1 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : D1/1/M.Ö.-98/10 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 00-35/393-220
Karar Tarihi : 18.09.2000
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU
Üyeler : Dr. Kemal EROL, Mehmet Zeki UZUN, İsmet CANTÜRK,
Nejdet KARACEHENNEM, Mustafa PARLAK, A.Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY,
Kubilay ATASAYAR, Murat GENCER, Sadık KUTLU
B- SORUŞTURMA HEYETİ
Başkan : A. Ersan GÖKMEN, Rekabet Kurulu Üyesi
Raportörler : E.Cenk GÜLERGÜN, Harun ULU
C- ŞİKAYETÇİLER
- İlaç ve Kimya, Petrol ve Lastik Endüstrisi İşverenler Sendikası Talatpaşa Cad.
No:98/B 80640 Gültepe-İSTANBUL
Temsilcisi
Prof. Dr. Arif ESİN
Valikonağı Cad. No:161/20 Nişantaşı - İSTANBUL
- Ecz.Zübeyde YİĞİTALP
Esatpaşa Mah. Atatürk Cad. No:66 Menemen-İZMİR
D- HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN TARAF
- Türk Eczacıları Birliği
Farabi Sokak No.35 Çankaya-ANKARA
E- İDDİALARIN ÖZETİ
Şikayet başvurularında;
- İlaç ve Kimya, Petrol ve Lastik Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) üyesi
firmaların satışlarını artırmaya yönelik uygulamalarıyla ilgili olarak Türk Eczacıları
Birliği (TEB) ve bazı eczacı odalarının şikayetlerini değerlendiren Sağlık
Bakanlığı’nın göndermiş olduğu uyarı yazılarını dikkate alarak, İEİS Yönetim
Kurulu’nun 19.12.1997 tarih ve 102 sayılı Kararı aldığı ve bunun üzerine TEB ile
bağlı eczacı odalarının 102 sayılı Karar’ı boykot etme amacıyla, eczanelerin alım
koşullarını düzenleyen ve yaşama geçirilen bir teşebbüs birliği kararı aldığı, söz
konusu kararın 4054 sayılı Kanun’un 4 ve 6 ncı maddelerine aykırı olduğu,
- Sağlık Bakanlığı’nca onaylanan yeni fiyatlara geçilmemesiyle ilgili İzmir
Eczacı Odası’nın Ecz.Zübeyde Yiğitalp hakkında işlem başlattığı, bu uygulamanın
ilgili mevzuattan dayanak almadığı ve 4054 sayılı Kanun açısından incelenmesi
gerektiği,
2 REKABET KURUMU
ileri sürülmüştür.
F- DOSYA EVRELERİ
- İlaç ve Kimya, Petrol ve Lastik Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS)’nın
08.05.1998 tarih ve 1214 sayılı şikayet başvurusunda; İEİS üyesi firmaların
satışlarını artırmaya yönelik uygulamalarıyla ilgili olarak TEB ve bazı eczacı
odalarının şikayetlerini değerlendiren Sağlık Bakanlığı’nın göndermiş olduğu uyarı
yazıları üzerine, İEİS Yönetim Kurulu’nun 19.12.1997 tarih ve 102 sayılı Kararı aldığı
ve TEB ile bağlı eczacı odalarının 102 sayılı Karar’ı boykot etme amacıyla,
eczanelerin alım koşullarını düzenleyen ve yaşama geçirilen bir teşebbüs birliği
kararı aldığı, söz konusu kararın 4054 sayılı Kanun’un 4 ve 6 ncı maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
- Şikayet başvurusu üzerine hazırlanan 30.06.1998 tarih ve D1/1/M.Ö.-98/10
sayılı İlk İnceleme Raporu’nda; TEB ve bağlı eczacı odalarının 4054 sayılı Kanun
anlamında teşebbüs birliği olduğu, 6643 sayılı “Türk Eczacıları Birliği Kanunu”nun
TEB’e “talebin pazar dışında belirlenmesi” yetkisini vermediği hususlarına yer
verilmiş ve konu hakkında önaraştırma yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Rekabet
Kurulu’nun 02.07.1998 tarih ve 72 sayılı toplantısında, söz konusu İlk İnceleme
Raporu değerlendirilmiş ve 4054 sayılı Kanun’a aykırılığın oluşup oluşmadığı ile TEB
hakkında soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi için Kanun’un
40/1 inci maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
- Önaraştırma döneminde yapılan incelemelerde, 27.02.1998 tarihinde
Ankara’da gerçekleştirilen TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu
Toplantısı’nda İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Kararı’yla ilgili olarak bir karar
alındığı tespit edilmiştir. Eczacı odalarına TEB tarafından gönderilen 02.03.1998
tarihli yazıda Karar’a şu şekilde yer verilmiştir:
“…Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ve 39 Eczacı Odası Başkanı ilaç ve
eczacılık alanında, kendileri dışında alınan kararların mesleğin yürütülmesinde ve
hizmet sunumunun niteliklerinin artırılmasında engeller oluşturduğu tespitinden
hareketle, kendi dışında alınan kararlardan etkilenmeyi asgariye indirmek amacıyla;
eczanede bulunan ilaç stoklarını azaltmaya, firma kampanyalarına katılmamaya,
piyasaya yeni verilen ilaçların talep olunca alınmasına, kamu kurumu ödeme
gecikmeleri nedeniyle vadeli alımlara yönelmeye, kendi kurumları olan kooperatifleri
tercih etmeye, giderek ilaç pazarında büyük yer tutan ithal ilaçların durumunun
tartışmaya açılmasına karar vermişlerdir...” .
- Rekabet Kurulu’nun 06.07.1999 tarih ve 99-33 sayılı toplantısında;
D1/2/E.C.G-99/6 sayılı Önaraştırma Raporu görüşülmüş ve 4054 sayılı Kanun’un 41
inci maddesi uyarınca, TEB hakkında soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
- Rekabet Kurulu’nun almış olduğu 06.07.1999 tarihli Karar üzerine
Kanun’un 43/2 nci maddesi uyarınca TEB’e bildirim yapılmış, TEB’den Kurum
kayıtlarına 19.08.1999 tarih ve 2681 sayı ile giren ilk yazılı savunma alınmıştır.
- Diğer yandan, Rekabet Kurumu kayıtlarına 15.03.1998 tarih ve 868 sayı ile
giren, Ecz.Zübeyde Yiğitalp imzalı şikayet başvurusunda; anılan şahsın,
eczanesinde sattığı ilaçların fiyatlarına Sağlık Bakanlığı’nca onaylanan zamları
yansıtmayarak haksız rekabete yol açtığı gerekçesi ile İzmir Eczacı Odası tarafından
3 REKABET KURUMU
kendisi hakkında işlem başlatıldığı ve konunun Oda Haysiyet Divanı’na intikal ettiği
belirtilerek, bu uygulamanın 4054 sayılı Kanun açısından incelenmesi talep
edilmiştir.
- Şikayet başvurusuna ilişkin hazırlanan 20.09.1999 tarih ve D4/1/M.A.-99/1
sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 12.10.1999 tarih ve 99-47 sayılı
toplantısında görüşülerek, konunun TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma
Toplantısı sonunda alınan teşebbüs birliği kararı hakkında yürütülen soruşturma
kapsamına alınarak incelenmesine karar verilmiştir.
- Yürütülmekte olan soruşturmanın kapsamının genişletildiğine ilişkin,
27.10.1999 tarih ve 580 sayılı yazıyla bildirim yapılmış, TEB’den Kurum kayıtlarına
29.11.1999 tarih, 3917 sayı ile giren yazılı savunma alınmıştır.
- Yerinde yapılan incelemeler sırasında; 04-07.12.1997 tarihlerinde yapılan
31. Olağan Büyük Kongre’de, TEB Genel Kurulu’nun “Eczanelerin Sağlık
Bakanlığı’nın belirlediği fiyatların altında ve üstünde, yani dışında ilaç satmaması
hususunda TEB Merkez Heyeti’ne çalışma yapması için görev verilmesine” şeklinde
bir karar aldığı anlaşılmıştır.
- Rekabet Kurulu’nun 01.12.1999 tarih ve 99-58 sayılı toplantısında, TEB
hakkında yürütülen soruşturmanın 06.01.2000 tarihinde sona eren süresinin, 4054
sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi gereğince 6 aya kadar uzatılmasına karar
verilmiştir.
- Soruşturmanın sonunda hazırlanan, Soruşturma Heyeti’nin tespit ve
değerlendirmelerinden oluşan 05.05.2000 tarih ve SR/00-5 sayılı Soruşturma
Raporu’nda; 19.000 eczaneyi temsil eden TEB bünyesinde hakim durumun söz
konusu olmadığı ve TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Toplantısı’nda alınan
teşebbüs birliği kararının yalnızca Kanun’un 4 üncü maddesi açısından
değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Soruşturma Raporu’nda, Türk Eczacıları Birliği (TEB) 31. Dönem 1. Başkanlar
Danışma Kurulu Toplantısı ile TEB 31. Olağan Büyük Kongre’de alınan Kararların
4054 sayılı Kanun’a aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Soruşturma Raporu, Kanun’un 45 inci maddesi uyarınca Türk Eczacıları
Birliği ile Kurul üyelerine tebliğ edilmiş ve TEB’den 30 gün içinde yazılı savunma
göndermesi istenmiştir.
- Soruşturma Raporu’nun ilgisiz ve gizlilik dereceli kısımlarının çıkarılmış hali
İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası temsilcisi Prof.Dr. Arif Esin tarafından
31.05.2000 tarihinde incelenmiş ve Prof.Dr. Arif Esin imzalı, Kurumumuz kayıtlarına
06.06.2000 tarihle giren yazıda Türk Eczacı Birliği ile bağlı eczacı odalarının Karar
ve uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’a aykırı olduğu yönündeki iddia yinelenmiştir.
- Soruşturma Raporu’nun tebliği üzerine, TEB’den savunma alınmamış,
dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 45 inci maddesine göre ikinci yazılı savunmaya
karşı düzenlenen Ek Görüşün hazırlanmasına gerek duyulmamıştır. Ancak,
22.06.2000 tarihli yazı ile, TEB’in 4054 sayılı Kanun’un 45/2 nci maddesi gereğince
30 gün içinde son yazılı savunma hakkını kullanabileceği belirtilmiştir.
4 REKABET KURUMU
- TEB’den alınan son yazılı savunma 21.07.2000 tarihinde Kurumumuz
kayıtlarına girmiştir.
- Rekabet Kurulu'nun 03.08.2000 tarihli toplantısında, yürütülen soruşturma
ile ilgili olarak 13.09.2000 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar
verilmiş ve sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun'un 46/2 nci maddesi
uyarınca ilgililere gönderilmiştir.
- 13.09.2000 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısında Türk Eczacıları
Birliği savunmasını yapmış, şikayetçiler dinlenmiştir.
- 18.09.2000 tarihinde alınan Nihai Karar, 27.09.2000 tarihinde taraflara
tefhim edilmiştir.
G- SORUŞTURMA HEYETiNiN GÖRÜŞÜ
TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı sonucunda alınan
Karar’ın, alım koşullarının pazar dışında belirlenmesi, talebin kısılarak mal
sağlayıcıları üzerinde baskı kurulması ve bazı teşebbüslerin pazar dışına
çıkarılması amaçlarını taşımaması ve bu etkileri doğurabilecek nitelikte olmaması
nedeniyle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesi
kapsamında olmadığı; TEB 31. Olağan Büyük Kongre’de sürşarjla ilgili alınan
Karar’ın ve eczacı odalarının aynı konudaki uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’a
aykırı olmadığı ancak, tüketicinin eczane tercihini etkileyecek şekilde geri ödeme
sistemi kapsamının daralması ve ayrıca TEB ile eczacı odaları uygulamalarının
eczanelerin yeni fiyatlara geçmesini zorunlu kılacak şekilde gerçekleşmesi
durumlarında, ilgili mevzuattan dayanak almayan denetim ve yaptırım uygulamaya
yönelik işlemlerin rekabeti sınırlayıcı sayılacağı görüşüne ulaşılmıştır.
H- İNCELEME ve DEĞERLENDİRME
1. İlgili Mevzuat ve TEB’in 4054 Sayılı Kanun Karşısındaki Konumu
Türk Eczacıları Birliği (TEB) 6643 sayılı “Türk Eczacılar Birliği Kanunu” ile
kurulmuş olup, TEB’in ve bağlı eczacı odalarının görev ve yetkileri aynı Kanun’la
belirlenmiştir. 6643 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi;
“Türkiye sınırları içinde meslek ve sanatlarını yürütmeye yetkili olup da, özel
kanunlarında üye olmayacakları belirtilenler hariç, sanatlarıyla uğraşan ve
meslekleriyle ilgili hizmetlerde çalışan eczacıların katılmasıyla; eczacıların müşterek
ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, eczacılığın genel
menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak; eczacıların birbirleri ile ve halk ile
olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere, meslek disiplini ve
ahlakını korumak maksadıyla tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde Türk
Eczacıları Birliği kurulmuştur.
Mesleğini serbest olarak icra eden veya özel kuruluşlarda eczacılıkla ilgili
hizmetlerde çalışacak eczacılar işe başlamadan önce bulundukları ilin eczacı
odasına kaydolmaya ve üyelik ödevlerini yerine getirmeye mecburdurlar. Eczacı
odalarına kayıtlı eczacılar diğer kanunlarla kurulmuş meslek odalarına kaydolmaya
zorunlu değildir.
5 REKABET KURUMU
Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi kuruluşlarında asli ve sürekli kadrolarda
çalışan eczacılar ile herhangi bir sebeple meslek ve sanatıyla uğraşmayan eczacılar
istedikleri takdirde eczacı odalarına kaydolabilirler.”
şeklindedir. 6643 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde; Merkez Heyeti, Yüksek
Haysiyet Divanı ve Büyük Kongre’nin yanı sıra eczacı odaları da TEB’in organları
arasında sayılmıştır.
Kanun’un 20 nci maddesinin (j) bendine göre, oda ve üyelerin mesleki
sorunlarının çözülmesi için Büyük Kongre ve Merkez Heyeti kararları ve ilkelerine
bağlı kalınarak bölgelerindeki resmi makamlar düzeyinde temaslarda bulunmak ve
sonuçlarını TEB Merkez Heyeti’ne bildirmek; aynı maddenin (g) bendine göre ise,
eczacılıkla ilgili kanunlar ve yönetmelikler ile Deontoloji Tüzüğü hükümlerinin, oda ve
Birlikçe alınmış mesleki kararların uygulanıp uygulanmadığını belirlemek için
eczacıların iş yerlerini denetlemek eczacı odası idare heyetinin görevlerindendir.
Diğer yandan, 6643 sayılı Kanun’un 39 ve 45 inci maddesinde, eczacı odası
haysiyet divanının verdiği kararlara itiraz yerinin TEB Yüksek Haysiyet Divanı olduğu
ve Yüksek Haysiyet Divanı’nın itiraza konu kararları aynen veya tadilen
onaylayabileceği gibi oda haysiyet divanına görüşmek üzere yeniden
gönderebileceği veya reddedebileceği hükme bağlanmıştır.
