Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme ve inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Soruşturma ve kovuşturma aşmasında alınan beyanlar, toplanan deliller ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 27/05/2019 günü saat 17:00'de sanık ile aralarında herhangi bir husumet bulunmayan tanık E..Ö...'in Şebinkarahisar Polis Merkez Amirliği'ne ihbarda bulunması ile sanık İ..Y... ile aynı apartmanda oturduğunu, ikametine sıklıkla ortaokul üniformalı bir kız öğrenci ile geldiğini, evde gülüşme ve koşturma seslerinin olduğunu beyan etmesi üzerine, sanığın ikametine, kolluk ekiplerince aynı gün gidildiği, kapı çalındığında içeriden koşturma seslerinin geldiği ve bir dakikalık kısa bir aradan sonra sanık İ..Y...'ın aşırı heyecanlı bir şekilde kapıyı açtığı, kolluk ekiplerince yapılan mülakatta mağdure çocuğun sanık İ..Y...'ın kendisini dudaklarından öpmek istediğini, ancak kendisinin izin vermediğini, bu sebeple sanığın sırt kaşıma tahtası ile omuz kısmına vurduğunu ve kalça kısmını ellediğini, kapı çaldığından sanığın elinden aldığı sırt kaşıma tahtasını yatak odasından bulunan ütü masasının yanına attığını beyan etmesi üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, mağdure çocuğun aşamalardaki istikrarlı beyanlarıyla anlaşılacağı üzere sanıkla birlikte olay tarihinde mutfakta oldukları esnada, sanığın mağdurenin sağ kolundan tutarak ve sıkarak cinsel saik ile dudağından öpmeye çalıştığı, mağdurenin ise sol kolunu yüzüne kapatarak buna engel olduğu, daha sonra kolunu kurtardığını, sanığın ise mağdurenin poposuna vurduğu, mağdurenin ise; '' git başımdan gerizekalı salak pis sapık seni babama söyleyeceğim'' şeklinde beyanda bulunduğu, sanığın bunun üzerine diğer odaya giderek sırt kaşıma tahtasını aldığı, mağdure çocuğun bu sırt kaşıma tahtasıyla kendisine vurmaması için sanığın elinden aldığı ve ütü masasının yanına attığı, kendisinin de odaya saklandığı ve bu esnada polis memurlarının geldiği, bu şekilde gelişen somut olayda, mağdurenin aşamalardaki birbiriyle tutarlı ve her biri bir öncekini açıklayıcı mahiyetteki beyanları, mağdure çocuğun beyanından başka olayı gören tanık olmasa da mağdure çocuğun aşamalardaki istikrarlı beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, bu hususun dosya içerisindeki mevcut raporlardan anlaşıldığı ve aralarında husumet bulunmayan kendisine telefon, tablet gibi maddi değeri yüksek hediyeler alıp okula götürüp getiren, her gün harçlık veren sanık hakkında iftira atmasını gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı, dosya kapsamındaki telefon inceleme tutanağıyla sabit olduğu üzere sanıkla mağdureye ait mesaj içeriklerinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, sanığın telefonunda ele geçen pornografik görüntüler dolayısıyla hakkında "Müstehcenlik" suçundan ayrı bir soruşturma da yürütüldüğü birlikte değerlendirildiğinde, sanığın suç tarihinde 12 yaşını tamamlamamış mağdure çocuğa karşı ani ve süreklilik arzetmeyen, belli bir yoğunluğa ulaşmayan, cinsel saik ile gerçekleştirdiği davranışların sarkıntılık düzeyinde kaldığı, sanığın mağdureyi öpmeye çalıştığı sırada kolundan tutmak ve sıkmak suretiyle kendisine doğru çekmesi ve devamında sırt kaşıma tahtası ile mağdura vurmaya çalışması eyleminin mağdurenin suç tarihindeki yaşı da nazara alındığında çocuğun cinsel istimarı suçunda cebir unsuru içerisinde kaldığı kabul edilerek sanığın eylemine uyan "Cebir, Tehdit ve Hile Kullanarak Sarkıntılık Yapmak Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı" suçunu işlediği ve müsnet suçtan 5237 Sayılı TCK'nun 103/1-2.cümle, 103/3.cümle, 103/4 maddeleri uyarınca cezalandırılmasında usul ve esasa aykırı bir yön görülmemiştir.
