Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
Sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık müdafinin istinaf talebinin incelenmesi neticesinde:
Olay, arama, yakalama ve el koyma tutanağı, Hopa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen el koyma kararı, Hopa Sulh Ceza Hakimliğinin onama kararı, KEMT varakası, EGM İnterpol Daire Başkanlığı yazısı, adli sicil kaydı, yapılan yargılama ve tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; olay günü Gürcistan'dan Türkiye'ye giriş yapmak üzere Sarp Gümrük Kapısına gelen sanığın idaresindeki MH359HM/PP504 plaka sayılı aracın yapılan detaylı aramasında toplamda 100 KG kavurma cinsi eşyanın yurda kaçak yolla sokulmak istenirken ele geçirildiği, ele geçirilen eşyalara Cumhuriyet savcının talimatı doğrultusunda el konulduğu ve el koyma kararının Hopa Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/1194 D. İş sayılı kararı ile onandığı,eylemin 5607 sayılı yasanın 3/1 maddesinde tanımlanan suça temas ettiği anlaşılmaktadır.
Katılan Gümrük idaresi vekilinin istinaf taleplerinin Dairemizce incelenmesi neticesinde:
Sanığın kamu zararını gidermemesi nedeniyle yerel mahkemece CMK 231/5 maddesi uyarınca yasal şartları oluşmadığından Hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına yer olmadığına ancak sanığın sabıkasız geçmişi ve netice cezanın miktarı gözetilerek TCK 50.maddesi yerine TCK 51.maddesi uyarınca erteleme hükümlerini tatbik etmek suretiyle hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı bir yön içermediği anlaşılmakla katılan gümrük idaresi vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Davaya konu suçta nakil aracı olarak kullanılan .../... plakalı plakalı aracın başında soruşturma aşamasında bir makine mühendisi teknik bilirkişi marifetiyle keşif yapılmış ve teknik bilirkişi Mustafa Şentürk tarafından dosyaya sunulan 07.11.2017 tarihli raporda araçta özel olarak hazırlanmış tertibatın olmadığı, kaçak kavurmaların hacimsel olarak taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü oluşturmadığının ifade edilmiş olması karşısında katılan idare vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları gözetilmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 150/2 maddesi uyarınca sanıklara atanan zorunlu müdafii ücretinin hazine üzerinde bırakılması yerine sanıktan tahsiline karar verilmesi,
Kanuna aykırı görüldüğünden, duruşma açılarak davanın yeniden görülmesini gerektirmeyen bu hususun, CMK'nun 280/1-a ve 303.maddeleri gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümdeki yargılama giderinin belirlendiği bölümün çıkarıltılması ve yerine "3 adet tebligat gideri 40,50 TL, 1 posta gideri 12,50 TL, soruşruma aşamasında yapılan keşif gideri 173,78 TL olmak üzere toplam 226,78 TL'nin sanıktan CMK'nın 325/1 maddesi gereğince tahsili ile hazineye gelir kaydına" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLMESİNE ve düzeltilmiş bu şekli ile İSTİNAF BAŞVURUSUNUN CMK'nun 280/1-a maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/2. maddesi uyarınca ve kesin olmak üzere 29/11/2019 tarihinde, oy birliği ile karar verildi. (¤¤)