6643 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin (d) bendine göre; eczacı odalarının
çalışma ve işlemlerinin düzen içinde olmasını sağlamak, izleyip ve denetleterek
aksaklıkları görülenlere ihtarda bulunmak, oda organları hakkında gerekirse adli ve
idari makamlara bildirmek TEB Merkez Heyeti’nin görevlerindedir. Kanun’un 53 üncü
maddesinin ikinci fıkrasının (i) ve (j) bentlerinde, TEB’in organlarından olan Büyük
Kongre, eczacı odalarının içişlerini tartışmak ve eczacı odalarının TEB Merkez
Heyeti’ne gönderdiği yıllık çalışma raporları hakkında bilgi edinmekle
görevlendirilmiştir.
Özetle, eczacı odalarının TEB Büyük Kongresi ile Merkez Heyeti’nin karar ve
ilkelerine uymak durumunda olduğu, oda haysiyet divanı kararlarının itiraz üzerine
TEB Yüksek Haysiyet Divanı’nda görüşüldüğü ve odaların uygulamalarının TEB
organlarınca denetlendiği noktalarından hareketle; TEB’in –6643 sayılı Kanun’un 1
inci maddesinin son fıkrasında belirtilenlerin dışındaki eczacıların üye olmak
zorunda olduğu- eczacı odalarının üst kuruluşu olduğu, odaların karar ve
uygulamalarının çerçevesini belirlediği anlaşılmaktadır.
- İlgili Mevzuat
6643 sayılı Kanun’da yer alan bazı düzenlemeler, eczacıların ekonomik
kararlarına yöneliktir. Bu tür düzenlemeler TEB ve eczacı odalarının görev ve
yetkilerinin, eczacılar tarafından yapılması yasak fiilerin ve eczacılara karşı
uygulanabilecek yaptırımların belirlendiği noktalarda ortaya çıkmaktadır.
6643 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde, “yerli tıbbi müstahzarların revacını
temin edecek tedbirleri almak” TEB’in görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kanun’un
39 uncu maddesinde, eczanelerden sağlık hizmeti alacak kamu ve özel kurum ve
kuruluşlarla anlaşma yapmak, imzalanan anlaşmaya uygun tek tip sözleşmeleri
bastırarak eczanelere dağıtmak TEB Merkez Heyeti’nin görevlerinden bazıları olarak
sıralanmıştır. 20 nci maddeye göre ise, eczacıların kar hadlerine uymamalarını
6 REKABET KURUMU
önlemek, oda ve TEB tarafından alınan mesleki kararların uygulanıp
uygulanmadığını belirlemek için eczacıların çalışmalarını ve iş yerlerini denetlemek
eczacı odalarının görevlerindendir. Bunun yanı sıra, Kanun’un getirdiği
sorumlulukları yerine getirmeyen veya Kanun’da yasak fiiler olarak ortaya konulan
eylemlerde bulunan eczacılara yaptırım uygulama yetkisi TEB ve odalara verilmiştir.
Oda hasiyet divanları ve TEB Yüksek Haysiyet Divanı’nca verilen cezalar -
Kanun’un 30, 46 ve 47 nci maddelerinde belirtildiği gibi- yazılı ihtar, para cezası ve
meslekten men şekillerinde olabilmektedir.
Diğer yandan, 27.07.1968 tarih ve 12961 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
“Türk Eczacıları Deontoloji Tüzüğü”nde de, eczaneler arasındaki rekabetin
sınırlarının çizildiği ve meslek örgütlerinin eczacılar üzerindeki denetim rolünün diğer
yönlerinin ortaya konulduğu düzenlemeler yer almaktadır. Tüzük’ün 9 uncu
maddesinde, eczacının hiçbir şekilde reklam yapamayacağı; 12 nci maddesinde ise,
eczacının Sağlık Bakanlığı’nca onaylanan fiyatın üzerinde fiyatla satış
yapamayacağı hükme bağlanmıştır. 18 inci maddede, Tüzük hükümlerine aykırı
hareket eden eczacılara 6643 sayılı Kanun gereğince yaptırım uygulanacağı
belirtilmiştir.
6643 sayılı Kanun ve “Türk Eczacıları Deontoloji Tüzüğü”nde yer alan
düzenlemelerle, eczaneler arasındaki rekabetin sınırları ve mesleki örgütlerin
eczacılar üzerindeki kontrol rolü belirlenmiştir. Yukarıda yer verilen düzenlemelerle
eczanelerin bağımsızca ekonomik karar alma özgürlüğünün tamamen ortadan
kaldırıldığını söylemek mümkün değildir. Eczanelerin, getirilen sınırlamalar
çerçevesinde rekabet edebilmesinin önünde engel yoktur. TEB ve eczacı odaları ise,
üyelerinin çıkarlarını korumak doğrultusunda etkinlik gösterirken, ilgili mevzuatın
getirdiği yetki ve görevler çerçevesinde ve 4054 sayılı Kanun da dahil olmak üzere
diğer mevzuata uygun bir şekilde hareket etmek durumundadır.
- Teşebbüs Birliği
Şikayet tarihi itibarıyla sayıları yaklaşık 19.000 olan eczacıların çoğunluğu
eczane sahibidir. Eczane sahibi olmayan eczacıların bir kısmı ecza depolarının
sahibi veya mesul müdürü konumundayken, geriye kalanlar sağlayıcı firmaların yanı
sıra Sağlık Bakanlığı, SSK, üniversiteler ve diğer kamu kurumlarına bağlı olarak
çalışmaktadır. Görülmektedir ki, eczacıların büyük çoğunluğu pazarda hizmet
sunumunda bulunan birimlerin (eczanelerin veya ecza depolarının) sahibi veya
temsilcisi konumundadır. Buna bağlı olarak, eczacı odaları ve bunların üst kuruluşu
olan TEB’in bünyesinde, teşebbüslerin iradesi temsil edilmektedir. Bu çerçevede,
6643 sayılı Kanun’un 1 inci maddesine göre eczacıların ortak gereksinimlerini
karşılamak ve mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak gibi amaçlarla eczacıların
katılımıyla oluşan TEB ve bağlı eczacı odaları 4054 sayılı Kanun anlamında
teşebbüs birliğidir.
TEB’den alınan yazılı savunmalarda, Kanun’la kurulmuş ve kamu tüzel
kişiliğine sahip bir meslek örgütü olması nedeniyle Birlik’in teşebbüs birliği olarak
kabul edilemeyeceği ileri sürülmüştür. Ancak 4054 sayılı Kanun’a göre,
teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel
kişiliği olmayan birliklerin, kanun ve sair düzenlemeyle kurulmuş ya da kamu tüzel
kişiliğine sahip olması durumunda teşebbüs birliği sayılmaması söz konusu değildir.
7 REKABET KURUMU
Bu bağlamda, yazılı savunmalarda yer verilen söz konusu hususlar, TEB’in ve bağlı
eczacı odalarının teşebbüs birliği olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.
2. TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı Sonucunda
Alınan Karar
İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası’ndan alınan ve Rekabet Kurumu
kayıtlarına 08.05.1998 tarihinde giren şikayet başvurusunda; söz konusu
Sendika’nın almış olduğu 19.12.1997 tarih ve 102 sayılı Yönetim Kurulu Kararı’nı
boykot etmek üzere TEB ve bağlı eczacı odalarının bir dizi teşebbüs birliği kararı
aldığını ve yaşama geçirilen bu kararların 4054 sayılı Kanun’un 4 ve 6 ncı
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Şikayet başvurusunun ekinde; Samsun
Eczacı Odası, Antalya Eczacı Odası ve İstanbul Eczacı Odası başkanlarının
bölgelerinde faaliyet gösteren eczacılara yönelik, eczanelerin alım koşullarına ilişkin
düzenlemeler içeren ve sırasıyla 10.02.1998, 11.02.1998 ve 18.02.1998 tarihli
yazıları sunulmuştur. Şikayet başvurusunun ekinde yer verilen ve Samsun Eczacı
Odası Başkanı Ecz.Gönül Berker imzalı diğer bir yazıda, 27.02.1998 tarihinde
Ankara’da TEB ile eczacı odaları başkanlarının yaptığı bir toplantı sonucunda
alındığı belirtilen ve yine eczanelerin alım koşullarına yönelik birtakım düzenlemeler
yer almaktadır. Şikayet başvurusunda yer verilen ve İstanbul Eczacı Odası
Başkanı’nın bölgedeki eczacılara yönelik 30.03.1998 tarihli yazı ve Pendik bölgesi
eczacılarından İstanbul Eczacı Odası’na gönderilen yazıda; 26.03.1998 tarihinde
……… Kültür Merkezi’nde bir toplantı yapıldığı, ayrıca Pendik bölgesindeki
eczacıların bir araya geldiği ve bunların sonucunda eczanelerin gerçekleştirdiği
alımları konu alan kararlar alındığı ifade edilmiştir.
Şikayet başvurusunun gerekçesini oluşturan kararların bazı eczacı odaları
başkanlarınca bölgelerindeki eczacılara duyurulmuş olmasına karşın, gerek Samsun
Eczacı Odası Başkanı Ecz.G.B imzalı yazıda TEB bünyesinde 27.02.1998 tarihinde
bir toplantı yapılarak konuyla ilgili kararlar alındığının belirtilmiş olması gerekse
konunun TEB hakkında yapılacak bir inceleme ile daha kapsamlı ve sağlıklı
değerlendirilebilecek olması nedeniyle, TEB hakkında Rekabet Kurulu’nun
02.07.1998 tarihli Kararı ile önaraştırma açılmıştır. Yapılan önaraştırmada, Samsun
Eczacı Odası Başkanı Ecz.G.B imzalı yazıda da belirtildiği gibi, 27.02.1998 tarihinde
yapılan ve TEB Merkez Heyeti ile bağlı eczacı odası başkanlarının katıldığı TEB 31.
Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı sonucunda şikayet başvurusu
konusunda kararlar alındığı belirlenmiştir. Bunun üzerine, Rekabet Kurulu’nun
06.07.1999 tarih ve 99-33/314-194 sayılı Kararı ile TEB hakkında soruşturma
açılmıştır.
- Karar’ın Oluşum Süreci
İEİS Yönetim Kurulu’nun 19.12.1997 tarih ve 102 sayılı Kararı ile, mal
sağlayıcılarının ve ecza depolarının satış koşullarına bazı sınırlamalar getirilmiş ve
getirilen sınırlamalar çerçevesinde satış koşulları uygulamayan işletmelere karşı
birtakım yaptırımlar öngörülmüştür. Mal sağlayıcılarının ecza depolarına ve ecza
depolarının eczanelere sunduğu satış artırıcı unsurlardan vade, mal fazlası ve
iskontoya sınırlar belirleyen, Sağlık Bakanlığı’nın onayladığı yeni fiyatlara bir ay
içinde geçilmesini öngören ve tanıtım etkinliklerine yönelik kurallar getiren 102 sayılı
8 REKABET KURUMU
Karar’daki en önemli yaptırım, sınırlamara uygun hareket etmeyen ecza depolarına
mal verilmemesidir.
İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Kararı, 1998 yılı Ocak ayı başından
itibaren yürürlüğe girmek üzere alınmıştır. Ancak, özellikle bazı ecza depolarının
alınan Karar’dan tam anlamıyla haberdar olmasının zaman alması nedeniyle, 102
sayılı Karar’ın etkin bir şekilde uygulanması Şubat ayı başından itibaren birkaç aylık
bir dönem için söz konusu olmuştur. Ayrıca, ecza depolarının Karar öncesinde daha
geniş koşullarla mal alması, eczanelere 102 sayılı Karar’ın öngördüğü sınırların
dışında koşullarla satışların kısa bir süre daha (İEİS tarafından bazı ecza depolarının
Karar’a uymaları yönünde uyarılmasına kadar) sürmesini sağlamış ve böylece bu
sürede, ilaç pazarında satış koşullarının sınırlandırılması eczaneler seviyesinde
fazlaca hissedilmemiştir. Buna ek olarak, eczanelerin 1997 yılındaki alımlarından
oluşan stokların henüz erimemiş olması, yeni alımların gerçekleştiği zamana kadar
102 sayılı Karar’ın etkilerinin sağlıklı bir şekilde gözlenememesi sonucunu
doğurmuştur.
102 sayılı Karar’ın etkin bir şekilde uygulanmaya başlandığı Şubat ayında;
İEİS Yönetim Kurulu tarafından imza altına alınan Karar’ın 4054 sayılı Kanun’a aykırı
olduğuna ilişkin, Ege Eczacılar Vakfı ve TEB 6. Bölge Eczacı Odası’ndan sırasıyla
11.02.1998 tarih, 259 sayılı ve 13.02.1998 tarih, 278 sayılı şikayet başvuruları
alınmıştır. Şikayet başvuruları üzerine başlatılan inceleme süreci, 12.01.2000 tarihli
Rekabet Kurulu Kararı’nda 102 sayılı Karar’ın 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi
kapsamında bulunmasıyla son bulmuştur.
102 sayılı Karar’ın kısa süreli uygulanması sonucunda, ecza depolarına
sunulan satış koşullarının sınırlandırılması, ecza depolarının eczanelere sunduğu
satış artırıcı unsurlara kısıtlamalar getirilmesi ve bu kısıtlamalara uymayan ecza
depolarına mal vermeme tehditinin öngörülmüş olmasına bağlı olarak eczanelerin
alım koşulları bu dönemde kötüleşmiştir. Eczaneler, 102 sayılı Karar’ın uygulayıcısı
veya doğrudan muhatabı olmamakla birlikte Karar’dan olumsuz yönde etkilenmiştir.
Daha açık bir ifadeyle, mal sağlayıcıları ve ecza depoları seviyesinde yaşanan
yoğun rekabet nedeniyle, özellikle yabancı firmaların tanıtım etkinliklerindeki
üstünlüğüne bağlı olarak ilaçlarını reçeteye daha kolay sokmasına karşı yerli ilaç
firmalarının geniş satış koşulları uygulaması noktasında, satış koşullarının daralması
eczanelerin alım koşullarının kötüleşmesi sonucunu doğurmuştur.
Yukarıda açıklandığı gibi eczaneler, 102 sayılı Karar’ın alım koşulları
üzerindeki somut etkilerini hissetmeye başlayınca, bağlı bulundukları bölge eczacı
odalarına başvurarak konuyla ilgili şikayetlerini gündeme getirmiştir. Söz konusu
eczacı odaları ise, eczacıların şikayetlerini TEB’e ileterek, konuyla ilgili bir toplantı
yapılmasını istemiştir. TEB Merkez Heyeti Başkanı Ecz.M. D'den alınan belgelere
göre; TEB 4. Bölge Adana Eczacı Odası Genel Sekreteri Z. E’nin 28.01.1998 tarihli,
TEB 10. Bölge Antalya Eczacı Odası Başkanı Ecz.C. D.’nin 11.02.1998 tarihli, TEB
17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası Başkanı Ecz.R. E. ile TEB 5. Bölge Konya Eczacı
Odası Genel Sekreteri E. P’nin 12.02.1998 tarihli yazılı başvurularında, İEİS
tarafından alınan Karar’ın TEB bünyesinde görüşülmesi talep edilmiştir. TEB Merkez
Heyeti Başkanı Ecz.M. D. ile 26.05.1998 tarihinde yapılan görüşmede; yazılı
başvuruda bulunmayan diğer bazı eczacı odaları yetkililerinin de, 102 sayılı Karar’ın
9 REKABET KURUMU
eczaneler üzerinde yaratacağı etkilerle ilgili kararlar alınması gerektiğini sözlü olarak
ifade ettiği belirtilmiştir.
