Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
SSÇ hakkında 10/03/2016 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 15/03/2016 tarihinde SSÇ'ye tebliğ edildiği ve 15 günlük yasal itiraz süresinin beklenilmesi gerektiği halde beklenilmediği, SSÇ hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği aynı gün 10/03/2016 tarihinde Rize Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne dosyanın infaz edilmek üzere gönderildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından SSÇ'ye çıkartılan çağrı kağıdının da sanığa 15/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği ve denetimli serbestliğin infazına başlanıldığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı tebliğ edilip de 15 günlük yasal itiraz süresi beklenilmeden ve SSÇ'ye itiraz hakkı tanınmadan denetim süresinin de başlamayacağı, bu nedenle tedavi tedbiri ihlalinin de söz konusu olmayacağı, bu hususun kovuşturma şartlarından olduğu, Yargıtay 20. Ceza Dairese'nin 26/05/2016 tarih ve 2016/1582 Esas 2016/3201 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 25/01/2018 tarih, 2018/6866 Esas 2018/946 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı tebliğ edilmeden denetimin süresinin de başlamadığı, bu nedenle tedavi tedbirinin ihlalinin de söz konusu olmayacağı, bu hususun kovuşturma şartlarından olduğu,
Ayrıca Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 20/04/2017 tarih, 2017/479 Esas 2017/2538 Karar sayılı "...Somut olayla ilgili; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli hakkında, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin karara, yaşı küçük şüphelinin ve dolayısı ile şüpheliye soruşturma aşamasında CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafiinin de itiraz hakkının bulunduğu, itiraz hakkının kullanılabilmesi için yaşı küçük şüpheliyi "temsilen" zorunlu müdafiine de ilgili kararın tebliğ edilmesi gerektiği kabul edildiğinden..." şeklindeki kararı doğrultusunda SSÇ'ye soruşturma aşamasında CMK'nın 150/2 maddesi uyarınca zorunlu müdafii atanması ve verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının SSÇ müdafiine de tebliğ edilmesi gerekirken edilmediği,
Sonuç olarak kovuşturma şartı yerine getirilmeden açılan kamu davalarında şartın gerçekleşme ihtimali varsa durma, gerçekleştirme ihtimali yoksa düşme kararı verileceğinin CMK'nın 223/8 maddesinde düzenlendiği,
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak kesinleştirilip SSÇ'ye itiraz hakkı tanınmaması nedeni ile koşulun gerçekleşme ihtimali bulunduğundan durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile SSÇ Y..B...'nın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı olup sanığın istinaf başvurusu bu yönden yerinde görülerek sair hususlar incelenmeksizin 7188 sayılı yasanın 27. Maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK. nın 280/1-f. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA,
Dair, CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine 08/01/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)