Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık istinaf dilekçesinde suça konu kaçak sigara ve içkilerin kişisel kullanım sınırı içerisinde kaldığından bahisle beraatini talep etmiş ise de; Yargıtay 7.Ceza Dairesinin 13/4/2017 tarih ve 2014/33665 Esas ve 2017/2836 Karar nolu ilamında "...04.10.2012 tarihli olay tutanağına göre, sanığın elinde bulunan poşette şüphe üzerine yapılan aramada dava konusu 200 paket sigaranın ele geçmesi, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında sigarayı içmek için satın aldığını beyan etmesi ile ele geçen sigaranın miktar itibariyle kişisel kullanım kapsamında kalması karşısında ve tüm dosya kapsamına göre sanığın kaçak sigaraları ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraat yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi..." şeklinde belirtildiği üzere yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre sanıkta ele geçen kaçak sigara miktarının yasal sınır kabul edilen 200'ün üzerinde olduğu(210) ve kişisel kullanım sınırının üzerinde ticari mahiyet arz ettiği anlaşıldığından yerel mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı başkaca bir yön görülmediğinden sanığın ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Sanık istinaf dilekçesinde suçunu ikrar ederek polislere yardımcı olduğundan bahisle cezanın indirimini talep etmiş ise de; sanığın iyi hali ve suçun işlenmesinden önce gösterdiği tavırlar TCK 62.kapsamında takdiri indirim nedeni olarak yerel mahkemece kabul edildiği bunun dışında etkin pişmanlık kapsamında 5607 sayılı yasanın 5/2 maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek istinaf talebi bu yönden de yerinde görülmemiştir.
Sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289.maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Bu bağlamda; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde belirlenerek bireyselleştirildiği, yasal ve takdiri artırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,
Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmış olmakla, istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nun 286/2. maddesi uyarınca ve kesin olmak üzere 09/12/2019 tarihinde, oy birliği ile karar verildi. (¤¤)