Bu arada, soruşturmaya konu olan teşebbüs birliği kararının alınmasından
önce, bazı eczacı odalarının bölgelerindeki eczacılara yönelik, İEİS tarafından alınan
Karar’la ilgili yazıları söz konusu olmuştur. TEB 6. Bölge Eczacı Odası Başkanı
Ecz.G. B. imzalı 10.02.1998 tarihli yazıda aynen;
“…Eczanelerin varlığını sürdürmesinde önemli boyutta olumsuz etkileri olacağı kesin
olan tüm bu gelişmelere karşılık;
Eczanelerde bulunan ilaç stoklarının en az düzeye indirilmesinde,
Eczane ilaç siparişlerinde mal fazlasının önemsenmeyerek, en az sayıda sipariş
verilmesinde,
Bu en az sayıdaki siparişlerde bile (peşin iskontolarda büyük fark olmadığı takdirde)
olabildiğince vadeli listelerin tercih edilmesinde,
fayda görülmektedir…” denilmiştir.
TEB 10. Bölge Antalya Eczacı Odası Başkanı Ecz.C. D. imzalı 11.02.1998
tarihli yazıda da aynı konuya şu ifadeyle dikkat çekilmiştir:
“…1) Bazı ilaç depoları ile ilaç firmalarının ilaç fiyatlarındaki artışı bahane ederek
eczacılara vermiş olduğu iskonto ve mal fazlalarını kısmak istediği öğrenilmiştir. Bu
tür uygulama yapanlara karşı direnç göstermemiz, gerekirse mal almamamız ve
ortak tepki oluşturmamız gerektiğini önemle hatırlatırım…”.
TEB 1. Bölge İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz.E. Ö imzalı 18.02.1998
tarihli yazıda ise,
“…Bu dönem uzun süreli özverili çalışmalar sonucu kurup güçlendirdiğimiz ve bizim
için yaşamsal kurumlarımız olan ECZACI KOOPERATİFLERİMİZE her zamandan
daha fazla sarılma ve güç verme dönemidir…” ifadesi bulunmaktadır.
Bu gelişmeler üzerine, TEB Merkez Heyeti’nin 14.02.1998 tarihli
toplantısında; İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Kararı’yla ilgili olarak Tüm
Eczacılar Üretim Temin Dağıtım Kooperatifleri Birliği (TEKB) ile görüşülmesine ve
Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı’nın 27.02.1998 tarihinde, söz konusu teşebbüs
birliği kararı ve TEB Çalışma Programı gündemi ile gerçekleştirilmesi
kararlaştırılmıştır. Merkez Heyeti Kararı’nda belirlenen tarihte, Ankara’da yapılan ve
TEB yetkilileri ile 39 bölge eczacı odası başkanının katıldığı, TEB 31. Dönem 1.
Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı’nda; 102 sayılı Karar tartışılmış ve eczanelere
yönelik bazı kararlar alınmıştır.
Söz konusu toplantıda; TEKB Başkanı S Y. ve II.Başkanı U. E. de hazır
bulunmuş ve 102 sayılı Karar’ın alınma ve uygulanma süreciyle ilgili görüşlerini
sunmuştur. TEKB Yönetim Kurulu Başkanı S. Y. ile 31.05.1999 tarihinde yapılan
görüşmede; kendisinin ve U. E.’ün toplantıya eczacı odası başkanlarına konuyla ilgili
bilgi vermek için katıldıkları, TEB’in iradesiyle oluşan kararların alınma aşamasında
toplantıda bulunmadıkları, ancak Y.’nin eczacılara yönelik kararlara kişisel olarak
katıldığı ifade edilmiştir. “TEB Aylık Yayın Organı Haberler” adlı derginin Ocak-Şubat
1998 tarihli sayısında da; toplantı sonucunda alınan kararlara yer verilirken,
kararların TEB Merkez Heyeti ve 39 bölge eczacı odası başkanı tarafından alındığı
ifade edilmiştir.
10 REKABET KURUMU
TEB Merkez Heyeti’nin 26-27.02.1998 tarihli toplantılarında; Başkanlar
Danışma Kurulu Toplantısı’nda alınan kararların metninin eczacı odalarına
gönderilmesine karar verilmiştir. Bu çerçevede hazırlanan ve bölge eczacı odaları
yönetim kurulu başkanlıklarına gönderilen 02.03.1998 tarihli yazıda, 102 sayılı
Karar’la ilgili olarak Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı’nda alınan kararlara şu
şekilde yer verilmiştir:
“…Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ve 39 Eczacı Odası Başkanı ilaç ve
eczacılık alanında, kendileri dışında alınan kararların mesleğin yürütülmesinde ve
hizmet sunumunun niteliklerinin artırılmasında engeller oluşturduğu tespitinden
hareketle, kendi dışında alınan kararlardan etkilenmeyi asgariye indirmek amacıyla;
eczanede bulunan ilaç stoklarını azaltmaya, firma kampanyalarına katılmamaya,
piyasaya yeni verilen ilaçların talep olunca alınmasına, kamu kurumu ödeme
gecikmeleri nedeniyle vadeli alımlara yönelmeye, kendi kurumları olan kooperatifleri
tercih etmeye, giderek ilaç pazarında büyük yer tutan ithal ilaçların durumunun
tartışmaya açılmasına karar vermişlerdir...”.
27.02.1998 tarihinde yapılan toplantıda; yalnızca eczanelerin alım koşullarına
yönelik kararlar alınmamış, ithal ilacın durumunun tartışmaya açılması gibi genel
konular da gündeme gelmiştir. Bu nedenle, söz konusu toplantının düzenlenmesinin
tek amacının 102 sayılı Karar’ın tartışılması olmadığının, ancak toplantının önemli
gündem konularından birisinin anılan Karar olduğunun altı çizilmelidir.
Bazı eczacı odaları, TEB bünyesinde alınan kararları bölgelerinde etkinlik
gösteren eczacılara yazılı olarak bildirmiştir. Örneğin, TEB 6.Bölge Samsun Eczacı
Odası Başkanı Ecz.G. B. imzalı bir yazı ile, 27.02.1998 tarihinde yapılan toplantıda
alınan kararlar eczacılara duyurulmuştur. TEB 1. Bölge İstanbul Eczacı Odası, hem
satış koşullarına sınırlamalar getiren bir kararın alınması hem de Sağlık
Bakanlığı’nın eczanelere verilen iskontonun düşürüleceği bir tebliğin hazırlığı içinde
olduğu duyumunun alınmasıyla ilgili olarak, eczacıların da katılımıyla 26.03.1998
tarihinde bir toplantı yapmıştır. Bu toplantıda, Sağlık Bakanlığı’na faks çekilmesi
kampanyasının sürdürülmesi kararı alınmış ve toplantı hakkında eczacılara
gönderilen yazıda şu ifadelere yer verilmiştir:
“…3- İlaç stoklarımızı ve ilaç alımlarımızı mümkün olan en alt düzeye çekeceğiz.
4- Promosyonlu ya da promosyonsuz tüm ‘firma kampanyaları’nı sorun çözülünceye
kadar boykot ediyoruz.
5- Yeni çıkan ilaçları ‘gerekmedikçe’ almayacağız.
6- İlaç alımlarımızı mümkün olan en uzun vadelere yönlendireceğiz.
7- İlaç alımlarımızda kendi kurumlarımız olan kooperatifleri tercih edeceğiz.
8- Eczanelerimize gelen ilaç firması temsilcilerine tepkilerimizi belirteceğiz.
9- Eğer gerekirse, eczacı aleyhine kararlarda ‘ısrarcı’ olduğunu bildiğimiz iki-üç ilaç
firmasını ‘DAHA ETKİN BİR BİÇİMDE’ uyaracağız…”.
TEB bünyesinde alınan karara konu olan, İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı
Kararı’nın uygulanması 1998 yılı Nisan ayı ortalarında, Sağlık Bakanlığı’nın mal
sağlayıcısı firmalara zam verdiği tarihlerde son bulmuştur.
11 REKABET KURUMU
3. TEB 31. Olağan Büyük Kongresinde Sürşarjla İlgili Alınan Karar
Rekabet Kurumu kayıtlarına 15.03.1998 tarih ve 868 sayı ile giren,
Ecz.Zübeyde Yiğitalp imzalı şikayet başvurusunda; anılan şahsın, eczanesinde
sattığı ilaçların fiyatlarına Sağlık Bakanlığı’nca onaylanan zamları yansıtmayarak
haksız rekabete yol açtığı gerekçesi ile İzmir Eczacı Odası tarafından kendisi
hakkında işlem başlatıldığı ve konunun Oda Haysiyet Divanı’na intikal ettiği
belirtilerek, söz konusu uygulamanın 4054 sayılı Kanun açısından incelenmesi talep
edilmiştir.
Şikayet başvurusuna ilişkin hazırlanan 20.09.1999 tarih ve D4/1/M.A.-99/1
sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 12.10.1999 tarih ve 99-47 sayılı
toplantısında görüşülerek, İzmir Eczacı Odası’nın eski fiyatlarla perakende ilaç satışı
yapılmasına müdahele etmesinin eczaneler arasındaki rekabeti etkileyebileceği ve
TEB’e bağlı diğer eczacı odalarının da benzer uygulamalarda bulunduğuna ilişkin
ciddi şüphelerin söz konusu olması nedeniyle, konunun TEB 31. Dönem 1.
Başkanlar Danışma Toplantısı sonucunda alınan teşebbüs birliği kararı hakkında
yürütülen soruşturma kapsamına alınarak incelenmesine karar verilmiştir.
Ecz.Zübeyde Yiğitalp imzalı ve Kurum kayıtlarına 05.11.1999 tarih, 3611 sayı
ve 22.11.1999 tarih, 3847 sayı ile giren yazılarda; İzmir Eczacı Odası Hasiyet
Divanı’nın kendisine verdiği yazılı ihtar cezasının TEB Yüksek Haysiyet Divanı
tarafından aynen onaylandığı ifade edilmiştir.
- İlgili Mevzuatta Sürşarj
Ülkemizde ilaç fiyatlarındaki değişiklikler, üretici firmaların başvurusu ve
Sağlık Bakanlığı’nın onayı ile mümkün olmaktadır. 14.08.1984 tarih ve 18489 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanan “Türkiye’de İmal Edilen Tıbbi ve İspençiyari
Müstahzarlarla Galenik Preparatlar ve Kodeks Ampüllerinin Fiyatlarına Dair
Karar”da; üretici firmanın Sağlık Bakanlığı bünyesindeki İlaç ve Eczacılık Genel
Müdürlüğü’ne yapacağı başvurunun on iş günü sonunda Bakanlık tarafından
reddedilmemesi durumunda, firmanın belirlediği fiyatın yürürlüğe gireceği hükme
bağlanmıştır.
Sağlık Bakanlığı’nca onaylanan başvurular sonunda, üretici satış fiyatına
azami %9 kar haddi eklenerek bulunan ecza deposu satış fiyatı ve depo satış
fiyatına azami %25 kar haddi eklenerek hesaplanan eczane satış fiyatı da
belirlenmektedir. Bakanlıkça onaylanan yeni fiyatlara, işletmeler (üreticiler dışında)
ilaçların üzerine etiket yapıştırmak suretiyle geçebilmekte, yani sürşarj
yapabilmektedir. 14.08.1984 tarih ve 18489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Sağlık Bakanlığı Tebliği uyarınca, sürşarj üretici, ecza deposu ve eczaneler
tarafından yapılabilmektedir.
İthal edilen ilaçlarda ise, ürünün piyasaya ilk çıkışı aşamasında Sağlık
Bakanlığı’ndan fiyat onayı alınmaktadır. 14.08.1984 tarih ve 18489 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan “İlaç Fiyatları Hakkında Tebliğ”e göre, ithalatçı firma satış
fiyatı, ithalat maliyetine azami %14 kar haddi eklenerek bulunmaktadır. Ecza deposu
ve eczaneler için tespit edilen azami kar hadleri, ülkemizde üretilen ilaçlarda olduğu
gibi, sırasıyla %9 ve %25’tir.
12 REKABET KURUMU
Yukarıda da belirtildiği gibi, sağlayıcı (üretici ve ithalatçı), ecza deposu ve
eczanelerin satış fiyatları, maliyetlerine ya da alım fiyatlarına azami kar hadleri
eklenerek hesaplanmaktadır. Bu şekilde hesaplanan fiyatlar, satışlarda
uygulanabilecek sabit değerleri değil, azami değerleri ifade etmektedir. İlaç
fiyatlarının Sağlık Bakanlığı tarafından kontrol edilmesindeki amacın tüketiciye
uygun fiyatlarla ilaç sağlanması olduğu düşünüldüğünde, tavan fiyatların altında –
yani eski fiyatlarla- satış yapılmasının yasaklanmasının söz konusu olamayacağı
anlaşılmaktadır. Nitekim, eczacılık ve eczanelerle doğrudan ilgili hukuki
düzenlemelerde, yalnızca Bakanlığın onayladığı tavan fiyatların aşılmasının
yasaklandığı ve eski fiyatla satışta bulunulmasının önlenmediği görülmektedir.
6197 sayılı “Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun”un 39 uncu maddesinin
son fıkrasında, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği tarifenin üstüne çıktığı belirlenen
eczanelerle ilgili, yazılı ihtar yapılacağı ve iki yazılı ihtara karşın bu davranışlarını
sürdüren eczacılara 44 üncü madde uyarınca para cezası verileceği ifade edilmiştir.
27.07.1968 tarih ve 12961 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Türk Eczacıları
Deontoloji Tüzüğü”nün 30.11.1973 tarih ve 7/7521 sayılı Kararname ile değişik 12
nci maddesi aynen, “Eczane sahibi eczacı, tıbbi müstahzarat ve majistral formülleri,
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca saptanmış olan fiyat veya tarife değeri
üstünde satamaz.” şeklindedir.
6643 sayılı “Türk Eczacıları Birliği Kanunu”nda TEB’in ve oda idare heyetinin
görevleri arasında sayılan hususlarda da, eczanelerin yeni fiyatlara geçmeye
zorlanması yönünde denetim yapma ve yaptırım uygulama yer almamaktadır. Anılan
Kanun’un 3 üncü maddesinde TEB’in görevlerinden biri olarak belirlenen “Bakanlığın
belirlediği fiyat tarifesinin uygulanıp uygulanmadığını denetlemek” ve 20 nci
maddede oda idare heyetinin görevleri arasında sayılan “kar hadlerine
uyulmamasını önlemek” hususları, ilaç perakende satış fiyatı için tespit edilen tavan
değerin aşılmamasıyla ilgili olup, azami fiyatın altında fiyat uygulanmasının
yasaklanması yönünde değildir.
