Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
Sanıklar A..Ç... ve R..L... hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
5607 Sayılı Yasanın 3/2 madde ve fıkrasında ''Eşyayı , aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır'' denildiği görülmektedir.
Anılan yasal düzenlemenin 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanunun 89.maddesi ile yapılan değişiklik öncesinde suçun unsurunun oluşması için SAHTE BELGE KULLANMAK gibi sınırlayıcı ibare mevcut iken bu yasal değişiklik ile sahte belge kullanmak ibaresi yasa metninden çıkarılarak yerine ALDATICI İŞLEM VE DAVRANIŞ ibareleri konularak sınırlayıcı ibare genişletilmiş ve bu suretle bu suçun işlenebilmesi için mutlak anlamda sahte belge düzenleme zorunluluğu ortadan kalkmış bu eylem dışında sahte belge kullanmadanda suç mağduru olan gümrük idaresine yönelik suç faili tarafından veya iştirak eden tarafından gerçekleştirilecek her hangi bir şekilde gerçekleşecek aldatıcı işlem ve davranışla da bu suçun işlenebileceği kabul edilmiştir.
Anılan fıkrada sözü edilen '' aldatıcı işlem ve davranışın'' ithalat gümrük işlemi sırasında ve gümrük idaresine karşı yapılması gerekir bu suç ancak gümrük kapılarında ithalat işlemleri sırasında işlenebilecek bir suçtur. İthalat işlemi sırasında aldatıcı işlem ve davranışlarla gerçeğe aykırı beyanda bulunarak gümrük idaresini yanıltmak suretiyle eşya ithal etme fiili bu suçun maddi unsuru niteliğindedir.
Yukarıda da açıklandığı üzere ;
a-Gümrük kapılarından eşya ithal etmek
b-Bu ithalat sırasında aldatıcı işlem ve davranışta bulunmak
c-Ödenmesi gereken gümrük vergilerini kısmen veya tamamen ödememek hareketleri 5607 Sayılı Yasanın 3/6 maddesinde tanımlanan suçun maddi unsurunu oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Olayın oluş biçiminden de anlaşılacağı üzere sanığın dava konusu aracı (suç eşyasını) turistik kolaylıklardan yararlanarak geçici ithalat rejimi kapsamında ülkeye girişini sağlayarak serbest dolaşıma soktuğu anlaşılmaktadır. Açıklanan suça ilişkin eylem nedeniyle 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile 4458 Sayılı Gümrük Kanunu , Gümrük Yönetmeliği ve diğer yasal düzenlemelerde turistik kolaylıklar kapsamında geçici ithalat rejiminin incelenmesi ve anılan eylemin kabahat yerine suç oluşturması koşuluyla 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında hangi suç vasfına uyduğu ve bu bağlamda anılan kanunun hangi madde ve fıkrasının suça ilişkin eylem nedeniyle uygulanacağı hususunun belirlenmesi önem arz etmektedir.
Turistik kolaylıklar kapsamında geçici ithalat;
4458 Sayılı Gümrük Kanunun 128,134,234,238 ve 241.maddelerinde
Gümrük Yönetmeliğinin 171 ve devamı maddelerinde
Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliğinin 27 ve 28.maddelerinde
4 seri nolu geçici ithalat gümrük genel tebliğinde
2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 3,16,44,57,116 ve 134.maddelerinde açıklanmıştır.
Yukarıda belirtilen mevzuata konu yasa, yönetmelik, genelge, tebliğ ve Bakanlar Kurulu kararında turistik kolaylıklar kapsamında geçici ithalat yönünden aşağıda açıklanan usul ve ilkeler belirlenmiştir;
29/09/2009 tarih ve 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan 4458 Sayılı Gümrük Kanunun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Karar gereğince olağan durumda Türkiye Gümrük Bölgesi dışında ikamet eden , diğer bir ifadeyle yerleşik olan kişiler ikamet yerlerinde atlarına kayıtlı taşıtlarını turistik kolaylıklar kapsamında yurt dışından geçici olarak getirebilirler.
Kişinin son bir yıl içerisinde 185 günden uzun bir süre Türkiye dışında bulunması halinde yurt dışında yerleşik olduğu kabul edilir. Bu şekilde Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik kişinin taşıtı ile birlikte Türkiye'de kalabileceği azami süre 730 gündür. Yabancılara ait taşıtlara verilecek süre bu kişilerin Türkiye'de kalabilecekleri süre kadardır. Somut olayda olduğu biçimde Sarp Sınır Kapısından Türkiye'ye kimlikle giriş yapan Gürcistan vatandaşına verilecek süre 90 günü geçemeyeceğinden bu kişinin turistik kolaylıktan faydalanarak geçici ithalat rejimi kapsamında ülkeye sokacağı taşıtına da en fazla 90 gün süre verilir.
Turistik kolaylıklar kapsamında getirilen taşıt için gümrük idaresine taşıtın mülkiyet belgesi (taşıt giriş yapacak kişiye ait değilse geçerli bir vekaletname veya kira sözleşmesi gerekir) taşıta ait Türkiye'de geçerli sigorta poliçesi, kişinin pasaportu belgelerinin ibrazı gereklidir.
Somut olayda olduğu biçimde Türkiye 'de yerleşik bir kişinin yurt dışından geçici olarak araç ithal etmesi mümkün olmadığı gibi, yurt dışında yerleşik başka bir kişiye ait aracı vekaletende olsa geçici olarak ithal etmesi mümkün değildir.
Taşıtın mülkiyet sahibinin gerçek kişi olması ve sahibi dışında başka bir şahıs tarafından getirilmesi halinde taşıtın maliki ile vekaleten getirecek olan kişinin yurt dışında yerleşik olmaları gerekmektedir. Diğer bir deyişle taşıtın adına tescilli olduğu kişi ile vekaleten getirecek kişinin Türkiye'ye giriş yapmak istediği tarihten geriye doğru 365 gün içerisinde en az 185 gün yurt dışında bulunmuş olması gerekmektedir.
Türkiye'ye turistik kolaylıklar kapsamında taşıt getirerek taşıtsız olarak yurt dışına çıkış yapılmak istenilmesi halinde en yakın gümrük idaresine başvurularak geçici ithal edilen taşıtlara ilişkin Gümrük genel tebliği kapsamında taahhütname vermek suretiyle taşıtsız olarak yurt dışına çıkış izni alınarak veya gümrük idaresine taşıt teslim edilerek yurt dışına taşıtsız çıkış yapılabilir.
Turistik kolaylıklardan istifade edilerek geçici ithali yapılan taşıt Türkiye'de yerleşik olsun ya da olmasın bir başkasına satılamaz, mülkiyeti devredilemez
Türkiye'ye girişte geçerli bir sigorta poliçesi ibrazı zorunludur. Taşıtın sigorta poliçesinin bulunmaması ya da Türkiye'de geçerli olmaması durumunda gümrük idaresine en yakın yerden sigorta poliçesi düzenlenmesi gerekecektir.
Turistik kolaylıklar kapsamında geçici ithalat rejimi konuya ilişkin yasal mevzuat kapsamında irdelendikten sonra anılan eylemin 4458 Sayılı Gümrük Kanunu kapsamında kabahat mi veya 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Kapsamında suç mu oluşturduğu hususunun da irdelenip tespiti önem arz etmektedir. Bu kapsamda konuya ilişkin yüksek yargı kararları irdelendiğinde Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 14/01/2013 tarih 2012/984 Esas ve 2013/685 karar sayılı ilamında '' Yurt dışından Antrepo ve geçici depolama , geçici ithalat, dahilde işleme ve gümrük kontrolü altında işleme rejimlerine göre eşya getiren kişilerin, bu eşyayı gümrük işlemine tabi tutmadan serbest dolaşıma sokma fiillerinin kabahat mi veya suç mu olduğunun tespiti bakımından eşyayı, belirtilen rejimler kapsamında yurda getirirken olayın başında güttükleri amaç ve kastları önem arz etmektedir. Bu rejimler kapsamında yurda eşya getiren kişiler, başlangıçta rejim hükümlerine uygun olarak iş ve işlem yapmak amacıyla eşyayı yurda getirip de sonradan kastlarını değiştirerek gümrük işlemlerini gerçekleştirmeksizin yurt içinde serbest dolaşıma sokmaları halinde kabahat oluşturan kaçakçılık fiilini işlemiş olacaklardır. Buna karşılık belirtilen rejimler kapsamında eşyayı yurda getirirken başlangıçta bu rejimleri kullanarak gümrük işlemi yaptırmamak ve bu suretle gümrük vergisi ödemeyerek yurt içinde serbest dolaşıma eşya sokmak kastıyla yurda araç ithal ettiklerinin tespiti halinde ise fiilin, olayın işlem özelliği de gözetilerek 5607 Sayılı Kanunun 3.maddesinin ilgili fıkrasındaki kaçakçılık suçunu oluşturabilecektir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda; davaya konu VD 853 DV plakalı aracın sanık A..Ç... adına kayıtlı olduğu, sanık Ali'nin yasal şartları taşımaması nedeniyle geçici turistik kolaylık kapsamında yurda araç sokmasının mümkün olmadığı, bu suretle aracın sanık Ramini tarafından araca ilişkin Ramini adına kayıtlı ruhsat ibraz edilmek suretiyle yurda getirildiği, her iki sanığın da aracın satışına aracılık eden kişinin açık kimlik bilgilerini sunamadığı, aracın maliki Ali'nin davaya konu aracı vergileri ödenmeksizin yurda yasal olarak getirmesinin mümkün olmadığı, Gürcistan ülkesinden temin edilen aracın devir bilgilerini gösterir evrakların incelenmesinde aracın 05/06/2017 tarihinde sanık Ramini'ye devredilmesi ve ardından aynı gün içerisinde sanık Ramini tarafından sanık Ali'ye devredilmesinin de olayın oluş biçimini doğruladığı, böylelikle sanıkların eyleminin ayrı ayrı 5607 sayılı Kanun'un 3/2. maddesindeki eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergilerini kısmen veya tamamen ödemeksizin ülkeye sokma suçuna temas ettiği anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289.maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Bu bağlamda; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde belirlenerek bireyselleştirildiği, yasal ve takdiri artırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,
Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmış olmakla, sanık müdafinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/2. maddesi uyarınca ve kesin olmak üzere 05/11/2019 tarihinde, oy birliği ile karar verildi. (¤¤)