Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık müdafi Av.... istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili sanığın kollukta müdafi olmaksızın alınan savunmasının hükme esas alınamayacağını, bu durumun yerleşik Yargıtay uygulamaları ve yasaya aykırı olduğunu,yine sanığın somut olayda ticari amaçla hareket ettiğine dair herhangi bir delil bulunmadığını, sanık hakkında yasal şartları oluştuğu halde Hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleriyle hükme karşı istinaf yasa yoluna başvurmaktadır.
Somut olayda sanıktan ele geçirilen, yurda yasal olarak girdiği belgelenmeyen, yasal muafiyet sınırını aşan 33 kg balın, miktar ve ekonomik değeri bir bütün olarak değerlendirildiğinde ticari miktar ve mahiyette olduğu anlaşıldığından, sanığın eyleminin 5607 sayılı Kanun'un 3/1. maddesindeki eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın yurda sokma suçunu oluşturduğu, sanığın müdafi huzurunda olmaksızın kollukta alınan ifadesi tek başına hükme esas alınamasa dahi sanığın kovuşturma evresinde müdafi huzurunda alınan savunmasında; suça konu kaçak eşya kapsamındaki balın kendisine ait olduğunu, akrabalarına hediye amaçlı götürdüğü şeklinde tevil yollu ikrarda bulunduğu, yine sanığın mahkemece kendisine verilen süre içerisinde kamunun uğradığı 1.145,30 TL maddi zararı gidermemesi nedeniyle hakkında CMK 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geriye bırakılması müessesinin uygulanmaması yönündeki yerel mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından sanık müdafinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Katılan Gümrük idaresi vekili istinaf dilekçesinde özetle;XXV032 plakalı aracın 5607 sayılı Kanun'un 13. Ve 5237 sayılı TCK'nın 54. Maddesinde yer alan müsadere koşullarını taşımadığı gerekçesiyle yerel mahkemece müsaderesine yer olmadığına dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinaf talebinde bulunmuş ise de;
Soruşturma aşamasında XXV032 plakalı araca ilşkin düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; araçta özel olarak hazırlanmış gizli bir tertibatın oluşturulmadığı, kaçak gıda maddesi balın hacimsel olarak taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı, kaçak eşyaların toplam ağırlığından dolayı naklinin bu aracı gerekli kılmadığını ve aracın kasko değerinin 19.750 TL ile 24.500 TL arasında olduğu ifade edilmiş olması karşısında; XXV032 plakalı aracın 5607 sayılı Kanun'un 13. ve 5237 sayılı TCK'nın 54. maddesinde yer alan müsadere koşullarını taşımadığı açıkça anlaşıldığından müsaderesine yer olmadığına dair yerel mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön saptanamadığından katılan kurum vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.
Sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289.maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Bu bağlamda; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde belirlenerek bireyselleştirildiği, yasal ve takdiri artırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,
Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmış olmakla, istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/2. maddesi uyarınca ve kesin olmak üzere 24/12/2019 tarihinde, oy birliği ile karar verildi. (¤¤)