Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık istinaf dilekçesinde özetle; suça konu taklit ürünleri 2013 yılında İstanbul'da toptan ve perakende satış yapan muhtelif mağazalardan ticari amaçla satın aldığını, söz konusu ürünleri outlet olduğunu düşünerek satın aldığını taklit ürün olduğunu bilmediğini, atılı suçun unsurlarının oluşmadığını, atılı suçun oluşabilmesi için taklit ürünlerin satışa arz edilmesi veya satışının gerektiğini kendisini bu şekilde bir eyleminin bulunmadığını, 556 sayılı KHK 61/A maddesinde nakil veya depolama fiillerinin suçun unsurları arasında sayılmadığını,diğer yönden satışa arz ederken yakalandığının kabulü halinde dahi eylemin ancak teşebbüs olarak değerlendirileceğini ortada tamamlanmış bir suçtan söz edilemeyeceğine,yine yerel mahkemenin hakkında erteleme veya seçenek yaptırımlara çevirme hükümlerini uygulamamasının usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürerek hükme karşı istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Sanığın ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin Dairemizce incelenmesi neticesinde:
01/08/2013 tarihinde Trabzon 3.Sulh Ceza Mahkemesinin 01/08/2013 tarih ve 2013/531 Değişik iş sayılı arama kararı uyarınca daha önce muhafaza altına alınan sanığın kullanımında olan 55 EV 949 plaka sayılı araçta sanığın refakatinde yapılan arama işlemi neticesinde araç içerisinde kolilerde poşetlenmiş ve istiflenmiş PUMA,ADİDAS,LACOSTE ve NİKE markalarına ait spor ayakkabılara el konulmuştur.
Soruşturma evresinde tanzim edilen 05/08/2013 tarihli bilirkişi raporunda sanığın kullanımında olan araçta ele geçirilen 204 çift adet NİKE marka ürünlerin üzerinde orijinal etiket ve hologramların bulunmadığı anılan ürünlerin 556 sayılı KHK'nin 9.maddesi ile 61/A maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Sanık soruşturma evresinde kollukta alınan ifadesinde; Samsun ilinde seyyar olarak toptan ayakkabı satış işi yaptığını,olay günü Trabzon ilinde Tabakhane mevki olarak bilinen yerde perakende ayakkabı satan dükkanlara ayakkabı vereceğini, bu sırada sivil polislerin yanına geldiğini,araçta ele geçirilen ürünlerin çiftini 18 TL ye aldığını 20 TL ye satacağını beyan etmiştir.
Sanık kovuşturma evresinde talimat yoluyla alının savunmasında kolluk ifadesini teyit etmiştir.
556 sayılı KHK’nın 61/A maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suç seçimlik hareketli suç özelliği göstermektedir.
Seçimlik hareketlerden birinin ya da birkaçının gerçekleştirilmesi suçun oluşumu için yeterlidir, hepsinin birlikte gerçekleştirilmesi aranmaz. Ayrıca, bir zararın meydana gelmesi de aranmaz; bu bentte düzenlenen suç, tehlike suçu özelliği göstermektedir Seçimlik hareketlerden birden fazlasının ya da tamamının gerçekleştirilmesi halinde de bir suçun varlığından bahsedilir, bu durum birden fazla suçun oluşumuna sebebiyet vermez. Suç, seçimlik hareketli olmasının yanında bağlı hareketlidir. Suçun meydana gelmesi için iktibas veya iltibas suretiyle üretme, satışa arz etme veya satma fiillerinden birinin gerçekleştirilmesi gerekir. İktibas veya iltibas, hareketin yerine getirilmesi zorunlu unsurudur. Bu bağlı hareketin gerçekleştirilmesi suretiyle üretme, satışa arz etme veya satma seçimlik hareketlerinden herhangi birisinin yerine getirilmesi ile suç meydana gelir.
5237 sayılı TCK’nın 35. maddesinin 1. fıkrası “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.” hükmünü içermektedir. Madde metninden bir tanım çıkarılacak olursa, teşebbüs bir kişinin kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan sebeplerle tamamlayamamasıdır.
556 sayılı KHK’nın 61/A maddesinde öngörülen suçlar sırf hareket suçları olup, bu suçlarda, suç hareketin tamamlanması ile oluştuğundan, ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmadığından bu suçlara teşebbüs mümkün değildir. Ancak, icra hareketlerinin bölünebildiği hallerde, icra hareketlerine başlanmış ancak bu hareketler failin elinde olmayan sebeplerle tamamlanamamışsa teşebbüs söz konusu olabilir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;sanığın aşamalarda değişmeyen birbiri ile tutarlı beyanlarında ele geçen taklit olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilen 204 çift NİKE marka ayakkabıyı Trabzon ilinde perakende satış yapan dükkanlara satacağı sırada sivil polislerin yanına gelmesi üzerine henüz satış yapamadan yakalanması şeklinde cereyan eden olayın oluş şekli,taklit ürünlerin niceliksel miktarı,satışa arz eyleminin parçalalara bölünememesi nedeniyle teşebbüse elverişli olmaması hususları göz önünde bulundurulduğunda atılı suçun unsurlarının oluştuğu somut olayda sanık hakkında daha önce verilen açıklanması geriye bırakılan hükmün açıklanması nedeniyle yasal engel nedeniyle TCK 50 ve 51.maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına ve hükmün aynen açıklanmasına dair yerel mahkeme hükmünde usul ve yasaya aykırı bir yön saptanamadığından sanığın ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289.maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Bu bağlamda; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanunda düzenlenen kurallara uygun şekilde belirlenerek bireyselleştirildiği, yasal ve takdiri artırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,
Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmış olmakla, istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/2. maddesi uyarınca ve kesin olmak üzere 08/01/2020 tarihinde, oy birliği ile karar verildi. (¤¤)