Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
Müştekinin, kullanmış olduğu cep telefonu hattının, sanığın kullanmış olduğu ... numaralı telefon hattı ile birlikte şikayetçi olduğu diğer telefon hattı kullanıcıları tarafından aranılması ile, "Seninle tanışabilir miyiz, arkadaş olabilir miyiz" içerikli mesajlar gönderildiğini iddia ederek şikayetçi olduğu, müştekinin telefon hattının HTS kayıtları incelendiğinde, müştekinin 13/07/2018 tarihinde, sanık ile birisi 33 saniye, birisi 852 saniye süren telefon görüşmesinin yaptığının ve sanığın kullanmış olduğu telefon hattından müştekinin kullanmış olduğu telefon hattına iki adet mesaj gönderildiğinin, 17/07/2018 tarihinde de, sanık ile 859 saniye süren telefon görüşmesi yaptığının tespit edildiği, dosya içeriğinde bulunan 16/07/2018 tarihli rızaen telefon inceleme tutanağına göre, müştekinin kullanmış olduğu telefon hattına, sanığın kullanmış olduğu telefon hattından gönderilmiş herhangi bir mesaj kaydına rastlanılmadığının tespit edildiği, bu kapsamda, sanığın kullanmış olduğu telefon hattından, müştekinin kullanmış olduğu telefon hattına cinsel taciz içerikli mesajların gönderildiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılamamış olması karşısında, müştekinin soyut iddiasının, sanık hakkında müsnet cinsel taciz suçundan mahkumiyet kararı verilmesi için aranan her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil ile desteklenemediğini anlaşıldığı, ayrıca müşteki ile sanık arasında yapıldığı tespit edilen telefon görüşmelerinin sayı olarak üç kez olup, görüşme sürelerinin de saniye bazında uzun olması nazara alındığında, kendisine yönelik cinsel taciz ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarının işlendiği iddiasında bulunan müştekinin, tanımadığı sanık ile sayı ve süre bazında makul kabul edilemeyecek şekilde telefon görüşmesi yapmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, müşteki ile sanık arasında yapılan telefon görüşmesi içeriklerinin tespit edilemediği, sanığın savunmasının aksine hareketle, müştekiyi huzur ve sükununu bozma kastı ile hareket ederek rahatsız ettiğine ilişkin, sanık hakkında müsnet kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi için aranan her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından o yer Cumhuriyet Savcısının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Sanık hakkında açılan kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289. maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, değerlendirmenin yerinde olduğu saptanmış olmakla, istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nun 286/2. maddesi uyarınca ve kesin olmak üzere 14/01/2020 tarihinde, oy birliği ile karar verildi. (¤¤)