TEB, 6643 sayılı Kanun’un 3(f) üncü maddesinde belirtilen eczacılık
mesleğinin ve eczacıların hak ve çıkarlarını koruma görevini yerine getirirken,
rekabet hukuku da dahil diğer mevzuata uygun hareket etmek durumundadır. Ayrıca,
6643 sayılı Kanun’un 20(m) nci maddesinde oda idare heyetine verilen “eczacılık
hakkında kanunlar, yönetmelikler ve Deontoloji Tüzüğü’nün hükümleri ile eczacı
odaları ve TEB tarafından alınan mesleki kararların uygulanıp uygulanmadığını
denetlemek için eczacıların çalışmalarını ve işyerlerini denetlemek” şeklindeki yetki
çerçevesinde sürşarj yapılmamasıyla ilgili denetleme yapmak ve yaptırım uygulamak
mümkün değildir. Çünkü ilgili mevzuatta yeni fiyatlara geçilmesini zorunlu kılan ve
meslek birliklerinin eski fiyatlarla satış yapılmamasını engelleyici uygulamalarda
bulunmasına dayanak oluşturan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yukarıdaki açıklamalara ek olarak TEB II. Bölge Ankara Eczacı Odası
Başkanı Ecz.M. D., TEB III. Bölge Eczacı Odası Başkanı Ecz.L. K ve T. Eczanesi
sahibi Ecz.N .T. ile yapılan görüşmelerde, sürşarj yapmanın hukuki bir zorunluluk
olmadığı ortaya konulmuştur. Buna bağlı olarak, TEB ve bağlı eczacı odalarının, yeni
fiyatlara geçilip geçilmediğinin denetlenmesi ve eski fiyatlarla satış yapan eczacılara
ceza verilmesi şeklinde yetkileri bulunmamaktadır.
13 REKABET KURUMU
- TEB ve Bağlı Eczacı Odalarının Sürşarjla İlgili Karar ve Uygulamaları
Eczane satışlarının %70’lik kısmı devletin belirli oranlarda (%80-%90) geri
ödeme yaptığı ilaçlardan oluşmaktadır. Eczane satışlarının %30’luk kısmı ise,
bedelinin tamamı tüketici tarafından karşılanan ilaçlardan meydana gelmektedir.
Reçeteli (geri ödenen) ilaçlarda, reçete sahibi “katılım payı” olarak adlandırılan, %10
veya %20 oranında ödeme yapmaktadır. Bu oranlara denk gelen katılım payları
genellikle çok yüksek olmayan değerleri ifade etmektedir. Ayrıca, eczaneler
seviyesinde yaşanan rekabet sonucunda katılım payı alınmaması yaygın bir şekilde
söz konusu olmakta, yani -özellikle büyük şehirlerde- reçete sahibi aldığı ilaçlar için
cebinden ödeme yapmamaktadır. Cepten ödeme yapmayan reçete sahibi ise, ilacın
hangi eczanede daha ucuza satıldığı yönünde bir endişe taşımamakta, eczane
tercihinde fiyatları dikkate almamaktadır.
Fiyatın tüketicinin eczane seçimini etkileyebilmesinin büyük ölçüde tüketicinin
cebinden yapacağı harcamaya bağlı olması; ilaçların büyük çoğunluğu geri ödeme
kapsamında olduğundan, eczanelerin eski fiyatlarla satış yapma anlamında rekabet
etme durumunu ortadan kaldırmaktadır.
Eczanelerin reklam yapmasının yasak olmasına bağlı olarak eski fiyatla satış
yapmanın tanıtımının yapılmasının mümkün olmayışının, tüketicinin perakende satış
fiyatlarında olabilecek farklılıklar hakkında yeterince bilgi sahibi olmamasına yol
açması nedeniyle, tüketicinin diğer mal veya hizmet piyasalarında olanın aksine, ilaç
pazarında fiyat karşılaştırması yapmadığı, hatta ilacın perakende satış fiyatını sabit
bir değer olarak algıladığı bilinmektedir. Bu çerçevede, diğer pazarlarda olandan
farklı olarak, ilaç alımı noktasında tüketicinin rakip eczaneler arasındaki fiyat
farklılıklarını dikkate alması yönünde bir alışkanlığından söz etmek güçtür. Bunun
yanı sıra, tüketicinin eczane seçiminde, reçetede yazılı olan ilaçların tümünün kısa
süre içinde temin edilmesi ve ilaçlar hakkında bilgi verilmesi gibi sunulan hizmetler
oldukça etkilidir.
Reçete tutarından katılım payı düşülerek yapılan geri ödemelerde de, yine
reçetenin yazıldığı tarihteki yeni fiyatlar dikkate alınmaktadır. Emekli Sandığı ile
eczaneler arasında kurulan bilgisayar sistemi dahilinde yeni fiyatlara anında
geçilirken; diğer sosyal güvenlik kuruluşları ve kamu kurumlarının geri ödemelerinde,
bu kurum ve kuruluşların eski fiyatla satış yapan eczanelerle sözleşme yapması gibi
bir eğiliminin bulunmaması nedeniyle, güncellenmiş fiyatlar geçerli olmaktadır.
Tüketici davranışları ve geri ödeme sistemi içerisinde şekillenen pazar
koşulları, eczanelerin sürşarj yapmasını ödüllendirmekte ve yeni fiyatlara geçmemeyi
rekabet unsuru olmaktan çıkartmaktadır. Nitekim, eski fiyatlarla satış yaptığı
gerekçesiyle yazılı ihtar yapılan eczacıların haysiyet divanlarına sunduğu
savunmalarda, yeni fiyatlara geçmemenin anılan eczanelerin genel stratejisi
olmadığı, yalnızca sürümünün fazla olmaması nedeniyle raflarda kalmış az sayıda
ilaçta sürşarj yapılamadığı ifade edilmiştir. Bu bağlamda, ilacın perakende satış
seviyesinde sürşarj yapılmaması, nadiren söz konusu olan ve eczaneler arasındaki
rekabet üzerinde fazlaca etkisi olmayan bir uygulamadır.
Soruşturma döneminde yapılan görüşme ve incelemeler sonucunda,
eczanelerin sürşarj yapıp yapmadığının eczacı odaları tarafından kendiliğinden
denetlenmediği, yalnızca bu konudaki şikayetler üzerine inceleme başlatıldığı
14 REKABET KURUMU
belirlenmiştir. Şikayetçi Ecz.Zübeyde Yiğitalp ile yapılan görüşmede de, meslek
örgütlerinin sürşarjla ilgili düzenli denetim yapmadığı ifade edilmiştir. Yukarıda da
açıklandığı gibi, eczaneler seviyesinde eski fiyatlarla satış yapılması nadiren söz
konusu olduğundan, konuyla ilgili şikayet sayısı ve buna bağlı olarak yapılan
incelemeler fazla değildir. Ankara ve İzmir Eczacı Odaları’nın Yönetim Kurulu ile
Haysiyet Divanı Karar Defterleri üzerinde yapılan incelemeler, bu tespiti
doğrulamıştır. Ankara Eczacı Odası’nın defterlerinde konuyla ilgili alınan herhangi
bir karara rastlanmamış, İzmir Eczacı Odası’nın ise son 7 yılda iki eczacıya yeni
fiyatlara geçmediği için yazılı ihtar cezası verdiği tespit edilmiştir.
Eczacı odaları haysiyet divanları ve TEB Yüksek Haysiyet Divanı tarafından
sürşarj yapılmamasıyla ilgili verilen cezalar yazılı ihtarla sınırlı tutulmaktadır. Yerini
6643 sayılı “Türk Eczacıları Birliği Kanunu”nun 30(a) uncu maddesinde bulan yazılı
ihtar cezası, cezaya yol açan fiilin tekrarlanması durumunda geçici kapatma ve
meslekten men gibi cezaların verilebilecek olması nedeniyle önemlidir. Dolayısıyla,
yazılı ihtar cezasının caydırıcılığı yüksek, ciddi bir ceza olduğunu söylemek
mümkündür. Ancak, konuyla ilgili verilen yazılı ihtar cezası sonrasında eczacının
eski fiyatlarla satış yapmayı sürdürüp sürdürmediğinin izlenmediği ve politika olarak
ihtar cezasıyla yetinildiği görülmüştür. Eczanelere yeni fiyatlara geçilmemesine karşı
yazılı ihtardan daha ağır cezaların verilmemesinin, bu konuda kontrol yapma ve
yaptırım uygulama yetkisinin bulunmadığının meslek örgütü yetkililerince de
bilinmesine bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim, T. Eczanesi sahibi Ecz.N. T.,
eczacı odalarının yeni fiyatlara geçilmemesine karşı ceza verme yetkisinin
bulunmadığını ve bu nedenle sürşarj yapmayan eczanelerin yalnızca uyarıldığını dile
getirmiştir.
04-07.12.1997 tarihlerinde yapılan 31.Olağan Büyük Kongre’de, TEB Genel
Kurulu “Eczacıların Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği fiyatların altında ve üstünde, yani
dışında ilaç satmaması hususunda TEB Merkez Heyeti’ne çalışma yapması için
görev verilmesine” şeklinde bir karar aldığı tespit edilmiştir. Yukarıda da açıklandığı
üzere ilgili mevzuat TEB’e ve odalara, Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen azami
perakende satış fiyatlarının üzerinde bir fiyattan ilaç satışının söz konusu olup
olmadığının denetlenmesi hususunda yetki verirken, eczanelerin yeni fiyatlara
geçmesini zorunlu kılacak şekilde düzenleme yapmasını öngörmemiştir.
İ- GEREKÇE ve HUKUKİ DAYANAK
1. TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı Sonucunda
Alınan Karar
- Karar Başlıkları
TEB bünyesinde alınan teşebbüs birliği kararında yer alan başlıkların, İEİS
Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Kararı’yla ilgisi ve beşeri ilaç pazarında eczane
davranışları bakımından yaratabileceği etkiler aşağıdaki gibi değerlendirilmiştir.
“İlaç stoklarının azaltılması”
Üretici firmaların talebin üzerinde üretimde bulunması sonucunda ilaç
pazarında arz fazlası söz konusu olmaktadır. Üreticiler esnek satış koşulları
uygulayarak arz fazlasını ecza depolarına ve bunlar kanalıyla eczanelere
kaydırmaya çalışmaktadır. Esnek satış koşulları aynı zamanda, sağlayıcı
15 REKABET KURUMU
seviyesinde ve özellikle yerli firmalar açısından önemli bir rekabet aracıdır.
Eczaneler ise, kendilerine sunulan mal fazlası ve uzun vade gibi esnek satış
koşullarının etkisiyle gereksinimlerinin üzerinde mal alarak, yüksek stok
tutabilmektedir. Yani eczaneler, satış artırıcı unsurlardan kaynaklanan avantajlardan
faydalanabilmek için, raflarında bol miktarda ilaç bulundurabilmektedir.
Stokta fazla mal bulundurulması, Sağlık Bakanlığı’nca yeni fiyatların
onaylanması sonrasında raftaki ürünün kendiliğinden değer kazanması noktasında
eczaneler için karlıdır. Ancak, stokta yüksek seviyede mal bulundurmak, stok
maliyetini yüksek tutarken, kısa vadede nakit sıkıntısı içine düşülmesi gibi sorunlara
yol açabilmektedir. Eczaneler, nakit durumlarını ve stok seviyelerini göz önünde
bulundurarak alım politikalarını belirlemektedir.
İlaç stoklarının azaltılması mal sağlayıcılarının satışlarının belirli bir süre için
düşmesine neden olacaktır. Eczanelerin alımlarını talep miktarında gerçekleştirmesi,
yani talebin üzerinde mal alarak stokta bulundurmaması, sağlayıcıların sınırlı bir
süre daha düşük miktarda satış yapması sonucunu doğuracaktır. Stokların
azaltılması hususu İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Kararı’yla ilişkilendirilerek
değerlendirildiğinde, eskisinden daha dar koşullarla satış yapan firmalar üzerinde
eski koşullara dönülmesi amacıyla baskı kurulmak istendiği ortaya çıkmaktadır.
Eczanelerin alımlarını daraltmasıyla, sınırlı kar marjıyla ve yüksek banka kredileriyle
çalışan sağlayıcılar, arz fazlasının da etkisiyle satış koşullarını genişletmek
durumunda kalacaktır.
Eczanelerin talebi kısması ancak kısa bir süre için mümkündür, çünkü ilaca
olan talep üzerinde eczacının etkisi oldukça sınırlıdır. İlaca olan talep büyük ölçüde
doktor tarafından belirlenmektedir. Resmi reçeteli ilaçlarda reçetede yazılı olan ilaç
yerine ucuz eşdeğerinin verilebilmesi yetkisinin eczacılar tarafından nadiren
kullanılması ve eczacı önerisiyle yapılan ilaç satışlarının ise toplam satışlar içinde
oldukça küçük bir payı ifade etmesi, eczacının talebi yönlendirmedeki etkisinin fazla
olmadığını göstermektedir. Bu çerçevede, eczanelerin stoklarını azaltması, uzun
vadede talebin kısılması sonucunu doğurmayacak, yalnızca kısa vadede
sağlayıcıların satışları üzerinde etkili olabilecektir.
Sonuç olarak, işletmelerin münferiden vermesi gereken ekonomik kararların
birlikte belirlenmesi anlamına gelen bu sınırlama, 102 sayılı Karar’ın ortadan
kaldırılması noktasında mal sağlayıcıları üzerinde rekabetçi olmayan bir baskının
kurulmasına yönelik olup, uzun vadede ilaca olan talebi azaltabilecek nitelikte
değildir.
“Firma kampanyalarına katılmama”
Sağlayıcı firmalar yılda birkaç kez kampanya düzenleyerek satış koşullarını
genişletmektedir. Kampanya süresinde vadeler uzatılmakta ve mal fazlası ile iskonto
artırılmaktadır. Eczaneler, kampanya sırasında daha yüksek seviyede alımda
bulunmakta, hatta satış artırıcı unsurların etkisiyle plansız alıma yönelip nakit
sıkıntısına düşebilmektedir.
Kampanya, sağlayıcı seviyesindeki arz fazlasının ecza deposu kanalıyla
eczaneye kaydırılmasının bir aracıdır. Eczanelerin kampanyalara katılmaması, mal
fazlasının sağlayıcılarda kalmasına ve sağlayıcılarının geçici bir süre için nakit
16 REKABET KURUMU
sıkıntısına girmesine neden olabilecektir. Bu yönüyle “firma kampanyalarına
katılmama” başlığı da, sağlayıcılar üzerinde rekabetçi olmayan bir baskı
oluşturulmasına yöneliktir.
“Yeni ilaçların talep olunca alınması”
Eczaneler, mevcut ilaçların alımında, bunların satışlarının ne sıklıkla
gerçekleştiğini dikkate almaktadır. Diğer yandan, pazara yeni çıkan bir ilaca olan
talebin nasıl seyredeceği ve bu ilacın pazarda tutunup tutunamayacağının
öngörülmesi eczaneler açısından güçtür. Buna bağlı olarak, yeni ilaçların alımı,
özellikle diğer ilaçlarda olduğu gibi yeni ilaçlarda da yüksek stokla çalışılması,
eczaneler bakımından risklidir. Bu bağlamda, yeni ilaçların az miktarda alınarak rafta
bekletilmemesi veya reçete sahiplerinden talep oldukça depolardan bu ilaçların
temin edilmesi, yeni ilaç alımının getireceği riski azaltacaktır.
