REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-1-108 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 09-52/1246-315
Karar Tarihi : 4.11.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI (Başkan V.) 10
Üyeler : Mehmet Akif ERSİN, Doç. Dr. Mustafa ATEŞ,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Cengiz SOYSAL, M. Oğuzcan BÜLBÜL
C. ŞİKAYET EDEN : Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği
İDTM Blokları A-2 Blok K:5 N:208 Yeşilköy/İstanbul
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA 20
YAPILAN : Türkiye Petrol Rafineri A.Ş. (TÜPRAŞ)
Genel Müdürlük, Körfez 41790 Kocaeli
E. DOSYA KONUSU: TÜPRAŞ’ın jet motorlu uçaklarda yakıt olarak kullanılan Jet
A-1 yakıtı pazarındaki hakim durumunu aşırı fiyat uygulamak suretiyle kötüye
kullandığı iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikâyet dilekçesinde özetle, TÜPRAŞ’ın maliyet bazlı
fiyatlandırmadan uzaklaştığının ve hakim durumunu aşırı fiyat uygulamak suretiyle
kötüye kullandığı iddia edilmekte ve konuya ilişkin 4054 sayılı Rekabetin korunması
Hakkında Kanun’un 9/4. maddesi uyarınca geçici tedbir alınması talep edilmektedir. 30
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 28.8.2009 tarih ve 6138 sayı ile giren
şikâyet üzerine hazırlanan 9.9.2009 tarih ve 2009-1-108/İİ-09-CS sayılı ilk inceleme
raporu Rekabet Kurulunun 16.9.2009 tarih ve 09-42/1059-M sayılı toplantısında
görüşülmüş ve anılan iddialara ilişkin olarak önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen 28.10.2009 tarih ve
2009-1-108/ÖA-09-CS sayılı Önaraştırma Raporu, 3.11.2009 tarih ve REK.0.05.00.00-
110/240 sayılı Başkanlık Önergesi ile 09-52 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek
karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, şikâyet konusu iddialara ilişkin olarak
TÜPRAŞ hakkında 4054 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında soruşturma 40
açılmasına gerek olmadığı ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Şikayet Edilen: TÜPRAŞ
Koç Holding kontrolü altında olan ve esas itibarıyla rafinaj pazarında faaliyette
bulunmakta olan TÜPRAŞ’ın, Körfez Petrokimya Kompleksi’ndeki faaliyetleri
nedeniyle, petrokimya sektörüne ilişkin pazarlarda da yer aldığı; ayrıca DİTAŞ (Deniz
İşletmeciliği ve Tankerciliği A.Ş.)’nin faaliyetleri dikkate alındığında, taşımacılık
alanında da faaliyet gösterdiği görülmektedir.
09-52/1246-315
2
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı 50
Dosya konusu şikayet çerçevesinde ilgili ürün pazarı, tüm nihai petrol ürünlerini
kapsayacak şekilde “rafinaj pazarı” olarak tespit edilmiştir.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Gerek rafinaj ve gerekse ürünlerinin kullanım alanlarının ülke geneline yayılmış olması
göz önüne alındığında, ilgili coğrafi pazar, “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
I.3. Yapılan Tespitler ve Değerlendirme
Bir teşebbüsün eylemlerinin 4054 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında ihlal teşkil
etmesi için birinci aşamada söz konusu teşebbüsün hakim durumda olduğunun,
ardında da hakim durumdaki bu teşebbüsün şikayete konu eylemlerinin bir kötüye
kullanma eylemi olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. 60
Türkiye’nin tek rafineri şirketi olan TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin 05-71/981-270
sayı ve 21.10.2005 tarihli Rekabet Kurulu kararında, Türkiye rafinaj pazarında
TÜPRAŞ’ın hakim konumda olduğu tespiti yapılmıştır. Özelleştirme işleminden bu
yana TÜPRAŞ’ın pazar gücünde bir azalma olmadığı noktasından hareketle bu
aşamada TÜPRAŞ’ın mevcut durumda hakim konumda bulunduğu düşünülmektedir.
