Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık istinaf dilekçesinde özetle; kovuşturma evresinde duruşmadaki beyanında kamu zararını gidermek istediğini beyan ettiği halde mahkemece tarafına süre verilmeksizin yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün kaldırılarak beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
5607 sayılı Kanun'un etkin pişmanlığa ilişkin 5/2. maddesinde yer alan "Yedinci fıkrası hariç, 3'üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde, hakkında, bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/03/2015 tarihli, 2014/7-64 Esas ve 2015/64 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, anılan Kanun hükmü kapsamında somut olay incelendiğinde, sanığa soruşturma evresinde etkin pişmanlıkla ilgili ihtaratların yapıldığı, bu aşamada dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerini gösteren KEMTV'lerin dosyaya getirtildiği, bu belgelerde belirtilen miktara karşı herhangi bir itirazı bulunmayan ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini belirten sanığın soruşturma sonlanana kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödemediği ve bu nedenle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289.maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Bu bağlamda; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde belirlenerek bireyselleştirildiği, yasal ve takdiri artırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,
Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmış olmakla, istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/2. maddesi uyarınca ve kesin olmak üzere 31/12/2019 tarihinde, oy birliği ile karar verildi. (¤¤)