102 sayılı Karar’ın uygulandığı yaklaşık 3 aylık dönemde, yeni ilaçların az
sayıda alınarak mal sağlayıcıları üzerinde baskı kurulması mümkün değildir, çünkü
kesin olarak bilinmemekle birlikte bu dönemde pazara yeni çıkan ilaç sayısının fazla
olmadığı tahmin edilmekte olup, yeni ilaçların yalnızca talep oldukça alınmasıyla
sağlayıcılar üzerinde caydırıcı baskı kurulması olanaklı değildir. Özetle, alım
koşullarının birlikte belirlenmesi durumuna örnek olan bu sınırlama, sağlayıcılar
üzerinde baskı kurulması noktasında fazla önemli bir araç değildir.
“Vadeli alımlara yönelme”
Eczanelerin vadeli alımlara yönelmesi, sağlayıcıların nakit akışında
bozukluklara yol açabilecek niteliktedir. Peşin alımlar yerine vadeli alımlar tercih
edilmesiyle, o anda satın alınan ilacın bedeli aylar sonra ödenecek ve bu şekilde
sağlayıcılar üzerinde sınırlamaların uygulanmasından vazgeçilmesine yönelik baskı
kurulabilecektir.
TEB’den alınan yazılı savunmalarda; eczanelerin, satışların çoğunun yapıldığı
resmi kurum ve kuruluşlardan olan alacaklarını gecikmeli tahsil edebildiği, bu
nedenle peşin alımların tercih edilmesinin eczanelerin nakit posizyonunu olumsuz
etkileyebileceği belirtilmiş ve bu başlığın 102 sayılı Karar’la ilgili olmayıp eczacılık
işletmeciliğinin genel unsurlarından birini yansıttığı ileri sürülmüştür. “Vadeli alımlara
yönelme” şeklindeki sınırlama 102 sayılı Karar’dan bağımsız olarak
değerlendirildiğinde de, eczanelerin münferiden alması beklenen ekonomik
kararların ortaklaşa alınarak birlikte hareket edilmesinin sağlanmak istendiği
görülmektedir.
Sonuç olarak anılan sınırlama, hem sağlayıcılarla ilişkiler hem de eczaneler
arasındaki rekabet açısında rekabeti kısıtlayabilecek niteliktedir.
“Alımlarda mümkün olduğu kadar eczacı kooperatiflerinin tercih
edilmesi”
Bu başlık rekabet hukuku açısından, 102 sayılı Karar karşısında ortak hareket
edilmesi ve özel ecza depolarının pazar dışına çıkarılması noktalarında tartışılmıştır.
Eczaneler eczacı kooperatiflerinin hem ortağı hem de müşterisi konumundadır.
Eczaneler tarafından kurulan kooperatifler, mevzuat gereği yalnızca eczanelere satış
yapmakta ve bunların karının önemli bir kısmı yapılan alımların büyüklüğüne göre
eczacılara “risturn” adı altında ödenmektedir. Bu ilişki nedeniyle kooperatifler,
17 REKABET KURUMU
eczanelere mümkün olduğunca geniş satış koşullarıyla mal sunmaktadır. Eski fiyatla
satış yapılması, uzun vade verilmesi ve eczanelerin günde birden fazla ziyaret
edilerek mal verilmesi kooperatiflerin sunduğu avantajlı koşullara örnektir. Bu
itibarla, kooperatiflerin tercih edilmesiyle 102 sayılı Karar’la sınırlandırılan satış
koşullarından fazla etkilenilmemesi ya da teşebbüs birliği kararında yer bulduğu gibi
“102 sayılı Karar’dan mümkün olduğunca az etkilenilmesi” beklenmiştir.
Diğer taraftan, 102 sayılı Karar’a uygun hareket etmeyen ecza depolarına
karşı mal vermeme yaptırımının uygulanmasının öngörülmesi, sermaye yapıları zayıf
olan kooperatiflerin mal sağlayıcılarından sınırlı koşullarla mal alırken eczanelere
geniş koşullar sunmasının ancak kısa bir süre için mümkün olabilmesi sonucunu
getirecektir. Buna bağlı olarak, 102 sayılı Karar’dan mümkün olduğunca az zarar
görme noktasında eczacı kooperatiflerinin tercih edilmesi fazla etkili olmayacaktır.
Bildirim tarihi itibarıyla eczane sahibi eczacılarının yaklaşık üçte birinin
kooperatiflere ortak olmadığı düşünüldüğünde, bu tespit daha da güçlenmektedir.
Buna karşın, eczanelerin birbirlerinden bağımsız olarak hareket etmesi gereken bir
konuda TEB bünyesinde karar alınması, amaç yönüyle talebin pazar dışında
belirlenmesi durumuna örnek oluşturmaktadır.
“İthal ilacın durumunun tartışmaya açılması”
İthal ilacın toplam satışlar içindeki payı gitgide artmaktadır. İthal ilaç
fiyatlarının yerli firmalarca üretilen eşdeğerlerininkinden yüksek olması ve aynı
zamanda yerli ilaç üreticilerinin çoğunlukla yabancı işletmelere göre daha esnek
satış koşulları uygulaması nedeniyle, ithal ilacın toplam satışlar içindeki payının
artması eczaneleri ilgilendirmektedir. İthal ilacın pazardaki yerinin tartışılmasının,
İEİS’nin aldığı teşebbüs birliği kararıyla bir ilgisi bulunmamaktadır.
- Karar’ın 4054 Sayılı Kanun Karşısında Değerlendirilmesi
İEİS’den alınan şikayet başvurusunda, TEB ve bağlı eczacı odalarının 102
sayılı Karar’a karşı aldığı kararların ve uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 4 ve 6
ncı maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma
Kurulu Toplantısı sonucunda alınan Karar’ın Kanun’un 4 üncü maddesi
kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesinden önce, Karar’ın hakim durumun
kötüye kullanılması çerçevesinde sayılıp sayılamayacağı tartışılmalıdır.
4054 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesindeki “hakim durum” tanımına göre
birlikte hakim durum, “belirli bir piyasadaki birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve
müşterilerinden bağımsız hareket ederek ekonomik parametreleri belirleyebilme
gücü”nü ifade etmektedir. TEB çatısı altında birlikte hakim durumun söz konusu olup
olmadığının belirlenmesinde, eczaneler arasındaki rekabetin niteliği, eczanelerin
benzerlikleri veya farklılıkları ile ilaç pazarındaki dikey ilişkilerin yapısı göz önünde
bulundurulmuştur.
Soruşturmaya konu teşebbüs birliği kararının alındığı sırada, beşeri ilaç
pazarının perakende satış seviyesinde yaklaşık 19.000 eczanenin etkinlik gösterdiği
bilinmektedir. Bunlar arasında yoğun rekabet yaşanmaktadır. Eczane kar marjının
satış fiyatı üzerinden %20’yle sınırlı olmasına karşın resmi reçete sahiplerinden %10
ve %20 oranındaki katılım paylarının alınmaması, rekabetin yoğunluğunun bir
yansımasıdır.
18 REKABET KURUMU
Teşebbüsler arasındaki rekabetin yoğun olmaması, alıcılardan, satıcılardan
veya rakiplerden bağımsız hareket edebilmenin önemli unsurlarındandır. Rekabetin
şiddetli oluşuna bağlı olarak teşebbüslerin birbirlerinden bağımsız hareket etme
eğiliminde olması ve bu nedenle rekabeti kısıtlayabilecek bir etkinin rakip, alıcı veya
satıcıdan bağımsız olarak oluşan ortak bir irade tarafından yaratılması olasılığının
düşük olması, bu yaklaşımı açıklamaktadır. 19.000 eczanenin, aralarındaki rekabetin
niteliği ve yoğunluğu çerçevesinde, pazarın rekabet yapısı üzerinde büyük etki
oluşturacak şekilde ortak irade sergilemesi oldukça güçtür ki, bu durumda birlikte
hakim durumdan söz etmek mümkün değildir.
Eczaneler bulundukları konum (hastanelere ve resmi kuruluşlara uzaklık vb.),
satışları doğrultusunda şekillenen alımlarının büyüklüğü ve sıklığı ile hangi resmi
veya özel kuruluşlarla anlaşmalı olduğuna bağlı olarak farklılaşmaktadır. Buna bağlı
olarak, eczanelerin ortak ekonomik çıkarlar doğrultusunda birlikte hareket etmesi
olasılığı oldukça düşüktür. Diğer yandan, dayanağını mevzuattan almayan rekabeti
sınırlayıcı bir kararın meslek örgütlerince tüm eczanelere duyurulması ve alınan
kararın eczaneler tarafından uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesi de oldukça
zordur. Kaldı ki, meslek örgütlerinin, tüm eczanelerin resmi reçete sahiplerinden
katılım payı almasını sağlamaya yönelik denetim yapmasına ve yaptırım
uygulamasına, katılım payının alınmamasının resmi ve özel kuruluşlarla yapılan
sözleşmelerin feshedilmesini gerektiren fiillerden biri olmasına karşın katılım payı
alınmamasının yaygın bir uygulama olması, meslek örgütlerince alınan ekonomik
kararların eczanelerin davranışları üzerinde birlikte hakim durumu gerektirecek
kadar etkili olmadığını göstermektedir.
Rekabet hukuku uygulamalarında birlikte hakim durum, genellikle az sayıda
teşebbüsün oluşturduğu pazar gücünü tanımlamakta kullanılmaktadır. Çok sayıda
teşebbüsün rekabeti sınırlayıcı anlaşma veya karara taraf olduğu durumlarda,
anlaşma veya karara uygun hareket edilip edilmediğinin belirlenmesi güçleşmekte ve
işlemin uygulanma süresi ile pazarda yaratılan etki sınırlı kalmaktadır. Potansiyel ve
mevcut rekabeti önemli ölçüde sınırlayabilecek, pazarın yapısını etkileyebilecek
birlikte hakim durumdan, çok sayıda teşebbüsün rekabeti kısıtlayıcı işleme taraf
olduğu hallerde söz etmek –istisnai örnekler dışında- neredeyse olanaksızdır. Bu
bağlamda, 19.000 eczanenin hakim durumdaki bir teşebbüs gibi hareket edebilmesi
mümkün değildir.
Sağlayıcılarla eczanelerin doğrudan ekonomik ilişkisi söz konusu olmamakla
birlikte, sağlayıcılarca alınan 102 sayılı Karar’ın bir süre uygulanması sonucunda
eczanelerin alım koşulları etkilenmiştir. Eczanelerden bağımsız ekonomik
değişkenleri belirleme gücünü ve iradesini sergileyen İEİS üyesi firmalara karşı,
eczanelerin etkili işlemlerde bulunması zordur. Eczanelere göre sayıca çok daha az
olan ve satış hacmi, sermaye yapısı gibi unsurlara göre daha büyük işletmeler olan
sağlayıcılara karşı, eczanelerin geniş etkili ve uzun süreli eylemlerde bulunabilmesi
beklenmemelidir. Nitekim, TEB bünyesinde alınan Karar’ın başlıklar halinde
değerlendirilmesinde de ifade edildiği gibi, Karar sağlayıcılar üzerinde belirli bir süre
baskı kurulmasına yönelik olup, bunun etkin uygulanması durumunda bile doğacak
etki ancak belirli boyutlarda olabilecektir.
Diğer yandan, ilaç satışlarının yaklaşık %90’ının özel ve resmi reçeteli
ilaçlardan kaynaklanması, dolayısıyla doktor tercihinin satışlar üzerinde büyük
19 REKABET KURUMU
ölçüde belirleyici olması, eczacı önerisiyle yapılan ilaç satışlarının önemsiz
seviyelerde seyretmesi ve eczacının resmi reçetede yazılı olan ilaç yerine ucuz
eşdeğerini verme yetkisini nadiren kullanması eczacının ilaca olan talep üzerindeki
etkisinin oldukça sınırlı olduğunu göstermektedir. İlacın doğrudan insan sağlığıyla
ilgili bir ürün olması nedeniyle, gerekli olduğu durumlarda bir şekilde temin edileceği
de dikkate alındığında, eczacının ilaca olan talebi toplamda etkileyemeyeceği veya
belirli ürünlere yönlendiremeyeceği anlaşılmaktadır. Böylece, beşeri ilaç pazarındaki
dikey ilişkilerde eczanelerin belirleyici konumda olmadığı görülmektedir.
Bu tespitler çerçevesinde, beşeri ilaç pazarının özellikleri göz önünde
bulundurularak, 19.000 eczane sahibi eczacının iradesini temsil eden TEB
bünyesinde birlikte hakim durumun söz konusu olmadığı ve TEB 31. Dönem 1.
Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı sonucunda alınan teşebbüs birliği kararının
yalnızca Kanun’un 4 üncü maddesi açısından değerlendirilmesi mümkündür.
13.09.2000 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısında da, şikayetçi İEİS’nin
temsilcisi Karar’ın yalnızca Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında olduğunu ileri
sürmüştür.
TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı sonucunda alınan
teşebbüs birliği kararının 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında olup
olmadığı, sağlayıcılar üzerinde rekabet koşullarının dışında baskı oluşturulması ve
talebin pazar dışında belirlenmesi noktaları üzerinde durularak değerlendirilmiştir.
Soruşturmaya konu olan Karar’ın oluşum süreci ve Karar’ın başlıkları dikkate
alındığında, 102 sayılı Karar’ın uygulanmasına son verilmesi noktasında sağlayıcı
firmalar üzerinde baskı kurulmaya çalışıldığı görülmektedir. Stokların azaltılması,
firma kampanyalarına katılınmaması ve vadeli alımlara yönelinmesiyle belirli bir süre
alım miktarının azaltılması ve depolar aracılığıyla sağlayıcılara olan nakit akışının
geciktirilmesi amaçlanmıştır. Böylece, arz fazlasının ve yoğun rekabetin etkisiyle
sağlayıcıların 102 sayılı Karar’dan önceki satış koşullarına döneceği beklenmiştir.
102 sayılı Karar’ın uygulanmasının 1998 yılı Nisan ayı ortalarında son bulması
nedeniyle, aynı yılın Şubat ayının sonlarında TEB bünyesinde alınan Karar’ın
sağlayıcılar üzerinde baskı kurulması noktasında etkili olup olmadığı
gözlenememiştir.
4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde, rekabetin sınırlanması amacını
taşıyan işlemler ile bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikteki işlemler
yasaklanmaktadır. Söz konusu maddede, yaşama geçirilmemekle birlikte rekabetin
kısıtlanması amacının taşınması, ihlalin oluşması için yeterli sayılmıştır. Bu
bağlamda, TEB bünyesinde alınan Karar’ın amacı ve doğurabileceği sonuçlar önem
taşımaktadır.
Eczanelerin münferiden alması gereken ekonomik kararların teşebbüs birliği
niteliğindeki TEB bünyesinde alınması, eczanelerin ortak hareket etmesine yönelik
olup, sağlayıcılar üzerinde baskı kurulması açısından rekabetin sınırlanması
amaçlıdır. Bu nedenle, TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı
sonucunda alınan Karar, 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamındadır.
