AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başvuru no. 58853/11
Kazım TÜRE / Türkiye
Başkan
ValeriuGriţco,
Hâkimler
Ivana Jelić, Darian Pavli
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 2 Nisan 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 11 Temmuz 2011 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
5 Temmuz 2013 tarihli kararı göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Kazım Türe, 1962 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat M. Filorinalı tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Cinayetle suçlanan başvuran, 30 Temmuz 2003 tarihinde yakalanmış ve tutuklanmıştır. Daha sonra, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi önünde başvuran hakkında ceza yargılamaları başlatılmıştır. Başvuran, 12 Kasım 2012 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.
5. Başvuran, 10 Nisan 2013 tarihinde suçlu bulunmuştur. Mahkeme dosyasında, Yargıtay önündeki temyiz sürecinin sonuçlarına dair herhangi başka bir bilgi bulunmamaktadır.
ŞİKÂYET
6. Başvuran tutukluğunun uzunluğu hakkında Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi kapsamında şikâyette bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
7. Hükümet, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu belirtmiştir. Hükümet, başvuranın 23 Eylül 2012 tarihinde tutukluluğu devam ederken Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş olması gerektiğini belirtmiştir.
8. Anayasa Mahkemesine verilmiş yeni hukuk yolunun temel özellikleri incelendiğinde, 23 Eylül 2012’den sonra kesinleşen tüm kararlar kapsamında, Anayasa Mahkemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Mahkemeye Sözleşme tarafından korunan hak ve özgürlüklere ilişkin ihlallerin ilke olarak doğrudan ve hızlıca giderilmesine imkân tanıyan yetkilerle donattığını ve somut davada da bu hukuk yolunun kullanılması gerektiğine karar vermiştir (bk. Hasan Uzun / Türkiye (k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013).
9. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin zaman bakımından yetkisinin 23 Eylül 2012 tarihinde başladığını ve verilen kararlardan da açıkça anlaşıldığı üzere, ihlalin bireysel başvuru hakkı verilmeden önce başlamış ve bu tarihten sonra devam etmiş olması durumunda Anayasa Mahkemesi’nin zaman bakımından yetkisinin (ratione temporis) uzatıldığını kaydetmektedir (Koçintar / Türkiye (k.k.), no. 77429/12, § 39, 1 Temmuz 2014).
10. Somut davada, Anayasa Mahkemesinin yetkisi başladıktan sonra, 12 Kasım 2012 tarihinde başvuranın tutukluluğu sona ermiştir. Bu doğrultuda, başvuranın tutukluluğu Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamına girmiştir (bk. Levent Bektaş / Türkiye, no. 70026/10, §§ 41-44, 16 Haziran 2015).
11. Mahkeme, Hükümetin başvuranın söz konusu hukuk yoluna başvurmadığına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle başvurunun reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 9 Mayıs 2019 tarihinde bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Valeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy