Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
7201 Tebligat Kanununda 6099 Sayılı Kanun ile yapılan ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" (m. 10).
Tebligat Kanununun değişik 21/2. maddesi gereğince; "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır."
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır.
Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir..” hükmüne yer verildiği, Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde ''21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının" emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesinin (f) bendinde ise ''30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının" hüküm altına alındığı görülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35.maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.
İcra İflas Kanununun 349/2. maddesine göre iki tarafta tayin olunan gün ve saatte İcra Mahkemesinin huzuruna gelmeye veya vekil göndermeye mecburdur. CMK 195. maddesine göre ise suç yalnız veya birlikte Adli Para Cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise sanık gelmese de duruşma yapılabilir. Bu gibi hallerde sanığa gönderilecek davetiyede , gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır. İİK 349/5 maddesine göre, maznun, şikayeti alan veya istinabe edilen Icra Mahkemesinin huzuruna gelmez veya müdafii göndermez ise yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifeti ile getirilir. Bu suretle de bulundurulmazsa muhakeme gıyabında görülür.
Bu açıklamalara göre, sanığın üzerine atılı suç 5941 sayılı kanununun 5. Maddesinde düzenlenen üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içerisinde ibrazında, çek ile ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu olup, adli para cezası ile yaptırım altına alınmıştır. Bu nedenle, İİK 349/5 ve CMK 195 madde uyarınca kendisine, gelmese de yokluğunda duruşmanın yapılacağına ilişkin meşruhatlı davetiye usulüne uygun davet edilmek şartıyla yargılama yokluğunda bitirilebilecektir. Sanığın yargılamada müdafii ile temsil edilmesi, onun duruşmadan haber edilme ve bu şekilde duruşmada hazır olma imkanından yoksun bırakılması sonucunu doğurmaz.
1-Sanık adına duruşmaya gelmediği takdirde yargılamanın yokluğunda görüleceğine ilişkin İİK'nın 349/5 ve CMK 195.maddelerindeki açıklama yerine içerik olarak birbirine aykırı şekilde İİK 349 ve zorla duruşmaya getirilmeyi öngören CMK. 145 md ibaresini içeren duruşma davetiyesi tebliği ile yetinilmesi, yukarıda belirtilen ayrıntılı meşruhatları içerecek şekilde usulüne uygun tebligat yapılmadan sanığın yokluğunda yargılama yapılmak suretiyle savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde mahkumiyet kararı verildiği,bu durumun CMK.nın 289/1-e maddesi gereğince hukuka kesin aykırılık hallerinden biri olduğu,
2- Kabule göre de;
Sanığın sermaye şirketi adına çek keşide etmesi nedeniyle, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının yargılama sırasında mahkeme tarafından resen koruma tedbiri olarak uygulanması, hükümle birlikte bu tedbire hükmedilmesi halinde ise güvenlik tedbiri niteliğinde olması nedeniyle aleyhe istinaf olmasa bile sanık lehine kazanılmış hak oluşturmayacağı da nazara alınarak, 5941 sayılı yasanın 5/1 maddesine göre, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının, tüzel kişi ile birlikte ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında da uygulanacağının gözetilmemesi,
3-İstinaf aşamasında sanığın çek bedellerini ödediğini iddia etmesi karşısında sanığın 5941 sayılı yasanın 6/1 maddesi kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti için Karşılıksız kalan çek bedelinin ve çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyip ödemediğinin araştırılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve istinaf itirazları bu nedenlerle yerinde görülmekle CMK'nun 280. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, dosyanın CMK'nun 283. maddesi gözetilmek suretiyle yeniden incelenmek üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nun 284 ve 286. maddeleri gereğince kesin olmak üzere 31/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (¤¤)