Bu nedenle, dosya kapsamında TÜPRAŞ’ın şikayete konu olan fiyatlandırmasının
Kanunun 6. maddesi kapsamında bir kötüye kullanma hali oluşturup oluşturmadığı
değerlendirilmiştir. Bu noktada şikayet konusu ‘aşırı fiyatlandırma’ genel olarak rekabet
hukuku kapsamında incelenmiş, ardından TÜPRAŞ’ın fiyatlandırması
değerlendirilmiştir. 70
I.3.1. Aşırı Fiyatlandırma
Hakim durumdaki teşebbüslerin kötüye kullanma olarak kabul edilebilecek
davranışlarını iki ana gruba ayırmak mümkündür: sömürücü davranışlar ve dışlayıcı
davranışlar. Tüketici refahında doğrudan bir kayba yol açan sömürücü davranışlarda
hâkim durumdaki teşebbüs pazar gücünün avantajını kullanarak fiyatlama ya da diğer
uygulamalar yoluyla, belirli düzeyde pazar gücüne sahip olmayan bir teşebbüsün elde
edemeyeceği şekilde tüketicilerden rant elde etmektedir. Dışlayıcı davranışlarda ise
rakiplere yöneltilen ancak dolaylı olarak tüketici refahını da azaltan, rakiplerin rekabet
etme yeteneğini kanuna aykırı şekilde sınırlayan davranışlar söz konusudur.
Sömürücü davranışlar arasında sayılabilecek olan aşırı fiyat uygulaması1, tüketici 80
refahında doğrudan bir kayba ve dağılım etkinsizliğine yol açan bir eylem olarak
rekabet politikaları bakımından temel ilgi alanlarından biridir. Bununla birlikte rekabet
hukuku bakımından aşırı fiyatlamaya ilişkin farklı yaklaşımlar bulunduğu görülmektedir.
Örneğin ABD rekabet hukuku bakımından aşırı fiyatlama davranışı bir hukuka aykırılık
teşkil etmemekte iken, AB rekabet hukukunda yasaklanmış bir eylem olarak ortaya
çıkmaktadır. AB rekabet hukukunda aşırı fiyatlama bir ihlal olarak kabul edilmekle
birlikte, aşırı fiyatlamanın kötüye kullanma olarak kabul edildiği AB Komisyonu ve
ATAD kararları oldukça sınırlı sayıdadır ki, bu da Komisyonun aşırı fiyatlamayı istisnai
durumlarda rekabet hukuku kapsamında kabul etme politikasının bir göstergesidir.
Komisyon bu sınırlı vakalarda yaptığı değerlendirmelerde ekonomik değer testini 90
kullanmaktadır.
1 Pazardaki rekabeti bozmak ve rakipleri dışlamak amacı taşıyan aşırı fiyatlama uygulamaları ‘dışlayıcı davranış’
grubuna girmektedir. Hiç şüphesiz dışlayıcı davranış olarak kabul edilebilecek aşırı fiyatlama eylemleri çok daha
keskin bir şekilde 4054 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir. Bununla birlikte
değerlendirmenin bu bölümünde sömürücü davranış grubuna giren aşırı fiyatlandırma eylemleri incelenmektedir.
09-52/1246-315
3
Ekonomik Değer Testinde öncelikle ilgili ürünün maliyeti ve fiyatı kıyaslanarak yüksek
bir kar marjının olup olmadığı incelenmekte, bu tespitin ardından ise ürünün fiyatının
kendi içinde ya da rakip ürünlerin/hizmetlerin fiyatlarına kıyasla haksız olup olmadığını
tespit etmeye yönelik fiyat kıyaslamasını içermektedir. Ancak hemen belirtmek gerekir
ki, bu tespitlerin yapılmasında fiyat/maliyet kıyaslaması yaparken maliyet ölçütünün
belirlenmesine ilişkin zorluklar2, maliyetin hesaplanmasına ilişkin zorluklar ve makul kar
marjının ne olduğunun belirlenmesine ilişkin zorluklar ortaya çıkmaktadır. Bu zorluklar
fiyat maliyet kıyaslamasının objektif ve hatasız bir şekilde ortaya konmasını mümkün
kılmamaktadır. Bu nedenledir ki, Ekonomik Değer Testinin birinci aşamasında fiyat ve 100
maliyet arasında aşırı bir farklılığın tespiti halinde ikinci aşamaya geçilerek fiyat
kıyaslaması yapılmaktadır. Bu kıyaslamada teşebbüsün kendi fiyatlarıyla yapılan
karşılaştırmalar (teşebbüsün farklı zamanlarda, farklı ürünlere, farklı müşteri gruplarına
veya farklı coğrafi pazarlarına uyguladığı fiyatların kıyaslanması) kullanılabileceği gibi,
teşebbüsün rakiplerinin uyguladığı fiyatlandırmalar da kullanılabilir.
