Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanık müdafiinin suçun sübutu bakımından yaptığı istinaf talebinin Dairemizce incelenmesi neticesinde;
Sanıktan ele geçirilen yurda yasal olarak girdiği belgelenemeyen akaryakıtın miktar ve ekonomik değeri bir bütün olarak değerlendirildiğinde ele geçerilen akaryakıtın miktar ve ekonomik değer bakımından ticari miktar ve mahiyette olduğu anlaşılmakla sanığın davaya konu akaryakıtı yurda girdiği esnada beyan etmemeksizin yurda sokma şeklindeki eyleminin 5607 sayılı Kanun'u 3/1 ve 3/10 maddeleri kapsamındaki akaryakıt cinsi eşyayı gümrük işlelmerine tabi tutmaksızın yurda sokma suçuna temas ettiği anlaşıldığından yerel mahkemenin değerlendirmesi isabetli olup istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
2-Sanık müdafiinin 5607 SY. 5/2 maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması bakımından yaptığı istinaf talebinin Dairemizce incelenmesi neticesinde;
Kural 5607 sayılı yasının 5/2 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin soruşturma evresi ile sınırlı olarak uygulanabileceği olmakla birlikte Yargıtay 7.CD'nin 2013/6742 E. Ve 2014/887 K.nolu ilamında "Sanığın soruşturma aşamasında kollukta verdiği ifadesinde, 5607 sayılı Yasa'nın 5/2 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini beyan ettiği ve dosya kapsamına göre suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değeri ve KEMT varakası düzenlenmeden kamu davası açıldığı gözetilerek...." belirtildiği üzere sanığın soruşturma evresinde etkin pişmanlıktan yararlanma iradesini ortaya koyması şartıyla KEMT varakasının iddianame tarihinden sonra düzenlendiği hallerle sınırlı olmak üzere 5607 sayılı yasanın 5/2 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması Yargıtaya içtihatları ve uygulamada kabul edilmektedir.
Somut olayda KEMT varakasının 08/02/2019 tarihinde yani iddianamenin düzenlenme tarihten önce düzenlenmiş olduğu,dolayısıyla KEMT varakasının henüz kovuşturma evresinde geçilmeden evvel tanzim edilmiş olduğu,sanığa kolluk ifadesinde gümrüklenmiş değerin 2 katı tutarında meblağı ödemek isteyip istemediği hususunun sorulması üzerine sanığın maddi gücü olmadığından bahisle ödeme teklifini yerine getirmediği,5607 sayılı Kanunun 5/2.maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin soruşturma aşaması ile sınırlı olduğu, kovuşturma aşamasında yapılan ödemenin bu hükmün uygulanmasını mümkün kılmayacağı kanun hükmünden ve yerleşik Yargıtay uygulamalarından anlaşılmakla birlikte yerel mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesi usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Katılan Gümrük idaresi vekilinin araç müsaderesi bakımından yaptığı istinaf talebinin Dairemizce incelenmesi neticesinde;
... / ... plakalı araca ilşkin düzenlenen bilirkişi raporunda araçta özel olarak hazırlanmış gizli bir tertibatın oluşturulduğu, ancak bu tertibatın dışarıdan bakıldığında dışında ve kontrolünde farkedilebilecek vaziyette olup gizli olmadığı, kaçak motorinin hacimsel olarak taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı, kaçak motorinin toplam ağırlığından dolayı naklinin bu aracı gerekli kılmadığını ve aracın çekici değerinin 140,559 TL, tenteli kasa değerinin de 22.500 TL ile 25.000 TL arasında olduğu ifade edilmiş olması karşısında yerel mahkemesinin değerlendirmesi 5607 sayılı yasanın 13.maddesi kapsamında usul ve yasaya uygun olduğundan bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sanığın 5607 Sayılı Kanuna Muhalefet suçundan mahkumiyetine konu, ilk derece mahkemesi kararında, usul veya esas yönüyle herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından;
Sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289.maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Bu bağlamda; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmış olmakla, sanık müdafinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/2. maddesi uyarınca ve kesin olmak üzere 05/11/2019 tarihinde, oy birliği ile karar verildi. (¤¤)