Pazarda etki yaratılıp yaratılmadığının yukarıda açıklanan nedenle gözlenememiş
olması 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesine aykırılık oluştuğu gerçeğini
20 REKABET KURUMU
değiştirmemektedir. Bu hususlar, ihlalin ağırlığının belirlenmesinde dikkate
alınmıştır.
Önaraştırma döneminde yapılan görüşmelerin bazılarında, Karar’ın
uygulanmasıyla ilgili şu görüş ve tespitlere yer verilmiştir. 26.05.1999 tarihinde
yapılan görüşmede; TEB Merkez Heyeti Başkanı Ecz.M D, eczacıların Karar’a anılan
dönemde uyduğu yönünde kişisel gözlemi olduğunu belirtmiştir. 28.05.1999 tarihinde
yapılan görüşmede; TEB 3. Bölge Eczacı Odası Başkanı Ecz.M. A. S. aynen
“Eczanelerin büyük bir kısmı tarafından bu kararların uygulandığını sanıyorum.
Piyasadan böyle bir izlenim çıkarabiliriz. Eğer biz böyle kararlar almasaydık, serbest
eczacıların bu kararlara uygun tavırlarla hareket etmeleri mümkün olmazdı.” demiştir.
TEB’den alınan yazılı savunmalarda, Karar’ın yalnızca basit eczane
işletmecilik kurallarının hatırlatılmasına yönelik olduğu ve bu nedenle 4054 sayılı
Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında sayılamayacağı iddia edilmiştir.
Soruşturmaya konu olan Karar’ın, iddia edildiği gibi, eczanelerin etkinliğini artırmaya
ve işleyişlerindeki birtakım aksaklıkların işaret edilmesine yönelik olduğu kabul
edildiğinde bile, alım koşullarının birlikte belirlenmesi veya bu konuda önerilerde
bulunulması, bağımsız hareket etmesi gereken teşebbüslerin ortak bir irade
sonucunda ortak davranması etkisini doğuracaktır ki, bu durumda da 4 üncü
maddenin ihlali söz konusu olacaktır. Kaldı ki, alınan Karar altındaki başlıkların
çoğu, eczane işletmeciliğine ilişkin genel hususların ötesinde 102 sayılı Karar’la
doğrudan ilgili noktalar içermektedir.
26.05.1999 tarihinde yapılan görüşmede, TEB Merkez Heyeti Başkanı Ecz.M.
D. “…Bu toplantıda, ilaç üreticilerinin söz konusu kararı alırken öne sürdükleri
gerekçelerin gerçekçi bulunmadığı tespit edilmiş, eczacıların iradesi dışında alınan
karardan görülebilecek zararın en alt seviyede kalmasını sağlamaya yönelik bazı
önlemler alınmıştır…İlaç üreticileri kararlarını kararlılıkla uzun süre uygulasalardı,
mal almamaya kadar eylemliliğimizi yükseltirdik...” şeklinde görüş belirtmiştir. Bu
ifadelerden, alınan Karar’ın İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı Kararı’na karşı
alındığı açıkça anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, TEB bünyesinde alınan Karar’ın –“ithal
ilacın tartışmaya açılması” başlığı dışında- yalnızca eczane işletmeciliğini ilgilendiren
genel hususlar olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
TEB’in yazılı savunmalarında, TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu
Toplantısı sonucunda alınan Karar’ın ilgili mevzuata dayanılarak alındığı iddiasına
yer verilmiştir. 6643 sayılı “Türk Eczacılar Birliği Kanunu” na göre eczacıların
mesleki faaliyetlerinin kolaylaştırılması TEB’in görevleri arasında bulunmaktadır.
Ancak, bu görevlerin hangi hususları içerdiği ilgili mevzuatta ayrıntılı olarak
düzenlenmiştir ve bunlar arasında talebin pazar dışında belirlenmesi yer
almamaktadır. TEB’in bu görevleri yerine getirirken hem ilgili mevzuata hem de diğer
Kanun ve sair düzenlemelere uyması gerekmektedir. Bu bağlamda, 6643 sayılı
Kanun’da TEB’in görevlerinden biri olarak belirlenen bu hususa dayanılarak hareket
edildiği kabul edilemez bir savunmadır.
- İhlalin Ağırlığı
TEB bünyesinde alınan Karar’la oluşan ihlalin ağırlığının belirlenmesi
noktasında, bazı hafifletici nedenlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Bununla ilgili olarak, Karar’ın yaptırım içermemesi, Karar sonucunda oluşan etkinin
21 REKABET KURUMU
oldukça sınırlı olması, beşeri ilaç pazarındaki dikey ilişkilerde eczanelerin belirleyici
olmaması ve TEB bünyesinde alınan bu tür kararların etkin bir şekilde
uygulanmasının güçlüğü değerlendirilmiştir.
TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı’nda; ilaç stoklarının
azaltılması ve firma kampanyalarına katılınmaması gibi eczanelerin alım koşullarını
ilgilendiren kararlar alınmış, ancak alınan kararlara uygun hareket etmeyen
eczacılara karşı herhangi bir yaptırım öngörülmemiştir. Önaraştırma döneminde TEB
ve bazı eczacı odalarında yapılan incelemelerde, TEB bünyesinde alınan Karar
çerçevesinde hareket edilip edilmediğinin izlendiğini ve Karar’a uyulmaması
nedeniyle herhangi bir eczacıya yaptırım uygulandığını gösteren bir hususa
rastlanmamıştır. Yine aynı dönemde eczane sahipleriyle yapılan görüşmeler de bu
tespiti destekler niteliktedir.
TEB bünyesinde alınan ve 27.02.1998 tarihli olan Karar’ın pazardaki etkisi,
102 sayılı Karar’ın uygulamasının 1998 yılı Nisan ayı ortalarında son bulması
nedeniyle, oldukça sınırlı kalmıştır. Bazı yönleriyle mal sağlayıcıları üzerinde baskı
kurulmasına yönelik olan Karar bu etkiyi doğurmamış, İEİS Yönetim Kurulu’nun 102
sayılı Kararı’nın uygulanması ise Sağlık Bakanlığı’nın zam vermesiyle sona ermiştir.
İlaç pazarındaki dikey ilişkilerde eczanelerin belirleyici güce sahip olmaması,
19.000 eczacının iradesini temsil eden TEB’in bünyesinde alınan ve dayanağını ilgili
mevzuattan almayan benzer kararların etkin bir şekilde uygulanmasının neredeyse
mümkün olmaması, pazarda oluşabilecek muhtemel zararın ağırlığının fazla
olmadığını göstermektedir.
2. TEB 31. Olağan Büyük Kongresi’nde Alınan Karar
- Karar’ın 4054 Sayılı Kanun Karşısında Değerlendirilmesi
4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde; belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da
kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan
teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar
ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre,
teşebbüslerin ve teşebbüs birliklerinin rekabeti kısıtlama amaçlı davranışları, bu
amacı taşımasalar bile ortaya çıkan ekonomik sonucun rekabeti kısıtlayıcı olması
veya potansiyel rekabetin kısıtlanma ihtimalinin bulunması hukuka aykırılık
açısından ayrı ayrı yeterli sayılmıştır.
Kanun’un 4 üncü maddesinde, teşebbüslerin faaliyetleri ile ilgili konularda
münferiden ve bağımsızca ekonomik karar almaları öngörülmüştür. Ancak,
teşebbüslerin bağımsız karar alabilme olanağı, etkinlik gösterilen pazarın mevzuatla
düzenlenmiş olup olmadığına göre farklılık gösterebilmektedir. Düzenlenmemiş
pazarlardaki teşebbüsler herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın arz, maliyet, fiyat,
kar gibi parametreleri serbestçe belirlerken, düzenlenmiş pazarlardaki teşebbüsler
ekonomik kararlarını ilgili mevzuat çerçevesinde oluşturmak durumundadır.
İlaç pazarının perakendeci seviyesinde reklam yapılmasının yasaklanması,
ilacın azami perakende satış fiyatının belirlenmesi gibi düzenlemeler, eczanelerin
bağımsızca ekonomik karar alma olanağını sınırlandırmış olmakla birlikte, bunu
tamamen ortadan kaldırmamıştır. Eczanelerin, Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen azami
22 REKABET KURUMU
perakende ilaç fiyatlarının altında bir fiyattan ilaç satışını da içermek üzere,
mevzuatta açıkça yasaklanmayan konularda münferiden ve bağımsızca karar alma
özgürlüğü bulunmaktadır. Bu çerçevede, TEB 31. Olağan Büyük Kongresi’nde
alınan, eczanelerin belirlenen azami fiyatların altında bir fiyattan ilaç satışı
yapmasını, dolayısıyla eczanelerin münferiden ve bağımsızca ekonomik karar
almasını engelleyen teşebbüs birliği kararı açıkça 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü
maddesine aykırıdır.
İlacın perakende satışı seviyesinde tüketici davranışları ve geri ödeme sistemi
çerçevesinde şekillenen pazar koşullarının eski fiyatlardan ilaç satışı yapmayı büyük
oranda rekabet unsuru olmaktan çıkardığı ve eczanelerin yeni fiyatlara geçmesini
ödüllendirdiği, bu nedenle yeni fiyatlara geçmenin eczanelerden beklenen rasyonel
bir davranış olduğu, dolayısıyla TEB 31. Olağan Büyük Kongresi’nde alınan
teşebbüs birliği kararının mevcut rekabet ortamı üzerinde etkisinden söz
edilemeyeceği gerçeği; eczanelerin eski fiyatla ilaç satma konusunda bağımsız karar
almasını engelleyen söz konusu teşebbüs birliği kararının 4054 sayılı Kanun’un 4
üncü maddesini ihlal eden niteliğini değiştirmemektedir.
4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde rekabetin sınırlanması sonucunu
doğuran işlemlerin yanı sıra rekabeti sınırlayabilecek nitelikteki işlemler de
yasaklanmıştır. Dolayısıyla, pazarda herhangi bir etki yaratmamakla birlikte
doğurabileceği sonuç itibarıyla bir işlemin 4 üncü madde kapsamında sayılabileceği
açıktır. Bu itibarla, TEB 31. Olağan Büyük Kongresi’nde alınan teşebbüs birliği
kararının pazardaki rekabeti etkilememiş olması 4 üncü maddeye aykırılık
oluşturduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Diğer taraftan, pazar koşullarında ve
meslek örgütlerinin mevcut tutumunda bazı değişikliklerin olması durumunda, yeni
fiyatlara geçilip geçilmediğinin denetlenmesi ve konuyla ilgili yaptırım uygulanması
rekabeti kısıtlayıcı etkiler doğurabilecektir. Şöyle ki; devlet tarafından yapılan geri
ödemenin kapsamının yüzde (hasta katılım payının artması) ve ürün sayısı bazında
daralması söz konusu olduğunda, tüketicinin cebinden yapacağı ilaç harcamasının
artmasına bağlı olarak eczanelerin yeni fiyata geçip geçmemesi tüketicinin eczane
seçiminde etkili olabilecektir. Tüketicinin eczaneler arasında mevzuatın öngördüğü
ölçüde oluşabilecek fiyat farklılıkları konusunda daha bilgili hale gelmesi de,
eczaneler arasındaki rekabet koşullarını değiştirebilecektir. Bu şekilde sayılan
değişikliklerin söz konusu olması durumunda, eczanelerin sürşarj yapıp
yapmadığının kontrol edilmesi ve yeni fiyatlara geçmeyen eczacıların
cezalandırılmasının, rekabeti sınırlayacak etkiler doğuracağı açıktır.
TEB’in konuyla ilgili savunmalarında, ilaçların Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen
fiyatlardan satılmasının bir zorunluluk olduğu, ilaçların eczanelerde değişik fiyatlarla
satılmasının eczacılara olan güvenin sarsılmasına ve eczaneler arasında haksız
rekabet yaratılmasına yol açacağı hususlarının yanında, yeni fiyatlara geçilmesinin
eczanelerin enflasyonun karşısında zarara uğramaması açısından gerekli olduğu
dile getirilmiştir. Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen fiyatlar sabit fiyatlar olmayıp ilaçların
satılacağı azami değerleri ifade etmektedir. Dolayısıyla, Bakanlık’ın ilaç satışında
uygulanacak tek bir fiyat belirlediğinden söz etmek mümkün değildir. Öte yandan,
teşebbüs niteliğinde olan ve ticari gereklere göre hareket eden eczanelerin
enflasyon, faiz oranları gibi parametreleri de içeren piyasa koşullarında zararlarını
azaltıcı veya karlarını artırıcı ekonomik kararları ve tedbirleri münferiden almaları
23 REKABET KURUMU
beklenmektedir. Son olarak, eczanelerin eski fiyatlarla ilaç satmasının önünde
herhangi bir engelin söz konusu olmaması, bundan da öte eczanelerin eski fiyatla
ilaç satışı yapma hakkına sahip olmaları nedeniyle, eski fiyatlardan ilaç satışı yapan
eczanelerin diğer eczanelere karşı haksız rekabet ortamı yaratmadığı açıktır.
- İhlalin Ağırlığı
Eski fiyatlarla satış yapılmasının eczaneler arasında yaygın olmaması, başka
bir deyişle, eczanelerin halihazırda sürşarj yapmaları, TEB 31. Olağan Büyük
Kongresi’nde alınan teşebbüs birliği kararının pazar üzerindeki etkisinin oldukça
sınırlı kalmasına neden olmuştur.
Eczanelerin yeni fiyatlara geçip geçmediğinin düzenli olarak denetlenmemesi,
konuyla ilgili denetimlerin şikayet üzerine yapılması, bunun yanında eczacı odaları
haysiyet divanları ve TEB Yüksek Haysiyet Divanı tarafından sürşarj yapılmamasıyla
ilgili verilen cezaların yazılı ihtarla sınırlı tutulması hususları ceza takdirinde
hafifletici unsurlar olarak dikkate alınmıştır.
3. Ceza Takdiri
4054 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasında; Kanun 4 ve 6 ncı
maddeleri ile 11(b) inci maddelerinde yasaklanan davranışlarda bulunanlara,
2.433.600.000 TL.’den (2000/1 sayılı Tebliğ ile değişik) az olmamak üzere, ceza
verilecek teşebbüs ile teşebbüs birliklerinin ve/veya bu birliklerin üyelerinin bir
önceki mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi
gelirinin yüzde onuna kadar para cezası verileceği hükme bağlanmıştır. Aynı
maddenin dördüncü fıkrası ise, “Kurul, para cezasına karar verirken, kastın varlığı,
kusurun ağırlığı, ceza uygulanan teşebbüs veya teşebbüslerin pazar içindeki gücü
ve muhtemel zararın ağırlığı gibi unsurları dikkate alır.” şeklindedir. Bu çerçevede,
4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında olan teşebbüs birliği
kararlarıyla ilgili TEB’e verilen para cezasının takdirinde, 16 ncı maddenin 4 üncü
fıkrasında belirtilen unsurlar ile pazarın özel koşulları ve 4 üncü maddeye aykırı olan
işlemlerin niteliği gibi ihlalin ağırlığını belirleyen hususlar göz önünde
bulundurulmuştur.
