AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 37747/11
Ahmet TURĞAY ve diğerleri / Türkiye
Başkan,
Valeriu Griţco,
Hâkimler,
Egidijus Kūris,
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 24 Eylül 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
14 Ocak 2011 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile bu görüşlere cevaben başvuranlar tarafından sunulan görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran tarafın isim listesi, ekte yer almaktadır.
Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
2. Zorunlu askerlik hizmetini yerine getiren başvuranların yakını Vedat Turğay askerlikten kaçmıştır.
3. Eskişehir Askeri Mahkemesi, 25 Temmuz 2001 tarihinde, ilgilinin tutuklanmasına karar vermiştir.
4. Vedat Turğay, 22 Mart 2007 tarihinde, Mersin’de polis tarafından yakalanmıştır.
5. İlgili, aynı gün, yetkili mahkeme önüne çıkarılmak üzere tutuklanmıştır.
6. 17 Nisan 2007 tarihinde saat 23.30’da Adana Merkez Komutanlığında görevli iki asker, F.K. ve V.S., ilgiliyi Eskişehir’e götürmek için birlikte bir otobüse binmişlerdir.
7. Otobüste ayrıca, bir başka tutuklu, M.Y. ve onun naklinden sorumlu diğer iki asker, P.S. ve V.T. de bulunmaktaydı.
8. 18 Nisan 2007 tarihinde saat 7.30’da otobüs Sivrihisar yakınlarındaki Bademlik dinlenme tesisinde yarım saat durmuştur. Vedat Turğay’ın tuvalete gitmek istediğini dile getirmesi üzerine askerler bunu kabul etmişler ve ilgilinin kelepçelerini çıkarmışlardır. Vedat Turğay tuvalette bulunduğu sırada, asker V.S. koridorda beklemiş ve asker F.K. tuvalet kapısının önünde nöbet tutmuştur. Vedat Turğay, tuvaletin penceresinden kaçmıştır. V.S., tutuklunun kaçtığını fark etmiş ve durumu F.K.ya bildirmiştir. F.K., V.S.ye emanet edilen tüfeği almış ve Vedat Turğay’ı takip etmeye başlamıştır. F.K., bağırmış ve ilgiliyi derhal durması için uyarmak amacıyla havaya ateş etmiştir. Vedat Turğay, koşmaya devam etmiştir. Vedat Turğay, birkaç dakika sonra durmuştur. F.K., tüfeğini ilgiliye doğru yöneltmiştir. Bu sırada, tutuklu “İstersen öldür beni, askerlik görevimi yapmayacağım!” diye bağırmış ve yeniden kaçmak için hamle yapmıştır. Ardından, F.K. önce havaya, daha sonra bir duvara ateş etmiştir. Vedat Turğay, yeniden durmuştur. Asker P.S., arkadaşı F.K.ya yardım etmek amacıyla koşarak ilgililerin yanına varmıştır. P.S., Vedat Turğay’ın kolunu tutmuş, ilgiliyi yere düşürmeye çalışmış, ancak ilgili direnmiş ve yeniden kaçmaya teşebbüs etmiştir. Bu sırada, F.K., tüfeğinin namlusuyla ilgiliye şiddetle vurmuştur. Vedat Turğay, yere düşmüş, bilincini kaybetmiş ve ilgilinin başından kan akmaya başlamıştır. Aynı zamanda ilgililerin yanına varan asker V.S., F.K.ya, Vedat Turğay’ı dinlenme tesisine kadar taşıması amacıyla sırtına koyması için yardım etmiştir. Asker P.S., hemen bir ambulans çağırmış ve Vedat Turğay, Osmangazi Hastanesine sevk edilmiştir.
9. Sivrihisar Cumhuriyet Savcısı, olaydan haberdar edilmiş ve derhal ceza soruşturması açmıştır. Eskişehir Askeri Cumhuriyet Savcısı da, olaylardan haberdar edilmiştir.
10. F.K., 18 Nisan 2007 tarihinde gözaltına alınmıştır. Askeri Mahkeme, 20 Nisan 2007 tarihinde, F.K.nın tutuklanmasına karar vermiştir. F.K., 16 Temmuz 2007 tarihinde serbest bırakılmıştır.
11. Vedat Turğay, 22 Nisan 2007 tarihinde, beyin kanaması nedeniyle hastanede hayatını kaybetmiştir.
A. Ceza Yargılaması
12. Eskişehir Askeri Cumhuriyet Savcısı, 30 Nisan 2007 tarihinde, Adana Askeri Cumhuriyet Savcısı lehine yetkisizlik kararı vermiştir.
13. Adana Askeri Cumhuriyet Savcısı, 13 Temmuz 2007 tarihinde, “emrindeki birine karşı ölüme yol açacak şekilde fiziksel şiddet” nedeniyle F.K. hakkında 10 yıl hapis cezasının verilmesini talep etmiştir.
