Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre;
Sanık hakkında 21/12/2013 tarihinde işlediği iddia edilen Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma suçundan 25/02/2016 tanzim tarihli iddianame ile Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne dava açıldığı ve 2016/72 Esas sırasına kayıt yapıldığı ve 17/09/2019 tarih, 2019/606 Karar sayılı karar ile sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilerek ve süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmakla istinaf incelemesi için dairemize geldiği,
Sanığın 13/04/2014 tarihinde işlediği iddia edilen aynı Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma suçundan İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldığı, 2014/290 Esas sırasına kayıt yapıldığı, iddianame tanzim tarihinin 17/06/2014 olduğu, yapılan yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği, sanığın süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunması üzerine dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'a gönderilerek Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2019/7190 Esas sırasına kaydının yapıldığı;
Dairemiz tarafından incelemesi yapılan Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/09/2019 tarih, 2016/72 Esas 2019/606 Karar sayılı kararının gerekçe kısmında; İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/214 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığı ancak İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/214 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 13/04/2014 olduğu, dosyalarındaki suç tarihinin ise 21/12/2013 olduğu, böylece iki suç tarihi arasında yaklaşık 4 aylık süre olduğu, suç yerlerinin farklı olduğu, birbirlerinin ara yakalaması mahiyetinde olmadığı, bu nedenle bağımsız iki ayrı suç olduğu belirtilerek İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/214 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasından vazgeçildiği belirtilmiş ise de;
Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 11/11/2019 tarih, 2017/5749 Esas 2019/6056 Karar sayılı "...UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında 22.03.2013, 03.04.2013, 05.06.2013 tarihlerinde uyuşturucu madde ticareti yapma eylemi nedeniyle Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 03.07.2013 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında, Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.02.2017 tarihli, 2016/ 263 esas ve 2017/ 25 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda TCK'nın 188/3, 62,52,53. maddeleri uyarınca verilen 8 yıl 4 ay hapis ve 416 gün adli para cezasına ilişkin hükmün Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 20.11.2018 tarih, 2018/ 2480 esas ve 2018/ 8163 karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği; temyize konu dosyada ise sanığın 02.04.2013 tarihli eyleminden ötürü, Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 03.01.2014 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı anlaşılmakla, her iki dava arasında hukuki kesinti bulunmadığı da gözetilerek, belirtilen davada hükmün kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, adı geçen dosyanın aslı veya onaylı örneği de dosya içine konularak incelenip, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip, eylemlerin zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda; ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması", aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması..." şeklindeki kararı doğrultusunda aralarında TCK'nın 43 maddesi uyarınca bağlantılı olan dosyalardaki suç yerlerinin farklı olabileceğinin görülmesi, ve Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 24/10/2019 tarih, 2017/5657 Esas, 2019/5715 Karar sayılı "...Sanıklar Şükrü ve İbrahim Olucak'ın işyerinde; 04/10/2010 tarihinde kolluk görevlilerince yapılan aramada, sanıkların satmak amacıyla esrar bulundurduklarının tesbiti yapılıp, bulunan esrar maddelerine usulen el konulduktan sonra, aynı sanıkların işyerinde 28/01/2011 tarihinde kolluk görevlilerince ikinci kez yapılan aramada, sanıkların yine satmak amacıyla esrar bulundurduklarının tesbit edilip el konulmasına rağmen, bu sanıklar hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır..." şeklindeki kararları doğrultusunda eylemler arasında yaklaşık 4 aylık süre olmasının TCK'nın 43. Maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmediği hususlarının anlaşılması karşısında,
Sanığın 21/12/2013 tarihinde işlediği iddia edilen Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma suçundan dairemiz tarafından incelemesi yapılan Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesine ait 2016/72 Esas 2019/606 Karar sayılı dosyadaki iddianame tanzim tarihi olan 25/02/2016 tarihinden önce İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/290 Esas 2015/271 Karar sayılı dosyasındaki suçun 13/04/2014 tarihinde işlenmiş olması nedeni ile hukuki kesinti oluşmadığı gözetilerek her iki dosyanın TCK'nın 43. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi için birleştirilmek sureti ile sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı ve sanık ile sanık müdafiinin istinaf başvurusu bu yönü itibari ile yerinde olduğundan sair hususlar incelenmeksizin 7188 Sayılı Kanunun 27. maddesi ile değişik CMK'nun 280/1-f maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,
İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine ait 2014/290 Esas 2015/271 Karar sayılı dosyasının Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2019/7190 Esasına kayıtlı olması nedeni ile kararımızın gereği ve taktiri için Yargıtay 10. Ceza Dairesi'ne 2019/7190 Esası ilgi tutularak gönderilip bilgi verilmesine,
Dair, CMK'nun 286/1. maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine 11/12/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)