4054 sayılı Kanunun uygulaması bakımından içtihatlara bakıldığında -aşırı
fiyatlamanın bir ihlal olarak kabul edilmekle birlikte uygulamada bu alanda bir katılığın
olmaması yönüyle- AB uygulamalarıyla bir benzerliğin bulunduğu söylenebilir. Gerek
Komisyonun gerekse Türk Rekabet Kurulunun aşırı fiyatlamaya ilişkin uygulamalardaki
politikasında, aşırı fiyatlamaya ilişkin tespitlerin zorluğunun yanında, aşırı fiyatlamaya 110
yapılan müdahalelerin serbest piyasa ortamına getirdiği olumsuzluklar da rol
oynamaktadır. Bu olumsuzluklar şu şekilde özetlenebilir:
- Aşırı fiyatlara müdahalenin pazara yeni girişler önünde caydırıcı bir etkiye sahip
olması,
- Teşebbüslerin yatırım ve inovasyon güdüsünün azaltılması,
- Aşırı fiyatın tespitinde ve müdahale ile belirlenecek adil fiyatın oluşturulmasında
yapılacak hata riski,
Yukarıda belirtilen hususların sonucu olarak, daha önce de belirtildiği üzere ABD
uygulamalarında olduğu gibi aşırı fiyat konusu tamamen rekabet hukuku uygulama
alanından çıkarılmakta ya da AB Komisyonu ve Türkiye uygulamalarında olduğu gibi 120
rekabet hukuku kapsamında olduğu kabul edilmekle birlikte istisnai durumlarda
yaptırım uygulanmaktadır. Bu noktada, hangi durumların rekabet hukukunun
uygulanacağı istisnai durumları oluşturduğu sorusu ortaya çıkmaktadır.
Aşırı fiyatlamanın rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi için gerekli olan
unsurlardan ilki pazar koşullarıdır. Şöyle ki; aşırı fiyatlamanın kötüye kullanma olarak
kabul edilmesi için teşebbüsün hâkim durumda olmasının yeterli olmadığı
düşünülmektedir. Daha önce de belirtildiği üzere, mevcut durumda hâkim durum
bulunsa da pazarda giriş engellerinin bulunmaması durumunda, aşırı fiyatlamaya
müdahalenin pazara yeni girişler açısından caydırıcı olması söz konusu olabilecektir.
Bu nedenle, aşırı fiyatlamanın kötüye kullanma olarak kabul edilmesi için tekele ya da 130
tekele yakın bir duruma yol açan yüksek ve geçici olmayan pazara giriş engellerinin
varlığının ya da tekel veya tekele yakın durumun halihazırda mevcut olan ya da
geçmişten gelen münhasır veya özel haklardan ileri gelen bir durum olmasının
tespitinin gerektiği değerlendirilmektedir. Bu şekilde giriş engellerinin mevcut olduğu
durumlarda dahi, aşırı fiyatlandırmanın söz konusu olduğu durumlarda, bu eylemi
rekabet hukuku kapsamına almadan önce rekabet otoriteleri ve diğer ilgili otoriteler
tarafından söz konusu giriş engellerinin kaldırılarak çözüm yoluna gidilmesinin, bunun
2 Hesaplamalarda marjinal maliyetin mi ortalama değişken maliyetin mi, yoksa ortalama toplam maliyetin mi esas
alınacağı hususu gibi.
09-52/1246-315
4
mümkün olmadığı durumlarda fiyatlandırmaya rekabet hukuku çerçevesinde
müdahalenin denenmesinin yerinde olacağı düşünülmektedir.
