Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5237 Sayılı TCK'nun 227. maddesi ile korunan hukuki değer, toplumun ar ve haya duyguları ile birlikte genel ahlakın korunmasıdır. Kanun koyucu TCK 227/2. Fıkrası ile yetişkin bir kimseyi, fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kimsenin bu eylemlerinin cezalandırılacağını hüküm altına almıştır. Fuhuşa teşvik etmek, failin mağdurun fuhuş yapması için onda bir irade oluşturmaya ve karar verdirmeye çalışmasıdır. Mağdura fuhuşun övülmesi, iyi gösterilmesi, mağdurun fuhuş yapma kararını vermesinin sağlanması, fuhuş yapma fikir, niyet ve kararının güçlendirilmesi fuhşa teşviktir. Fuhşun yolunu kolaylaştırmak, fuhuşu arayan bakımından bunun için veya fuhuş yapacak kimsenin fuhşa atılması bakımından onun için temin edilecek, hazırlanacak veya yaratılacak her türlü imkanın sağlanmasıdır. Fuhşa aracılık etmek, mağdur ile cinsel arzularını tatmin etmek isteyen kimsenin bir araya gelmesini, buluşmasını sağlamaktır ve bu eylemin ücret karşılığı veya ücretsiz olarak yapılması arasında fark yoktur. Yer temin etmek ise, mağdurun karşı tarafın cinsel arzularını tatmin etmek için bir araya gelecekleri yeri ayarlamak, kendi kullandırmak anlamlarına gelmektedir. Failin bu yeri bedel karşılığı veya bedelsiz temin etmesi arasında fark olmadığı gibi temin edilen yerin nasıl olduğunun da bir önemi bulunmamaktadır.
TCK'nun 227/3. Fıkrası ile de, fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kimsenin bu eylemlerinin cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dolayısıyla mevcut yasal düzenlemeler kapsamında, somut olayda, sanığın eşi olan mağdurun kendisinden şikayetçi olduğu tarihten 3-4 yıl öncesinden başlamak üzere, başka şahıslarla görüşüp grup seks yapmasını sık sık eşine teklif etmesi, mağdura yönelik olarak başka şahıslarla cinsel ilişkiye girme konusunda sık sık telkinlerde bulunması ve ''yaparsan paranı alırsın'' şeklinde ikna ve teşvik edici beyanlarda bulunması, ancak mağdurun buna karşı çıkması ve başka şahıslarla cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi, sanığın mağdurun çıplak ve iç çamaşırlı bir çok fotoğrafını eşinin rızası dahilinde çekmesi, ancak mağdurun rızası haricinde çektiği fotoğraf ve görüntüleri swinger, grup seks sitelerinde ve facebook hesabında bir çok şahsa göndermesi, bu şahıslarla grup seks yapma konusunda görüşmeler gerçekleştirmesi, para konusunda da görüşmelerin yapılması, bu paylaşımlara cevap veren şahıslarla anlaşma sağlaması, mağdurun şikayetçi olduğu tarihten bir ay kadar önce, sanığın mağdura whatsapp üzerinden grup seks için birisini ayarladığını, resimleri çok beğendiğini söylemesi ve akabinde bu erkek şahsın çıplak fotoğrafını mağdura göndermesi ile mağduru cinsel ilişkiye girmeye ikna etmeye çalışması hususları nazara alındığında, sanığın eylemlerinin TCK'nun 227/2. Fıkrasında düzenlenen fuhşa teşvik, bunun yolunu kolaylaştırmak, aracılık etmek suçu ile TCK'nun 227/3. Fıkrasında düzenlenen fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla ses, görüntü ve yazı içeren ürünleri dağıtma, paylaşma suçuna temas ettiği, TCK’nun 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı da gözetilerek, sanığın TCK'nın 227/2. Fıkrasında düzenlenen suçun cezası ile cezalandırılmasının usul ve yasaya uygun olduğu,
Atılı suçun tamamlanması bakımından cinsel ilişkinin gerçekleşip gerçekleşmemesinin aranıp aranmaması açısından yapılan değerlendirmede ise, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/43243 Esas, 2017/13885 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere "Mağduru telefonla arayarak fuhuş yapması için, yanında müşteri olduğunu söyleyerek önce telefonda ikna etmeye çalışan sanığın, ardından da yanına bu şahısları alıp mağdurun evinin önüne giderek burada da iknaya yönelik konuşmalarda bulunduğu ve bu doğrultuda mesajlar attığı ancak mağdurun kabul etmemesi nedeniyle cinsel birlikteliğin gerçekleşmediği somut olayda, mağdurun fuhuş yapma kararını vermesini sağlamaya yönelik telkin ve teşviklerde bulunarak fikrinin değiştirilmeye çalışılmasıyla fuhşa teşvik suçu tamamlandığı halde, fuhşa aracılık suçu teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle eksik ceza tayin edilmiş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağının" belirtildiği, yani mağdura fuhuşun övülmesi, iyi gösterilmesi, mağdurun fuhuş yapma kararını vermesinin sağlanması, fuhuş yapma fikir, niyet ve kararının güçlendirilmesi, mağdurun fuhuş yapma kararını vermesini sağlamaya yönelik telkin ve teşviklerde bulunarak fikrinin değiştirilmeye çalışılmasıyla fuhşa teşvik suçunun tamamlandığı ve teşebbüse elverişli olmadığı değerlendirilip kabul edilmekle;
Sanığın "Bir Kimseyi Fuhşa Teşvik Etmek veya Yaptırmak veya Aracılık Etmek veya Yer Temin Etmek" suçundan mahkumiyetine konu, ilk derece mahkemesi kararında, usul veya esas yönüyle herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,
Sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289. maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Bu bağlamda; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmasını kabulde, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı saptanmış olmakla, sanık müdafiinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15/01/2019 tarih, 2017/14-572 Esas, 2019/2 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; sanığın oluşu kabul olunan fuhuş suçunu, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, eşi olan mağdura yönelik değişik zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiğinin tüm dosya kapsamından anlaşılmış olması karşısında, sanık hakkında TCK'nun 43. Maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayini, sanık aleyhine istinaf başvurusu olmadığından eleştiri konusu yapılmıştır.
Ancak; hüküm başlığında, Aile ve Sosyal Politikalar Trabzon İl Müdürlüğü'nün "Katılan" yerine "Suçtan Zarar Gören" olarak gösterilmesi, sanığın gözaltında geçirdiği 24/07/2017-25/07/2017 (1 Gün) sürenin gözaltı süresi olarak gösterilmemesi,
Kanuna aykırı görüldüğünden, duruşma açılarak davanın yeniden görülmesini gerektirmeyen bu hususun, CMK'nun 280/1-a ve 303. maddeleri gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm başlığında, "Suçtan Zarar Gören" ibaresinin çıkarılarak yerine "Katılan" ibaresinin ve sanığın gözaltında geçirdiği 24/07/2017-25/07/2017 (1 Gün) sürenin ise; "Gözaltı Tarihi: 24/07/2017-25/07/2017 (1Gün)" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLMESİNE ve düzeltilmiş bu şekli ile yukarıda belirtilen eleştiri dışında İSTİNAF BAŞVURUSUNUN CMK'nun 280/1-a maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine, istinaf başvurusunda bulunanlar yönünden CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz kanun yolu kapalı KESİN olmak üzere 13/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (¤¤)