Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kısa kararın 20/09/2019 tarihinde sanık F..V...'ın yüzüne karşı verildiği, Dairemizce dosya içerisinde ve UYAP sisteminde yapılan araştırmada sanığın süre tutum dilekçesi vermediği, gerekçeli kararın tutuklu bulunan sanığa tebliğ edilmediği, sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığı ile 10/12/2019 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesini mahkemesine sunduğu, böylece sanığın süresi içerisinde istinaf başvuru dilekçesi vermediği anlaşılmış ise de; Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 17/10/2019 tarih, 2019/5217 Esas 2019/15856 Karar sayılı "...duruşma salonunda hazır edilen sanığın yüzüne karşı verilen 15.04.2015 tarihli hükmün yasa yolu bildiriminde, CMK'nın 263'ncü maddesine göre bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi nedeniyle, sanığın 28.04.2015 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede..." şeklindeki kararı doğrultusunda dosya incelendiğinde sanığın duruşmada hazır edildiği ve kısa hükmün açıklandığı 20/09/2019 tarihli celsede kısa hüküm açıklandıktan sonra "karara karşı dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle mahkememize yada mahkememize gönderilmek üzere başka yer Ağır Ceza Mahkemesi veya Asliye Ceza Mahkemesine verilecek dilekçe ile 7 gün içerisinde, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi'ne "İstinaf" Kanun Yolu açık olmak üzere, aksi takdirde kararın kesinleştirilerek infaza verileceği" hususunun sanığa tefhimle bildirildiği, sanığa "cezaevi aracılığı ile vereceği istinaf başvuru dilekçesi ile" istinaf yoluna başvurabileceği hususunun belirtilmediği, bu nedenle istinaf başvurusunun süresinde olduğunun kabulü gerektiği gözönünde bulundurularak istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Her ne kadar Cumhuriyet Savcısı tarafından sanıklar hakkında temel ceza tayin edilirken TCK'nın 3/1 ve 61/1-e maddesindeki hükümlerine aykırı olarak teşdit uygulanması gerekirken alt sınırdan ceza tayininin usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmiş ise de; sanık R..K...'de ele geçen uyuşturucu maddenin net 28,428 gram METAMFETAMİN maddesi olduğu, yaklaşık 20 gram METAMFETAMİN ve üstünün başkaca delil olmasa bile uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama suçuna delil oluşturduğu yönünde Yargıtay 10. ve 20. Ceza Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçuna bakmakla görevli Ceza Dairelerinin genel olarak kabulünün olduğu gözönünde bulundurulacak olursa mahkemenin sanıklar hakkında temel cezayı belirlerken alt sınırdan hüküm kurmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla;
Sanıklar hakkında yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik bulunmadığı, ıspat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği, kanunda ön görülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, Samsun Kriminal Polis Laboratuvarınca suça konu uyuşturucu maddeden alınan şahit nunumenin müsaderesine karar verilmesi gerekirken verilmediği, sanık R..K...'in adli sicil kaydında gözüken İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2014 tarih, 2012/1828 Esas, 2014/314 Karar sayılı 31/03/2014 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5 yıllık denetim süresi içerisinde suç işlemesine rağmen mahkemesine ihbarda bulunması gerekirken bulunulmadığı, hüküm kısmının yargılama gideri bölümünde ise "Sanıkların sarfına neden olduğu dökümü yapılan yargılama giderinin sanıklardan eşit oranda tahsili ile hazineye irad kaydına." karar verildiği ancak yargılama giderine ilişkin herhangi bir tablonun bulunmadığı, dairemizce dosya içeriği incelendiğinde sanık F..V...'a ilişkin olarak; posta gideri 23,65 TL, tebligat gideri 7,75 TL olmak üzere toplam 31,40 TL yargılama giderinin, sanık R..K...'e ilişkin olarak; posta gideri 23,65 TL, tebligat gideri 7,75 TL ve Adli Tıp Rapor gideri 750,00 TL olmak üzere toplam 781,40 TL masrafın bulunduğu anlaşılmakla;
Hüküm kısmına "Samsun Kriminal Polis Laboratuvarınca suça konu uyuşturucu maddeden alınan 2,0 gram şahit numunenin TCK'nın 54/4 maddesi uyarınca müsaderesine.", " Sanık R..K...'in adli sicil kaydında gözüken İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2014 tarih, 2012/1828 Esas, 2014/314 Karar sayılı 31/03/2014 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5 yıllık denetim süresi içerisinde 21/11/2018 tarihinde iş bu dosyaya konu suçu işlediği anlaşıldığından mahkemesine ihbarda bulunulmasına." şeklinde yazılmasına, hüküm kısmının yargılama gideri bölümüne ise "Sanık F..V...'ın sarfına sebebiyet verdiği; posta gideri 23,65 TL, tebligat gideri 7,75 TL olmak üzere toplam 31,40 TL yargılama giderinin ve sanık R..K...'in sarfına sebebiyet verdiği ; posta gideri 23,65 TL, tebligat gideri 7,75 TL ve Adli Tıp Rapor gideri 750,00 TL olmak üzere toplam 781,40 TL yargılama giderinin sanıklardan alınarak hazineye irad kaydına." şeklinde yazılması ile hükmün diğer kısımları aynen bırakılmak sureti ile sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hüküm yönü ile DÜZELTİLEREK İSTİNAF TALEBİNİN ESASTAN REDDİNE,
Sanık F..V...'ın tutukluluk Durumu Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Sanık F..V...'ın üzerine atılı suçlamayla ilgili suçun niteliği, mevcut delil durumu, işin önemi, sanığın serbest bırakılması halindeki kaçma ihtimalinin bulunması, tutuklulukta geçen süre, verilen ceza miktarı da dikkate alındığında orantılılık (ölçülülük) ilkesine aykırı bir durumun bulunmaması, isnat edilen suçun CMK'nun 100/3'te sayılan katalog suçlardan olması, adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı görülmekle CMK'nun 100/3.a.8, 102/2 maddeleri uyarınca sanık F..V...'ın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, CMK'nın 107. maddesi uyarınca yakınlarına durumun bildirilmesine, CMK'nun 268/3-e maddesi uyarınca Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan sanık ve sanık müdafii yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içerisinde hükmü veren Dairemize verilecek dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturulup hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, sanık F..V...'ın cezaevinde bulunduğundan tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere İtiraz yolu açık olmak üzere,
Dosyanın sanıklar F..V... ve R..K... yönünden; Kararın tebliğinden itibaren CMK'nın 291/1 maddesi uyarınca 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK 286/1, 291/1 maddesi uyarınca hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmedikleri taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek kararın dairemizce taraflara tebliğine, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 18/12/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)