Aşırı fiyatlamanın rekabet hukuku kapsamına alınmasında bakılacak bir başka unsur 140
da, ilgili pazara özgü düzenleyici bir kurumun bulunup bulunmadığı noktasıdır. Yapısal
tedbirlerin mümkün olduğu ve düzenleyici hukukun varlığı halinde aşırı fiyatlamaya
rekabet hukuku çerçevesinde müdahale edilmemesi gerektiği düşünülmektedir. Doğal
tekelin ya da yüksek giriş engellerinin bulunduğu ya da önemli düzeyde ölçek
ekonomilerinin söz konusu olduğu sektörler genellikle sektörel düzenlemelere tabi
tutulmaktadır. Bu kapsamda oluşturulan sektörel düzenlemeler, tekel gücüne sahip
teşebbüslerin bu güce bağlı olarak uygulayacakları fiyatlama politikası ile sebep
olacakları dağıtım etkinsizliğinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Bu noktada, aşırı
fiyatlama konusunda müdahalenin, ilgili sektörü sürekli izleyen, sektör dinamiklerine
hâkim, ayrıntılı fiyat-maliyet analizleri yapabilecek şekilde uzmanlaşmış sektörel 150
düzenleyici kurumlar tarafından gerçekleştirilmesinin daha yerinde ve etkin olacağı
düşünülmektedir. Buna ilaveten, rekabet otoritelerinin teşebbüslerin fiyatlama
davranışlarına ardıl olarak müdahale etmesinin teşebbüsler bakımından belirsizlik
doğuracağı, dolayısıyla düzenlemeye tabi sektörler bakımından düzenleyici otoritelerin
öncül müdahalelerinin daha sağlıklı sonuçlar yaratacağı da ileri sürülmektedir.
Bütün bu genel değerlendirmeler ışığında, aşırı fiyatlamanın sömürücü davranış
olması bakımından Kanunun 6. maddesi kapsamına alınması için, fiyat maliyet
karşılaştırması ve diğer fiyat kıyaslamalarının yapılmasının tek başına yeterli olmadığı,
söz konusu fiyatlandırmanın yapıldığı pazar koşullarının ve ayrıca bu pazarda sektörel
düzenlemenin ve sektörel düzenleyicilerin bulunup bulunmadığı hususlarının da önem 160
kazandığı görülmektedir.
I.3.2. TÜPRAŞ’ın Fiyatlandırmasına İlişkin Değerlendirme
4054 sayılı Kanunun 6. maddesinde sınırlayıcı olmamakla birlikte kötüye kullanma
halleri sayılmış, aşırı fiyatlandırmaya ise bu örnekler arasında yer verilmemiştir. Hiç
şüphesiz bu örnekler arasında yer almaması, aşırı fiyatlandırmanın Kanunun 6.
maddesi kapsamı dışında kalması anlamına gelmemektedir. Aşağıda TÜPRAŞ’ın
fiyatlandırmasına ilişkin değerlendirmede öncelikle pazar koşulları ortaya konmuş ve
ardından fiyat-maliyet karşılaştırmaları ve diğer fiyat kıyaslamaları yoluyla eylem
değerlendirilmiştir.
I.3.2.1. Pazar Koşulları 170
Dosyadaki bilgilere göre, TÜPRAŞ’ın özellikle 2009 yılı ilk 6 ayında geçmişe göre
yüksek fiyat uyguladığını söylemek mümkündür. Bununla birlikte, söz konusu yüksek
fiyatın aşırı fiyat olarak kabul edilip Kanunun 6. maddesi kapsamına alınmasında pazar
koşullarının da ortaya konması gerekmektedir. TÜPRAŞ Türkiye’de faaliyet gösteren
tek rafineri şirketi olmakla birlikte, petrol ürünleri ithalatı önünde yasal bir engel
bulunmamaktadır. Nitekim BP, Shell ve Mobil gibi teşebbüsler jet yakıtı ithalatı
yapmaktadır. Söz konusu ithalatın İsrail ve Yunanistan’da bulunan rafinerilerden
gerçekleştiği gibi, Shell’in Mısır’da bulunan kendine at rafineriden de ürün getirdiği
görülmektedir. 2007 yılı itibarıyla yurt içi tüketimin 2.100.000 ton olduğu ve bunun
1.774.000 tonluk kısmının TÜPRAŞ tarafından karşılandığı belirtilmiştir. Buradan da 180
anlaşılmaktadır ki, 2007 yılı itibarıyla Türkiye Jet A1 tüketiminin %(….)’i TÜPRAŞ
üretimi ile karşılanmaktadır. Dolayısıyla ithalatın payı yaklaşık %(….)’tir.
Söz konusu ithalatı gerçekleştiren firmaların Türkiye jet yakıtı satışı pazarında da
faaliyet gösteren firmalar olduğu görülmekle birlikte, bu pazarın en büyük firması olan
ve ithalata yönelik depolama kapasitesi en yüksek olan Petrol Ofisi (PO)’nin 2008 yılı
09-52/1246-315
5
itibarıyla jet yakıtı ithalatı yapmadığı görülmektedir. Raportörlerce PO yetkilileriyle
yapılan görüşmelerde, PO olarak bu dönemde motorin ithalatına ağırlık verdikleri için
depolama kapasitelerinde jet yakıtına yer vermeyip, jet yakıtı ihtiyacının tamamını
TÜPRAŞ’tan karşılamayı tercih ettikleri belirtilmiştir. Diğer akaryakıt ithallerinde olduğu
gibi jet yakıtında da ithalat ancak ithalata uygun depolamadan oluşan alt yapının varlığı 190
halinde mümkündür. Bu noktada depoların kullanımı teşebbüsün tercihine göre
motorin gibi diğer ürünlere yönelik ya da jet yakıtı ithaline yönelik olarak yenilenebilir.
Firmalar jet yakıtı ithalatından vazgeçip depolarını diğer ürünlerin ithali için kullanmaya
başladıklarında, TÜPRAŞ’dan ileri dönem için yapacakları jet yakıtı taleplerini
artırmakta ve TÜPRAŞ da üretiminin yetmediği durumlarda bu teşebbüsler yerine
ithalat yapabilmektedir. Bütün bu değerlendirmelerden, jet yakıtı tedariki alanında
TÜPRAŞ’ın yasal ya da doğal tekel niteliği taşımadığı, bununla birlikte her ne kadar
ithalat mümkün olsa da, bunun TÜPRAŞ’ın hakim durumunu tehdit edecek bir
seviyede bulunmadığı değerlendirilmektedir.
I.3.2.2. Fiyat Kıyaslamaları 200
Rafinaj işlemine girdi olarak kullanılan ham petrolden hangi çeşit petrol ürününün ne
miktarda üretileceğinin daha baştan belli ve sabit olduğu dikkate alındığında, ham
petrol fiyatlarındaki değişmenin maliyet olarak jet yakıtı ve diğer rafineri ürünlerinin
maliyetinde etkili olduğu ileri sürülebilir. Nihai petrol ürünleri fiyatlarının ham petrol
fiyatlarındaki maliyetlerden çok uluslar arası piyasalarda oluşan bir fiyat yapısına sahip
olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, uluslar arası fiyatlar ve ham petrol fiyatları
göstermektedir ki, piyasa fiyatları ile ham petrol fiyatlarındaki değişimler birbiriyle
yakından ilintilidir.
TÜPRAŞ jet yakıtı fiyatlarını, Akdeniz piyasası İtalya fiyatlarına rafineri primi ekleyerek
oluşturduğu bir fiyat formülüyle (FOB İtalya + Rafineri Primi) oluşturmaktadır. Nitekim 210
şikayet, TÜPRAŞ’ın 2005 Ocakta 11$ olan rafineri primini 2009’da 28$’a yükselterek
aşırı fiyat uyguladığı yönündedir. Aşağıdaki tabloda TÜPRAŞ’ın 2003 yılından itibaren
uyguladığı rafineri primleri ve bu primlerin uygulandığı dönemde nihai fiyat içindeki
payları yer almaktadır:
Tablo:1 2003 yılından itibaren Ocak aylarında TÜPRAŞ tarafından jet yakıtına uygulanan rafineri primi
ve bu primin nihai satış içindeki payı
2003
(Ocak)
2004
(Ocak)
2005
(Ocak)
2006
(Ocak)
2007
(Ocak)
2008
(Ocak)
2009
(Ocak)
2009
(Haziran)
(A) Rafineri Primi (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
(B) Primin Fiyat
İçindeki Oranı (%)
(….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Tablodan da görüldüğü üzere, rafineri primleri %100 artmış olmakla birlikte3, bu artışın
nihai ürün fiyatının artışına etkisinin düşük olduğu görülmektedir. Jet yakıtı fiyatının
artmasıyla birlikte, rafineri primi artsa da rafineri piminin nihai fiyat içindeki artış aynı
oranda değildir. Bununla birlikte Ekim 2008’den itibaren rafineri piminin daha önceki 220
dönemlere göre nihai jet yakıtı fiyatı içindeki payının arttığı da ortadadır.