14. Askeri Mahkemede yapılan on duruşmada, F.K., tanıklar V.S. ve P.S. ile yargılamaya müdahil taraf olan başvuran Ayşe Turğay dinlenmiştir.
15. Askeri Mahkeme, 28 Ekim 2008 tarihinde, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi lehine görevsizlik kararı vermiştir.
16. Ağır Ceza Mahkemesi, F.K., tanıklar M.B., M.Y., P.S., S.T. ve V.S ile yargılamaya müdahil taraf olan başvuran Ayşe Turğay’ı dinlemiştir.
17. Adli Tıp Kurumu, Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine, 15 Eylül 2010 tarihinde tıbbi bilirkişi raporu düzenlemiştir. Bu raporda, Vedat Turğay’ın başına aldığı şiddetli darbenin ardından beyin kanaması geçirdiği sonucuna varılmıştır.
18. Sanık F.K., Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmalara katılmayı bırakmıştır. 29 Nisan 2011 tarihinde hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır.
19. F.K., yakalama emrinin çıkarılmasından yaklaşık 3 yıl 8 ay sonra, 28 Aralık 2014 tarihinde yakalanmış ve Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dinlenmiştir.
20. Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi, 10 Mart 2015 tarihinde, F.K.yı, mağdurun ölümüne neden olacak şekilde güç kullanma nedeniyle 10 yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir.
21. Dava, Yargıtay önünde derdesttir.
B. Tazminat Davası
22. Başvuranlar, 27 Şubat 2010 tarihinde, Savunma Bakanlığına başvurarak, tazminat talebinde bulunmuşlardır.
23. Taleplerine olumlu bir yanıt almayan başvuranlar 30 Nisan 2010 tarihinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine başvurmuşlardır.
24. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 9 Haziran 2010 tarihinde, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle başvuranların davasını reddetmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, başvuranların Vedat Turğay’ın hayatını kaybettiği 22 Nisan 2007 tarihinden itibaren bir yıllık yasal süre içinde davayı açmış olmaları gerektiğini hatırlatmıştır.
ŞİKÂYETLER
25. Başvuranlar, Sözleşme’nin 2, 3, 5, 6 ve 13. maddelerine dayanarak, yakınlarının yaşam hakkının ihlal edilmesinden ve ulusal mahkemeler önünde görülen ceza yargılamasının uzunluğundan şikâyetçi olmaktadırlar.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
26. Hükümet öncelikle, başvurunun Mahkeme İç Tüzüğü’nün 47. maddesinin gerekliliklerini karşılamadığını belirtmektedir. Hükümet ardından, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası anlamında altı ay süre kuralına uyulmadığını ve iç hukuk yollarının tüketilmediğini ileri sürmektedir.
27. Mahkeme, başvurunun her halükârda, aşağıda belirtilen nedenlerle kabul edilemez olması sebebiyle, Hükümet tarafından sunulan iddiaların tamamı hakkında karar verilmesine gerek olmadığı kanaatindedir.
28. Mahkeme, jura novit curia (hâkim hukuku kendiliğinden uygular) ilkesi uyarınca, Sözleşme ve Protokolleri kapsamında başvuranlar tarafından ileri sürülen hukuki gerekçelerle bağlı olmadığını ve bir şikâyeti, başvuranlar tarafından ileri sürülenler dışındaki Sözleşme maddeleri ya da hükümleri kapsamında inceleyerek, bu şikâyete konu edilen olaylara ilişkin yapılacak hukuki nitelendirme hususunda karar verebileceğini hatırlatmaktadır (Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], No. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018). Somut olayda Mahkeme, başvuranların şikâyetlerinin sadece Sözleşme’nin 2. ve 6. maddeleri açısından incelenmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
A. Sözleşme’nin 2. Maddesi Hakkında
29. Sözleşme’nin 2. maddesine ilişkin olarak, Mahkeme, bu konuya ilişkin içtihadı ile oluşturulan tüm genel ilkeleri belirleyen McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık (27 Eylül 1995, A serisi No. 324), Giuliani ve Gaggio/İtalya ([BD], No. 23458/02, §§ 174‑182 ve §§ 208‑210, AİHM 2011 (alıntılar)), Makaratzis/Yunanistan ([BD], No. 50385/99, §§ 56‑60, AİHM 2004‑XI), Aydan/Türkiye (No. 16281/10 §§ 63‑71, 12 Mart 2013), Guerdner ve diğerleri/Fransa (No. 68780/10, §§ 61‑62) ve Armani Da Silva/Birleşik Krallık ([BD], No. 5878/08, §§ 244‑248, AİHM 2016) kararlarına atıfta bulunmaktadır.
