Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Suç tarihinin 2012-2014 yılları arası olduğu sabit olan olayda, sanık hakkında TCK’nın 103/6. maddesinin uygulanma ihtimaline binaen, katılan mağdure hakkında T.C. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden 23/07/2019 tarih ve 378 sayılı rapor alınmış ise de;
T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/14-618 Esas, 2015/351 Karar sayılı, 27/10/2015 tarihli ilamında da belirtildiği üzere; 2659 sayılı Kanunun 31. maddesinin açık hükmü karşısında, somut olay değerlendirildiğinde; yerel mahkeme tarafından suç tarihinde 15 yaşından küçük olan, zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismar suçunun mağdurunun suç sonucunda, ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin raporun Adli Tıp Kurumu yerine 2659 sayılı Kanunun 31. maddesi uyarınca T.C. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden alınmasında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; anılan maddede Yükseköğretim Kurumları veya birimlerinin adli tıp mevzuatı çerçevesinde görev yapacağının açıkça düzenlenmiş olması karşısında, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nda yer alması gereken uzmanlık dallarında görevli uzmanlar arasından seçilecek ve içerisinde zorunlu olarak çocuk psikiyatrisi bulunan en az beş kişilik bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, usulüne uygun teşekkül etmeyen dört kişilik bilirkişi kurulundan oluşan heyetten rapor alınması,
Bu nedenle, mağdurenin dava dosyasıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'na sevkiyle, anılan eylemden dolayı ruh sağlığının bozulup bozulmadığı, ruh sağlığından bozulma meydana gelmiş ise, bu bozulmanın kalıcı nitelikte olup olmadığı hususunda rapor aldırılması, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenecek olan rapor ile T.C. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden alınan rapor arasında çelişki meydana gelmesi halinde, anılan eylem sebebiyle mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığı, ruh sağlığında bozulma meydana gelmiş ise, bu bozulmanın kalıcı nitelikte olup olmadığı hususunda bu kez de, Adli Tıp Genel Kurulu'ndan rapor alınıp sonucuna göre TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi saptandıktan sonra, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerekirken, 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki TCK.103/2. maddesinin lehe olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı görülerek, CMK'nın 289/1, 280/1-i maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Kabule göre de; T.C. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden alınan rapor içeriğinde, "Çocukluk çağı cinsel istismarı, travmatik çocukluk çağı yaşantılarından biri olup kısa ve uzun dönemde (çocuklukta ve yetişkinlikte), çeşitli ruhsat ve fiziksel sorunlara yol açabileceği bilinmekte olup, ruh sağlığını bozduğu, kronik cinsel istismar eylemi tarifleyen çocuğun POSTTRAVMATİK STRES BOZUKLUĞU belirtilerinin (kaçınma davranışı, aşırı uyarılmışlık, yeniden yaşantılama) olduğu, ilaç tedavisi düzenlendiği, çocuk pskiyatrisi polikinliği tarafından düzenli takibinin yapılmasının önerildiği" kanaati bildirilen rapora göre, yukarıda da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'ndan bu hususta rapor alınma yoluna gidilmeyerek, yerel mahkemece yasal ve yeterli olmayan, kanaate dayalı gerekçelerle alınan rapora da itibar edilmemesi,
Bozma kararı üzerine dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kanun yolu kapalı olmak üzere KESİN olarak,
Sanığın Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı suçu nedeniyle aldığı hapis cezasının miktarı, tabi olduğu infaz rejimi, tutuklulukta kaldığı süre, kaçma şüphesinin olması, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı, isnat edilen suçun 5271 sayılı CMK'nun 100/3'te sayılan katalog suçlardan olması nazara alınarak 5271 Sayılı CMK'nun 100/3.a.6, 102/2 maddeleri gereğince sanık müdafiilerinin TAHLİYE TALEBİNİN REDDİNE, sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, 5271 Sayılı Cuza Muhakemesi Kanunu'nun 107. maddesi gereğince yakınlarına durumun bildirilmesine, sanığın tutukluluk halinin devamına yönelik karara karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 268/3-e maddesi uyarınca Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiileri yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içerisinde hükmü veren Dairemize verilecek dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturulup hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde zabit katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. CEZA DAİRESİ tarafından incelenmek üzere İTİRAZ yolu açık olmak üzere,
Heyet olarak 13/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)