J- SONUÇ
Tarafların karşılıklı iddiaları, savunmalar, toplanan tüm bilgi ve belgeler ile
Soruşturma Raporu ve sözlü savunma toplantısındaki açıklamalar değerlendirilerek;
1. 27.02.1998 tarihinde yapılan Türk Eczacıları Birliği 31. Dönem 1. Başkanlar
Danışma Kurulu Toplantısı’nda alınan Karar’ın ve bu Karar doğrultusundaki
eylemlerin alım koşullarının pazar dışında belirlenmesi ve talebin kısılarak mal
sağlayıcıları üzerinde baskı kurulması amaçlı ve bu etkileri doğurabilecek nitelikte
olması nedeniyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4 üncü
maddesi kapsamında bir ihlal olduğuna OYÇOKLUĞUYLA,
2. 04-07.12.1997 tarihlerinde yapılan Türk Eczacıları Birliği 31. Olağan Büyük
Kongresi’nde sürşarjla ilgili alınan Karar’ın ve bu Karar’la ilgili olarak Eczacı
Zübeyde Yiğitalp’e İzmir Eczacı Odası’nca verilen cezanın Türk Eczacıları Birliği
tarafından onaylanması uygulamasının, ilacın perakende satış seviyesindeki
rekabeti sınırlama amaç ve etkisini taşıdığına, ayrıca eczanelerin bağımsızca ticari
24 REKABET KURUMU
karar alma özgürlüğünü kısıtladığına, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü
maddesi kapsamında bir ihlal olduğuna OYÇOKLUĞUYLA,
3. Bu nedenle, Türk Eczacıları Birliği’nin 4054 sayılı Kanun’un 16 ncı
maddesinin 2 nci fıkrası gereğince takdiren 2.433.600.000 TL. para cezası ile
cezalandırılmasına OYÇOKLUĞUYLA,
karar verilmiştir.
25 REKABET KURUMU
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kurulumuzun 18.09.2000 tarih, 00-35 sayılı toplantısında görüşülen, İlaç ve
Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS)'nın şikayetine konu olan ve 27.02.1998
tarihinde yapılan Türk Eczacılan Birliği (TEB) 31. Dönem l. Başkanlar Danışma
Kurulu Toplantısı'nda alınan Karar'ın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun'un 4 üncü maddesini ihlal ettiği yönündeki Kurul Kararı'na, aşağıda belirttiğim
gerekçelerle, karşı oy kullanılmıştır.
İEİS Yönetim Kurulu'nun 19.12.1997 tarih ve 102 sayılı Kararı ile, mal
sağlayıcılarının ve ecza depolarının satış koşullarına bazı sınırlamalar getirilmiştir.
Eczaneler, alım koşullarının daralmasına ve Karar'ın farklı koşullarda alımda
bulunabileceği ecza depolarını da içine alacak şekilde uygulanmasına bağlı olarak,
102 sayılı Karar'dan olumsuz etkilenmiştir. Söz konusu Karar'ın amacı ve etkisi
yönüyle 4054 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesi kapsamında olduğu, Rekabet
Kurulu'nun 12.01.2000 tarihli toplantısında alınan Karar'la tespit edilmiştir.
TEB'in kuruluş amacı eczacıların mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak,
eczacılığın genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, eczacılık etiğini
ve eczacıların çıkarlarını korumaktır. 27.02.1998 tarihinde yapılan TEB 31. Dönem l.
Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı'nda alınan Karar, İEİS tarafından alınan ve
eczanelere uygulanacak satış koşullarını sınırlandıran Karar'dan eczanelerin
mümkün olan en az seviyede etkilenmesini sağlamaya yöneliktir.
TEB bünyesinde alınan Karar'daki başlıkların önemli bir kısmı 102 sayılı
Karar'la ilgili olmanın ötesinde eczanelerin genel sorunlarıyla ilgilidir. Anılan Karar,
eczanelerin 102 sayılı Karar'ın olumsuz etkilerinden korunmasına yönelik olmasının
yanı sıra, eczanelerin işleyişlerine zarar verebilecek şekilde gerçekleştirdiği plansız
alımların sona erdirilmesine ilişkin genel unsurlar da içermektedir. 102 sayılı Karar
eczanelerin alımlarıyla ilgili genel sorunların gündeme gelmesi ve tartışılması
sürecinin hızlanması noktasında etkili olmuştur, ancak alınan Karar 102 sayılı
Karar'dan bağımsız olarak da anlam taşımaktadır. Eczanelerin günlük alımlara
yönelme ve düşük stok tutma eğiliminin, İEİS Yönetim Kurulu'nun 102 sayılı
Kararı'nın ugulanmasının sona ermesine karşın sürmesi, soruşturma konusu Karar'ın
eczane işletmeciliğine yönelik genel unsurlar taşıması yönünün ağır bastığını
göstermektedir. Bu çerçevede, TEB bünyesinde alınan kararın eczanelere etkinlik ve
verimliliği artırmaya yönelik genel işletmecilik kurallarının hatırlatılması olarak
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısında alınan Karar'a uygun
hareket etmeyen eczacılara karşı yaptırım uygulanması gündeme getirilmediği gibi
eczanelerin bu Karar'a uygun hareket edip etmediği eczacı odaları tarafından
denetlenmemiştir. Söz konusu Karar'ın stok politikaları ve 102 sayılı Karar'ın etkileri
konularında eczanelere yol gösterici nitelikte olduğu görülmektedir.
Eczane satışlarının yaklaşık %90'ı reçeteli ilaçların satışlarından
oluşmaktadır. Eczacıların reçetede yazılı olan ilacın yerine ucuz eşdeğerini verme
26 REKABET KURUMU
yetkisi bulunmakla birlikte bu yetki nadiren kullanılmakta ve çoğunlukla doktorun
reçetede yer verdiği ilaç satılmaktadır. Böylece, reçeteli ilaçlarda talebin tüketici ya
da eczacının değil doktorun belirlediği anlaşılmaktadır. Eczacılann ürün tercihini
belirlediği satışlar ise, eczacı önerisi üzerine satılan ilaçlardan meydana gelmekte
olup, toplam satışlarını küçük bir bölümünü teşkil etmektedir. Dolayısıyla, doktor
tercihiyle oluşan talebi yönlendirmesi (genellikle) veya satış yapmayı reddetmesi söz
konusu olmayan eczacıların satışlar üzerindeki etkisi oldukça sınırlıdır. Bu
bağlamda, bazı ürünlere olan talebi önleme veya başka ürünlere yönlendirme gücü
olmayan eczanelerin, ortak hareket ederek bazı sağlayıcı firmaları boykot edebilmesi
mümkün değildir.
TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı'nda alınan Karar,
eczanelerin 102 sayılı Karar'dan mümkün olan en az ölçüde etkilenmesine yönelik,
olmasının yanında eczane işletmeciliğine ilişkin genel hususları da içermekte olup,
talebin pazar dışında belirlenmesi veya İEİS üyesi firmaların boykot edilmesi
niteliğini taşıması hem metnin içeriği hem de pazardaki güç dengeleri itibarıyla
mümkün değildir. Bu çerçevede, söz konusu Karar'ın 4054 sayılı Kanun'un 4 üncü
maddesi kapsamında olmadığı düşüncesiyle Kurul Kararı'nın 1 nci maddesine karşı
oy kullanılmıştır.
Mustafa PARLAK Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU
Kurul Üyesi Başkan
27 REKABET KURUMU
KARŞI OY GEREKÇESİ
Rekabet Kurulu'nun 18.09.2000 tarihli ve 00-35/393-220 sayı ile verdiği Türk
Eczacıları Birliği'nin 4054 Sayılı Kanuna ihlal eden davranışlarını tesbit eden
Kararının diğer bütün hükümlerine aynen katılmakla beraber; Kararın (3) Nolu
bendine aşağıdaki düşüncelerle katılmıyorum:
1- Hakkında soruşturma yürütülen Türk Eczacıları Birliği'nin Kararın (1) ve
(2) Nolu bentlerinde kabul edilen birbirinden bağımsız iki ayrı ihlali tesbit edildiğine
göre herbiri için ayrı ayrı asgari cezaların uygulanması gerekirken, tek bir ihlal
varmış gibi asgari tek bir cezanın takdir edilmiş olmasının yasaya aykırı olacağı
düşüncesindeyim.
2- Kararın (1) Nolu bendiyle 4054 Sayılı Kanunun 4üncü maddesi
kapsamında bir ihlal teşkil ettiği Kurulca belirlenen TEB nin 27.2.1998 tarihli 31.
Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu Kararının Rekabet Kuruluna bildirilmesi
gereken bir "teşebbüs birliği kararı" olduğu kabul edildiğine göre, Kanunun 16ncı
maddesinin 1 /c bendine göre TEB hakkında "bildirimde bulunmama" cezası ile,
16ncı maddesinin 3üncü fıkrası uyarınca o dönemdeki yöneticileri olan gerçek kişiler
hakkında bu cezanın yüzde onuna kadar takdir edilecek bir cezanın uygulanması
gerektiği düşüncesindeyim.
Dr. Kemal EROL
II. Başkan
28 REKABET KURUMU
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kurulumuzun 18.09.2000 tarih, 00-35 sayılı toplantısında görüşülen, İlaç ve
Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS)’nın şikayetine konu olan ve 27.02.1998
tarihinde yapılan Türk Eczacılar Birliği (TEB) 31.Dönem 1. Başkanlar Danışma
Kurulu Toplantısı’nda alınan Karar’ın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 4 üncü maddesini ihlal ettiği yönündeki Kurul Kararı’na, aşağıda belirttiğim
gerekçelerle, karşı oy kullanılmıştır.
-- İEİS Yönetim Kurulu’nun 19.12.1997 tarih ve 102 sayılı Kararı ile, mal
sağlayıcılarının ve ecza depolarının satış koşullarına bazı sınırlamalar getirilmiştir.
Eczaneler, alım koşullarının daralmasına ve Karar’ın farklı koşullarda alımda
bulunabileceği ecza depolarını da içine alacak şekilde uygulanmasına bağlı olarak,
102 sayılı Karar’dan olumsuz etkilenmiştir. Söz konusu Karar’ın amacı ve etkisi
yönüyle 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında olduğu, Rekabet
Kurulu’nun 12.01.2000 tarihli toplantısında alınan Karar’la tespit edilmişitir.
TEB’in kuruluş amacı eczacıların mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak,
eczacılığın genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, eczacılık etiğini
ve eczacıların çıkarlarını korumaktır. 27.02.1998 tarihinde yapılan TEB 31. Dönem 1.
Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı’nda alınan Karar, İEİS tarafından alınan
eczanelere uygulanacak satış koşullarını sınırlandıran Karar’dan eczanelerin
mümkün olan en az seviyede etkilenmesini sağlamaya yöneliktir.
TEB bünyesinde alınan Karar’daki başlıkların önemli bir kısmı 102 sayılı
Karar’la ilgili olmanın ötesinde eczanelerin genel sorunlarıyla ilgilidir. Anılan Karar,
eczanelerin 102 sayılı Karar’ın olumsuz etkilerinden korunmasına yönelik olmasının
yanı sıra, eczanelerin işleyişlerine zarar verebilecek şekilde gerçekleştirdiği plansız
alımların sona erdirilmesine ilişkin genel unsurlar da içermektedir. 102 sayılı Karar
eczanelerin alımlarıyla ilgili genel sorunların gündeme gelmesi ve tartışılması
sürecinin hızlanması noktasında etkili olmuştur, ancak alınan Karar 102 sayılı
Karar’dan bağımsız olarak da anlam taşımaktadır. Eczanelerin günlük alımlara
yönelme ve düşük stok tutma eğiliminin, İEİS Yönetim Kurulu’nun 102 sayılı
Kararı’nın uygulanmasının sona ermesine karşın sürmesi, soruşturma konusu
Karar’ın eczane işletmeciliğine yönelik genel unsurlar taşıması yönünün ağır
bastığını göstermektedir. Bu çerçevede, TEB bünyesinde alınan kararın eczanelere
etkinlik ve verimliliği artırmaya yönelik genel işletmecilik kurallarının hatırlatılması
olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısında alınan Karar’a uygun
hareket etmeyen eczacılara karşı yaptırım uygulanması gündeme getirilmediği gibi
eczanelerin bu Karara’a uygun hareket edip etmediği eczacı odaları tarafından
denetlenmemiştir. Söz konusu Karar’ın, stok politikaları ve 102 sayılı Karar’ın etkileri
konularında eczanelere yol gösterici nitelikte olduğu görülmektedir.
29 REKABET KURUMU
Eczane satışlarının yaklaşık % 90’ı reçeteli ilaçların satışlarından
oluşmaktadır. Eczacıların reçetede yazılı olan ilacın yerine ucuz eşdeğerini verme
yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetki nadiren kullanılmakta ve çoğunlukta doktorun
reçetede yer verdiği ilaç satılmaktadır. Böylece, reçeteli ilaçlarda talebin tüketici ya
da eczacının değil doktorun belirlediği anlaşılmaktadır. Eczacıların ürün tercihini
belirlediği satışlar ise, eczacı önerisi üzerine satılan ilaçlardan meydana gelmekte
olup, toplam satışların küçük bir bölümünü teşkil etmektedir. Dolayısıyla, doktor
tercihiyle oluşan talebi yönlendirmesi (genellikle) veya satış yapmayı reddetmesi söz
konusu olmayan eczacıların satışlar üzerindeki etkisi oldukça sınırlıdır. Bu
bağlamda, bazı ürünlere olan talebi önleme veya başka ürünleree yönlendirme gücü
olmayan eczanelerin, ortak hareket ederek bazı sağlayıcı firmaları boykot edebilmesi
mümkün değildir.
TEB 31. Dönem 1. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı’nda alınan Karar,
eczanelerin 102 sayılı Karar’dan mümkün olan en az ölçüde etkilenmesine yönelik
olmasının yanında eczane işletmeciliğine ilişkin genel hususları da içermekte olup,
talebin pazar dışında belirlenmesi veya İEİS üyesi firmaların boykot edilmesi
niteliğini taşıması hem metnin içeriği hem de pazardaki güç dengeleri itibarıyla
mümkün değildir. Bu çerçevede, söz konusu Karar’ın 4054 sayılı Kanun’un 4 üncü
maddesi kapsamında olmadığı düşüncesiyle Kurul Kararı’nın 1 inci maddesine karşı
oy kullanılmıştır.
-- İzmir Eczacı odasınca, Eczacı Zübeyde Yiğitalp’e verilen cezanın Türk
Eczacılar Birliği tarafından onaylanması uygulamasının, eczanelerin yeni fiyatlara
geçip geçmediğinin düzenli olarak denetlenmemesi, konuyla ilgili denetimin şikayet
üzerine yapılması, bu cezanın münferit olması yazılı ihtarla sınırlı kalması nedeniyle
eczanelerin genel anlamda bağımsızca karar alma özgürlüğünü kısıtladığına,
dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi kapsamında bir ihlal olduğu görüşüne
katılmıyorum. Bu nedenle Kurul Kararı’nın 2. Maddesine karşı oy kullanılmıştır.
A.Ersan GÖKMEN
Kurul Üyesi
30 REKABET KURUMU
KARŞI OY GEREKÇESİ
İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) ile Zübeyde
YİĞİTALP'in başvuruları üzerine Türk Eczacıları Birliği (TEB) hakkında yapılan
soruşturma sonucunda Rekabet Kurulu'nun 18.09.2000 tarih ve 00-35/393-220
sayılı kararının sonuç bölümünün (3) numaralı bendine aşağıdaki gerekçeler ile
katılmıyorum.
