AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Ahmet Şamil TİSOĞLU /Türkiye
(Başvuru no. 36230/06)
Ahmet Şamil TİSOĞLU /Türkiye davasında,
Başkan
Ledi Bianku
Yargıçlar
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 3 Ekim 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) Yukarıda belirtilen 18 Ağustos 2006 tarihinde yapılan başvuruyu göz önünde bulundurarak,
Davalı hükümetin sunduğu görüşler ve bu görüşlere karşılık başvuranın görüşlerini göz önünde bulundurarak,
Yapılan müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1.Başvuran Ahmet Şamil Tisoğlu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. 1938 doğumlu olup, İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuranı Mahkeme nezdinde İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat C. Şerbetçi temsil etmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davaya konu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Turizm Bakanlığı (“İdare”), 14 Nisan 1997 tarihinde başvurana ait olan ve Bodrum’da yer alan birkaç arsanın kamulaştırılmasına karar vermiştir.
5. Başvuran, 9 Ocak 1998 tarihinde Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi önünde yargılamaları başlatmış ve ek tazminat talebinde bulunmuştur.
6. İlk derece mahkemesi 25 Aralık 2003 tarihinde başvuranın talebini kısmen yerine getirmiş ve 4 Şubat 1999 tarihinden itibaren başlayan yasal faiz miktarının haricinde başvurana tazminat ödenmesine karar vermiştir.
7. Yargıtay 3 Kasım 2004 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
8. Bunu ardından başvuran Beyoğlu İcra Dairesine başvurmuş ve ödenmemiş borcun ve Anayasa’nın 46. Maddesi uyarınca Devlet borçlarına uygulanan en yüksek faiz oranından tahakkuk eden faizin ödenmesini talep etmiştir.
9. İdare, faizin hesaplanma yöntemine itiraz etmiştir. Bu doğrultuda, idare tarafından yapılan itirazın kaldırılması için Beyoğlu İcra Mahkemesi önünde dava açmıştır.
10. Beyoğlu İcra Mahkemesi 6 Eylül 2005 tarihinde İdare’nin başvurana faiz olarak 2.300.988 Türk Lirası (TRY) (yaklaşık 1.374.000 avro) ödemesine hükmetmiştir.
11. Başvuranın temyiz başvurusu ve karar düzeltme talepleri sırasıyla 15 Kasım 2005 ve 23 Şubat 2006 tarihinde Yargıtay tarafından reddedilmiştir.
B. İlgili İç Hukuk
12. Tazminat Komisyonu ile aşağıda anılan (§§ 13-14) ilgili iç hukuka ilişkin bilgi ve uygulamaya; Turgut ve diğerleri /Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013); Demiroğlu ve Diğerleri /Türkiye ((k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013); ve Yıldız ve Yanak /Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) kararlarından erişilebilir.
ŞİKÂYETLER
13. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesine ve Sözleşme’ye Ek 1. No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, ek kamulaştırma bedelinin şahsına geciktirmeli ödenmesinden dolayı yaşadığı mali zararlardan şikâyetçi olmuştur. Bu bağlamda kamulaştırma işlemlerinin uzun bir zaman aldığını ve faiz oranının Anayasa’nın 46. maddesine uygun bir şekilde hesaplanmadığını belirtmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
14. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1. No.lu Protokol’ün 1.maddesi uyarınca şahsına ait arsaların kamulaştırmasına ilişkin dava konusu miktarın ödemesinin gecikmesinden dolayı yaşadığı mali zararlardan şikâyetçi olmuştur.
15. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğu ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruları incelemek üzere yeni bir Tazminat Komisyonunun kurulmuş olduğunu kaydetmiştir. Hükümet ayrıca, Tazminat Komisyonunun yetkilerinin 16 Mart 2014 tarihli bir kararnameyle genişletilerek, diğerlerini yanı sıra, uzun yargılama ve enflasyon etkileri nedeniyle kamulaştırma bedelindeki değer kaybına ilişkin şikâyetlerin incelenmesinin de Komisyonun yetkileri kapsamına dâhil edildiğine dikkat çekmiştir. Hükümet, dolayısıyla, başvuranın Tazminat Komisyonu önündeki yeni hukuk yolundan faydalanması gerektiğini belirterek başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmemesi sebebiyle reddedilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
16. Mahkeme, Hükümet tarafından belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan /Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından, Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme, sonrasında, Yıldız ve Yanak /Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) davasında verdiği kararda, başvuranların iç hukuk yollarını, başka bir deyişle yeni oluşturulmuş olan bu hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun, kamulaştırma davalarında hükmedilen ödemelerin değer kaybına uğradığına ilişkin şikâyetler bakımından, ilk bakışta erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu kanısına vardığını belirtmiştir.
17. Mahkeme, Ümmühan Kaplan davasında verdiği kararda (yukarıda anılan, § 77), Hükümete hali hazırda tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları yine de normal usul kapsamında inceleyebileceğini vurguladığına dikkat çekmektedir.
18. Ancak, Mahkeme, Hükümet’in başvuranların 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan yeni iç hukuk yoluna başvurmamış olmalarına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, yukarıda anılan Yıldız ve Yanak davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir.
19. Yukarıda belirtilenler doğrultusunda Mahkeme, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun bu kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle
Başvurunun kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 16 Ekim 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy