Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme ve inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
T.C. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 10/10/2019 tarihli, 2019/7650 Esas, 2019/14155 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; TCK'ın 226/3. maddesinin ilk cümlesinde, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişilerin cezalandırılacağı düzenlenmiş, aynı Kanun maddesinin ikinci cümlesinde de, bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişilerin mahkum olacakları belirtilmiştir. Görüleceği üzere Kanun koyucu, “üretim” fiillerini ayrı, “ülkeye sokma, çoğaltma, satışa arz etme, satma, nakletme, depolama, ihraç etme, bulundurma ya da başkalarının kullanımına sunma” eylemlerini ayrı düzenleyip farklı yaptırımlara tabi tutmuştur.
TCK’nun 226/4. maddesindeki “doğal olmayan” kavramının bireylerin cinsel yaşamının içerisinde yeri olmayan, aşağılayıcı veya toplumun geneli tarafından da doğal olarak kabul edilmeyen ilişkileri tanımlamaktadır. Anal ya da oral yoldan yapılan, eşcinsel veya grup halinde bulunulan cinsel birleşmelere ait görüntüler tek başına bu kavram içerisinde değerlendirilemeyecektir.
Sanıktan ele geçirilen müstehcen içerikli materyallerde, çocukların kullanılmasının yanı sıra şiddet içerikli, doğal olmayan yollardan ve hayvanlarla cinsel ilişkiye girildiğinin de tespit edilmesi halinde sanığın eylemi, TCK’nın 44. maddesindeki fikri içtima kuralları gereğince en ağır cezayı öngören aynı Kanunun 226/3-2.cümlesindeki suçu oluşturacaktır.
Bu açıklamalar ışığında; somut olayda, suça konu görüntülere ilişkin Artvin İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Adli Bilişim Büro Amirliği tarafından düzenlenen raporda, dosya adı altında "Child, pedofil, children, kids, 6yo, 7yo, 12yo" ibareli olanlar açıldığında yaşı küçük olabileceği değerlendirilen kız çocuğu ve erkek çocuklana ait görüntülerin bulunduğu tespit edilmiş ve görüntülerin incelenmesinde, bu hususta herhangi bir şüphe bulunmadığı anlaşılmış ve yerel mahkeme tarafından kabul edilmiş olup, TCK'nın 226. maddesi fıkralarından hangisinin uygulanacağı hususunda düzenlenen raporun yeterli olduğunun anlaşılması karşısında, Dairemizce yeniden bilirkişi raporu aldırılarak suça konu meteryallerin içeriklerinde çocukların kullanılıp kullanılmadığı, içeriklerinde şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin bir ilişki türü olup olmadığı saptanması ve bilirkişi raporundaki belirlemeye göre, sanık hakkında TCK'nın 226. maddesi fıkralarından hangisinin uygulanacağı yoluna sanık hakkında tatbik edilecek sevk maddesi ve ve verilecek olan sonuç ceza değişmeyeceğinden gerek görüşmemiştir.
Ancak; sanık hakkında müstehcenlik suçundan hüküm kurulurken sanığın eylemine temas eden TCK'nun 226/3-2.cümlesinde, yaptırım olarak hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında para cezasına da hükmedilmesi gerekirken, para cezasına hükmedilmemesi aleyhe istinaf başvurusu olmadığından eleştiri konusu yapılmıştır.
Yukarıda belirtilen eleştiri dışında, sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289.maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Bu bağlamda; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmış olmakla, sanığın istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/2. maddesi uyarınca ve KESİN olmak üzere 28/11/2019 tarihinde, oy birliği ile karar verildi. (¤¤)