30. Bu bağlamda, Mahkeme, yetkililerin hiçbir durumda, yaşam hakkına yönelik ihlalleri cezasız bırakacak şekilde davranmamaları gerektiğini hatırlatmaktadır. Soruşturma, sorumluların tespit edilmesini ve cezalandırılmasını sağlayabilmelidir (Oğur/Türkiye [BD], No. 21594/93, § 88). Soruşturma ayrıca, güç kullanımının dava koşullarında haklı gösterilip gösterilmediğini belirleyebilmeli ve sorumluların tespit edilerek, gerektiği takdirde, cezalandırılmalarına imkân verebilmelidir (yukarıda anılan Giuliani ve Gaggio kararı, § 301; ayrıca bk., Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye [BD], No. 24014/05, § 172, 14 Nisan 2015).
31. Mahkeme, somut olayda, ulusal makamların ilgili maddi veya adli delilleri toplamadıklarına ya da ilgili tanıkları veya bilgileri araştırmadıklarını gösteren herhangi bir emareye sahip değildir. Mahkeme, asker F.K. hakkında başlatılan ceza yargılamasının sonunda, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, F.K.yı, Vedat Turğay’ın ölümüne yol açacak şekilde güç kullanması nedeniyle on yıl hapis cezasına mahkûm ettiğini kaydetmektedir. Mahkeme aynı zamanda, F.K.nın yakalandığını ve hapis cezasını çekmek üzere cezaevine konulduğunu kaydetmektedir. Mahkeme, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi önünde yürütülen ceza yargılamasının genel olarak yeterliliğinin sorgulanmasını sağlayacak herhangi bir eksiklik görmemektedir. Yargıtay önündeki dava ise hâlihazırda Yargıtay önünde derdesttir. Sonuç olarak, ceza yargılamasına ilişkin Sözleşme’nin 2. maddesi bağlamındaki şikâyet vaktinden önce sunulmuştur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmelidir.
32. Ayrıca, Mahkeme, idarenin görevde bulunan memurlarının hatalı davranışı sebebiyle bu trajik olaydan sorumlu olduğunu ileri süren başvuranların, kanunla öngörülen yasal süre içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine başvurarak, tazminat davası açmadıklarını kaydetmektedir. Sonuç olarak, başvuranların davası, süre aşımı nedeniyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir (yukarıda 24. paragraf). Dolayısıyla, şikâyetin idarenin olası sorumluluğuna ilişkin bu kısmı, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmelidir.
B. Sözleşmenin 6. Maddesi Hakkında
33. Sözleşme’nin 6. maddesine ilişkin olarak, yargılamanın Yargıtay önünde halen derdesttir ve bu durum gerçekten de başvuranın davasının bu hüküm anlamında makul bir süre içinde görülmemesi bakımından eleştiriye açık olabilir. Bununla birlikte, Mahkeme, başvuran Ayşe Turğay’ın dışında, diğer başvuranların asker F.K. hakkında açılan ceza davasına müdahil taraf olmadıklarını gözlemlemektedir. Dolayısıyla, söz konusu ceza yargılamasına ilişkin diğer başvuranların şikâyetleri, Sözleşme’nin 6. maddesiyle kişi yönünden (ratione personae) bağdaşmamaktadır. Başvuran Ayşe Turğay’a ilişkin olarak, dosyada yer alan belgelerden başvuranın medeni hakları korumak veya elde etmek için değil, yalnızca sanık F.K.nın cezaya mahkûm edilmesini sağlamak amacıyla, sadece cezalandırıcı amaçlarla bu davaya müdahil taraf olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, başvuran Ayşe Turğay’ın müdahil taraf olması hususu da Sözleşme’nin 6. maddesinin kapsamına girmemektedir. Bu nedenle, ilgilinin şikâyetleri, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca, Sözleşme ile konu bakımından (“ratione materiae”) bağdaşmadığı gerekçesiyle kabul edilemez niteliktedir (Perez/Fransa [BD], No. 47287/99, § 56, AİHM 2004-I, Beyazgül/Türkiye, No. 27849/03, §§ 43 ve 44, 22 Eylül 2009, Halat/Türkiye, No. 23607/08, §§ 58-61, 8 Kasım 2011, ve Öztürk/Türkiye, No. 34644/07, § 30, 2 Ekim 2012).
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna
karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 17 Ekim 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Valeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
EK
No.
Adı SOYADI
Doğum Tarihi
Uyruk
İkamet Yeri
Temsilci
1
Ahmet TURĞAY
1975
Türk
İzmir
K. Alpkaya
2
Caner BOZKUŞ
2006
Türk
İzmir
K. Alpkaya
3
Şeyhmuz BOZKUŞ
2004
Türk
İzmir
K. Alpkaya
4
Songül BOZKUŞ
1987
Türk
İzmir
K. Alpkaya
5
Sultan DENLI (TURĞAY)
1965
Türk
İzmir
K. Alpkaya
6
Vecdin TURGAY
1977
Türk
İzmir
K. Alpkaya
7
Ayşe TURĞAY
1942
Türk
İzmir
K. Alpkaya
8
Bedirhan TURĞAY
1963
Türk
İzmir
K. Alpkaya
9
Suzan TURĞAY
1978
Türk
İzmir
K. Alpkaya
Full & Egal Universal Law Academy