Fakat; 5237 Sayılı TCK'nun 103/1-2. Cümlesinde, müsnet suçun cezasının üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası olduğunun belirtilmesi karşısında, mahkeme tarafından ilk önce üç yıl ile sekiz yılı arasında temel bir ceza belirlenmesi, akabinde aynı yasanın 103/3. cümlesinde mağdurenin 12 yaşını tamamlamamış olması nedeniyle sarkıntılık halinde suçun cezasının beş yıldan az olamayacağı düzenlemesi karşısında bu cezanın beş yıla çıkarılması ve aynı yasanın 103/4. Maddesi uyarınca 1/2 oranındaki ceza artırımının bu ceza miktarı üzerinden yapılması gerekmekte ise de; netice olarak suçun temel cezasının beş yıl olarak belirlenmesi uygulaması sanik müdafiilerinin istinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere alt ceza miktarından uzuklaşılmak suretiyle ceza takdir edilmesi şeklinde anlaşılmakta ise de; bu durum bulunan sonuç cezaya etkili olmadığından ve aynı yasanın 103/3. cümlesi uyarınca suçun cezası beş yıldan az olamayacağından eleştiri konusu edilmiştir. Mahkeme tarafından sanık hakkında verilen cezadan 5237 Sayılı TCK'nun 62. Maddesi uyarınca indirim yapılması hususu da mahkemenin kararındaki gerekçesi ve takdiri bakımından usul ve esasa aykırılık taşımamaktadır.
Sanığa yükletilen Cebir, Tehdit ve Hile Kulanarak Sarkıntılık Yapmak Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı eylemi ile ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın istinaf denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşıldığından;
Katılan bakanlık vekilinin; sanık hakkında iyi hal indiriminin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın mağdureye yönelik eyleminin sarkıntılık düzeyinde kalmayıp, Çocuğun Basit Cinsel İstismarı suçunu oluşturduğuna ve ilgili sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiğine, T.C. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2019/2367 Esas, 2019/10279 Karar sayılı 24/06/2019 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı CMK'nın 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı, ayrıca sanığın mahkumiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkum edildiği de dikkate alındığında, Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi sebebiyle sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkum edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılmasının da hakkaniyete uygun düşmeyeceği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik istinaf talebi ve nedenlerinin reddine,
Sanık müdafiilerinin de; yukarıda izah edildiği üzere; sanığın sabit görülen eylemi nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına, sanığın eyleminin sübut bulmadığına, somut olayda TCK'nun 103/4. Maddesinin uygulanma şartlarının bulunmadığına yönelik istinaf talebi ve nedenlerinin reddine,
Ancak; Şebinkarahisar Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/10/2019 tarih, 2019/30 esas ve 2019/52 karar sayılı ilamının hüküm kısmında, "5237 Sayılı TCK 53. madde 1. fıkra (b) bendinde düzenlenen seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCnın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına" şeklinde yazılmasına karar verilmiş ise de; "Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında TCK.53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına." şeklinde yazılması gerektiği anlaşılmakla;
İlamın hüküm kısmında sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi uygulanırken "5237 Sayılı TCK 53. madde 1. fıkra (b) bendinde düzenlenen seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCnın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına" şeklinde yazan kısmın "Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında TCK.53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına." şeklinde düzeltilmesine, hükmün diğer kısımları aynen bırakılmak sureti ile sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hüküm nedeni ile sanığın mağdureye yönelik Cebir, Tehdit ve Hile Kullanarak Sarkıntılık Yapmak Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı suçu yönünden 5271 Sayılı CMK’nın 280/1.a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE, bu karara yönelik 5271 sayılı CMK'nun 286/2-a maddesi uyarınca ceza miktarı açısından Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiileri ve katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizletler Bakanlığı vekili yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren on beş (15) gün içerisinde hükmü veren Dairemize verilecek gerekçeli temyiz dilekçesi (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 295/1. Maddesi gereğince temyiz başvurusunda temyiz nedenlerinin gösterilmemesi üzerine temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilmesi gerektiğinin bilinmesine) veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturulup hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde zabit katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle YARGITAY İLGİLİ CEZA DAİRESİ tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yolu açık olmak üzere,
Sanığın Cebir, Tehdit ve Hile Kulanarak Sarkıntılık Yapmak Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı suçu nedeniyle aldığı hapis cezasının miktarı, tabi olduğu infaz rejimi, tutuklulukta kaldığı süre, kaçma şüphesinin olması, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı, isnat edilen suçun 5271 sayılı CMK'nun 100/3'te sayılan katalog suçlardan olması nazara alınarak 5271 Sayılı CMK'nun 100/3.a.6, 102/2 maddeleri gereğince TAHLİYE TALEBİNİN REDDİNE, TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, 5271 Sayılı Cuza Muhakemesi Kanunu'nun 107. maddesi gereğince yakınlarına durumun bildirilmesine, bu karara yönelik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 268/3-e maddesi uyarınca Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiileri yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içerisinde hükmü veren Dairemize verilecek dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturulup hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde zabit katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. CEZA DAİRESİ tarafından incelenmek üzere İTİRAZ yolu açık olmak üzere,
Heyet olarak 20/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)