Bir başka kıyaslama alanı alternatif kaynakların ve yani dağıtım firmalarının ürün ithal
ederken ortaya çıkan fiyatlandırmalarla yapılan kıyaslamadır. Nitekim, önaraştırma
sürecinde TÜPRAŞ yetkilileriyle yapılan görüşmelerde, uyguladıkları fiyatlandırma
stratejisinin maliyet bazlı olmaktan ziyade piyasa koşullarını dikkate aldıklarını ve
alternatif rafinerilerdeki arz ve fiyat durumuna göre kendi fiyatlarını ayarladıklarını
3 Buradaki rafineri primleri TÜPRAŞ’ın üç rafinerisinde uyguladığı primlerin ortalaması alınarak hesaplanmıştır.
09-52/1246-315
6
belirtmişlerdir. Bu noktada, TÜPRAŞ fiyatları ile aynı dönemde Akdeniz havzasındaki
diğer rafineriler tarafından uygulanan fiyatların kıyaslanması da önem kazanmaktadır.
Dosyada yer alan TÜPRAŞ tarafından uygulanan primler ile ithalat yapan
teşebbüslerin yapmış oldukları alımlarda ödedikleri primlerin değişimine ilişkin 230
bilgilerden görüleceği üzere, TÜPRAŞ’ın rafineri primini artırdığı dönemlerde dahi bazı
dağıtım firmalarının daha yüksek primlerden ürün ithal ettikleri anlaşılmaktadır. Hemen
belirtmek gerekir ki, bu durum bir yandan aşırı fiyatlandırmanın söz konusu olmadığı
yönünde bir kanıt olarak değerlendirilebilse de, tek başına TÜPRAŞ’ın
fiyatlandırmasını tamamen makul kılmak için yeterli olmadığı da düşünülmektedir.
Şöyle ki; Türkiye’de jet yakıtı dağıtımında faaliyet gösteren dağıtım şirketlerinin asıl
tedarik kaynakları TÜPRAŞ olup, ithalat daha çok arz güvenliğinin sağlaması amacıyla
yapılan bir uygulama olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle söz konusu ithalatın ve
ithal fiyatlarının tek başına TÜPRAŞ’ın fiyatlandırmasına ilişkin bir sonuca
götüremeyeceği düşünülmektedir. Hakim durumda olan ve rakiplerinden bağımsız bir 240
şekilde fiyat belirleme gücüne sahip olan TÜPRAŞ’ın jet yakıtına ilişkin fiyatlandırma
stratejisinde dikkate alınabilecek bir başka unsur da, aynı dönemde diğer ürünlere
yapılan fiyatlandırmalarla jet yakıtı fiyatlarının kıyaslanması olacaktır. Daha önce de
belirtildiği üzere, rafineri faaliyetleri bakımından girdi olarak kullanılan ham petrolden
hangi çeşit petrol ürününün ne miktarda üretileceğinin daha baştan belli ve sabit
olduğu dikkate alındığında, ham petrol fiyatlarındaki değişmenin maliyet olarak jet
yakıtı ve diğer rafineri ürünlerinin maliyetinde benzer etkiye sahip olduğu söylenebilir.
Dosyada yer alan 2002 yılından itibaren benzin, motorin ve jet yakıtı fiyatlarını içeren
grafikten görüldüğü üzere, jet yakıtı fiyatlarının benzin ve motorine göre özellikle 2008
yılında çok daha yüksek bir artışa konu olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte jet 250
yakıtında görülen artışa paralel bir ham petrol fiyatı artışı olduğu dikkate alındığında,
TÜPRAŞ’ın bu fiyatlandırmasının aşırı fiyatlandırma olarak kabul edilemeyeceği
değerlendirilmektedir.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve dosya kapsamına göre, dosya konusu iddialara ilişkin olarak
4054 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığına,
şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Başkan V.
Prof.Dr.Nurettin KALDIRIMCI
Mehmet Akif ERSİN
Doç. Dr. Mustafa ATEŞ İsmail Hakkı KARAKELLE
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY
Murat ÇETİNKAYA Reşit GÜRPINAR
09-52/1246-315
7
Full & Egal Universal Law Academy