1- Soruşturma, İEİS'in başvurusu üzerine başlatılmış olup, Zübeyde
Yiğitalp'in ayrıca yaptığı başvurunun da bu soruşturma kapsamına alınarak
incelenmesine sonradan karar verilmiştir. Ortada birbirinden farklı iki ayrı eylem
bulunmakta ve kararın sonuç kısmının (1) ve (2) numaralı bentlerinde de bağımsız
iki ayrı ihlalin varlığı kabul edilmektedir. Bunun sonucu olarak her bir ihlal için ayrı
ayrı (takriben asgari miktarda) ceza uygulanması gerekirken tek bir ihlal için
verilmesi gereken asgari ceza tutarına hükmedilmesinin uygun olmadığı
düşüncesindeyim.
2- Sonuç kısmının (1) ve (2) numaralı bentlerinde ihlal kabul edilen eylemler
bir "teşebbüs birliği kararı" niteliğinde olduğundan ve bu şekilde kabul edildiğinden
4054 sayılı Kanun'un 10. Maddesi uyarınca süresinde bildirilmeyen bu kararlar
nedeniyle TEB hakkında 16/1-c maddesi uyarınca bildirimde bulunmama cezası ile
yöneticileri hakkında 16/3 maddesi uyarınca para cezası tayini gerekirken bu konuda
bir karar alınmamasının doğru olmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne
katılmıyorum.
R.Müfit SONBAY
Kurul Üyesi
31 REKABET KURUMU
KARŞI OY GEREKÇESİ
Rekabet Kurulu'nca Eczacılar Birliği (TEB) hakkında yapılan soruşturma
sonucu alınan 18.09.2000 tarih ve 00-35/393-220 sayılı kararının Sonuç
Bölümündeki 3. Maddesine aşağıda belirttiğim gerekçelerde katılamıyorum.
1- TEB'in,
- Biri, 27.02.1998 tarihinde alınan karar ve bu karar doğrultusunda yaptığı
eylemleri ,
- Diğeri sürşarj ile ilgili kararı , olmak üzere dosyada iki ayrı konuda rekabet
ihlali söz konusu olup , her birine asgari ceza olmak üzere toplam
(2.433.600.000-x2) 4.867.200.000 Tl ceza uygulanmasının daha uygun
olacağını düşünmekteyim.
2- TEB'in, yukarıda belirtilen rekabet ihlalerine ilişkin eylem ve kararlarını
bildirmemesi nedeniyle ,
- TEB hakkında , Kanun'un 16. Maddesinin 1.Fıkrası (c) bendi gereğince ,
- TEB'in yönetim organlarında görev alan gerçek kişilere de , aynı maddenin
3. Fıkrası uyarınca , maktu para cezası uygulanması gerekir.
Bu hususları içermediği için çoğunluk kararına katılmam mümkün
olamamıştır.20.09.2000
Nejdet KARACEHENNEM
Kurul Üyesi
32 REKABET KURUMU
REKABET KURUMU BAŞKANLIĞI'NA
(Muhalefet Şerhi)
KARAR TARİHİ VE SAYISI : 18.09.2000 tarih ve 00-35/393-220 sayılı K.
MUHALAFET EDEN ÜYE : Mehmet Zeki UZUN
MUHALEFETİN KONUSU :Rekabet Kurulu'nun, mezkur tarih ve sayılı kararında,
sözkonusu edilen birbirinden bağımsız iki ayrı ihlaldeki ağırlaştırıcı sebeplerde
dikkate alınarak, hem iki ayrı ceza ve hem de bu cezaların asgari haddin üzerinde
olması gerektiği,
Ayrıca bu ihlallerin konusunu oluşturan, Türk Eczacıları Birliği'nin aldığı
değişik iki kararın, Kurul'a bildirilmemesinden dolayı,
TEB ve o tarihteki Yöneticilerinin cezalandırılmalarına dair, muhalefet
nedenlerimizin sunulmasıdır.
MUHALEFETİN NEDENLERİ:
1) Türk Eczacıları Birliğinin, 31'inci Dönem 1'inci Başkanlar Danışma Kurulu
toplantısında alınan kararı ile,
31'inci Olağan Büyük Kongresi'nde, sürşarjla ilgili aldığı Kararları;
Rekabet Kurulu'nca, soruşturma konusu yapılmış, neticede her iki kararda,
4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında ihlaller olarak değerlendirilmiştir.
2) 6643 sayılı TEB Kanunu ile Türk Eczacıları Deontoloji tüzüğü'nde,
-TEB'in, Eczanelerin alım şartlarına ilişkin karar alması ve yönlendirici
olması öngörülmemiş,
-Sürşarjın bir zorunluluk değil hak olduğu ortaya konulmuş, dolayısıyla
TEB'e, eczane sahibi eczacıların yeni fıyatlara geçip geçmediğinin denetlenmesi ve
sürşarj yapmayan eczacılara, yaptırım uygulanması yönünde, görev yada yetki
verilmemiştir.
Yapılan incelemelerde, İzmir Eczacı Odası'nın, Sağlık Bakanlığı'nın
onayladığı yeni fıyatları, satışlarına yansıtmayan eczacılara ihtar cezası verdiği
belirlenmiştir.
İzmir Eczacı Odası Haysiyet Divanı'nın, şikayetçi Eczacı Zübeyde Yiğitalp'e
verdiği ihtar cezası, TEB Yüksek Haysiyet Divanı tarafından değerlendirilerek aynen
onaylanmıştır.
Bütün bunlar, eczacı odalarının ve TEB'in, hukuki dayanaktan yoksun ve
Rekabet Kanunu kapsamında, yasaklanmış karar ve uygulamalarıdır.
Bu bağlamda, incelemenin yürütülmesinde, ihlalin merkezi olarak belirlenen
teşebbüs birliği kararlarının yanı sıra, ihlal oluşturan diğer kısıtlayıcı işlemlerinin de ,
ihlalin büyüklüğünün tespitinde, dikkate alınması gerekir.
33 REKABET KURUMU
Kaldı ki, ihlal oluşturan işlem, yalnızca eczaneler arasında paralel
davranışların ortaya çıkmasına yol açmasının ötesinde, eczanelerin bağımsızca
ticari karar alma özgürlüğünü de kısıtlamaktadır.
Ayrıca, eczacı meslek teşkilatlarının, bu tür karar ve eylemlerini, sürşarj
yapmayan ve bunu rekabetin bir unsuru olarak gören eczacıların, iradeleri üzerinde,
bir baskı aracı olarak kullandıkları, dosyadaki hadiselerden de anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, Türk Eczacıları Birliği, 31.Olağan Büyük Kongresi'nde, sürşarjla
ilgili aldığı Karar'ın, bazı eczacıların sürşarj yapmadığı gerekçesiyle ihtar cezası
alması uygulamasının, şikayetçi Ecz. Zübeyde Yiğitalp ile ilgili sonuçlandırılan
incelemeyle sınırlı olmaması ve Ecz. Yiğitalp'e verilen cezanın, Türk Eczacıları Birliği
Yüksek Haysiyet Divanı tarafından onaylanması, bir bütün olarak
değerlendirilmelidir.
3) Diğer taraftan, soruşturmaya konu olan ve TEB bünyesinde alınan kararlar;
muhtevaları, amaçları ve özel şartları itibarıyla benzer değildir.
İEİS'nin şikayetine konu olan Karar, eczanelerin alım şartlarını
ilgilendirmekteyken,
Ecz. Zübeyde Yiğitalp'in şikayetine konu işlemin, zeminini hazırlayan
Karar'da, eczanelerin satış şartlarına müdahale sözkonusudur.
İlk karar, eczanelerin sağlayıcılarla ilişkileri hakkında doğrudan veya dolaylı
unsurlar içermekteyken, diğer Karar, tamamen eczaneler arasındaki rekabeti
etkileyebilecek niteliktedir.
Bu bağlamda, bu iki kararın aynı soruşturma kapsamında incelenmesi ile
birlikte, iki farklı teşebbüs birliği kararı söz konusu olduğundan, bu kararlara ayrı ayrı
ceza tatbiki gerekmektedir.
4) Bu çerçevede, Türk Eczacıları Birliği bünyesinde alınan Kararlar, sürşarj
yapılmamasına karşı yaşama geçirilen diğer uygulamalar ile kastın varlığı, kusurun
ağırlığı, TEB'in, pazara etkisi de ceza takdirinde, dikkate alınarak, cezanın asgari
haddin üstünde verilmesi yerinde olacaktır.
5) 4054 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ilk fıkrasında, "4. madde kapsamına giren
anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar yapıldıkları tarihten itibaren bir ay içinde Kurul'a
bildirilir." kaydı yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 16/c maddesi, 4.cü madde kapsamındaki; anlaşma, uyumlu
eylem ve kararların, süresi içinde bildirilmemesi halinde, ilgili teşebbüs veya
teşebbüs birliğine para cezası verileceğini hükme bağlamış,
Aynı maddenin 3. fıkrası ise, " Tüzel kişiliği olan teşebbüs ve teşebbüs
birliklerinin 1. fıkrada belirtilen para cezalarına çarptırılmaları halinde, bu tüzel
kişiliğin yönetim organlarında görev alan gerçek kişilere de şahsen verilen cezanın
% 10' una kadar ayrıca para cezası uygulanır." kaydını getirmiştir.
Türk Eczacılar Birliği ve hadise tarihindeki Yöneticileri, Rekabet Kanunu'nun
4. maddesi kapsamında olduğu sübut bulan, yukarıdaki iki ayrı kararını, Rekabet
Kurulu'na bildirmemiş olması sebebiyle ayrıca cezalandırılmaları gerekir.
34 REKABET KURUMU
SONUÇ : Yukarıda arz ve izah edildiği üzere;
İEİS'nin, şikayetine konu olan karar ve uygulamanın, TEB 31. Dönem 1'inci
Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı sonucunda, alınan karar çerçevesinde
şekillendiği,
Ecz. Zübeyde Yiğitalp örneğinde olduğu gibi başka eczacıların da sürşarj
yapmayarak, haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle, eczacı odalarınca
cezalandırıldığı ve bu uygulamanın da temelini, TEB 31'nci Olağan Büyük
Kongresi'nde alınan Kararın oluşturması nedeniyle,
Birbirinden bağımsız, ayrı ayrı ihlaller şeklinde işlenmiş, Türk Eczacıları Birliği
bünyesinde alınan Kararlar, sürşarj yapılmamasına karşı hayatiyet kazandırılan diğer
uygulamalar ile,
Kastın varlığı, kusurun ağırlığı, TEB'in pazara olan etkisi de düşünülerek;
1)Türk Eczacılar Birliği'nin, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında, ayrı ayrı
iki defa, Kanun'daki asgari ceza haddinin üstünde cezalandınlması gerektiği,
2)Türk Eczacılar Birliği'nin, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesine aykırı olarak aldığı,
her iki kararın, Aynı Kanun'un, 10. maddesinin ilk fıkrası uyarınca, yapıldıkları
tarihten itibaren bir ay içerisinde Rekabet Kurulu'na bildirilmediğinden,
Mezkur Kanun'un 16. maddesinin c bendine göre "Bildirimde bulunmama"
cezası ile tecziyesi,
3) Aynı maddenin 3. fikrası uyarınca, o dönemdeki TEB Yöneticileri olan gerçek
kişiler hakkında da, bu cezanın %10'una kadar takdir edilecek bir cezanın
uygulanması icap ettiği,
Düşünce ve kanaatinde olduğumdan çoğunluğun görüşüne iştirak etmediğimi
ve muhalefetimi bildiririm.
Mehmet Zeki UZUN
Rekabet Kurulu Üyesi
35 REKABET KURUMU
18.9.2000 Gün ve 00-35/393-220 Sayılı Karar’a
KARŞI OY GEREKÇESİ
Türkiye Eczacılar Birliği (TEB) hakkında , İlaç ve Kimya Endüstrisi İşverenler
Sendikası (İEİS) şikayeti üzerine soruturma konusu edilen, İEİS Yönetim Kurulu’nun
19.12.1997 günü aldığı 102 sayılı kararın etkilerine karşı korunma yollarını
belirlemek üzere 31.Dönem 1.Başkanlar Kurulu toplantısında 27.2.1998 günü alınan
teşebbüs birliği kararının temel unsurları olan,
1. İlaç stoklarının azaltılması (Eczanelerin ellerinde mümkün olduğu kadar
düşük ilaç stoku tutarak stok maliyetini düşürmeleri)
2. Firma kampanyalarına katılmama (1.’de yer verilen tutum doğrultusunda,
eczacıların elde bulunan stokların artışına yol açacak kampanyaların cazibesine
kapılmamaları)
3. Yeni ilaçların talep olunca alınması (Yine 1’de yer verilen tutum
doğrultusunda, depolardan 1-2 saat içinde tedarik edilebilecek ilaçların satın
alınması yüzünden stoklara bağlanan paranın yükselmesinden kaçınma)
4. Vadeli alımlara yönelme (Paranın mümkün olduğunca uzun süre elde
tutularark değerlendirilmesi)
5. Alımlarda mümkün olduğu kadar eczacı kooperatiflerinin tercih edilmesi
(İlaçların ecza depoları yerine eczacıların ortak oldukları kooperatiflerden satın
alınmasıyla depo karlarının kendilerine kalması)
özellikle ekonomik sıkıntı yaşanan dönemlerde bir meslek kuruluşu veya teşebbüs
birliğinin üyelerine tavsiye etmesi en olağan önlemler, başka bir deyişle “müdebbir
bir tacir”in uymasında yarar olacak “iyi işletmecilik uygulamaları”dır. Bir mesleki
kuruluşun veya aynı meslekten bir grubun meslekdaşlarına “şöyle ya da böyle
davranmalıyız” şeklinde, örneğin “stok maliyetlerini düşürmeliyiz” tarzında bir
tavsiyede bulunmasını, tavsiyeye uyulsun uyulmasın ya da başka bir meslek grubu
açısından olumsuz sonuçlar yaratsın yaratmasın, 4054 sayılı Kanun’un 4.Maddesi
anlamında bir karar, bir anlaşma olarak nitelemek hakça değildir. Bu nedenle,
başlıkta belirtilen Kurul Kararı’nın 1. Maddesi ile ilgili olarak çoğunluk oyuna katılma
olanağı bulamadım.
Öteyandan, başlıkta anılan Karar’ın 1. ve 2. Maddelerinde ifade edildiği üzere
TEB’in iki ihlalde bulunduğu Kurul’ca kabul edildiğine ve fakat hafifletici nedenler
gözönüne alınarak sözkonusu birliğin asgari cezaya çarptırılması benimsendiğine
göre, farklı iki ihlalin tek ihlal halinde toplanması mümkün olmadığından verilecek
cezanın da 2.433.600.000.-TL’lık asgari rakamın ikiyle çarpılması sonucu bulunacak
4.867.200.000. –TL olmasının gerektiği düşüncesiyle Karar’ın 3.Maddesine de karşı
oy kullandım.
Murat GENCER
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy