Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından ön inceleme ve inceleme sonrasında işin esasının incelenmesine geçildi.
Sanığın, katılan N..Ş...'i kendisinden ayrılması durumunda birlikte oldukları resimleri yakınlarına göstereceği ve yüzüne kezzap atacağını söyleyerek tehdit etmesi eyleminde, sanığın söylediği sözlerin kül halinde TCK'nun 107/2. Maddesi delaletiyle 107/1. Maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturduğunun kabulüyle, müsnet suçtan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın katılanı "Yüzüne kezzap atacağım" şeklinde beyanla tehdit etmesi eyleminin TCK'nun 106/1-1. cümle kapsamında bulunan vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit suçunu oluşturduğu, bu nedenle sanığın, katılanı "Yüzüne kezzap atacağım" şeklinde beyanla tehdit etmesi eylemi dolayısıyla TCK. 106/1-1. cümle uyarınca Tehdit suçundan cezalandırılması gerekirken, söz konusu beyanın şantaj suçu kapsamında kaldığı değerlendirilerek sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi aleyhe istinaf başvurusu olmadığından eleştiri konusu yapılmıştır.
Sanık Hakkında Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik İstinaf İsteminin İncelenmesinde;
T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 18/09/2019 tarihli, 2018/8360 Esas, 2019/9056 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesi, TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasının 1. cümlesinde suç olarak düzenlenmiş olup, özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır.
TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında ise belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.06.2014 tarihli, 2012/1510 esas, 2014/331 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; TCK'nın 135 ve 136. maddelerindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerde sadece sır niteliğinde kişisel verilerin korunacağına ilişkin bir hükmün bulunmaması ve aksine 135. maddenin gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiilleri TCK'nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunu oluşturur. Bu nedenle herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmektedir. Ancak, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da tespit edilmesi gerekir.
Ayrıca, bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin, “kişisel veri” olduğunda kuşku bulunmamakta ise de, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesinin, bilgisi dışında, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesi TCK'nın 134/1. madde ve fıkrasının 2. cümlesinde; rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında düzenlendiğinden, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesi, yasal anlamda, TCK'nın 136/1. madde ve fıkrası kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemez.
Bu açıklamalar ışığında, incelenen dosya kapsamına göre, somut olayda mahkemece sanığın, katılana ait cep telefonundaki resim ve telefon numaralarını hukuka aykırı şekilde ele geçirmesi eyleminin, bunların katılanın kişisel verileri niteliğinde olması dolayısıyla TCK'nun 136/1. Fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğunun kabulüyle sanığın TCK'nun 136/1. Fıkrası uyarınca Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek veya Yaymak suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayininin usul ve esasa aykırı olduğu değerlendirilmektedir.Sanığın, katılana ait cep telefonundaki resim ve telefon numaralarını hukuka aykırı şekilde ele geçirmesi ve bunları katılanın rızası dışında ifşa etmesi ve yayması eyleminin, bir bütün halinde TCK'nun 134/2. Fıkrasında düzenlenen kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa etmek suçunu oluşturduğu değerlendirilmektedir.
Sanık Hakkında Kişilerin Özel Hayatına İlişkin Görüntü veya Sesleri Hukuka Aykırı Olarak İfşa Etmek Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik İstinaf İsteminin İncelenmesinde;
1-Her ne kadar Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/6482 soruşturma numarası ile sanığın üzerine atılı Özel Hayatına İlişkin Görüntü veya Sesleri Hukuka Aykırı Olarak İfşa Etmek suçundan kamu davası açılmış ise de; TCK'nun 139. Maddesi uyarınca söz konusu suçun takibinin şikayete bağlı bulunması ve CMK'nun 253/1. Maddesi gereğince uzlaşma hükümlerine tabi olması karşısında, uzlaştırma işlemleri yapılmadan kamu davası açıldığı, kovuşturma aşamasında da CMK'nun 254. maddesi uyarınca bu eksikliğinin giderilmediği anlaşılmakla; mahkemece CMK'nın Uzlaşma başlıklı 253. ve 254. madde hükümleri uygulanmak suretiyle sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, uzlaşma işlemleri tamamlanmadan yargılamaya devamla, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas alınan ilam ya da ilamların kesinleşme ve infaz tarihlerini gösterir onaylı suret ya da suretlerinin UYAP sistemi üzerinden ya da ilgili Mahkemesinden istenmemesi,
3-Sanığın istinaf dilekçesinde, aynı olay nedeniyle Trabzon 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/44 Esas sayılı dosyasında yargılandığını belirttiği, katılanın da Cumhuriyet Başsavcılığı'nda alınan beyanında, Arsin Polis Merkezi'ne bu konuda şikayette bulunduğunu belirttiği anlaşılmakla; mükerrer yargılama ve cezalandırmaya neden olmamak amacıyla Trabzon 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/44 Esas sayılı dosyasının onaylı bir suretinin dosya arasına alınmasıyla incelenmesi, ayrıca katılanın yargılamaya konu aynı şahıs ya da olay ile ilgili olarak Arsin Polis Merkezi'ne bir müracaatının bulunup bulunmadığının araştırılması, var ise ilgili soruşturma ya da kovuşturma dosyasının onaylı bir suretinin dosya arasına alınmasıyla incelenmesi, gerekirse aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle birleştirme kararı verilmesi, sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırmayla yargılamaya devamla, yazılı şekilde hüküm kurulması,
4- Mahkemece sanığın, katılana ait cep telefonundaki resim ve telefon numaralarını hukuka aykırı şekilde ele geçirmesi ve bunları katılanın rızası dışında ifşa etmesi ve yayması eyleminin, bir bütün halinde TCK'nun 134/2. Fıkrasında düzenlenen kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa etmek suçunu oluşturduğu halde, sanığın, katılana ait cep telefonundaki resim ve telefon numaralarını hukuka aykırı şekilde ele geçirmesi dolayısıyla TCK'nun 136/1. Fıkrasında düzenlenen suçun da oluştuğunun kabulüyle, sanığın TCK'nun 136/1. Fıkrası uyarınca Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek veya Yaymak suçundan da cezalandırılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
Usul ve yasaya aykırı olup, sanığın istinaf nedenleri bu sebeplerle yerinde görüldüğünden, CMK'nun 280/1-f maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin istinaf talebinde bulunana ilk derece mahkemesince TEBLİĞİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 5271 sayılı CMK.nun 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, 19/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)