K. Kararı 26.3.2013 [II. Daire]
Olaylar – 1999 yılından bu yana, başvuranlar aleyhinde çeşitli ceza davaları açılmıştır. Başvuranlar, yargılamaların uzunluğundan ve şikâyetlerini bildirebilecekleri bir iç hukuk yolunun yokluğundan şikâyetçi olmuştur.
Hukuk – 35 § 1 Maddesi: Ümmühan Kaplan / Türkiye davasında uygulanan pilot karar usulünün ardından, 23 Eylül 2012 tarihinden önce, “yargılamaların uzunluğu” gerekçesiyle Mahkeme’ye yapılan, bununla birlikte henüz Hükümet’e tebliğ edilmemiş başvuruların, tazminat verilmesi suretiyle çözüme kavuşturulmasına yönelik 6384 sayılı Yasa, 9 Ocak 2013 tarihinde kabul edilmiştir. Söz konusu yasa, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine ve Mahkeme’nin ilgili içtihadına uygun olarak, iç hukukta “makul süre” ilkesini etkili kılmayı amaçlamaktaydı. Yasa, “makul süreyi” aşan tüm ceza hukuku, özel hukuk ve idarî hukuk davalarını kapsamaktaydı. Buna göre, Mahkeme’nin, başvuranların yeni hukuk yolunu kullanmasının gerekli olup olmadığını karara bağlaması gerekmekteydi. Başvuruları, 6384 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden önce yapılmıştı; dolayısıyla, başvuranlar o sırada, Türk hukuku kapsamında, söz konusu yargılamaların uzunluğu hakkında şikâyette bulunmak için etkili bir hukuk yoluna sahip değildi.
Kendisine yapılan her tür başvuru hakkında hüküm verecek bir tazminat komisyonu oluşturulmasını öngören 6384 sayılı Yasa’nın başlıca amaçları; davalı Devlet’e, “makul süre” şartı konusundaki ihlâlleri düzeltmek ve Mahkeme’nin dava listesinde kayıtlı ve bu sistemsel veya yapısal sorun ile ilgili başvuruların sayısını azaltmak ve hatta tamamen sıfırlamaktı. 31 Aralık 2012 yılı itibariyle, Mahkeme’ye aynı konuda yapılan ve henüz davalı Hükümet’e tebliğ edilmemiş 3.800’i aşkın başvuru bulunmaktaydı. Bu doğrultuda, 6384 sayılı Yasa’nın niteliği ve kabul edildiği bağlam göz önünde bulundurulduğunda, iç hukuk yollarının tüketilmesi şartının, başvurunun yapıldığı tarihten hareketle değerlendirilmesi gerektiği yönündeki genel ilkeden sapılması için gerekçeler bulunmaktaydı. Yargılamaların bu aşamasında, Mahkeme, oluşturulan hukuk yolunun etkili ve erişilebilir olmadığını söyleyecek bir durumda bulunmamaktadır. Ayrıca, 6384 sayılı Yasa, Bölge İdare Mahkemesi’nin ve ardından mevcut ise Anayasa Mahkemesi’nin ve son olarak Strazburg Mahkemesi’nin denetimine tâbiydi. Sonuç olarak, başvuranların, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi uyarınca, görünüşe göre şikâyetlerine makul bir tazminat şansı sunabilecek erişilebilir bir hukuk yolu olmasından ötürü, 6384 sayılı Yasa’yla kurulan Tazminat Komisyonu’na başvurması gerekmekteydi. Bu sonuç, söz konusu yasanın getirdiği hukuk yolunun etkililiği ve gerçekliği konusunun, uygulama ve Tazminat Komisyonu ve ulusal mahkemeler tarafından verilen kararlar ışığında, yeniden incelenmesi ihtimaline halel getirmemiştir. Her halükârda, söz konusu hukuk yolunun etkililiği konusunda ispat yükümlülüğü davalı Devlet’e düşmektedir.
Sonuç: kabul edilemez (iç hukuk yolları tüketilmemiş).
Mahkeme, Tazminat Komisyonu, başvuranlara Sözleşme’nin 13. maddesi anlamında kendilerine 8 § 1 maddesinin amaçları uyarınca yargılamaların uzunluğu hakkında şikâyette bulunma imkânı veren bir hukuk yolu sunduğundan, başvuranların şikâyetinin, Sözleşme’nin 13. maddesi uyarınca, açıkça temelden yoksun olduğu gerekçesiyle, kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
(Bakınız Ümmühan Kaplan / Türkiye, no. 24240/07, 20 Mart 2012, Bilgi Notu no. 150)
Full & Egal Universal Law Academy