek savunma ve hakkı tanınmamış olsa da, sanığın adli sicil kaydı konusunda beyanı alındığından, bu husus esasa etkili olmayıp..."şeklindeki kararı doğrultusunda bu hususun,
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 23/10/2019 tarih, 2015/25090 Esas, 2019/36250 Karar sayılı "...sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilirken sanığın adli sicil kaydında ki tekerrüre esas alınan ilamın içerdiği en ağır cezanın hükme esas alınması gerekirken aynı ilamda yer alan birden fazla hüküm esas alınacak şekilde karar yerinde gösterilmesi..." şeklindeki kararı doğrultusunda sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi uygulanırken Sürmene Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14/04/2017 tarih, 2016/378 Esas 2017/104 Karar sayılı ilamının mükerrir olduğunun belirtildiği, ilamın birden fazla (500.00 TL Para Cezası ve 10 Ay Hapis Cezası olmak üzere) ceza içerdiği, en ağır cezanın yazılarak hükme esas alınması gerekirken yazılmadığı görülmekle bu hususun,
Sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi uygulanırken tekerrüre esas olduğu belirtilen Sürmene Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14/04/2017 tarih, 2016/378 Esas 2017/104 Karar sayılı ilamında da sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulandığı için sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanması gerekirken sadece mükerrirlere özgü infaz rejimine göre sanığa hükmolunan cezanın çektirilmesine karar verildiği görülmekle bu hususların eleştiri konusu yapılmakla yetinilmesine.
Eleştiri konusu yapılan hususlar dışında sanık hakkında yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik bulunmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği, kanunda ön görülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla eleştiri konusu yapılanlar hariç, diğer istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ayrıca; ilamın hüküm kısmında sanık hakkında eylemine uyan suç maddesinin "2313 Sayılı Yasanın 23/5-2. cümlesi" olarak yazması gerekirken "2313 Sayılı Yasanın 25/son maddesi" olarak yazıldığı,
Sanığın adli sicil kaydında gözüken Sürmene Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/42 Esas 2013/74 Karar sayılı 05/09/2013 tarihinde kesinleşmiş Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması kararının 5 yıllık denetim süresi içerisinde 02/07/2018 tarihinde yargılamaya konu suçun işlenmesine rağmen mahkemesine ihbarda bulunulmamış olduğu anlaşılmakla;
İlamın hüküm kısmındaki sanık hakkında eylemine uyan "2313 Sayılı Yasanın 25/son maddesi" şeklindeki maddenin "2313 Sayılı Yasanın 23/5-2. Cümlesi" olarak değiştirilmesine,
İlamın hüküm kısmına "Sürmene Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/42 Esas 2013/74 Karar sayılı dosyasından verilen HAGB kararının açıklanması için ilgili dosyasına ihbarda bulunulmasına." maddelerinin eklenmesine,
Hükmün diğer kısımları aynen bırakılmak sureti ile sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hüküm nedeni ile İSTİNAF TALEBİNİN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kesin olmak üzere 02.03.2020 tarihi itibari ile oy birliği ile karar verildi.(¤¤)