Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında Borçka Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 12/03/2015 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa tebliğ edildiğine dair dosya içerisinde tebligat parçasına rastlanılmadığı, UYAP sisteminden yapılan kontrolde de sanığa tebliğ edildiğine dair herhangi bir tebligata rastlanılmadığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi karanın verildiği aynı gün olan 12/03/2015 tarihinde Artvin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne dosyanın infaz edilmek üzere gönderildiği, böylece sanığa 15 günlük yasal itiraz süresi tanımadığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmediği, Artvin Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün; sanığın Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü aracılığı ile Artvin Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne adresinin "... mah. ... sokak Dış Kapı No:..., İç Kapı No:3 Bahçelievler / İstanbul" olduğunu, bu nedenle dosyasının bağlı olduğu denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmesini talep ettiği dilekçesini sunması üzerine dosyanın sanığın adresinin bağlı bulunduğu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün yetkili olması nedeni ile 28/07/2015 tarihinde işlemsiz olarak Borçka Cumhuriyet Başsavcılığı'na iade edildiği, Borçka Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyanın infazı için sanığın adresin bulunduğu yetkili olan Denetimli Serbestlik müdürlüğüne dosyanın gönderildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir yazıya rastlanılmadığı, UYAP sisteminden yapılan kontrolde de böyle bir yazıya rastlanılmadığı,
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı tebliğ edilip de 15 günlük yasal itiraz süresi beklenilmeden ve sanığa itiraz hakkı tanınmadan denetim süresinin de başlamayacağı, bu nedenle tedavi tedbiri ihlalinin de söz konusu olmayacağı, bu hususun kovuşturma şartlarından olduğu, Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 26/05/2016 tarih ve 2016/1582 Esas 2016/3201 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 25/01/2018 tarih, 2018/6866 Esas 2018/946 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı tebliğ edilmeden denetimin süresinin de başlamadığı, bu nedenle tedavi tedbirinin ihlalinin de söz konusu olmayacağı, bu hususun kovuşturma şartlarından olduğu, sonuç olarak kovuşturma şartı yerine getirilmeden açılan kamu davalarında şartın gerçekleşme ihtimali varsa durma, gerçekleştirme ihtimali yoksa düşme kararı verileceğinin CMK'nın 223/8 maddesinde düzenlendiği,
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak kesinleştirilip sanığa itiraz hakkı tanınması nedeni ile koşulun gerçekleşme ihtimali bulunduğundan durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı olup sanığın istinaf başvurusu bu yönden yerinde görülerek sair hususlar incelenmeksizin 7188 sayılı yasanın 27. Maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK. nın 280/1-f. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Dair, CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine 07/01/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)